KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/163 - 2025/463
- Esas no
- 2024/163
- Karar no
- 2025/463
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/11/2023
- Numarası
- 2020/125 Esas 2023/892 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 08/05/2025
Karar Metni
2.409 kelime·12 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
28.03.2018 tarihinde davalı ...’un maliki ve sürücüsü olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, otobüs durağına yürümekte olan davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, geçici ve sürekli iş göremezliğinin doğduğunu, davalı araç sürücüsü hakkında Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1605 E. sayılı dosyası ile açılan kamu davasının yargılaması sonucu davalının mahkumiyetine karar verildiğini, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00.-TL iş gücü kaybından doğan maddi tazminat ile 500,00.-TL tedavi ve yol gideri olmak üzere toplam 1.500,00.-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan, davacının maruz kaldığı elem ve ıstırap dolayısıyla 200.000,00.-TL manevi tazminatın davalı ...’tan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, iş göremezlik tazminatını 235.851,33-TL olarak, tedavi giderini 2.271,23-TL olarak belirleyerek davalılardan tahsilini istemiş, 29/12/2023 tarihli dilekçesi ile iş göremezlik tazminatını 282.366,86-TL olarak belirleyerek davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait aracın kaza tarihi itibarıyla ...
Sigorta A.Ş. tarafından kasko teminatı bulunduğunu, kasko poliçesinin zarara uğrayanların maddi ve manevi zararları ile mahkeme masraflarını ve vekalet ücretini de kapsaması nedeni ile davanın sigorta şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadığından olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, kazanın meydana gelmesinde davacının da kusuru olduğunu, bu hususun da dikkate alınması gerektiğini, davacının kaza nedeni ile ödemek zorunda kaldığı gider kalemlerinin belirtilmediğini, buna ilişkin belgelerin dosyaya ibraz edilmediğini,
bu nedenle tedavi giderlerine ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini, ayrıca öncelikle davacının maluliyetinin mevzuata uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin kaza sonrasında tüm aile fertleri ile birlikte davacının yanında olduğunu, bu hususa ilişkin tanıkların mevcut olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, manevi tazminatın tarafların kusur oranları, davacının maluliyet oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava açılmadan önce müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca başvuru yapılmadan dava açılması mümkün olmadığından davanın reddî gerektiğini, müvekkili şirkete yapılmış bir başvuru olmadığından kaza ile ilgili bilgi sahibi olmadıklarını, bu nedenle öncelikle kusur ve maluliyet durumununun tespit edilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 ömür tablosu ve teknik faiz ile yapılması gerektiğini, SGK'ya müzekkere yazılarak davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini,
tedavi giderlerine ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, dava öncesinde yapılmış bir başvuru olmadığından faiz başlangıç tarihinin kabulünün mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik, 500,00-TL tedavi gideri ve 200.000,00-TL manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalının, kavşaktan sağa dönüş yapacağı sırada, kavşak başından geçmekte olan davacıya çarpması ile davaya konu kazanın meydana geldiği, olayla ilgili olarak Ankara 31.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1605 Esas sayılı dosyasında görülen davada, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12/11/2019 tarihli kusur raporunda, sürücü ...'un asli kusurlu olduğu, yaya ...'ın ise alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirlendiği,
yapılan yargılama sonucunda 14/01/2020 tarih ve 2018/1605 Esas ve 2020/47 Karar sayılı kararı ile, sanık ...'un katılan ...'a yönelik olarak taksirle yaralanmaya neden olmak suçunu işlediği sabit olduğundan, cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen kararın 06/03/2020 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, kusur bilirkişisinden alınan raporda, davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğu, davacı yaya ...’ın trafik kazasının oluşumunda kural ihlali görülmediğinden kusursuz olduğunun belirlendiği,
raporlar arasında çelişki bulunması nedeniyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda, davalı sürücü ... olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, sağa dönüş yapmak istediği kavşakta yolu kontrol etmemesi, karşıdan karşıya geçmek isteyen yayayı dikkate alıp yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeden sağa dönüş için manevra yaptığı sırada sevk ve idaresindeki otomobilin karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya çarptığı olayda %90 oranında kusurlu olduğu, diğer yandan davacı yaya ...'ın karşıdan karşıya geçmek istediği kavşak mahallinde yolu kontrol etmesi,
gelen araçların seyir durumunu dikkate alması gerekirken bu hususlara riayet etmeden karşıdan karşıya geçmek istediği sırada sağa dönüş yapmak isteyen otomobilin çarpmasına maruz kaldığı olayda %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, 02.06.2021 tarihli Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının bedensel özür oranının %3 olduğu,
kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği, aktüer bilirkişisi ve Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı bilirkişiden alınan 07/11/2023 tarihli ek raporda, davacının geliri asgari ücretin 1.5815 katı esas alınarak kabul edildiğinde iş göremezlik zararının 282.366,86-TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça talep edilen tedavi ve yol giderlerinin %10 kusur indirimi yapıldıktan sonra 2.044,11.-TL olarak hesaplandığı,
hesaplanan toplam tazminat tutarının (her iki hesaplamada da) poliçe teminat limiti dahilinde olduğunun belirlendiği, söz konusu ek raporun hükme esas alındığı, davacı vekilinin 13/11/2023 tarihli dilekçesi ile ikinci kez ıslah talebinde bulunduğu, ancak 6100 sayılı HMK'nın 176/2.maddesine göre, aynı davada, tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilmesi mümkün olduğundan davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalının %90 kusuru ile meydana gelen kazada %3 oranında engelinin meydana geldiği,
iyileşme süresinin 12 ayı bulabileceği ve 3 ay süre ile bakıma muhtaç olduğunun tespit edildiği, mahkemenin takdirine bağlı olarak davacının geliri asgari ücretin 1.5815 katı esas alınarak kabul edildiğinde 282.366,86-TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça talep edilen tedavi ve yol giderlerinin %10 kusur indirimi yapıldıktan sonra 2.044,11.-TL olarak hesaplandığı, hesaplanan toplam tazminat tutarının poliçe teminat limiti dahilinde olduğunun belirlendiği,
davacı tarafça 29/12/2022 tarihli (birinci) ıslah dilekçesi ile 235.851,33-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.044,11-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 237.895,66-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, alınan hesap bilirkişi raporu ile belirlenen 282.366,86-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.044,11 TL tedavi gideri esas alınarak davacının 29/12/2022 tarihli ıslah dilekçesindeki miktarlar dikkate alınarak davanın maddi tazminat talebi bakımından kabulüne karar vermek gerektiği, manevi tazminat talebi bakımından durum değerlendirildiğinde, trafik kazasında yaralanan davacının, kusur durumu,
tarafların sosyo ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, hakkaniyet ilkesi ve diğer tüm durumlar göz önüne alınarak 20.000,00 TL bakımından davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteğinin ise reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle. "1-a)Maddi tazminat talebi bakımından davanın KABULÜ ile.
235.851,33-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.044,11-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 237.895,66-TL maddi tazminatın (davalı ... yönünden kaza tarihi olan 28/03/2018 tarihinden, diğer davalı ...
Sigorta A.Ş. bakımından ise dava tarihi olan 25/02/2020 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-a)Manevi tazminat talebi bakımından davanın Kısmen KABULÜ ile, toplam 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin REDDİNE,” karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; manevi tazminat miktarının çok düşük takdir edildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin sürekli olarak tat ve koku alma duygusunu yitirdiğini, davalının özür dahi dilemediğini belirterek, manevi tazminat yönünden kararın kaldırılarak manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın eksik evrakla müracaat sonrasında açılmış olması nedeniyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan 07/11/2023 tarihli ek rapora itiraz süreleri dolmadan karar verilerek hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığını, taraflarına tebliğ edilen rapora 28.11.2023 tarihine kadar itiraz hakkı olduğu halde 28.11.2023 tarihinde karar verilerek itiraz hakkının kısıtlandığını, çelişkili kusur raporlarına göre karar verildiğini, ceza dosyasında davacıya tali kusur denilmiş iken, mahkemece alınan raporda alt düzeyde %10 kusurlu kabul edildiğini,
raporlar arasından çelişkinin giderilmesi gerektiğini, aktüer hesaplamanın hatalı olduğunu, rapor tarihinde davacının 26 yaşında olduğunu ve bilirkişi tarafından 2023 yılında çalışmaya başlayacağı kabul edilerek rapor tanzim edildiğini, bu durumda SGK kayıtları getirtilerek tazminat hesaplanması gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, yine hesaplamanın Genel Şartlara göre %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur raporunu kabul etmediklerini, davacının yolun karşısındaki otobüs durağındaki otobüse yetişmek için birden yola atladığını, ceza dosyasındaki beyanlar da nazara alındığında, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, davacının yaya yolu olmamasına rağmen, otobüse yetişmek için can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde koşarak yola girdiğini müvekkilinin aracını gördüğünü ve duracağını düşünerek ilerlediğini ikrar etmiş olmasına göre kusurun uygun olmadığını, kazanç durumu yönünden ise, davacının memur olacağı varsayımına göre hesaplama yapıldığını,
kurum cevabi yazılarında asgari ücretten az olmamak kaydıyla gelir belirtilmesine rağmen, memur maaşına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca davacının hala SGK kaydı olmamasına göre gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmesi gerektiğini, günümüzde bir çok üniversite öğrencisi asgari ücret ile çalışmasına rağmen asgari ücretin 1,5815 katının gerçeklikten uzak olduğunu, asgari ücretin 12,5 katı manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraflarca istinaf edilmiştir.
1-Davalı sigorta vekili, müvekkiline yapılan başvurunun eksik evrak ile yapıldığından usulüne uygun olmadığını ve ek rapora itiraz süresinin son günü davanın esası hakkında karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüş ise de, davacının KTK'nın 97. maddesi çerçevesinde yazılı başvuruda bulunmasından sonra eldeki davanın açılmış olması nedeniyle dava şartının yerine getirilmiş olması yanı sıra, davacının elektronik olarak gönderilen, 10/11/2023 tarihinde açtığı ancak yasal olarak 14/11/2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayılan rapora karşı 28/11/2023 duruşma tarihine kadar cevap vermemiş olmasına,
gerek duruşma için mazerette bulunmaması yanı sıra, duruşma günü son günü olan işlem nedeniyle itiraz dilekçesi vermemiş olmasına, bu çerçevede yapacağı istinaf dilekçesi ile ileri sürüdüğü itirazların "süresinde itirazı olmadığından bahisle reddedilmeyerek incelenecek olmasına", bu hususta eksiklik görülmesi halinde kararın kaldırılmasına karar verilebilecek olmasına göre, duruşmadan sonra dahi aynı gün içinde süresi içerisinde verilen itiraz dilekçesi olmaması nedeniyle, istinaf aşamasında da değerlendirilebilecek hususular da, mesai bitimine kadar itiraz süresi tanınmadığı şeklindeki istinaf yargılamaya uzatmaya matuf görüldüğünden,
yerinde görülmemiş, tarafların esasa yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
2-Davalılar tarafından kusur raporuna itiraz edilmiş ise de, olay tarihinde davalının sevk ve idaresindeki araç ile seyrettiği sokak üzerinden, kavşak başından yolun sağındaki Caddeye dönüşü sırasında, kavşak başından yolun karşına geçmekte olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, kaza tespit tutanağı, ceza dosyasındaki savunma ve beyanlar ile tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde, davalının yayaya ilk geçiş hakkını vermemesi nedeniyle, davacının ise gerekli dikkati göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun değerlendirildiği, ceza dosyasında alınan raporunda aynı mahiyette olduğu görülmüştür.
Mahkemece alınan ilk raporda ise davalıya tam kusur verilmiş iken, çelişki nedeniyle Adli Tıp Kurumundan alınan ve mahkemece hükme de esas alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde davacının tali %10, davalının %90 kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Ayrıca kavşaklarda dönüş yapan araçların, kavşak başında geçiş yapan yayalara geçiş önceliği vermek zorunda olmasına, kaza tespit tutanağı ekindeki krokide gösterilen çarpma noktası, beyanlar ve savunmalar nazara alındığında, davacının tali alt düzeyde kusurlu, davalının ise asli kusurlu kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, hükme esas alınan raporun karar vermeye elverişli olmasına göre, davalıların kusur oranına ve raporlar arasında çelişki olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davalılar tarafından hesap raporuna itiraz edilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan raporun, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından cismani zarar hesaplamasında benimsediği ilke ve yöntemler uygulanmak suretiyle tanzim edilmiş olmasına, kaza tarihinde lisans öğrencisi olup, ingilizce maliye bölümünde okuyan davacının, gelirinin asgari ücret üzerinde hesaplanmış olmasında isabetsizlik bulunmamasına, tazminat hesaplamasında, bilinmeyen dönem hesabının "progresif rant yöntemi" uygulanarak yapılmasının "gerçek zarar" hesabında Yargıtay içtihatları ile kabul edilen yöntem olması karşısında bir hata bulunmamasına,
tedavi giderlerinin de, TBK'nın 54. maddesi kapsamında talep edilebilecek zararlardan olup, KTK'nın 92. maddesinde teminat dışı tutulmamış olması yanı sıra, hüküm altına alınan tedavi giderlerinin KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK'nın sorumluluğunda olan tedavi giderlerinden olmaması nedeniyle, davalı sigorta şirketinin bu zararlardan da teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu bulunmasına göre, davalıların maddi tazminata ve hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı tarafından manevi tazminatın yetersiz, davalı tarafından ise fahiş olduğu ileri sürülmüş ise de, kaza tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, haksız fiilin taksirli bir eylem olması ve tarafların kusur durumları, kaza neticesinde davacının meydana gelen maluliyetinin mahiyeti ve oranı, manevi tazminatın amacı gözetildiğinde takdir edilen manevi tazminatın, TMK'nın 4. maddesine göre, hak ve nesafet ilkelerine uygun takdir edilmiş olması nedeniyle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/163, K. 2025/463, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama