KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/245 - 2025/500
- Esas no
- 2024/245
- Karar no
- 2025/500
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2023
- Numarası
- 2022/524 Esas 2023/916 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 26/05/2025
Karar Metni
2.312 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde.
03.05.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine İMMS ile sigortalı aracın seyir halinde iken, yaya geçidi üzerinde yolun sağından karşıya geçmeye çalışan tescilsiz motosiklet sürücüsü ...'e çarpmasıyla ölümlü kazanın meydana geldiğini, kaza nedeniyle davacı ...'in eşi, diğer davacılar ... ve ...'in babası olan ...'in hayatını kaybettiğini, savcılık aşamasında aldırılan bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunu belirterek,
...'in vefatı sebebiyle, eş ... için 400.000,00 TL, çocuk ... için 300.000,00 TL, çocuk ... için 300.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalı ... Sigorta A.Ş. den temerrüt tarihi olan 25.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte, diğer kusurlu olan kişilerden de kusurlarından dolayı 2918 sayılı KTK.nın 85. ve 88. maddeleri gereği müştereken ve müteselsilen tahsile karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketine İhtiyari Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının davasını kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, ölümlü trafik kazası nedeniyle ihtiyari mali sorumluluk sigorta şirketine karşı açılan manevi tazminat davası olduğu, 03/05/2022 tarihinde ... sevk ve idaresindeki, davalı tarafından sigortalı araç ile davacıların desteği olan motosiklet sürücüsü ...'in karıştığı trafik kazasında, davacıların desteğinin vefat ettiği, alınan bilirkişi raporunda, savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu kapsamında davacıların desteğinin asli %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosyasında alınan bilirkişi raporunun olayın oluş şekline de uygun bulunduğu, denetime elverişli olmakla hükme esas alındığı,
davacıların desteklerini (baba/eş) kaybetmelerinin manevi olarak zarara uğramalarına sebep olduğu, buna göre, olayın özelliği ile duyulan veya duyulacak elem ve acıya karşılık olarak davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın sürücüsüne düşen kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihine göre paranın alım gücü değerlendirildiğinde, davacılar için aşağıda belirtilen manevi tazminat bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsiline karar vermek gerektiği, gerekçesiyle.
“Davanın kısmen kabulüne;
1-100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 30/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine, 1.a-75.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 30/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine, 1.b-75.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 30/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden alınarak davacı ...'e verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müteveffanın %75 kusurlu olduğunun kabulünün olaya uygun olmadığını, bu nedenle kusur raporunu kabul etmediklerini, sigortalı araç sürücüsünün normal seyir hızının en az iki katı süratle, davacıların yakınına, fren tedbirine başvurmaksızın çarptığını, bu nedenle takdir edilen kusur oranının uygun olmadığını, kaza noktasında, yaya geçidi levhası ve işaretlemeler olduğunu, kaza yerinde hız limiti 50 km/sa iken, bilirkişi tarafından davalıya ait araç sürücüsünün hızının 103 km olduğunun tespit edildiği,
sigortalı araç sürücüsü levhalara uyarak hızını azaltmış olsaydı, kaza ve ölüm olayının meydana gelmeyeceğini, sigortalı araç sürücüsünün yaya yoluna giren müteveffayı görüş açısına sahip olduğunu, müteveffayı görmesine rağmen fren tedbirine başvurmayarak kazaya neden olduğunu, bu nedenle asli kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, müteveffanın yaya geçidinden karşıya geçmeye çalışma eylemi ile kaza arasında illiyet bağı olmadığını, desteğin birden kendisini yola atmadığını, dolayısı ile bilirkişinin raporundaki “tescilsiz motosiklet sürücüsünün sağ şeritten,
sol şeride ani ve kontrolsüz manevrası ile sol şeritten çok süratli şekilde gelen otomobilin şeridine geçmekle, kazanın oluşumuna zemin hazırlamıştır.” tespitini kabul etmenin mümkün olmadığını, kazanın, sigortalı araç sürücüsünün hız limitlerine uymaması, dönel kavşağa yaklaşırken yavaşlamaması, azami hız limitlerinin en az %100 oranında aşılması,
her hangi bir fren tedbirine başvurmaması ve yola gereken dikkat ve özeni göstermemesi neticesinde meydana geldiğini, davalının asli kusurlu olduğunu, manevi tazminat miktarının da yetersiz ve hakkaniyete uygun olmadığını, temerrüt tarihinin de uygun olmadığını, temerrüt tarihi 30/06/2022 olarak belirtilmiş ise de, 8 iş günün 14/06/2022 müracaat tarihinden itibaren 8 iş günü sonu olan 25/06/2022 tarihinde dolduğunu, arabuluculuk ücreti ile başvuru harcının ret kabul oranına göre takdir edilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru olmadığını, kusurlu olduğu kabul edilse dahi tali kusurlu olacağını, bilirkişi raporundaki tespitin de bu yönde olduğunu, mahkemece bilirkişi raporunda sehven yapılan hata dikkate alınmaksızın, sigortalının asli kusurlu olduğu kabul edilerek manevi tazminat takdirinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda, sehven desteğin asli %75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün ise tali %75 kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu durumun maddi hata niteliğinde olduğunu, buna rağmen %75 kusura göre manevi tazminat takdirinin hatalı olduğunu, kusur durumu ve olayın oluş şekline göre manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığından istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle TBK'nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin eşinin/babaların vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında vefat edenin asli kusurlu davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, kazanın meydana gelmesinde ölenin kusuru olmadığını, kusuru kabul etmediklerini, ancak talep edilen manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde de tüm denkleştirme nedenlerinin nazara alınarak, davalıların tam kusuruna dayanmadıklarını belirterek, manevi tazminat talep ettiği görülmüştür.
Olay tarihinde, davacıların yakınının sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında, yaya geçidinden yolun karşısına geçmek için, sol şeride manevrası sırasında, sol şeritte ancak hızlı şekilde seyreden davalı tarafından İMMS ile sigortalı araç sürücüsünün, motosiklete çarpması neticesinde ölümü trafik kazasının meydana geldiği, Kaza Tespit Tutanağı, Ceza dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Ceza dosyasında alınan kusur raporunda; kaza mahallinde hız limitlerinin 50 km/sa olduğu halde, kamera kayıtlarına göre belirli sürede kat ettiği yola göre hızının 103 km/sa olduğu tespit edilerek, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kendi şeridinde gitmesine rağmen, kazanın meydana gelmesinde tali kusuru olduğu, vefat edenin ise kontrolsüz şerit değiştirerek kazanın meydan gelmesinde asli kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından alınan kusur raporunda da, ceza soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporu ile benzer sonuca varıldığı belirtilerek, motosiklet sürücüsünün kontrolsüz şerit değiştirdiğinden asli %75 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak, aracın hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, hava ve yol durumuna uydurmadığından %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüş, bilirkişinin ceza soruşturmasındaki bilirkişi raporundaki kusura benzer sonuca ulaştığını belirtmiş olmasına,
motor sürücüsünün asli kusurlu olduğunu kabul etmiş olmasına ve aynı sebeplerle kusur belirlenmesi yapmış olmasına göre kusurun %150 olma ihtimali bulunmadığından, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun sehven %75 yazıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurundan bahsetmeksizin, sadece ölenin %75 kusurlu olduğunu belirterek, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüş, davacılar vekili de müvekkilinin asli kusurlu kabul edilmesinin uygun olmadığını belirterek kararı istinaf ettiğinden, mahkemece davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün tali kusuru, davacıların desteğinin asli kusuruna göre manevi tazminatı takdir ettiği kabul edilerek, bu çerçeveden istinaf sebepleri incelenmiştir.
1-Taraflarca kazanın meydana gelmesindeki kusur durumuna itiraz edilmiş ise de, kazanın, desteğin kontrolsüz şerit değiştirmesi sırasında meydana gelmiş olduğu, Kaza Tespit Tutanağı, ceza dosyası ve tüm dosya kapsamında anlaşılmış olup, kaza esnasında davalı araç sürücüsünün kavşak noktasına hız limitlerinin üzerinde seyrederek yaklaştığı, kamera kayıtları ile de kanıtlanmıştır. Bu durumda Yönetmelikle belirlenen trafik kuralları da nazara alındığında davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün tali %25 oranında, desteğin %75 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından tarafların kusura yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davacılar vekili, davacıların yargılama giderlerinden ve arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini ve faiz başlangıcının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece yargılama gideri ve arabulucluk ücretinden sorumluluğun halen yürürlükte olan HMK hükümleri ve 6325 Sayılı Yasanın 18/A maddesine uygun takdir edilmiş olmasına, karar ilam harcından da davacılar vekilinin istinafının aksine davalının sorumlu tutulmuş olmasına göre, davacılar vekilinin, ilk derece mahkemesi kararının fer'ilerine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davacılar vekili faiz başlangıcına itiraz etmiş ise de, KTK'nın 100. maddesinde, İMMS'nin sorumluluğuna ilişkin açılan davalarda Yasa'nın 99. maddesinin uygulanacağına ilişkin atıf bulunmamasına ve TTK'nın 1427. maddesinin uygulanacak olmasına ve uygulanan faiz başlangıcının da davacı lehine olmasına göre davacının faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
4-Tarafların manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde. 6098 sayılı TBK. md. 56/2, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacılar yakınlarının vefatı nedeniyle manevi tazminat talep etmiş olup, zarar verenin kusuru yanı sıra, ölenin kusuru da manevi tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacağından, kaza tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, davacıların sosyal ekonomik durumları, davacı eşin genç yaşta eşini kaybetmiş olması,
davacı çocukların da baba sevgi ve şefkatine ihtiyaç duyacakları dönemde babalarını kaybetmiş olmaları nazar alındığında, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru az ise de aracın hızının sonucu meydana gelmesinde etkisi nazara alındığında, davacı eş için 75.000,00-TL, çocukların her biri için 50.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davacıların istinaf talebi yerinde görülmemiş, davalının istinaf talebi yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin reddi ile, yukarıda açıklanan 4 no'lu bentte yazılı nedenlerle davalının istinaf talebinin kabülune, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
yeniden esas hakkında hüküm tesisine, buna göre davacıların yakının vefatı ile sonuçlanan kaza, davalı tarafından İMMS ile sigortalı araç sürücüsünün %25 kusuru ile meydana geldiğinden, davacılar TBK'nın 56/2 maddesi gereğince manevi tazminat olarak bir miktar paranın ödenmesini talep edebileceğinden, yukarıda açıklandığı üzere davacı eş için 75.000,000 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 50.000,00'er TL manevi tazminatın, davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararında istinaf edilmeksizin kesinleşen yönler ve usuli kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
III-İstinaf talebi reddedilen davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
IV-İstinaf talebi reddedilen davacılardan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
V-İstinaf talebi kabul edilen sigorta şirketinden alınan istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine,
VI-İstinaf talebi kabul edilen tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 1.169,40-TL istinaf başvuru harcının davacılardan alınarak davalı ... Katılım Sigorta A.Ş. 'ye verilmesine,
VII-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/245, K. 2025/500, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama