KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/100
- Karar No
- 2024/89
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 29/06/2021
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 24/09/2024
Karar Metni
1.288 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı firmanın tohum vb. tarım ürünleri ticareti ile iştigal ettiğini, davacıların da ... köyünde çiftçilik yaptıklarını, davacıların ürettikleri buğday, mısır gibi tarım ürünlerini davalıya sattığını, karşılığında davalı firmadan anneleri adına tohum vb. tarım ürünleri satın aldığını, taraflar arasındaki bu ilişkinin 2004 yılından 2008 mart ayına kadar bu şekilde devam ettiğini, davacıların henüz mahsul zamanı gelmediği için bazen de veresiye şekilde davalı firmadan anneleri ... adına tohum aldıklarını, bu veresiye alımlardan önce davalı firmanın da davacı ve eşinden icra takibi dayanağı senedi aldıklarını,
icra takibi dayanağı senet doldurulduğunda sadece imzaları alındığını tüm kısımları boş bırakılarak verildiğini, yani senet metnindeki yazıların dahi davacılara ait olmadığını, icra takibi dayanağı senet metninde "nakden" kaydı mevcut olup ihdas nedeni olarak nakit ödeme gösterildiğini, bu nedenle davalıların davacılardan alacaklı olduklarını senedin düzenleme nedenini açıklama ve ispat etme yükümlülükleri bulunduğunu, davalı firmanın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacıların davalı tarafa bu miktarda bir borçlarının olmadığının görüleceğini,
davacıların davalıya mısır ve buğday sattığını bedellerinin de davalının beyanı ile annesinin hesabından düşüldüğünü bu konuda davacıların elinde ne kadarlık mısır ve buğday verildiğine dair kantar fişlerinin bulunduğunu, davacının Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası dayanağı bonodan borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalı aleyhine %40 tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davalı şirketin tarım ürünleri ticareti ve üretimi ile uğraştığını, davalıların ise ağırlıklı olarak çiftçilik ile uğraştıklarını, davalının davacılar ve davacılar gibi pek çok kişi ile iş yaptığını, çiftçilerin bazen ürün ile bazen de sattığı ürünün bedeli ile aldıkları avansları geri ödediklerini, davacıların da davalı şirkete gelerek avans talebinde bulunduklarını, aldıkları avansa karşılık davacıların davalı şirkete bono verdiklerini, aldıkları avansa karşılık olarak ödeme yapamamaları halinde özellikle davacı ... adına taşınmazların bulunduğu, bir kısım taşınmazlarının da ...
Kasabasında bulunduğunu ve oldukça kıymetli olduğunu beyan ettiklerini, senede karşılık senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, davacıların borçlarını ödediklerine dair yazılı bir belge sunmadıklarını belirterek davanın reddi ile kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olmaları nedeniyle %40 tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının dosyaya sunduğu müstahsil makbuzlarda davalının kaşe ve imzasının bulunduğu, makbuzların davalı defterlerine işlenmemiş olmasının tek başına delil niteliği bulunmadığı, makbuzlarda belirtilen miktarda davacılara ödeme yapıldığının davalı tarafça ispatlanması gerektiği, davalı tarafça bu makbuz bedellerinin ödendiği hususunda dosyaya delil biraz edilmediği, davalı tarafça takibe konu senedin davacılara verilen avans sebebiyle düzenlendiğinin ve verdiği avanslara karşılık davacılardan ürün alındığı da belirtildiğinden,
hükme esas alınan, SMMM bilirkişi ... alınan 26/01/2021 havale tarihli ek bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, takibe konu senedin 98.047,35 TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş, bakiye miktar yönünden, ispat yükü kendisine düşen davacı borçlu olmadığına dair yazılı bir delil ibraz etmediği gibi yemin deliline de dayanmadığından, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar taraflar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş iseler de; davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı yararına, tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmediğinden davalı yararına kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından bu talebin reddine " şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı vekilinin, müvekkilleri ile davalı arasında 135.000,00 TL' lik alış veriş olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, senet tanzim tarihinin 2007 tarihli olması hususları ile birlikte değerlendirme yapıldığında davalının müvekkiline bu meblağda para vermediğinin sabit olduğunu, icraya konu senette nakten ibaresinin bulunduğunu, davalının savunmasının ise davacıya avans verildiği iddiasına yönelik olduğunu, davalının, ödünç para verme işi ile meşgul olmaya, izni olmayan bir tacir olduğunu, kimsenin belirtilen miktarda avansı yıllarca bedelsiz olarak veremeyeceğini,
davalı şirket tarafından müstahsil makbuzlarına karşılık bir ödeme yapıldığına ilişkin delil bulunmadığını, ayrıca Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında müvekkiline ait taşınmazın 71.000,00 TL bedelle satıldığını, bu husus dikkate alındığında menfi tespit davasının istirdata döndüğünü, davalının takibe konu bononun cari alacaktan kaynaklı olduğunu ikrar ettiğini, müvekkilinin ise davalıya tonlarca ürün teslim ettiğini, davanın tam kabulüne ve müvekkili lehine %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, bu kapsamda davacı tarafın savunmasının bir geçerliliğinin bulunmadığını, davacıların davaya konu senedi ödediklerini yazılı delil ile ispatlayamadıklarını, müstahsil makbuzu ve kantar fişlerinin senet bedellinden düşülmesinin hatalı olduğunu, zira kantar fişlerinin ürünün ağırlığına yönelik olup, ürünün tesliminin yapıldığını göstermediğini, müstahsil makbuzları yönünden ise bu ürün bedellerinin davacıya nakit olarak ödendiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, İcra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafın istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti davası ile takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti davası birbirinden farklı davalar olup, her iki davanın hüküm ve sonuçları da birbirinden farklıdır.
Dava dilekçesinde, davacının takibe konu senetten borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali ile davalı aleyhine %40' dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebi karşısında, mahkemece öncelikle davacı tarafa senetten dolayı mı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, yoksa takipten dolayı mı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği açıklattırılarak, şayet eldeki dava, takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine yönelik ise, bu durumda davacı tarafa takip çıkışı dikkate alınarak ( 13.000,00 TL tutarında borcu kabul ettiği de gözetilerek) eksik harcın tamamlattırılması gerekmektedir.
Yine bu durumda, davacı tarafın, davanın istirdata döndüğü savunması da araştırılarak, bu sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemenin kabulüne göre ise de; davacı taraf, davada kabul edilen kısım yönünden, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmesine rağmen, davalı da senedin ne kadarının bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen hatalı gerekçe ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi de yerinde değildir.
Yine mahkemenin kabulüne göre; davalının takibe konu senetten ötürü 21.952,65 TL alacağı bulunduğunun tespit edilmesine rağmen bu tutarın harca esas değer olan 120.000,00 TL üzerinden mahsubu ile değil, senet bedeli olan 135.000,00 TL tutardan mahsup edilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmaması da hatalıdır.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede ise, takibe konu senet tanzim tarihinin 15/01/2007 olması, senedin vade tarihinin ise 15/01/2008 olması dikkate alındığında, senedin tanzim tarihinden sonra düzenlenen müstahsil makbuzu ve kantar fişlerinin dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken, bu hususa riayet etmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması da isabetli görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/100, K. 2024/89, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama