KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/738
- Karar No
- 2025/578
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30/11/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 25/06/2025
Karar Metni
1.519 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında gerçekleşen satış neticesinde toplam 51.033,00 TL tutarında iki adet fatura düzenlendiğini, davalının sadece 30.000,00 TL borcunu ödeyip bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için Antalya Genel İcra Dairesinin ...E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili; takip ve davaya konu edilen faturalara ilişkin taraflar arasında bir mal satışı ve ödeme gerçekleşmediğini, taraflar arasında yapılan tek gerçek satış işleminin davacı tarafça 23.03.2020 tarihli fatura ile gönderilen ve tarafların mutabık kaldıkları 21 adet hijyen setine ilişkin işlem olduğunu, belirtilen bu fatura bedeli olan 3.593,10 TL'nin davalı tarafça 24.03.2020 ve 26.03.2020 tarihli banka havaleleri ile davacı tarafa ödendiğini, davacı tarafın belirtilen bu satış işlemi sonrası bu kez davalı tarafa Antalya'da pazarlanıp satışı yapılmak üzere 100.000 adet maske gönderdiğini ve bu maskelerin satılmasını talep ettiğini,
akabinde davacı tarafın göndermiş olduğu maskelere karşılık ve ayrıca gönderilmeyen ilave 100.000 adet maskeye karşılık 14.04.2020 tarihli 91.800,00 TL ve 15.04.2020 tarihli 91.800,00 TL bedelli faturaları kestiğini, davacı tarafın davalıya pazarlama amaçlı gönderilen ve anlaşmaya aykırı olarak fatura kestiği 100.000 adet maskeye karşılık, maddi olarak sıkıntıya girdiğinden bahisle davalıdan 30.000,00 TL ödeme talep ettiğini, maskelerin satılması halinde bu bedelin mahsup edileceğini belirttiğini,
davalı müvekkili şirketçe iyi niyetli olarak davacı tarafa 30.000,00 TL ödeme banka havalesi ile belirtilen bu 100.000 adet maskenin pazarlanıp satılması halinde bedelinden mahsup edilmek üzere ödendiğini, 100.000 adet maskenin Antalya'da pazarlanması işinin davalı tarafça yapıldığını ve bu yönde maskelerin ... teslim edildiğini ancak ...nin maskelerin standartlara uygun olmaması sebebi ile tutanak tutarak maskeleri müvekkili şirkete iade ettiğini, bu durum üzerine müvekkili firmanın standartlara uygun olmayan maskeleri 17.04.2020 tarihinde davacı firmaya iade ettiğini,
20.04.2020 tarihinde de maskelere ilişkin gönderilen faturalara karşılık, davacı şirkete iade faturası kestiğini ve aynı faturalarda yapılan 30.000,00 TL ödemenin kendisine iadesini istediğini, davacı tarafın bu işlemler sonrası bu kez iade edilen maskelerin 23.000 adedini davalı taraftan herhangi bir onay almaksızın ve davalı tarafın talebi de olmadığı halde davalı tarafa tekrar gönderdiğini, bu maskeler için fatura kesilmeyeceği Antalya'da uygun fiyata satması halinde faturalandırılacağının belirtildiğini,
müvekkilinin bu talebi kabul etmeyerek maskeleri kargo ile davacı tarafa iade ettiğini ve havale edilen 30.000,00 TL'nin ödenmesini davacı taraftan talep ettiğini, bu talep üzerine davacı tarafın 30.000,00 TL'nin iade edilmeyeceğini davalı şirkete bildirdiğini, tüm bu hususların müvekkili şirket ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile açıklığa kavuşacağını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "... taraflar arasında maske/hijyenik ürün alım satımına dayalı ticari ilişki olduğu hususunda ihtilaf olmadığı, uyuşmazlığın takip tarihi itibariyle alacak/borç hususundan kaynaklandığı, davacının davalıya satıp, teslim edip fatura düzenlediği bir kısım malların bedelinini ödenmediğini iddia ettiği, davalının ise malların satılmak üzere gönderildiğini ve dava dışı Belediyeye satılan malların kabul edilmediğini, satılmayan ürünlerin iade edilerek,
iade faturası düzenlendiğini, ticari defterler incelendiğinde alacak/borç durumunun belirleneceğini beyan ettiği, hem delil olarak dayanılması hem de tarafların tacir olmaları nedeni ile HMK 222 ve TTK 83. Maddeler kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, her iki tarafın da usulüne uygun tutulan defterlerinde davacı tarafından düzenlenen 5 adet satış faturasının kayıtlı olduğu, 3 adet ödeme kaydının da bir biri ile uyumlu olduğu,
davalının 91.800-'er TL'lik iki adet faturaya ilişkin düzenlediği toplam 183.600-TL'lik iade faturasının da davacının defterinde kayıtlı olduğu ancak davalının defterlerinde kayıtlı olan 6.844-TL ve 45.900-TL bedelli faturalara ilişkin iade faturalarının davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı bu nedenle defterler arasında uyumsuzluk olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ... E.,...
K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir.
Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zaman aşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Bu yasal düzenleme ve içtihat karşısında da faturayı aldığını kabul eden davalının sekiz gün içinde itiraz ya da iade etmediği sabit olduğundan fatura muhteviyatı hizmeti almadığını ispat külfetini üzerine almış olmaktadır.
Bu içtihattan hareketle davalının bağlı olduğu vergi dairesine alım bildirimi yaptığı ve defterlerinde kayıtlı olan 6.844-TL ve 45.900-TL bedelli faturalara sekiz gün içinde değil bir ay kadar sonra iade faturası düzenlediği, sekiz günlük süreyi geçirdiği için iade ettiğine yönelik iddiayı ispat külfetinin davalı üzerine geçtiği, bu kapsamda iade miktarı da göz önüne alınarak davalının delillerine bakıldığı ve delilleri arasında ispata elverişli yazılı delili bulunmadığı,
bu nedenle yemin delili hatırlatıldığı ve iddianın ispatı bakımından verilen sürede yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla mevcut dosya kapsamına göre davalının davacının defterlerinde kayıtlı iade faturaları dışındaki iade iddialarını ispat edemediği ve bu hali ile davacıya 21.033,00.-TL borçlu göründüğü, bu borcun da likit olduğu, takipte her ne kadar daha fazlası talep edilmiş ise de davanın 21.033,00.-TL asıl alacak üzerinden ikame edildiği anlaşılmakla davanın kabulüne, takibe itirazın kısmen iptaline" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kabul kararını faturaya 8 gün içinde itiraz edilememesine ve bu şekilde iade hususunun ispat edilemediğine dayandırdığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının, faturaya tebliğden itibaren 8 gün içinde itiraz edilememesinin taraflar arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturanın içeriğinin kesinleşmiş olduğunu, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını bildirdiğini, oysa davaya konu faturalara ilişkin taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, faturaların herhangi bir şekilde davalı şirkete kanunda belirtildiği şekilde tebliğ de edilmediğini,
bu hususta davalı şirkete faturaları tespit eder etmez süresinde yani yasa gereği beyanname verme süresi içinde davacı şirkete iade ettiğini, dolayısı ile mahkemenin, bilirkişi raporu doğrultusunda iadeye yönelik ispat yükünü davalı tarafa yüklemesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki iade hususunda ispat yükünün davalı tarafta olduğu kabul edilse dahi, malların iade edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, 07/12/2020 tarihli davacı taraf dilekçesinin 4 numaralı bendinin aynen "Davalı tarafın daha önce numunesini beğendiği ve sipariş ettiği,
daha sonra hiçbir gerekçe göstermeden iade ettiği bu 50.000 adet ürün bedeli müvekkil tarafından üretici firmaya ödenmesi sebebi ile müvekkilin kalan bedel olan 21.033,00 TL için TTK ve BK'ya göre dava ve talep hakkı bulunmaktadır." şeklinde olduğunu, mahkeme içi ikrar niteliğinde bulunan ve kesin delil niteliği taşıyan bu beyan karşısında, malların iadesi hususu ispat yükünün davalı tarafa yükletilmesinin HMK hükümlerine de aykırı olduğunu, malların iadesi hususunda davacı tarafın açık ikrarı bulunduğunu, mahkeme içi ikrar mahiyetindeki bu beyanlarının kesin delil niteliğinde olduğunu,
davacı tarafın ikrarı ile malların iade edildiğinin sabit olduğunu, bu hususun çekişmesiz olduğunu, kaldı ki gerek davaya cevap dilekçesinde gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde malların iade edildiğine ilişkin kargo bilgilerinin taraflarında mevcut olduğunu, mahkeme gerek gördüğü takdirde mahkemeye sunmaya hazır olunduğu bildirilmiş olmasına rağmen, iadeye ilişkin bir delil olmadığına yönelik mahkeme gerekçesinin dosyanın eksik incelemeye dayalı olduğunun kanıtı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklanan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının davacının defterlerinde kayıtlı iade faturaları dışındaki iade iddialarını ispat edememesine,
hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/738, K. 2025/578, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama