KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/317 - 2025/602
- Esas no
- 2024/317
- Karar no
- 2025/602
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/01/2024
- Numarası
- 2022/1305 Esas - 2024/24 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 02/06/2025
Karar Metni
794 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 05/05/2020 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki, davalı Sigorta Şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı kamyonetin müvekkilin sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin malul-sakat kaldığını, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu belirterek, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00-TL geçici ve 50,00-TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 100,00-TL malulluk-sakatlık tazminatının, müvekkilinin maluliyetinden dolayı uğradığı manevi zararların tazmini için 150.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalının kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin aracı Eskişehir Sarıcakaya Yarımca mevkiinde devrilmiş, yolun kenarında beklemekte iken, davacının aracını kaydırarak müvekkilin aracına çarptığını, Eskişehir CBS'nin 2020/18924 soruşturma sayılı dosyasında da müvekkiline kusur atfedilmediğini ve takipsizlik kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, davayı kabul etmemekle birlikte talep edilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin olarak davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, öte yandan müvekkili Sigorta Şirketine usulüne uygun bir başvurunun yapılmadığını, davacının kusuru, zararı ve maluliyeti kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davası olduğu, kazanın meydan gelmesindeki kusur durumunun tespiti için Karayolları Fen Heyeti tarafından hazırlanan 05/10/2023 tarihli raporda, davacı otomobil sürücü ...'ın olayda %100 oranında, tamamen kusurlu olduğu, davalı Şirkete sigortalı kamyonetin davalı sürücüsü ...'ın davacının yaralanması ile ilgili kazanın oluşumunda kusursuz olduğunun bildirildiği, kusur raporunun karar vermeye elverişli olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafın kusuru bulunmadığından davacının zararından da sorumlu olmadıkları gerekçesiyle; “Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine," karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporu nazara alınarak karar verildiğini, davalının virajda kaza yaparak devrilmesi sonrasında gerekli önlemleri almadığını, bu hususun raporda nazara alınmadığını, raporun karar vermeye elverişli olmadığını, raporun ATK ve üniversitelerden alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Olay tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, olay mahallindeki virajı alamayarak, direksiyon hakimiyetini kaybederek, kendisinden önce aynı yerde tek taraflı kaza yaparak taşıt yolu dışında devrilmiş halde bulunan davalının sürücüsü olduğu araca çarpması neticesinde trafik kazasının meydan geldiği, kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken davacının direksiyon hakimiyetini kaybetmiş olmasında, davalının bir illiyeti olmadığı, viraja hızını ayarlamadan giren davacının tam kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacından önce aynı virajda kaza yapan davalının aracı kaza sonrasında karayolu dışında devrilmiş olup, karayolunda kurallara uygun seyreden araçların seyir güvenliğine etki edecek bir durumu olmaması yanı sıra davalının alması gereken önlem ve tedbir de bulunmamasına,
viraja seyir hızı ile girerek direksiyon hakimiyetini kaybeden davacı, taşıt yolu dışında davalıya ait araca çarptığından davacının tam kusurlu kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/317, K. 2025/602, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama