KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1351 - 2025/1529
- Dosya no
- 2024/1351
- Karar no
- 2025/1529
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/09/2024
- Numarası
- 2023/745 Esas - 2024/545 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 30/12/2025
Karar Metni
1.504 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
08.06.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesiyle sigortalı diğer davalı olan araç sürücüsü ...'un aracıyla seyri sırasında %100 oranında kusurlu diğer davalı olarak davacıya ait araca çarpmasıyla meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlanarak değer kaybına uğradığını, kaza öncesi orijinal olan parçalarının bir kısmının sigorta şirketi tarafından temin edilmemesi ve bu nedenle muadil parça kullanılması ve de sigorta şirketi tarafından iskonto uygulanması nedeniyle maddi zararın meydana geldiğini, değer kaybı için davalı sigorta şirketine yapılan müracaat edilmesine rağmen davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını,
davalı sigorta şirketi tarafından yedek parçaların geç temin edilmesi ve aracın 3 ay gibi uzun süre serviste kalması nedeniyle davacının aracından mahrum kaldığını, davacıya ait aracın davalı sigorta şirketince bazı parçalar yan sanayi parçalar kullanılarak ve de onarımın ardından davalı sigorta şirketinin yüksek bir iskonto uygulayarak hasar ödemesi yapmış olduğunu, oysa Yargıtay kararları gereği onarımın iskontosuz ve KDV dahil tespit edilmesi gerektiğini belirterek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı için şimdilik 10,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, hasar giderinde muadil parça kullanılması ve iskonto yapılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla gerçek zarar tazminatı olarak şimdilik 10,00TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline, davacının tamir süresi boyunca aracından mahrum kalması nedeniyle uğranılan araç yoksunluk kaybı için de şimdilik 10,00 TL'nin davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiş,
talep artırım dilekçesi ile 25.000,00 TL değer kaybı tazminatı, 4.317,46 TL muadil parça tazminatı olmak üzere toplam 29.317,46 TL ile ikame araç zararı olarak 11.400,00TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın kabulüne, 25.000,00 TL değer kaybı tazminatı, 4.317,46 TL muadil parça tazminatı olmak üzere toplam 29.317,46 TL'nin davalılar ... Sigorta A.Ş ve ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, hükmedilen tazminata davalı ... yönünden kaza tarihi olan 08.06.2023 tarihinden, diğer davalı sigorta şirketi yönünden ise 07.10.2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının (ikame araç) zararına yönelik talebinin, davalı ... yönünden kabulü ile 11.400,00 TL'nin kaza tarihi olan 08.06.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacıya ait aracın geçmiş kazalarında çekme belgeli işlem görmüş olması sebebiyle değer kaybına ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, aracın ağır hasar kaydı bulunduğunu, bu tür araçlarda değer kaybı oluşmayacağını, hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı taleplerinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında olmadığını,
davalı şirketin ihbar sonrası araçtaki hasar bedelini görevlendirilen eksper vasıtasıyla tespit ederek tespit edilen 104.867,63TL’yi 18.10.2023 tarihinde başvurucu asil ve tedarikçi firma hesaplarına hasar bedeli olarak ödediğini, ödeme ile davalı şirketin borçtan kurtulduğunu, yapılan ödemelerin teminat limiti kapsamında dikkate alınması gerektiğini, mahkemece hükmedilen bakiye tutarın kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitini aştığını, kararın bakiye poliçe teminat limiti kadar kurulması gerektiğini, kazanın 08.06.2023 tarihinde meydana geldiğini, kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitinin 120.000,00-TL olduğunu,
davalı şirket tarafından 104.867,63TL tutarında ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler neticesinde bakiye poliçe teminat limitinin 15.132,37-TL ile sınırlı olduğunu, bu tutarın üzerindeki tazminat bedelinden davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirketin poliçe limitinin üstündeki değerlerden sorumlu olmadığını, değer kaybının Genel Şartlar'da yer alan formüle göre hesaplanması gerektiğini,
aracın reel değer kaybı zararı belirlenirken aracın kaza tarihinden önceki geçmiş hasar kayıtlarının da göz önüne alınarak kazadan bir gün önceki ve kaza tarihinden bir gün sonraki fiyatları esas alınarak rayiç bedel değerlendirmesi yapılması gerektiğini, davaya konu araç onarıldığından bakiye tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davacının yapılan onarım dışında fazladan bir onarım yaptırdığına dair fatura sunmadığını, aracın onarımının orijinal parça ile yetkili serviste gerçekleştirildiği halde artık o parçaların hangi fiyata temin edildiğinin bir öneminin olmayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zira davacının sigorta şirketinin belirlediği kusur oranı üzerinden hasar bedelini tahsil ettiğini ve kusur oranına itiraz etmediğini, davalı aleyhine arabuluculuk başvurusu yapılması gerektiğini, 17/05/2024 tarihli duruşmada dava, davacı tarafından takipsiz bırakıldığı halde ilk derece mahkemesince davaya re'sen devam edildiğini, meydana gelen kazada davalının kusuru bulunmadığını,
davacıya ait aracın 300.647 kilometrede ve 1999 model olup 25 yaşında olduğunu, aracın 20 yaş üstü olması sebebiyle artık hurdaya ayrılması gerektiğini, araçta değer kaybı meydana gelmesinin mümkün olmadığını, raporda aracın hasar geçmişinin incelenmediğini, aracın 20 gün boyunca tamirde kalmış olduğuna dair iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça sunulmuş olan ekspertiz raporunda dahi onarım süresi 10 gün olarak belirlenmiş iken mahkemece raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden 20 günlük bir mahrumiyet üzerinden hüküm tesis edilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan bakiye hasar bedeli ve araç değer kaybı ile ikame araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davalı ... Sigorta Şirketi hakkında, ZMMS kapsamında sorumluluğuna istinaden eldeki dava açılmış olup, sigorta şirketi sigorta teminat limiti ile zarardan sorumlu olduğundan, teminat limitini aşmamak üzere, teminat kapsamında daha önce ödeme yapılmış ise kalan bakiye teminat limiti gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmelidir.
Kaza tarihinde, davalı sigorta şirketinin maddi zararlarda araç başına sorumlu olduğu teminat limiti 120.000,00 TL olup, davalı sigorta şirketi teminat limitinden 105.497,63 TL-TL ödeme yapıldığını ve bakiye limitinin 15.132,37-TL olduğunu savunmuş, buna ilişkin dekontları ibraz etmiştir. Mahkemece davalı sigorta şirketinin teminat limitine yönelik savunmaları değerlendirilmeden ve ayrıca sigorta teminat limitini de aşar şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde görülmemiştir.
Kabule göre de, Borçlar Hukuku’na göre, bir şey hasar gördüğü zaman, onun kullanılamamasından doğacak olan zarar, bu zarardan sorumlu kişiden talep edilebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre, Kanun'da aksine bir hüküm olmadığı takdirde, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Bu nedenle, araç mahrumiyeti sebebiyle olduğu iddia edilen zarara dair deliller ibraz edilmeli, zarar gördüğünü iddia eden tarafın ne iş yaptığı, aracını ne maksatla kullandığı, eviyle işi arasında kat ettiği mesafe belirlenmeli, araç kullanılırken yapılması gereken zorunlu giderler de belirlenecek olan zarardan indirilmelidir. Aracın ne kadar süre içerisinde tamir edileceğine dair, bilirkişi raporu da düzenlenmesi gerekmektedir.
Eğer, araç mahrumiyetine dair delil sunulamıyorsa, bu durumda Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi 2. fıkrasına göre, hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmesi gerekmektedir (T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2015/17333 K. 2016/3648 T. 23.3.2016).
Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, davacı, kaza neticesinde, aracın hasarlandığını ve kullanılamadığını kanıtlanması durumunda, aracın makul onarım süresince kullanılamaması nedeniyle oluşan araç mahrumiyet zararlarını talep edebilir.
Davacıdan ayrıca bu dönem için araç kiraladığına yönelik belge sunması istenemez, mahkeme bilirkişiden alınacak rapor ile aracın makul onarım süresini tespit ederek, bu süre zarfında araç mahrumiyeti nedeniyle uğrayacağı zarar ve talep çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmelidir.
Dosya kapsamına davacı vekili tarafından ibraz edilen ekspertiz raporu uyarınca davacıya ait aracın onarım süresinin 10 gün olarak belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan raporda ise makul onarım süresinin 20 gün olarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında mahkemece anılan raporlar arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette ek rapor alınmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ...
Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece öncelikle bilirkişiden davalı sigorta şirketinin teminat limitine yönelik savunmaları değerlendirilerek ve ayrıca sigorta teminat limitini de aşmayacak şekilde dava konusu edilen alacak miktarlarından davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu meblağın belirlenmesi ve ekspertiz raporu ile hükme esas alınan rapor arasındaki makul onarım süresine ilişkin çelişkilerin giderilmesi için ek rapor alınması,
akabinde tüm delillerin değerlendirilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma gerekçelerine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/1351, K. 2025/1529, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama