KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/182
- Karar No
- 2024/403
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 10/10/2023
- Davanın konusu
- Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 29/02/2024
Karar Metni
1.610 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, Davalı .... ’ın bankadan kullanmış olduğu; ..... KMH ref nolu ticari kredi ve .... referans nolu kredi kartı hesaplarından kaynaklı takip tarihi itibariyle 53.166,30 TL alacağının bulunduğunu, ayrıca davalıdan .... referans nolu riskinden dolayı takip tarihi itibariyle 14.120,00-TL gayrinakdi alacaklarının bulunduğunu, davalının bu borcu ödemediğini bu nedenle hakkında yürütülmekte olan takibe haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak itiraz ettiğini, bu nedenle davalı borçlunun haksız yaptığı itirazın iptaline ve %40’tan aşağı olmamak üzere hakkında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda. "Davalı ... ile davacı ....
AŞ. arasında 15.11.2013 tarihinde 52.000,00-TL, 01.02.2016 tarihinde 500.000,00-TL limitli ve 09.02.2017 tarihinde 260.000,00-TL limitli olarak Genel Kredi Sözleşmeleri ile Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi ve bu sözleşmelere bağlı olarak 05.06.2018 tarihinde bir çek sözleşmesi düzenlendiği, Beşiktaş 1. Noterliği'nin 27/07/2021 tarih .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği anlaşılmıştır.
Noter aracılığı ile gönderilen ihtarnamenin davalı borçluya tebliğ edilemese de; davalının taraflarca imzalanan sözleşmede yazılı olan adresine tebliğe çıkarıldığı anlaşılmıştır.
2004 sayılı İİK'nın 68/b maddesinin 1. fıkrası uyarınca, kredi sözleşmesinde gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracak olup taraflar arasındaki sözleşmede de yeni adres bildirilmediği sürece sözleşmedeki adrese gönderilecek ihtarın tebliğ edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Davalının Ticari kredili mevduat hesabı ve çek kredisinden kaynaklı borçlu olduğunun anlaşılması ile davalı aleyhine açılan davanın, mahkememizce esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen bedeller üzerinden kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının gayri nakdi çek depo talebinin değerlendirilmesinde. 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda “gayri nakdi kredi” kavramı tanımlanmamıştır. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür.
Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, sözü edilen Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur.
Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 27.12.2017 tarih, 2016/1 E., 2017/6 K. sayılı kararı).
Davacının davalı asıl borçlu davalı yönünden 7 adet çek yaprağı yönünden depo talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine yönelik değerlendirmede: Yargıtay 19. H.D.nin 27/02/2013 gün ve 2013/10 E. 2013/1630 K. sayılı emsal içtihatında ''...alacağın, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu gözetildiğinde, sözleşme hükümlerine göre her aşamada hesap edilebilir, likit bir alacak olarak kabulünün gerekçesine ve borçlunun itirazında haksız bulunmasına göre, 2004 sayılı kanunun ilgili maddesi doğrultusunda itirazın iptaline karar verilen,
harcı yatırılarak dava konusu edilen bölüm üzerinden alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekir...'' şeklindeki emsal içtihad doğrultusunda kredi sözleşmesi nedeniyle sorumluluğunun kabulüne karar verilen borçlu aleyhine hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/04/2018 gün, 2017/4575 Esas, 2018/1823 Karar sayılı emsal içtihadında; "...gayrinakdi kredinin deposu yönünden maktu harç ve maktu vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği halde nakdi alacakla birlikte nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde belirtildiğinden kabul edilen çek depo bedeli yönünden davacı vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmetmek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi yönünden olmak üzere müvekkilinin kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle AAÜT gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmadığını, müvekkilin kendisini vekil ile temsil ettirmesi ve ticari kredili mevduat hesabı ve çek kredisinden doğan banka alacağı yönünden davanın kısmi kabulü ile fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi sebebiyle müvekkili lehine AAÜT gereğince vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .... Esas (Şanlıurfa 2. İcra Dairesi'nin .... ) sayılı dosyası yönünden itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı bulunmuş ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde; davalı yanın mazeretsiz olarak arabuluculuk görüşmelerine katılmaması sebebiyle İlk Derece Mahkemesince lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu iddia edilmişse de; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/11 maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 25/9 maddesi uyarınca; taraflardan birinin geçerli bir mazeret bildirmeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılamayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez.
Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde arabulucunun davalıya kendisi ile paylaşılan iletişim bilgileri ile ulaşamadığı ve iadeli taahhütlü posta yolu ile çıkarılan tebligatın da iade edildiği belirtilmiştir. Kendilerine ulaşılamaması sebebiyle arabuluculuk görüşmelerine katılmayan davalı yanın geçerli bir mazeret bildirmediğinden söz edilemez. Bu sebeple yukarıda belirtilen kanun ve yönetmelik hükmünün davalı hakkında uygulanması mümkün değildir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve buna ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/182, K. 2024/403, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama