KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2934
- Karar No
- 2026/223
- Karar tarihi
- 2 Mart 2026
- Karar tarihi
- 09/03/2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 03/03/2022
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 09/03/2026
Karar Metni
2.118 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili arasında müvekkilinin, 30 Ağustos 2019 - 20 Eylül 2019 tarihleri arasında davalı şirkete 80 ton üzüm teslim etmesi hususunda sözleşme yapıldığını, bu sözleşme uyarınca davalı şirketin de müvekkiline 240.000,00 TL bedel ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği ve sözleşmenin her iki tarafın imzası ile usulüne uygun akdedildiğini, bahsi geçen sözleşme aslının yahut suretinin müvekkilinde mevcut olmadığından bu hususun davalı yanın ticari defterlerinin incelenmesi sırasında ortaya çıkacağı kanaatinde olduklarını,
taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden üzümlerin tesliminden önce 01.03.2019 tarihinde müvekkiline davalı şirket tarafından müvekkilinin alacağına mahsuben peşinat olarak 40.000,00 TL ödeme yapıldığını ve karşılığında düzenleme tarihi 01.03.2019, borçlusu müvekkili ... olan ekte suretini sundukları bononun tanzim edildiğini, davalı şirketinin bahsi geçen sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmeyi tek taraflı ve haksız bir şekilde feshettiğini ve teslimat tarihi gelene kadar müvekkiline de sözleşmenin feshedildiğini bildirmediğini,
bu hususta davalı yanca müvekkiline ne bir ihtarname gönderildiği ne bir telefon edildiği ne de şifahen bir bildirimde bulunulduğunu, sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirebilmek için yıl boyunca çalışan, üzümlerini yetiştiren, üzümlerin yetiştirilmesi ve bakımı için sayısız işçi çalıştırmak zorunda kalan ve teslimat tarihine değin üzümleri teslimata hazır hale getiren müvekkilinin üzümlerin davalı yanca teslim alınmayacağını, sözleşmenin tek taraflı olarak sebepsizce feshedildiğini öğrendiğinde hem maddi olarak hem de manen büyük sıkıntılar yaşadığını,
teslimat için hazır edilip kamyonlara yüklenen bir kısım üzümlerin davalı yanca teslim alınmadığı için çürüdüğünü ve müvekkilince atılmak zorunda kalındığını, sözleşmenin feshedildiğinden haberdar olmayan müvekkilinin bir kısmının kamyonlara yüklendiği bir kısmının da satışa hazır şekilde yetiştirilmiş üzümler için kısa zamanda yeni alıcı da bulamadığı için doğan zararın önüne geçemediğini, yine bahsi geçen sözleşmeye istinaden davalı yana teslim edilmek üzere yetiştirilen bir kısım üzümlerin de dalında kalmak suretiyle kuruyarak zayi olduğunu ve müvekkilinin ciddi miktarlarda zarara uğramasına neden olduğunu,
davalı yanca sözleşmenin sebepsizce ve haksız bir şekilde feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin yaklaşık 100.000,00 TL zarara uğradığını, davalı şirketin, yalnızca sözleşmeyi feshederek müvekkiline zarar vermekle kalmadığını yukarıda bahsi geçen peşinatın iadesi için müvekkilinin borçlu sıfatıyla imzalamış olduğu bonoyu işleme koyduğu ve müvekkili hakkınca icra takibi başlatarak kötü niyetini bir kez daha ortaya koyduğunu, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipten kendisine yapılan tebligatla haberdar olan müvekkilinin davalı yanın kötü niyetli haksız kazanç elde etmek istediğinden emin olduğu ve borcu olmadığının mahkeme kararı ile tespit edilmesini talep ettiğini, menfi tespit davası açmadan önce kanunen başvurulması gereken arabuluculuk kurumuna taraflarınca başvuru yapılmış ise de davalı yan ile müvekkili arasında anlaşma sağlanamadığını,
taraflar arasında yapılan sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin yaklaşık 100.000,00 TL zarar etmesine neden olan davalı yanın müvekkilinin alacağına mahsuben yapmış olduğu 40.000,00 TL'lik peşinatın iadesi için icra takibi yoluna başvurduğunu ve müvekkilinin iş bu davayı açmak zorunda bıraktığını, sözleşmenin davalı yanca haksız feshi nedeniyle 40.000,00 TL'nin çok çok üzerinde zarar eden müvekkilinin söz konusu parayı iade etmesinin kesinlikle söz konusu olamayacağını, bu nedenlerden dolayı müvekkilinin davalı şirkete borcunun olmadığının tespiti için menfi tespit davası açma zarureti doğduğunu, İİK m. 72 uyarınca,
müvekkilinin maruz kaldığı haksız icra takibi dolayısıyla daha fazla zarara uğramaması için takibin durdurulmasına dair tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, mahkemece bu talebin kabul edilmemesi halinde icra takibi nedeniyle yapılacak haciz işlemleri sonucu elde edilecek paranın icra veznesinde muhafaza edilmesine ve davalı yana teslim edilmemesine dair tedbir karar verilmesini talep ettiklerini, yine İİK 72 uyarınca müvekkilinin iş bu davayı açmaya zorlayan haksız ve kötü niyetli davalı şirketinin müvekkilin dava sebebi ile uğramış olduğu zararı tazmin etmesi gerektiğini,
bu sebeple davalının alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahküm edilmesini talep ettiklerini, haklı davalarının kabulü ile müvekkilinin davalı yana borcunun olmadığının tespitini, İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takibin iptalini, davalı yanın alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili; yetki, derdestlik, husumet, görev, iş bölümü, zamanaşımı itirazlarında bulunduklarını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilerek dosyasının İstanbul Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, taraflar arasında akit incelendiği üzere davacının asli edim yükümlülükleri, sözleşme kapsamında belirlenen nitelik ve nicelikte üzümü yetiştirmek,
yetiştirilen ürünün hasadını yapmak ve sevkiyata hazır hale getirme borcunu ifa etmenin müvekkilinin asli edim yükümlülüğünün ise taraflar arasında sonradan belirlenecek satış bedelini satışın gerçekleşmesinden sonra yani bir başka anlatımla sözleşmeye uygun nitelik ve nicelikte üzümün müvekkilinin hukuki hakimiyetine geçirilmesine müteakip ödeme borcunu ifa ettiğini, davacının sözleşmeye uygun nitelikte ve nicelikteki üzümleri müvekkilinin hakimiyetine geçirme borcunu ifa etmeden müvekkilinden ödeme yapmasını talep edemeyeceğini,
sözleşmenin akdedilmesinden sonra davacının müvekkilinin çeşitli girişimlerine rağmen sözleşmeye uygun nitelik ve nicelikte üzümü hazır edemediği gibi müvekkilinin çeşitli girişimlerine rağmen davacının, üzümün fiyatının belirlenmesi konusunda müvekkiline iletişim kurmadığı müvekkiline olan iletişim kanallarının tamamını kapattığını,
müvekkilinin çeşitli girişimlerine rağmen davacının tüm iletişim kanallarını kapatması ve bunun yanında yine davacının sözleşmeye uygun nitelik ve nicelikte üzümün hukuki hakimiyetini müvekkiline geçirmeye hazır olmaması nedeniyle davacıya temlik ettiği 40.000 TL avans ödemesi karşılığında davacının keşide ettiği bononun ifasının temini maksadıyla kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla davacı aleyhine icra takibine geçildiğini,
davacının taraflarınca girişilen icra talebinin ardından kötüniyetli olarak iş bu davayı ikame ettiklerini bu nedenlerden dolayı öncelikle yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olması nedeniyle davanın usulden reddini, netice müvekkilinin takip başlatmakta haklı olması nedeniyle davanın esastan reddini, davacının haksız ve kötü niyetli dava açması nedeni ile takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talebinin reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "... Davacı tarafından bononun veriliş amacının peşinat olduğu ileri sürülmüştür. Davacı tarafından taraflar arasında düzenlendiği iddia olunan yazılı sözleşme sunulamamıştır. Davalının defter incelemesi sonucunda ise ödemenin ''avans'' ödemesi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Ayrıca 5. Celsede davacı asil davalı ile fiyatta anlaşılamaması sonrası üzümlerin davalı tarafından alınmadığını belirtmiştir. Fiyat sözleşmenin asli unsuru olmakla sözleşme kurulamamıştır dolayısı ile alacaklının temerrüdü hükümlerinin uygulanmasına gidilemez. Zaten davacı verilen süre içerisinde edimin ifasını teklif etmiş olduğunu, alacaklının edimi kabulden kaçındığını ve alacaklının kabülden kaçınmasının haksız olduğuna dair delilde sunamamıştır. Yine 5. celsede davacı asil, davalı ile daha önce ticari ilişkisi olduğunu, fiyatta anlaşamazlarsa ya da davalı üzümleri beğenmezse almadığını belirtmiştir. Bu durumda ticari teamül olarak değerlendirilebilir.
Tüm veriler dikkate alındığında pey akçesi olgusu irdelenmelidir. TBK 177. md gereği bağlanma parası sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu para cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bağlanma parası esas alacaktan düşülür.
Sözleşmenin geçersiz olması halinde bağlanma parası alan bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmek zorundadır. YGHK ... kararında; pey akçesinin fer'i bir hak olduğu, asıl sözleşme geçerli olmadığı taktirde pey akçesininde geçerli olmayacağı ve alınan paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebileceği hüküm altına alınmıştır.
Bilirkişi raporunda ödemenin avans ödemesi olduğunun belirtilmiş olması, yazılı sözleşme sunulamamış olması ve davacı asil beyanları dikkate alınarak dava red olundu.
İİK'nun 72/4 maddesi hükmü "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir talebi kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde % 20'den aşağı tayin edilemez." düzenlemesini içerir. Somut olayda, tedbir yolu ile takip durdurulmamış, teminat yatırılmamış olduğundan davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; incelenen ticari defterler doğrultusunda 20.03.2019 tarihli banka ödeme dekontunda görüldüğü üzere davalı şirket tarafından 40.000,00-TL'lik bononun üzüm alım-satımına ilişkin avans ödemesine ait olduğunun beyan edildiğini, ticari defterlerde açıkça ortaya çıktığı üzere bu haksız bononun konusunun müvekkiline avans adı altında ödenen 40.000-TL olduğunu, ancak bilirkişinin davanın konusu ile alakası olmayan hukuk dışı bir değerlendirme neticesinde rapor sunduğunu, davanın konusunun davalı şirketçe,
müvekkiline ödenen 40.000-TL'lik avans adı altındaki ödemenin geri alınmasına ilişkin davalı tarafından icraya konulan 40.000-TL'lik senedin hukuki mahiyeti olduğunu, davalı şirketin müvekkiline karşı hiçbir şekilde ihtarname ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeksizin haksız olarak tek taraflı şekilde feshettiği sözleşmedeki avans tutarını talep edemeyeceğini, davalı şirketin bahsi geçen sözleşmeye aykırı davranarak sözleşmeyi tek taraflı ve haksız bir şekilde feshettiğini ve teslimat tarihi gelene kadar müvekkilinin de sözleşmenin feshedildiğini bildirmediğini,
bu hususta davalı yanca müvekkiline ne bir ihtarname gönderildiğini ne de şifahen bir bildirimde bulunulduğunu, sözleşmedeki taahhüdünü yerine getirebilmek için yıl boyunca çalışan, üzümlerini yetiştiren, üzümlerin yetiştirilmesi ve bakımı için sayısız işçi çalıştırmak zorunda kalan ve teslimat tarihine üzümleri teslimata hazır hale getiren müvekkilinin üzümlerinin davalı yanca teslim alınmayacağını, sözleşmenin tek taraflı olarak sebepsizce feshedildiğini öğrendiğinde hem maddi olarak hem de manen büyük sıkıntılar yaşadığını,
teslimat için hazır edilip kamyonlara yüklenen bir kısım üzümlerin davalı yanca teslim alınmadığı için çürüdüğü ve müvekkilince atılmak zorunda kalındığını, sözleşmenin feshedildiğinden haberdar olmayan müvekkilinin bir kısmı kamyonlara yüklenmiş bir kısmı da satışa hazır şekilde yetiştirilmiş üzümler için kısa zamanda yeni alıcı da bulamadığı için doğan zararın önüne geçemediğini, ticari defterlerde bakılması gereken hususun avans adı altında verilen 40.000-TL'lik ödemenin geri iadesi için başlatılan 40.000-TL'lik bononun hukuka aykırı olup olmadığının araştırılması gerektiğini,
davalı şirket tarafından düzenlenen tek taraflı sözleşmenin zaten genel işlem koşuluna aykırı olarak, yanlı şekilde düzenlendiğini, onun için bu sözleşmede geçen avans ve bildirim yükümlülüğü maddelerinin bir önem ve kıymetinin olmadığını, TBK hükümlerinin gayet açık olduğunu, mal alım-satım sözleşmesinde bildirim yükümlülüğünün, teslim ve tedarik yükümlülüğünün alıcıda olduğunu, davalı şirketin müvekkilinden sipariş verdiği üzümleri teslim almaya gitmediği gibi, herhangi bir yazılı veya sözlü ihtaratta da bulunmayarak mal alım-satım sözleşmesinin önüne geçtiğini, sonrasında ise tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini,
davalının beyanlarının aksine teslim almak için ihtaratta bulunduğunu, mal çekmek için gönderdiği aracın ambar fişi kaydını sunması gerektiğini, kısacası davalı alıcı şirketin, davacı müvekkilini temerrüde düşürdüğünü ispatla mükellef olduğunu, gerekçeli kararda herhangi bir yazılı sözleşme sunulmadığı iddia edilmişse de davanın başından itibaren dosyaya sunmuş oldukları bir yazılı sözleşmenin de mevcut olduğunu, dosya kapsamı incelendiğinde söz konusu yazılı sözleşmenin görüleceğini,
yerel mahkemece verilen karar ve bu karara dayanak oluşturan bilirkişi raporunun dosyadaki mevcut delillerle çelişkili olup usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin olarak vermiş olduğu kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, vekalet ücretinin eksik hesaplandığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen şaraplık üzüm sözleşmesinde davacının üretici, davalının ise alıcı konumunda bulunduğu,
sözleşmenin fiyat ve ödeme başlığı altında düzenlenen 3. maddesinde, "üretici, alıcının bağında yapılmasını istediği işlemleri harfiyen yerine getirmesi şartıyla işbu sözleşmenin konusunda belirtilen miktar ve cinsteki üzümleri fiyatlar tarafların mutabakatı ile saptanır." hükmünün düzenlendiği, sözleşmede satış bedelinin belirlenmediği, davacının isticvap beyanında da satış bedeli konusunda davalı ile anlaşamadıklarını belirttiği, bononun davalı alıcı tarafından davacı üreticiye verilen avans nedeniyle düzenlendiğinin uyuşmazlık konusu olmadığı,
sözleşme ilişkisinin kurulmaması nedeniyle davacı üreticinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince avans olarak aldığı bedeli iade etmesi gerektiği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde ve ihtiyati tedbir kararının infaz edilmemesi nedeniyle davalı lehine tazminata hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin doğru hesaplandığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı,
kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2934, K. 2026/223, 2 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama