KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/195
- Karar No
- 2026/149
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14/01/2026
- Davanın konusu
- Zayi Belgesi Verilmesi
- Yazım tarihi
- 23/02/2026
Karar Metni
1.301 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili; davacıların ortağı ve mirasçısı oldukları ...
Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin kuruluşundan itibaren tek müdürü ve münferit imza yetkilisi olan ...'in vefat ettiğini, vefatla birlikte müdürlük ve temsil yetkisinin sona erdiğini, şirket adına işlem yapabilecek yetkilinin kalmadığını, murisin mirasçılarının Kaş 1. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 03/11/2025 tarihli mirasçılık belgesi ile tespit edildiğini, şirket sermaye payları miras yoluyla davacılara geçtiğini, ancak henüz intikallerinin yapılmadığını, davacılardan ... ve ...'in şirket ortağı olmakla birlikte imza ve temsil yetkisine sahip olmadığını bildirerek tüm aramalara rağmen davacıların ortağı ve mirasçısı oldukları ...
Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne ait Genel Kurul Karar Defteri ve Ortak Pay Defterinin bulunamadığını beyan ederek davacıların ortağı ve mirasçısı oldukları ... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne ait Genel Kurul Karar Defteri ve Ortak Pay Defterinin zayi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Dava hasımsız olarak açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "... davacı tarafça Genel Kurul Karar Defteri ve Ortak Pay Defterinin kaybedilmesine ilişkin olarak TTK 82/7 maddesinde belirtilen şekilde bir sebep ileri sürülmediği, ileri sürülen zayi nedeninin TTK'nın 82/7 maddesi uyarınca olağan dışı ve önlenemez nedenlerden kaynaklanmadığı, davacıların ortağı ve mirasçılarının basiretli tacir gibi davranmamış olduğu ve defterlerin saklanmasında gereken özeni göstermediği, şirkete ait defterlerin zayii şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmakla talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemenin, TTK'nın 82. madde hükmünü hatalı yorumladığını ve daraltıcı uyguladığını, Mahkeme kararında, ticari defterlerin zayi olduğunun tespitine karar verilebilmesi için “kanunda sayılan hallerin” bulunması gerektiğini ve somut olayda bu hallerin bulunmadığı belirtilerek davanın reddedildiğini, Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun 82. Maddesinde sayılan hallerin tahdidi (sınırlı) olmadığını, kanun metninde geçen yangın, su baskını, yer sarsıntısı gibi örneklerin “örnekleyici” mahiyette olduğunu, maddede açıkça “benzeri bir sebeple” ifadesi yer aldığını, zayi halinin sadece sayılan olgularla sınırlı tutulmasının mümkün olmadığını,
somut olayda ticari defterlerin fiilen mevcut olmadığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını. bu durumun, TTK'nın 82. madde kapsamında zayi halinin varlığı için yeterli olduğunu, Mahkemenin, zayi tespiti davasının amacını göz ardı ederek hukuki korumayı fiilen ortadan kaldırdığını, zayi tespiti davasının amacının;
defterlerin gerçekten kaybolduğunun/elden çıktığının tespiti ile tacirin hukuki ve ticari hayatını sürdürebilmesini sağlamak olduğunu, somut olayda şirketin tek müdürü ve münferit imza yetkilisi olan kişinin vefatı sonrası şirket yönetiminin kilitlendiğini, genel kurul yapılamadığını, müdür atanamadığını, ticaret sicilinde tescil işlemlerinin yürütülemediğini, Mahkemenin ret kararının, davacıların ve şirketin ticari hayatını sürdürmesini imkânsız hale getirdiğini, şirketin fiilen “işleyemez” halde kalmasına sebebiyet verdiğini, “Basiretli tacir gibi davranmama” gerekçesinin, tek başına zayi tespiti talebinin reddine dayanak olamayacağını,
Mahkeme kararında davacı ortakların “basiretli tacir gibi davranmadığı” yönünde değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verildiğini, ancak “basiretli tacir” ölçütünün, zayi tespiti davasında defterlerin fiilen kaybolduğu gerçeğini ortadan kaldıran bir unsur olmadığını, bu davanın, bir yaptırım davası olmadığını, kaybın tespiti ile hukuki belirsizliğin giderilmesini amaçlayan bir tespit davası olduğunu, defterlerin fiilen mevcut olmadığını, bu fiili durum karşısında “iyi korumalıydınız” değerlendirmesi ile tespit talebinin reddedilmesinin kanunun koruma amacına aykırı olduğunu, somut olaya uygun düşmediğini,
davacıların hukuki yararının açık ve tartışmasız olduğunu, şirketin temsilcisi bulunmadığından şirket adına işlem yapılamadığını, bu nedenle şirket ortakları/mirasçıları sıfatıyla işbu davanın açıldığını, zayi tespiti kararı alınmaksızın yeni karar defteri ve pay defteri açılıp tasdik ettirilemediğini, genel kurulun işletilemediğini, yeni müdür seçilip tescil ettirilemediğini, dolayısıyla davacıların hukuki yararının tam olduğunu ve dava konusu tespitin şirketin işleyebilmesi bakımından zorunlu olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, TTK'nun 82/7. maddesine dayalı olarak zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, hasımsız olarak açılan genel kurul karar defteri ile ortaklık pay defterinin zayi olduğuna ilişkin belge verilmesi istemine ilişkin olup, zayi belgesi verilmesi davaları sonuçları itibariyle sadece davacı taraf yönünden değil, davada taraf olmayan kimseler bakımından da sonuç doğuran dava türlerindendir.
Mahkemece bu tür davalarda yapılacak incelemeler, sadece davacı tarafın iddia ve delilleri ile sınırlandırılmamalı, zayi belgesi verilmesi istenilen belgelerin, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu belgelerden olup olmadığı, TTK'nın 68. maddesinde yazılı afet kavramına davacıya kusur izafe edilemeyecek olan ve irade dışında meydana gelen olayların girebileceği gözetilerek tacirin belgelerini muhafazada gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği, tasdike tabi defterlerin tasdik edilip edilmediği,
davacıya ait defterler hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ve iddia edilen olayın meydana geldiği yerin tacirin faaliyette bulunduğu yerlerden olup olmadığı hususları araştırılarak, ticaret sicil kayıtları getirtilmek suretiyle olayın şüpheden uzak bir şekilde meydana gelip gelmediğinin tespiti gerekir. (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/03/2016 tarihli 2014/827 Esas ve 2016/311 Karar sayılı ilamı)
6102 Sayılı TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde işletmenin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden bir belge verilmesini isteyebileceği" düzenlenmiştir. Tacirin söz konusu düzenlemeden yararlanabilmesi, defter ve belgelerin korunması için dikkat ve özen göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziya uğramanın onun iradesi dışında elinde olmayan bir neden ile meydana gelmesi gerekmektedir.
Somut olayda; davacılar, ... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne ait Genel Kurul Karar Defteri ve Ortak Pay Defteri için zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. Yerel Mahkemece TTK'nın 82/7 maddesinde belirtilen şekilde bir sebep ileri sürülmediği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de; davacılar murisin ölümü nedeniyle karar ve pay defterini bulamadıklarını ileri sürmüşlerdir.
Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, şirket ortaklarının davacılardan ..., ... ve müteveffa ... olduğu, şirket müdürünün ise müteveffa olduğu anlaşılmaktadır.TTK'nın 82/7. maddesinde yazılı haller kapsamına yukarıda yazılı Yargıtay HGK kararında da vurgulandığı üzere; davacı yana kusur izafe edilemeyecek ve irade dışında meydana gelebilecek olayların girebileceği kabul edilmelidir.
Ticari defterlerin muhafazasından şirket müdürünün sorumlu olduğu gözetildiğinde temsil yetkisi bulunmayan davacılara kusur izafesi mümkün görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; zayi olayının davacıların kusuru dışında ve elde olmayan ölüm nedeniyle gerçekleştiğinin anlaşılması nedeniyle zayi belgesi verilmesi koşullarının mevcut olduğunun kabulü gerekmektedir. Şirket ortağı davacıların karar defteri olmadan müteveffa ortaktan mirasen intikal eden hisselerinin tescili de sağlanamayacağı göz önünde bulundurulmuştur.
Sonuç olarak; davacıların, mirasçı şirket ortağının davacı şirketin karar ve pay defteri için zayi belgesi isteyebileceğinin kabulü ile davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulü ile şirketin genel kurul karar ve ortak pay defteri için zayi belgesi verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/195, K. 2026/149, 23 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama