KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1218
- Karar No
- 2024/1207
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28/03/2024
- Davanın konusu
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 12/07/2024
Karar Metni
874 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin emekli ev hanımı olduğunu ve uzun süredir ticaret işi ile uğraşmadığını, kendisine gelen ihbarnamelerin ne anlama geldiğini bilmediğini ancak huzurdaki davaya konu 3.haciz ihbarnamesi gönderilince işin önemini anladığını, müvekkilinin borçlu şirketin ortağı olduğunu, şirketin sermaye şirketi olduğunu, asıl takip borçlusu ... şirketinin ortaklarının taahhüt ettiği sermaye tutarının 100.000,00 TL olduğunu ve tamamının ödendiğini, bu durumun şirket defter kayıtlarında görüleceğini, müvekkilinin borçlu şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını,
müvekkiline ilk gönderilen ihbarnamelere karşı itiraz süresini kaçırdıklarını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, dava konusu icra takibinde haczi önlemek amacıyla dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, dosya kapsamında Denizli İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine istinaden ... Şirketine müvekkili şirketinin alacakları hasebiyle takip açıldığını, ihbarnamelerin usulüne uygun gönderildiğini, davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davanın reddini, haksız açılan dava nedeni ile takip alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "... Dava konusunun davacıya gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmakla, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olması gerektiğinden ve görevin dava şartlarından olması itibariyle mahkememizin görevsizliğine, davanın görev nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine, " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin İİK'nın 89.maddesini yanlış yorumladığını, davalı tarafın tacir olduğunu, dava konusu borcun diğer borçlusu ... 'nin tacir olduğunu, müvekkilinin diğer borçlu şirkete ödenmemiş sermayesi olmadığından bahisle borçlu olmadığının tespiti istendiğini, İİK'nın 89.maddesinde belirtilen görevli mahkeme genel mahkemelerdir ifadesinin davanın esasında her iki tarafı tacir olarak değerlendirilmesi gerektiğini, görevli genel mahkemeden kastın ticaret mahkemesi olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmesini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, İİK'nın 89. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir.
Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir.
Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2023 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında da "...2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına" karar verilmiştir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1218, K. 2024/1207, 12 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama