KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/377
- Karar No
- 2025/378
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 06/02/2025
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 30/04/2025
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirketle müvekkili arasında imzalanan protokol uyarınca Ekim 2022 ...Köyü ...Burdur adresine teslim edilmek üzere 1.530.000,00 TL tutarlı 8.240 metre kare çelik konstrüksiyonlu galvaniz kaplama sera satış sözleşmesi kapsamında 918.800,84 TL borçlu olduğu yönünde Antalya Genel İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlattığını, takibin müvekkili şirkete e-tebligat yoluyla yapıldığını, şirket yetkilisinin rahatsız olması nedeniyle 28/08/2024 tarihinde takipten haberdar olduğunu, takip kesinleştikten sonra müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, takip kesinleşip hacizler uygulanmaya başladıktan sonra hacizlerin durdurulması ve müvekkilinin 06.09.2022 tarihinde 25.000,00 TL, 26.09.2022 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye 1.485.000,00 TL'nin ödenmesi için taraflar arasında imzalanan protokole göre, 700.000,00 TL'nin sözleşme tarihinde,
kalan 785.000,00TL"nin ise 20.12.2022 tarihinde çek ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin toplam da 507.500,00 TL ödeme yaptığını, sözleşme konusu seranın davalılar tarafından tamamlanıp teslim edilmediğini, sözleşmede belirlenen ürünlerin eksiksiz olarak teslim edilmediğini, başlatılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kötü niyetle başlatılan takiplerin ve hacizlerin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davacı tarafça arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davacı ile aralarında akdedilen protokolde Antalya Mahkemeleri ve Antalya İcra dairelerinin yetkili olduğunun belirlendiğini, davacının borçlu olmadığının iddia ettiği projede sözleşme bedelinin 1.530.000,00 TL+ KDV olduğunu, davacının sözleşme bedelinin 917.500,00 TL'sini ödemediğini, 06/08/2024 tarihinde 918.800,84 TL alacak için takip başlatıldığını, davacının takibe itirazının bulunmadığını ve takibin kesinleştiğini,
takibin kesinleşmesinden sonra davacının menfi tespit davası açmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, kesinleşen takip ve uygulanan hacizlere yönelik itirazının kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiğini, davacının icra dosyasındaki borcun tamamını ödediği veya % 15 teminat yatırdığında dava sonuçlanıncaya kadar zararının oluşmayacağını, öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını ve davanın usulden reddinin gerektiğini, haksız istenilen tespit davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "...Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarında işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığını beyan ettiği,
davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı,
davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu menfi tespit davası yönünden davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun ve son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, aksinin kabulü halinde söz konusu eksikliğin tamamlanabilir dava şartı olması nedeniyle mahkemece eksikliğin giderilmesi için taraflarına süre verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava tarihi 09/09/2024 olup, 01/09/2023 tarihinden itibaren açılacak menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı haline getirilmiştir.
Eldeki dava 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre zorunlu arabulucu kapsamında olup, dava şartı olarak ticari davalarda zorunlu arabuluculuk söz konusudur. Bu itibarla, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk kuralının uygulanmadığı görülmüştür. Dava şartı noksanlığının re'sen tespit edilerek davanın usulden reddine dair verilen mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
.....
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/377, K. 2025/378, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama