KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1072
- Karar No
- 2024/211
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 05/10/2022
- Davanın konusu
- Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)
- Yazım tarihi
- 04/11/2024
Karar Metni
2.759 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, ... , ... Limited şirket olup, 18 yıldır Tekstil ürünlerinin boyanması- boya ve apre işlerinin yapılması sektöründe hizmet verdiğini, Şirket ... Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... sicil numarası ile 28.07.2004 tarihinde kurulmuş ve ... Vergi Dairesi'nin ... vergi kimlik numaralı mükellefi olup, "... Mah. ... /...
Sokak No:... ... / ... adresinde faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin 2004 yılında ... ... ilçesinde kurulmuş fason boyama, apre ve bitim işlemleriyle iştigale başlamış bir tekstil firması olup sahibi olduğu 10.338,42 m2 alanda prefabrik sanayi binasında faaliyetlerini sürdürüp faaliyetlerini sürdürmesinde bölgenin Denizli merkeze göre daha kırsal olmasından kaynaklı çalışan bulmak konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmadığını ve vasıfsız olarak alınan çalışanların kısa sürede işe adapte olarak işinde uzmanlaşmasının sağlandığını ve bölgede genellikle kırsal tarımla uğraşan pek çok kişiye sigortalı ve tam zamanlı iş imkanı sağlayarak istihdama
katkıda bulunduğunu, bu kapsamda davalı şirketin kurulduğu yerin ... yüzölçümü, personel sayısı olarak en büyük firmalarından biri haline geldiğini, bununla birlikte şirketin faaliyetleri devam ederken büyüme ve faaliyet alanını daha da genişletmeye ve bu kapsamda düzenli yatırımlar gerçekleştirmek ve ülke ekonomisine daha da katkı sağlamak için gerekli saha çalışmalarına hız vermiş- çeşitli yatırım planları ve projelerini hazırlamış, ancak;
yaşanan enerji ve hammadde krizleri ile birlikte kar oranlarının çok düşmesi sonucu makine parkuru yenilenememiş ve gerekli yatırımlar yapılamamış olduğunu, bazı ticari faaliyetlerde tahsilatlarını tam anlamıyla yapamadığını, 2018 yılının 1.çeyreğinde kendini hissettirmeye başlayan global krizin ülke üzerinde kendini hissettirmeye başlaması ve bununla birlikte ülkedeki ve dünyadaki döviz hareketlerinden olumsuz olarak etkilenmiş olduğunu ve etkilenmeye devam ettiğini, bunlara rağmen davalı şirketin ülkedeki bu konjoktürel yapıya rağmen bir şekilde nakit döngüsünü çevirmeye çalışırken bu defa Aralık 2019 ayında Çin'in Wuhan kentinde başlayıp,
tüm dünyaya yayılan ve ülkeyi de etkileyen Covid-19 Virüsü salgınıyla karşılaştığını, devletlerin sağlık gerekçeleri ile uyguladığı kısıtlamalar ve tedbirler sonucunda, Mart 2020 den itibaren kısıtlamalar ve tedbirlerin ekonomiyi zorlaştırdığını, bu sınırlamalara rağmen şirketn ödemelerini yapmaya çalışmakla beraber özellikle virüs sağlını nedeniyle ve de son zamanlarda yaşanan Rusya- Ukrayna savaşı nedeniyle dünyada ve ülkede sosyal ve ekonomik alanı daraltması,
enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki fahiş yükseliş döviz kurlarındaki yükseliş ve istikrarsız sebebi ile diğer tedarik ürünlerindeki fiyat artışı, müvekkili şirket aleyhine başlatılan haciz işlemlerinin ticari faaliyeti zor duruma getirmekle birlikte müvekkili şirketin nakit akış dengesini bozmuş ve müvekkili şirkette likiditede ciddi sıkıntılar yaşanmaya başladığını, müvekkil şirketin almış olduğu kredileri ödemeye devam ederken, boyahane hizmet işlemlerinde ve üretim işlemlerinde kullanılan hammaddelerin- kimyasal ürünlerin döviz üzerinden gerçekleşmesi ve yıl başından bu yana kurdaki beklenmedik çok ciddi artışların meydana gelmesi,
üretimde kullanılan enerji alım fiyatının çok yüksek olması ve bunlara karşılık satışların iç piyasada TL üzerinden satışların olması, müvekkil şirketi likidite içerisine ittiğini, müvekkili şirketin üretim makinalarının alınmasında ve yatırım alanlarının genişletilmesi vb hepsinin de banka kredisiyle sağladığını, şirketin faaliyetinin bu şekilde devam ederken şirketin büyümeye başladığını ve büyüdükçe de kredi borçların arttığını, bankaların kur artışından dolayı teminat konusunda müvekkil şirketi sıkıştırması neticesinde müvekkil şirketin işletme sermayesinin yetersizliğine düştüğünü,
2018 yılı başından bu yana bu kaynağı bulmak adına mücadele ettiğini ve müvekkilin şirketin nakit akışını sürdürdüğünü, müvekkil şirketin- tekstil sektöründe tanınmış çeşitli markaların üretildiği tekstil ürünlerin boyanmasında aranan, tutulan ve sürekli sipariş alan bir firma olduğunu, müvekkil şirketin sipariş alma, ürettiği malları beğendirme, satma ve kalite konularında bu güne kadar hiçbir problem ile karşılaşmadığını, şirketin gayrimenkullerini ipotek göstererek piyasaya borçlanarak şirketin ayakta durmasını ve alacaklıların haklarına zarar gelmemesini sağlamaya çalıştıklarını,
anlatılanlar dışında müvekkil şirketin tekstil ürünlerinin boyanması hizmeti sunduğu çeşitli şirketler tarafından yurt dışına ihraç edilen ve yurt içine satılan mal bedellerinin zamanında dönmemeye başlaması, ülke ekonomisindeki durgunluk ve belirsizliğe bağlı ekonomik kriz, piyasasındaki daralma, yurt içinde rekabet edebilmenin zorlaşmasından ve ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durgunluk nedeniyle dönen sermayenin azalması hammadde alma ve siparişleri yetiştirmede nakit sıkıntısı çekilmesi nedeniyle müvekkil şirketi büyük sıkıntıya düşürdüğünü, müvekkil şirketin,
müşteri potansiyeli ve tekstil ürünlerinin boyanmasında ürünlerin aranan - istenilen renk-boya kalitesini en üst seviyede tutması nedeniyle tekstil sektöründe tanınmış bir firma olarak, şu andaki nakit sıkışıklığını ve ödeme güçlüğünü yenebileceğini, müvekkil şirketin yurt içinde ve yurt dışında ihracat yapan şirketlerden oluşturduğu pazar payı ve boyamada kalite ve marka ve değer olarak hizmetlerine olan talebin müvekkil şirketin faaliyetine ara vermeksizin çalışması,
tekstil piyasasında oluşan ve halen mevcut olan talep ve sipariş potansiyeli nin müvekkil şirketin çalışması ve oluşacak faaliyet kârı ve gerektiğinde şirket adına kayıtlı gayrimenkullerin ve faaliyet kullanımı dışında kalan taşıtların, demirbaş, makine tesis ve cihazların satılması ile karşılanacak ve şu anda içinde bulunulan ekonomik sıkıntıdan borçlarından kurtulmasının mümkün olacağını, bu nedenlerle davacı müvekkilin , sunulan konkordato projesi çerçevesinde İcra ve İflas Kanunun 287 madesi gereğince 3 Aylık geçici mühlet verilmesine ve işbu mühletin İİK'nun 288. maddesi çerçevesinde ilanına,
mühlet kararı ile birlikte şirkete Mahkemenin öngördüğü tedbirlerin alınması için, tedbir kararı ile atanan komiserin görevinin devamına. 3 aylık geçici mühlet içerisinde ve daha sonra | yıllık kesin mühlet içerisinde müvekkil aleyhine yasal istisnalar hariç her türlü icra takibi, haciz muhafaza ve şirketlerin devamını tehlikeye sokacak her türlü işlemin durdurulması/ tedbir kararında yer alan tüm tedbirlerin aynen devamına.
Geçici mühlet içerisinde yapılacak inceleme sonucu 1 yıllk kesin mühlet verilmesine ve Mahkeme tarafından verilecek kesin mühlet içinde ve Mahkemenin görevlendirdiği komiser nezaretinde yapılacak alacaklılar toplantısı ve İlK hükümlerine göre işletilen yasal prosedürün tamamlanmasının ardından, İİK m. 305 hükmü uyarınca konkordato projesinin tasdiki için belirtilen şartların yerine getirildiği Mahkeme tarafından tespit edildiği takdirde, İlK m. 306 hükmü uyarınca Konkordatonun tasdikine, konkordatonun tasdiki kararı ile birlikte, İİK m. 306 uyarınca tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim,
yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli bir kayyım tayin edilmesine ve İİK m. 307 uyarınca rehinli ve ipotekli malların muhafaza altına alınmasının önlenmesine, rehinli ve ipotekli malların muhafaza altına alınmasının, satışının önlenmesine, karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " "Geçici komiseri ... 23/09/2022 tarihli 2. Raporunda özetle. Davacı şirketin kaydi olarak resmi defter kayıtlarında bulunan varlık ve kaynakların hali hazırda tam olarak ölçülebilir ve değerlendirilebilir durumda olmaması, tedbir öncesi oluşmuş ticari alacakları bakımından tahsilat yapamaması,
(dosya kapsamına sunulu ön projede ve makul güvence raporunda varlık olarak beyanı ve tespiti yapılmış bulunan sundukları mali tablolarda görülen 29 adet çeşitli işletmelere ait 14.246.588,61 TL. tutarında alacağının davacı şirket tarafından olmadığını beyan ettikleri cari alacağının beyanları doğrultusunda tedbir öncesi tahsil edildiği kabul edilse dahi şirketin tahsil ettiğini düşünülen miktarın 14.246.588,61 TL. tutarında aktifte varlık girişi olması gerektiği,
(Davacı şirketin alacağım yok diye beyan ettiği 14.246.588,61 TL. tutarın tedbir öncesi tahsil edilmiş olması halinde anılan tahsilatın şirket mali tablolarında varlık niteliği taşıyan, Ticari Mal, Maddi Duran Varlık, borç ödemesi, banka mevduat, çek ve senet gibi varlık oluşturması gerektiği, bunların oluşmaması halinde anılan tahsilatın ortaklardan alacak konumuna geleceği,) tedbir döneminde satın aldığı ticari mallar sebebiyle oluşan cari borçları ile ilgili ödeme bulunmaması, tedbir döneminde 628.321,50 TL. toplam tutarında çek tahsilatı girişi dışında başkaca finansal girdi aracı bakımından girişin olmadığı,
tahakkuk eden işçi ücret borçlarını ödememiş olması, tahakkuk eden Vergi ve SGK prim borçlarını ödememiş olduğu, davacı şirketin 2022 yılı itibariyle ön projede sunduğu proforma gelir tablosunda 2022 yılı itibariyle 11.051.785,08 TL. satış hasılatı ve % 19,51 oranında net kar elde edeceğini ancak 8 aylık dönem itibariyle % 3,86 karlılık oranı gerçekleştirdiği ve ön projede öngördüğü karlılık oranından çok düşük oranda kar elde ettiği, davacı şirketin mali verilerine göre “ÇALIŞMA SERMAYESİ” bulunmaması sebebiyle, hali hazırda davacı şirketin ön proje borç tasfiyesi iddialarını gerçekleştirmesinin mümkün görünmediği,
ön projenin uygulanabilirliğinin olmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Talep, davacı borçlu hakkında, İİK’nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Davacının dava dilekçesi ve ekleri incelenmiş, İİK'nun 7101 sayılı kanunla değişik 286.maddesine göre istenen belgelerin dava dilekçesi ekinde mevcut olduğu anlaşılmakla davacı şirket lehine 3 aylık geçici mühlet kararı verilmiş, geçici mühlet süresi içerisinde İİK 294-295-296 ve 297.maddelerinin uygulanmasına, şirket aleyhine ihtiyati haciz ve muhafaza işlemlerinin yapılmasının tedbir yoluyla durdurulmasına, şirkete, şirketin mali yapısı göz önüne alınarak bir konkordato komiserinin atanmasına, atanan komisere şirketin defterlerini tutarak projenin incelenmesi,
şirketin faaliyetlerine nezaret etmeleri ve kanundan kaynaklanan diğer görevleri yapmak suretiyle rapor düzenlemeleri görevi verilmiştir. Verilen geçici mühlet kararı, tedbirler ve atanan komiser ile ilgili gerekli ilanlar yapılmış ve ilgili kurumlara gerekli bilgiler verilmiştir. Davacı tarafından gerekli iflas avansı ve konkordato gider avansı verilen süre içerisinde dosyaya yatırılmıştır.
Mahkememizce atanan konkordato geçici komiseri 23.09.2022 tarihli sunulan raporunda; şirketin rayiç özvarlığının +3.671.538,65 TL olduğunu, borca batık durumda olmadığını, geçici mühlet dönemi içindeki hedeflerin gerçekleşmemiş olduğunu, ön projesinde somut yeni bir kaynak girişi olmadığını, iş yaptıkça kazanacağı gelire göre ödeme yapılacağının vaad edildiği, net kar hedefinin somut verilere dayanmadığı, soyut ve belirsiz olup tamamen temenniye dayanıldığı, davacı şirketin ön proje borç tasfiyesi iddialarını gerçekleştirmesinin mümkün görünmediği,
ön projenin uygulanabilirliğinin olmadığı , kesin mühlet koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir.2004 sayılı İİK‘m.287’deki borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali “ konkordatonun başarı şansı “ kavramı altında ifade edilmiştir.
İİK‘nun 289/3. fıkrasında, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde bir yıllık kesin mühlet verileceği belirtilmiştir.Mahkememizce belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda,davacı borçlu şirket yönünden kesin mühlet verilmesi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Geçici komiser raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılarak itibar edilmiştir. İnandırıcı ve gerçekçi olmayan, iyi hazırlanmamış proje ve soyut çözüm önerileri ile kesin mühlete geçilemeyeceği, yapısal düzelme ve net tedbirlerin zorunlu olduğu, aksi takdirde amacın ödemelerin bir süre tatil edilmesi, alacaklıların alacağına geç kavuşması için kurumun kullanılması anlamına gelebileceği görülerek konkordato talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı şirketin gerek kaydi gerekse rayiç bilançolarına göre borca batık durumda olmadığı net biçimde anlaşılmıştır.Dürüstlük ilkesine aykırı hileli bir işlemi, yahut alacaklıları zarara sokmaya yönelik bir işlemi yahut komiser talimatlarına aykırı bir iş veya işlemi tespit edilmemiştir. Bu durumda borca batık durumda olmayan davacı şirketin sırf projesinin ciddi ve inandırıcı olmaması sebebiyle iflasına karar verilmesi hem yasa koyucunun amacına hem de ekonomik gerçeklere uzak olacağından iflas kararı verilmemiştir.Açıklanan nedenlerle ve özellikle başarıya ulaşma imkanı bulunmayan konkordato ön projesi ile İcra ve İflas Kanunun ilgili hükümleri uyarınca, başarıya ulaşma imkanı mümkün görülmeyen ön proje nedeniyle konkordato talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin vade konkordatosunda talebinde bulunduğunu, komiserin yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, şirkete sadece 23/05/2022 tarihinde tutanak tutmak için geldiğini, yaptığı hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını, mahkemeye sunduğu raporlar arasında keskin farklar bulunduğunu, raporda taahakuk eden işçi ücret borçlarının ödenmediği belirtilmiş ise de müvekkili şirketin 22/08/2022 tarihinde işçilik haklarının ödenmesi için komiserden onay istenmesine rağmen komiserin onay vermediğini, bunun mesaj kayıtlarında sabit olduğunu,
karlılık oranının düşük olması nedeni ile projenin amacına ulaşamayacağı belirtilmiş ise de kar marjının yükseltilmesinin zaman aldığını, nisan- mayıs- haziran döneminde şirketin aylık ortalama net karının 111.810,68 TL olmasına rağmen temmuz-ağustos döneminde aylık net karının 151.979,13 TL 'ye yükselmesinin bunun göstergesi olduğunu, raporda müvekkilinin satışlarının sahte ya da fiktif olduğu iddia edilmiş olsa da müvekkilinin işin %99 'unda kambiyo senetlerini kullandığını, tahsili geciken kambiyo senetlerinin ise mesulünün müvekkili şirketinin değil piyasa şartları oluğunu, ikinci komiser raporunun özensiz ve düzensiz hazırlandığını,
müvekkili şirketin 31/08/2022 tarihi itibari ile kaydi bilançosuna göre öz varlığının (+) 3.536.574,74 TL olduğu ancak bunun tabloya bakıldığında gerçeği yansıtmadığını, başka firmaların verileri ile bu verinin karıştırıldığını, raporun 4. sayfasında rayiç bilançonun aktifleri ve pasifleri toplamının birbirine eşit olmadığını, bununda yanlış hesaplamayı gösterdiğini, müvekkili şirketin tesis, makine, demirbaşlarını, rehinli mallarının kıymet takdirlerinin yapılmadığını, bu işlem yapılmadan rayiç bilanço oluşturulduğunu, komiserin bilanço oluştururken güncel değerleri değil ön projenin hazırlanması aşamasındaki değerleri dikkate aldığını,
komiserin İİK'nun 289.
Maddede belirtilen hususlarda defter dahi tutmadığını, şirketin banka hesap hareketlerini incelemediğini, müvekkilinin borçlu olduğu alacaklılarını komisere bildirilmesine rağmen komiserin alacaklılara alacaklarını bildirmeye davet etmeyip ilan da yapmadığını, müvekkilinin 12 aylık hesaplanan satışlarının %72.83'ünü gerçekleştirdiğini, komiserin müvekkili şirketin satışlarının gerçekleşme durumlarını incelemeden 12 aylık hedeflenen karlılık için 8 ayda ulaşılan karlılığın çok az olduğunu bildirdiğini, müvekkili şirketin paralarının bankada blokeli olduğunu,
blokelerin çözülmesi için komiser talebinin zorunlu olduğunu ancak komiserin bu işlemlerden uzak olduğunu, raporunun 18. sayfasında tedbir döneminde satın aldığı ticari mallar sebebi ile oluşan cari borçları ile ilgili ödeme bulunmaması şeklindeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, müvekkilinin malları vadeli olarak aldığını, stoklarda bulunan 2.803.933,43 TL'lik stok tutarının hacizli olması nedeni ile stoklardan düşülmesi gerektiğini belirten komiserin bu tutar kadar şirketin borcundan da düşme işlemi yapması gerekirken bu hususa aykırılığın mükerrer borca sebep olduğunu, komiserin çalışma sermayesi hesaplamasının yanlış olduğunu,
komiserin hesaplamada şirketin kısa ve uzun vadeli borçlarını toplayarak çalışma sermayesi borçlarını hesapladığını, bu hesaplamada dönem varlıkların tamamını hesaplamaya dahil etmediğini, mahkemeden komiserin borçlunun faaliyetine nezaret etme yükümlülüğünü yerine getirmediği de belirtilerek 27/09/2022 tarihli dilekçe ile komiserin değiştirilmesini talep edilmesine rağmen değişikliği de yapılmadığını da beyan ederek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, davacı borçlu hakkında, İİK’nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur.
Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır.
Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir.
Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.
Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir.
Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.
Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde ise; davacının adi alacaklılar ve rehinli alacaklılar yönünden 1 yıl ödemesiz, ardından 31.10.2024 tarihinde ilk ödeme yapılmak kaydı ile 2 eşit taksitte toplam 48 ayda borcunu ödemeyi teklif ettiği, ancak bu duruma göre dahi davacının geçici mühlet kararından sonra oluşan işçi ücret borçlarını, vergi borçlarını, SGK borçlarını ödeyemediği, yine tedbir döneminde tahsilat yapamadığı gibi bu dönem içerisinde aldığı malların bedelini dahi ödeyemediği,
mali verilere göre davacının çalışma sermayesinin bulunmadığı bu duruma göre de projenin uygulanabilir olmadığı 23.09.2022 tarihli komiser raporundan anlaşılmakla mahkemenin de bu yöndeki gerekçesinin yerinde olduğu, kaldı ki davacı tarafından 1 yıl geri ödemesiz ve faizsiz ödeme teklifinde bulunulduğu bunun tipik bir tenzilat konkordatosu olduğu, tenzilat konkordatosundan ise ancak borca batık borçlunun faydalanabileceği aksi yöndeki kabulün, borçlunun kaynakları ile teklif edilen ödeme arasında orantı bulunması kuralına aykırı olduğu, anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Netice olarak HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1072, K. 2024/211, 25 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama