KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/36 - 2025/364
- Dosya no
- 2025/36
- Karar no
- 2025/364
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/06/2024
- Numarası
- 2022/885 Esas - 2024/369 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- Yazılma tarihi
- 07/04/2025
Karar Metni
2.487 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde. 12.08.2015 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklete, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış davalılardan ... adına kayıtlı olup davalı ... tarafından kullanılan aracın çarpması sonucu davacının ağır yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tüm davalılardan 100,00.-TL geçici işgücü kaybı, 100,00.-TL kalıcı işgücü kaybı, 100,00.-TL tedavi gideri, 100,00.-TL bakıcı ve taksi gideri, 100,00.-TL motorda meydana gelen zararın müştereken ve müteselsilen tahsilini, hükmedilecek tazminata davalı sigorta şirketi için temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar için olay tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasını, ayrıca 15.000,00.-TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...’dan olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş,
bedel artırım dilekçesi ile motosiklette meydana gelen zarardan kaynaklanan alacak talebini 3.000 TL, tedavi giderlerinden kaynaklanan alacak talebini 6.127,20 TL, bakıcı giderlerinden kaynaklanan alacak talebini 8.388,60 TL, geçici iş göremezlikten kaynaklanan alacak talebini 6.427,13 TL olarak artırmış, BAM kaldırma kararından sonra sunulan ıslah dilekçesiyle, sürekli iş göremezlik talebini davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti olan 290.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla 412.231,90 TL, geçici iş göremezlik talebini 6.600,61 TL olarak artırmıştır.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... cevap dilekçesi sunmamış, davalı ... 12.06.2017 tarihli duruşmada davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece verilen ilk kararda maddi tazminat talebi bakımından; davanın kısmen kabulüne, motosiklet hasar bedeli olarak 3.000,00-TL, tedavi gideri olarak 6.127,20-TL, bakıcı gideri olarak 8.388,60-TL ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak 6.427,13-TL olmak üzere toplam 23.942,93-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12/08/2015 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat talebi bakımından, davanın kısmen kabulü ile. 7.500,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan olay tarihi olan 12/08/2015 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvuru yapılması üzerine kararın, Dairemizin 2022/216 E. - 2022/183 K. sayılı 12.10.2022 tarihli ilamı ile; “mahkemece davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan raporda kaza nedeni ile davacının vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, şahıs muayeneye gönderildiğinde veya ek tıbbi evrak gönderildiğinde maluliyet oranı ve iş göremezlik süresi açısından tekrar değerlendirilebileceğinin belirtildiği,
mahkemece davanın kısmen kabulüne, motosiklet hasar bedeli olarak 3.000,00-TL, tedavi gideri olarak 6.127,20-TL, bakıcı gideri olarak 8.388,60-TL ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak 6.427,13-TL olmak üzere toplam 23.942,93-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının bakıcıya ihtiyacı olup olmadığı ve süresi belirtilmediği halde aktüer raporunda hesaplanan 6 ay bakıcıya ihtiyacının olduğunun kabulü yerinde değildir. Mahkemece davacının yaralanması nedeniyle bakıcıya ihtiyacının olup olmayacağı ve süresinin belirlenmesi hususunda hiçbir delil toplanmadığından, yine davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili tarafından dosyaya sunulan bağımsız kuruluştan alınmış maluliyet raporunda, davacının geçici işgöremezlik süresinin 180 gün olarak belirlenmiş olması ve bunun ilk 60 gününde bakıcıya ihtiyaç duyabileceğinin belirtilmiş olması karşısında mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu ile anılan rapor arasında çelişkiler bulunduğu da gözetildiğinde davacının yaralanmasının şekli ve niteliğine göre bakıcıya ihtiyacının olup olmayacağı ve süresinin belirlenmesi için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından çelişkileri de giderici ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu
hususta hiç rapor alınmadan hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, davacı vekilinden maluliyet raporu hususunda müvekkilini hazır edip edemeyeceği sorularak hazır edilebilecekse muayenesi bizzat sağlanarak, hazır edilemeyecekse dosya kapsamında yer alan tüm tedavi evrakları ve davalı sigorta şirketi tarafından sunulan bağımsız medikal görüş raporu da değerlendirilerek davacının geçirdiği kaza nedeniyle kalıcı ve geçici işgöremezliği ve bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı, var ise oranları ve süresi hususunda Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ek rapor alınması,
akabinde gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yeniden yapılan yargılama üzerine bu kez maddi tazminat talebi bakımından, davanın kısmen kabulüne, motosiklet hasar bedeli olarak 3.000,00-TL, tedavi gideri olarak 6.127,20-TL,
bakıcı gideri olarak 1.273,50-TL ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak 6.600,61-TL olmak üzere toplam 17.001,31-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 12/08/2015 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 412.231,90-TL'nin (Davalı ...
Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti olan 290.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi olan 12/08/2015 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi bakımından, davanın kısmen kabulü ile,
7.500,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan olay tarihi olan 12/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece motosikletin hasar bedelinin 3.000 TL olarak kabul edilmesiyle hüküm kurulduğunu, motosikletin değerinin noter satışında gösterilen rakam olmadığını, davacının motor ustası olması hasebiyle satın aldığı motosiklet üzerinde yaptığı iyileştirmelerle motoru modifiye ederek klasik bir hız motoru haline getirdiğini, motorun mahkemece belirlenenden çok daha değerli olduğunu, dosyada alınan 26.01.2017 tarihli raporda da bizzat motor üzerinde yapılan keşif ve incelemeleri takiben,
motorun yeniden eski haline getirilebilmesi için gereken bedelin 5.627,42 EURO olduğunun belirlenmesine rağmen mahkemece bu raporun nazara alınmadığını, bilirkişilerin tespit ettiği bedelin noter satış bedeli üzerinden değerlendirildiğini, noter satışlarında her zaman gerçek bedelin bildirilmediğini, raporda motorun gerçek piyasa değerinin bilirkişilerce ortaya konulmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davacının esas mesleğinin motor tamirciliği olduğu gözetilmeksizin ve bu konuda hiçbir araştırma yapılmaksızın asgari ücretler üzerinden yapılan tazminat hesaplamalarını kabul etmediklerini,
mahkemece emsal ücret araştırması yoluna gidilmemesinin yerinde olmadığını, tedavi giderlerinin de eksik hesaplandığını, hesaplamalarda güncel rakamların değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan kusur belirlemesini kabul etmediklerini, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, 25/09/2023 tarihinde Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen sağlık kurulu raporunda, davacının fiziken muayene edilmediğini, fiziken muayene edilmeden hastane evrakları üzerinden özür oranı belirlenmesinin hatalı olduğunu, davacının yaralandığı kazanın 2015 yılında gerçekleşmesi karşısında, geçen 8 yıllık süreç boyunca davacının iyileşme gösterip göstermediği tespit edilmeden özür oranının %8 olduğuna dair rapor düzenlenmesinin yerinde olmadığını,
08/03/2018 tarihli raporda, ''davacının vücut çalışma gücünden kaybetmediği, 6 ay süreyle işgöremezlik halinde kaldığı, ilgili şahsın muayeneye gönderilmesi veya ek tıbbi evrak gönderilmesi halinde maluliyet oranı ve işgöremezlik süresi açısından yeniden değerlendirme yapılabileceği görüş ve kanaatine varıldığı''nın belirtildiğini, buna rağmen, 25/09/2023 tarihinde düzenlenen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun davacı fiziken muayene edilmeden, ek tıbbi evrak gönderilmeden düzenlendiğini, tedavi giderlerine ilişkin belirlemelerin net olmadığını,
davacıya 2023 yılında bir ödeme yapıldığını, ödeme sonrasında başkaca herhangi bir talepleri olmadığı ve olmayacağına ilişkin davacı taraftan sözlü beyan alındığını, dosyada davacının maluliyetini tespit etmek amacıyla 08.03.2018 tarihinde A.Ü.
Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan maluliyet raporu alındığını, davacı tarafından işbu maluliyet raporuna itiraz edilmediğini, bu sebeple davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacının yargılamanın hiçbir aşamasında maluliyetin tespitinde uygulanması gereken yönetmeliğe dair bir itirazı bulunmadığından davalı şirketin usuli kazanılmış hakkı doğduğunu, dolayısıyla davalı şirket yönünden, davacının farklı yönetmelik esas alınarak tespit edilen %8 özür oranının kabul edilemez olduğunu, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri zararı ve tedavi giderlerinin davalı şirketin sorumluluğunda olmadığını, fatura edilmeyen tedavi masraflarından davalı şirketin sorumlu olmadığını, yapılan tedavi giderlerinin ispatlanması gerektiğini,
dolaylı zararlara ilişkin tazminat taleplerinin sigorta kapsamı dışında olduğunu, bu suretle ulaşım masrafları vb. giderlere ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk Mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK’nın 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.
Somut olayda, mahkemece, Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan davacının teminat muafiyeti bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.
Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak, alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın 115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, mahkemece kaldırma kararından önce davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan raporda, kaza nedeni ile davacının vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, şahıs muayeneye gönderildiğinde veya ek tıbbi evrak gönderildiğinde maluliyet oranı ve iş göremezlik süresi açısından tekrar değerlendirilebileceğinin belirtildiği, anılan raporun davacı vekiline 28.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği,
rapora davacı vekilince 23.05.2018 tarihinde süresinde itiraz edildiği, Dairemiz kaldırma kararı gerekçesinde, davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili tarafından dosyaya sunulan bağımsız kuruluştan alınmış maluliyet raporunda davacının geçici işgöremezlik süresinin 180 gün olarak belirlenmiş olması ve bunun ilk 60 gününde bakıcıya ihtiyaç duyabileceğinin belirtilmiş olması karşısında mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu ile anılan rapor arasında çelişkiler bulunduğu da gözetildiğinde davacının yaralanmasının şekli ve niteliğine göre bakıcıya ihtiyacının olup olmayacağı ve süresinin belirlenmesi için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından çelişkileri de giderici ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin
belirtildiği, kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılamada, davacının AÜTF Adli Tıp ABD Başkanlığı'ndan alınan 25/09/2023 tarihli maluliyet ek raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilerek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kişinin özür oranının %8 olduğu, altı ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 ay süre ile başkasının yardımına muhtaç olduğu, maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliğinin 12. maddesine (03/08/2013-28727 sayılı Resmi Gazete) göre, devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının belirlendiği,
bu raporun mahkemece verilen son kararda hükme esas alındığı ancak anılan raporda, dosya kapsamında yer alan diğer raporlardaki farklı maluliyet belirlemeleri arasındaki çelişkilerin giderilmediği, çelişkilerin nereden kaynaklandığının açıklanmadığı, bu suretle hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak, alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi,
anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilmesi, davacının tüm tedavi evrakları da dosya içerisine kazandırılarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik durumunun meydana gelip gelmediği, meydana gelen yaralanması nedeniyle bakıma muhtaç kalıp kalmayacağı hususunda, çelişkileri giderici ve denetlenebilir mahiyette, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması,
gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınmasıyla sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2025/36, K. 2025/364, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama