KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1931
- Karar No
- 2024/566
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20/11/2023
- Davanın konusu
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
826 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı ...'nın alacaklısı bulunudğu Manavgat 1. İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı icra takip dosyasından, takibin tarafı bulunmayan müvekkiline haciz ihbarnamesi gönderdiğini, müvekkiline gönderilen bu ihbarnamelerinin usul ve yasaya aykırı olarak tebliğ edildiğini, müvekkilinin bu işlemlerden haberi olmadığını ancak İİK'nın 89/3. haciz ihbarına müvekkilinin annesi tebliğ aldığında haberdar olduklarını, müvekkilinin icra dosyasında taraf olan borçlu ...'e de bir borcunun olmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin dava dışı takip borçlusu ...'e borcu olmadığınıın tespitini ve Manavgat 1. İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı icra takibinde müvekkili yönünden menfi tespit davası açıldığının bildirilmesine ve dava sonuçlanıncaya kadar müvekkili açısından takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davada ispat yükü, davacıda değil davacının icra dosya borçlusuna borçlu olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Davalı bu yönde bir delil sunmadığı gibi davacı ile borçlunun takip tarihinde karı koca oluşu, karı koca arasında borç ilişkisinin hayatın olağan akışına aykırı oluşu, dava dışı borçlunun da davacının kendisine borçlu olmadığını kabul edişi dikkate alındığında davacının herhangi bir borcu olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilmiş ise de somut uyuşmazlığa konu davanın, İİK'nın 4949 sayılı Yasa'yla değişik 89/3. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğunu, anılan Yasa hükmü karşısında ispat külfetinin, haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyen ve bu nedenle borç zimmetinde sayılan davacı borçluda olduğunu, eşler arasında bir cebri icra yasağı bulunmadığı gibi eşlerden birinin diğerine karşı cebri icra yoluna başvurabileceğini, bu haliyle eşler arasında borç ilişkisinin hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bahsedilemeyeceğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 89/3. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Medeni Kanun'un 6. maddesi ve HMK'nın 190. maddesi gereğince iddia sahibi iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Genel kural ve İİK'nın 89. maddesi hükmü böyle olmakla birlikte, somut olayın özelliğine göre ispat yükü yer değiştirebilir. Bu bağlamda davacı takip borçlusuna borçlu bulunmadığını belirtmiş, davalı tarafından davaya herhangi bir yanıt verilmemiştir. Şu durumda takip borçlusunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Böyle bir ilişkiye dayanmadan soyut olarak borçlunun davacıdan alacaklı olduğu ileri sürülemez ve bu ilişkinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını ispat etmesi beklenemez.
Somut olayda, takip alacaklısı olan davalı soyut alacak iddiasının dayanağını somut olarak göstermemiştir. Dosyada alacağın varlığına ilişkin bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Davacı üçüncü kişi iddiasını ispat ederken ileri sürdüğü vakıaların aydınlatılması için davalı alacaklının doğruluk ödevine (HMK 29.) uygun hareket ederek takip borçlusunun üçüncü kişiden neden alacaklı olduğunu açıklaması gerekir.
Davacı, takip borçlusuna borçlu bulunmadığını belirtmiş, davalı ise, davacı ile borçlu arasında borcu doğuran hukuki bir ilişkiden söz etmemiş, sadece davacının borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Şu durumda takip borçlusunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Davalı tarafça böyle bir hukuki ilişki ileri sürülmediğinden ilk derece mahkemesince davanın kabulü yönünde verilen karar yerinde olup, davalı vekilinin davanın reddi gerektiği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1931, K. 2024/566, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama