KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3038
- Karar No
- 2024/1381
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13/12/2021
- Davanın konusu
- İflas (İflasın Ertelenmesi
- Yazım tarihi
- 27/09/2024
Karar Metni
2.155 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, davacı şirketlerin birbirleri ile bağlı iç içe geçmiş grup şirketler olduğunu, bu nedenle davayı toplu olarak ikame etme zorunluluğu doğduğunu, sunulan belgelerin şirketlerin borca batık olduğunu ortaya koyduğunu, mahkemeye sunulan iyileştirme projeleri ile şirketlerin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğunu, iyileştirme projelerinde somut tedbirler olduğunu, şirketlerin iş faaliyetlerinde verimli çalışmaları ile elde edilecek gelirlerinin yanı sıra grup şirketleri dahilindeki talepçi firmaların borca batıklıktan kurtulmasından yurt dışından sağlanacak sermayede önemli yer tuttuğunu ileri sürerek, davacı şirketlerin iflaslarının ertelenmesini ve tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
MÜDAHİLLERİN BEYANLARININ ÖZETİ
Bir kısım müdahiller vekilleri davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava dosyasındaki deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı şirketlerin borca batık olduğu, sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu, iyileştirme projesinde öngörülen ıslah tedbirlerinin hayata geçirilmesi halinde alacaklıların durumunun derhal açılacak bir iflasa göre daha iyi olacağı ve davacı şirketlerin de faaliyetini sürdürerek borçlarını ödeyebilecek duruma gelebileceği, erteleme talebinin alacaklıların menfaatine de uygun düştüğü ve davacı şirketlerin İİK'nın 179 maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilebilmesi için gerekli şekli ve maddi şartların oluştuğu gerekçesiyle,
davanın kabulü ile davacı şirketlerin iflaslarının İİK.nun 179 maddesi gereğince 28/10/2016 günü saat 10.52'den itibaren l yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı bir kısım müdahiller ... tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Dairemizin 21/07/2017 tarih, .... Esas ve ... Karar sayılı bozma ilamı ile; "Davacılar vekillleri, müvekkili şirketlerin ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, pasiflerinin aktiflerinin üzerinde olduğunu ancak sunmuş oldukları iyileştirme projesi kapsamında borçlarının ödenip aktiflerinin artmasının mümkün olduğunu ileri sürerek iflasın ertelenmesini talep etmişler, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
1-Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirlerin Alınması Hakkında 673 Kanun Hükmünde Kararname'nin 10. maddesi ile 667 sayılı KHK'nin 4. maddesine eklenen hükümler uyarınca, olağanüstü halin ilanından önceki dönemde yapılan iflasın ertelenmesi taleplerinde olağanüstü hal süresince iflasın ertelenmesine karar verilemeyeceği düzenlenmiş olup, eldeki dava Olağanüstü Hal ilanından önce açılmış ve Olağanüstü Hal devam etmekteyken sonuçlandırılmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince değinilen düzenleme dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde, davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın kaldırılması gerekmiştir.
2-İlk derece mahkemesi kararının yukarıdaki bent gereğince kaldırılmasına karar verilmiş olmakla, kararın esasına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "...12/10/2015 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunan davacı şirketlerin borca batık olduğunun ve iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığının tespit edildiği, gelinen aşamada ayrıca yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Antalya BAM 11. Hukuk Dairesinin kararı ile 179/a maddesi kapsamında verilen ihtiyati tedbirlerinde süre dikkate alınarak kesin olarak kaldırılmasına karar verildiği, davacı şirketlerin borca batıklığının devam ettiği, fiilen faaliyetlerinin sona erdiği,
davacı şirketlerin iyileştirme projesinde taahhüt ettiği net satış ve net kar tutarlarının gerçekleştiremediği, iyileştirme projesine uymadıkları, bu nedenle de borçlarını ödeyemeyerek borca batıklıktan çıkamadıkları, bu durumda davacı şirketlerin iyileşme umudunun kalmadığı, davacı şirketlerin iyileştirme projesinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmedikleri, sonuç olarak gelinen süreçte iyileştirme projesinin gerçekçi ve inandırıcı olmadığı kanaatine varılmakla iflas erteleme talebinin reddi ile davacı şirketlerin iflasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacılar vekili ve asli müdahil ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, 1 turizmci, 1 makine mühendisi, 1 mali müşavir, 1 gayrimenkul değerleme uzmanı ve 1 borçlar/icra mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama uzmanı olmak üzere toplam 5 bilirkişi eşliğinde keşif ara kararı verilmesine rağmen borçlar/icra mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ....'ın karantinada olması nedeniyle keşfin 4 bilirkişi eşliğinde icra edildiğini, dolayısıyla hükme esas alınan raporun eksik imza ve inceleme ile düzenlendiğini,
bilirkişi raporunun imzasız olması veya heyet halinde görev yapan bilirkişilerden bir veya birkaçının imzasının eksik bulunması durumunda raporun hükme esas alınamayacağını, HMK m. 267 hükmü uyarınca tek sayıda bilirkişi seçilmesi gerektiğini, bilirkişilerin karar alabilmiş olsa dahi, çift sayıda atanmalarının hukuka aykırı olduğunu, Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... talimat dosyasından düzenlenerek dosyaya sunulan 04.08.2021 tarihli bilirkişi raporundaki eksiklikleri 20.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ile birlikte sunduklarını, mahkemece 24.09.2021 tarihli duruşmada verilen 4 nolu ara karar uyarınca,
dilekçelerinde belirtilen itirazlar dikkate alınarak raporların düzenlenmesine karar verilmiş ise de, 10.10.2021 tarihli raporlarda bu hususların gözönünde bulundurulmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, ... A.Ş ve ... A.Ş açısından 2020 tarihli iyileştirme projelerindeki 2021 yılı hedeflerinin tutturulduğunu, rapor çerçevesindeki gelirlerin elde edildiğini ve borçların ödendiğini, ....
A.Ş açısından 2021 yılı hedeflerindeki kira gelir hedefinin yerine getirildiğini, ilgili faturaların mizan çerçevesinde yer almasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını, ...
A.Ş. açısından ise 2021 yılında hedeflenen cironun elde edildiğini, 2020 yılı tarihli iyileştirme proje hedeflerinin tutturulmuş olmasına karşın bu hususun da değerlendirmeye alınmadığını, her iki şirket açısından, itirazları yönünden inceleme yapılarak bu hususlarında rapora dahil edilerek yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini ancak mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, ... dışındaki .... A.Ş, ...A.Ş ve ...
A.Ş'nin borca batıklığının kefalet borcundan kaynaklandığını, bu nedenle .... ile yapılan protokolün gözetilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarının son derece yüzeysel ve gerekçelendirilmediğini, itirazlarının hiç değerlendirilmediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Asli müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporlarına göre hiç bir ticari faaliyeti olmayan davacı ... A.Ş.'nin borcu arttığı halde malvarlığının değer kaybettiğini, raporda bu konuya ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacı .... A.Ş.
Yönünden düzenlenen 10/10/2021 tarihli raporda şirketin pasif toplamı olarak belirlenen 57.975.815,13 TL'ye nasıl ulaşıldığının izah edilmediğini, bilirkişi raporlarında açıklanan 31.08.2021 tarihli bilançoların toplam rakamları, içerikleri ve sonuçlarını birbirinden farklı ve çelişkili olduğunu, önceki sayfalarda 14.945.355,75 TL olan 31.08.2021 borcun sondan bir önceki sayfada 57.975.815,13 TL’ye yükseldiğini, davacı ....
A.Ş.’nin .... kefaletinin olmadığı ve bu nedenle borca batıklık şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması üzerine ... A.Ş.’nin %90 hissesine sahip .... A.Ş.’nin, .... isimli firmaya borcu olduğu iddiası ile 03.09.2015 düzenleme 14.09.2015 vade tarihli 20.400.000 TL bedelli bir bononun üretildiğini ve ...
A.Ş. kefil/aval vb. gösterilerek şirketin borca batıklık dava şartını yerine getirilmesinin sağlanmaya çalışıldığını, bonodaki imzanın bono metninden açıkça anlaşılacağı üzere .... isimli bir şahsa ait olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre bu şahsın ....
A.Ş.’yi temsil ve borçlandırma yetkisinin olmadığını, 8 no’lu kayyım raporunda, ... adına düzenlenen vekaletnamede, kefil olma yetkisinin verilmediğinin belirtildiğini, hukukçu olmayan kayyımların dahi açık ve net bir şekilde ifade ettiği üzere, vekaletin kefalet verme/kefil olma yetkisi içermediği, dolayısı ile geçersiz olduğu ve ...
A.Ş.’nin borca batık olmadığını, 669 sayılı KHK’nin değiştirilerek kabul edilmesi hakkındaki 6756 sayılı kanunun 4. Maddesinde iflas erteleme talebinin reddi veya iflas kararı verilmesine herhangi bir engelin bulunmadığını, bu yöndeki beyan ve taleplerinin usul ve yasaya aykırı bir biçimde yerel mahkemece dikkate alınmadığını, süreç içerisinde eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler yapıldığını, dosyaya sunulan Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere kefalet borcunun birden çok şirketin borca batıklık hesabında dikkate alınamayacağı ve şirketlerin bu nedenle borca batık kabul edilemeyeceğini, ...
A.Ş.'nin .... borcu nedeniyle davacı ... A.Ş.'nin borca batık olduğunun kabul edilemeyeceğini, bir an için aksi düşünülecek olsa dahi ... A.Ş.'nin ... şirketine ne kadar borçlu olduğunun 31.08.2015 bilanço tarihi dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, ayrıca 103 hesapta mevcut 17.385.672,77 TL toplam bedelli çeklerin %99’unun Aralık 2015 vadeli olması nedeniyle bu çeklerin ödenip ödenmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacılardan ....
A.Ş'nin borca batık olmadığını, iflas kararının borca batıklık şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, iflasın ertelenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacıların iflas erteleme taleplerinin reddine, davacıların İİK’nun 179. maddesi uyarınca iflasına karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Bilirkişilerin uzmanlık alanları dikkate alındığında aynı uzmanlık alanından bir teknik bilirkişinin seçildiği, borçlar/icra mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ......'ın teknik bilirkişi olması nedeniyle keşfe katılmasının gerekmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da ...'ın ve diğer bilirkişilerin imzalarının bulunduğu, davacılar vekilinin 20.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen ....., ..... ve ..... plaka sayılı araçların hükme esas alınan bilirkişi raporunda rayiç değerlerinin tespit edildiği anlaşılmakla davacılar vekilinin buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur.
İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir.
Borca batıklık, 6102 Sayılı TTK’nın 377. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir. İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır.
Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.
İflas erteleme davaları, dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda (muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hâkimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden) HMK’nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir.
Grup şirketler arasındaki kefalet ilişkisi borca batıklığın tespiti açısından önem arzetmektedir. Bir borcun ana şirket pasifinde yer alması yanında kefaleti nedeniyle grup şirketlerin pasifinde de yer almaktadır. Bu durumda bu borç birden fazla şirketin pasif hesabında gösterilmesi nedeniyle bir borçtan dolayı grup şirketlerin tamamı kayden borca batık hale gelmektedir. Bu durumda, grup şirketlerde borcun asıl borçlu şirket pasifinde gösterilmesi, ayrıca borca kefil olan grup şirketin pasifinde kefil olunan bu borca yer verilmeden borca batıklığın hesaplanması gerekmektedir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 23.12.2020 tarih, 2018/1412 Esas ve 2020/4506 Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23.06.2021 tarih, 2021/1172 Esas ve 2021/2952 Karar sayılı ilamları).
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan 04/08/2021 ve 10/10/2021 tarihli bilirkişi raporları uyarınca iflas erteleme talep eden ve grup şirketi olan davacı şirketlerin kaydi değerlere göre öz kaynakları (+) bakiye vermiş ise de (+) bakiye vermesinin sebebinin davacı şirketlerin kefaleti olan banka borçları ve diğer borçlarının davacı şirketlerin defter kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, bu nedenle davacı şirketlerin borca batık oldukları, iyileştirme projelerinin ciddi ve inandırıcı olmadığı, davacı şirketlerin iyileşme umudunun kalmadığı,
davacı şirketlerin iyileştirme projesinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmedikleri, iyileştirme projelerinin gerçekçi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle iflas erteleme talebinin reddi ile davacı şirketlerin iflasına karar verilmiştir.
İflas erteleme taleplerinde borca batıklık kamu düzenine ilişkin olup kefalet borçlarının grup şirketler bakımından borcun asıl borçlu şirket pasifinde gösterilmesi, ayrıca borca kefil olan grup şirketin pasifinde kefil olunan bu borca yer verilmeden borca batıklığın hesaplanması,
yine şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olmasını doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık durumda olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunmadığını kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebinin İİK.'nın 166/2 maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz edenler varsa bu itirazlar değerlendirilip erteleme koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
Mahkemece kefalet borçlarının asıl borçlu ve borca kefil olan grup şirketini oluşturan diğer şirketlerin pasifinde gösterilmesi ve davacılardan ...... A.Ş.'nin aval konumunda olduğu 03.09.2015 düzenleme 14.09.2015 vade tarihli 20.400.000 TL bedelli bonoya yönelik asli müdahil vekilinin muvazaaya yönelik itirazları değerlendirilmeden söz konusu borcun davacı şirketin pasif hesabında gösterilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece, davacılardan .... A.Ş.'nin aval konumunda olduğu 03.09.2015 düzenleme 14.09.2015 vade tarihli 20.400.000 TL bedelli bonoya yönelik asli müdahil vekilinin muvazaaya yönelik itirazları değerlendirildikten sonra bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, kefalet borçlarının grup şirketler bakımından sadece asıl borçlu şirket pasifinde yer alabileceği gözetilerek davacı şirketlerin rapor tarihi itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının tereddütte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davacı şirketlerin iflasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç olarak, davacılar vekili ve asli müdahil .... vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3038, K. 2024/1381, 27 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama