KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/61 - 2026/39
- Dosya no
- 2025/61
- Karar no
- 2026/39
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/11/2024
- Numarası
- 2023/663 Esas - 2024/823 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Yazılma tarihi
- 20/01/2026
Karar Metni
922 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde. 18/03/2023 günü meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'nın yaralandığını, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın davalı ...
Sigorta A.Ş. nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik hastane, tedavi ve yol giderleri için şimdilik 100,00-TL, geçici iş göremezlikten kaynaklanan kazanç kaybı için 100,00-TL, kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan kazanç kaybı için 100,00-TL olmak üzere toplamda 300,00-TL maddi tazminat alacağının poliçe limiti dahilinde davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece HMK'nın 119/1.ğ hükmü bağlamında hastane,
tedavi ve yol giderlerine yönelik talep sonucunun açıklanarak somutlaştırılması amacıyla verilen kesin süre nedeniyle sunulan 24/05/2024 tarihli beyan dilekçesinde, hastane ve tedavi gideri olarak müvekkilinin özel hastanelerde almış olduğu bir hizmet bulunması ihtimaline göre 10,00-TL tedavi gideri, tedavi için yapılan ulaşım harcamaları nedeniyle 90,00-TL yol gideri talep edildiğini açıklamış, bedel artırım dilekçesi ile davalı şirketin geçici bakıcı giderinden de tedavi gideri kapsamında sorumlu olduğunu bu nedenle bilirkişi raporunda hesaplanan şekilde 25.520,40-TL geçici iş göremezlik,
123.443,55-TL sürekli iş göremezlik ve 10.008TL geçici bakıcı giderinin kaza tarihinden en yüksek faiz oranıyla tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafından usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından buna bağlı dava şartının gerçekleşmediğini, mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyet durumunun ATK nezdinde muayene ile yapılacak inceleme sonucunda alınacak rapor ile tespit edilmesinin gerektiğini, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve yol giderinden sorumluluğun olmadığını, müterafik kusur durumunun tetkik edilmesi gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması taleplerinin olduğunu,
ceza soruşturmasında uzlaşma olup olmadığının sorulmasını talep ettiklerini, usulüne uygun başvuru olmadığından temerrüdün gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusuruyla meydana gelen kazada davacının %2 malul kalacak ve 3 ayda iyileşebilecek şekilde yaralandığı, maluliyet raporunda bir ay bakıcı ihtiyacı olduğu belirtilmişse de dava dilekçesinde bakıcı gideri talebinin bulunmadığı,
dava dilekçesinde bulunmayan bir talebin ıslah yoluyla istenemeyeceği, alınan bilirkişi raporuyla davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı ile tedavi için yol gideri zararının hesaplandığı ve yapılan bedel artırımı kapsamında karar verilmesi gerektiği, davacının eşinin aracında yolcu olması nedeniyle hatır taşıması şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından. “Davanın kısmen kabulü ile.
25.520,40-TL geçici iş göremezlik, 123.443,55-TL sürekli iş göremezlik, 90-TL yol gideri olmak üzere toplam 149.053,75-TL maddi tazminatın 06/09/2023 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının hastane ve tedavi giderine yönelik fazlaya dair istemin reddine,” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığını ancak maluliyetin eksik belirlendiğini, tedavi ve yol gideri talebinin reddinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; maluliyet raporuna itirazlarının nazara alınmadığını, dosyadaki uzman mütalaasında davacının yaralanmasının maluliyetine neden olmadığının belirlendiğini, kaza tutanağında emniyet kemeri takmadığının tespit edildiğini, müterafık kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, arabuluculuk ücretinin davalıya yüklenmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 18/03/2023 tarihinde, davalı tarafın sigortaladığı aracın tam kusuruyla meydana gelen kazada davacının %2 malul kalacak şekilde yaralandığı, hükme esas alınan maluliyet raporunun, kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak düzenlendiği, bu kapsamda alınan usulüne uygun aktüer raporuna göre zararın belirlendiği, dava dilekçesinde talep edilmeyen alacak kaleminin (bakıcı gideri) ıslah ile talebinin mümkün olmadığı, mahkemece verilen kararda usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından tarafların istinafına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2025/61, K. 2026/39, 15 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama