KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/256
- Karar No
- 2025/245
- Karar tarihi
- 7 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 14/07/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 07/03/2025
Karar Metni
1.670 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu davalıy çeşitli tarihlerde fatura karşılığı mal sattığını ve teslim ettiğini, davalı borçlunun müvekkiline olan bakiye borcuna mahsuben müvekkiline, ... ... Cad. Şubesine ait ... seri numaralı 26/12/2015 tarihli 57.100,00.-TL bedeli, ... Konyaaltı Şube sine ait ... seri nolu ... keşide tarihli ve 45.000,00.-TL bedelli, yine ...
Konyaaltı Şubesine ait ... seri numaralı, ... keşide tarihli ve 45.000,00.-TL bedelli olmak üzere toplam 147.000,00.-TL bedelli çekleri verdiğini, çeklerden ...'na ait 57.100,00.-TL bedelli çekin bankaya ibrazında karşılığı çıkmamsı nedeniyle çeke ilişkin olarak Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, diğer iki çekin de karşılıksız çıkması nedeniyle davalının babasının müvekkiline iki adet çek karşılığında 90.000,00.-TL bedelli bono verdiğini, müvekkilinin de iki adet çeki iade ettiğini, söz konusu bonoya ilişkin olarak da Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak herhangi bir tahsilat yapamadıklarını, daha sonra 57.100 TL'lik çeke ilişkin başlatılan takip dosyasının ödenmekle kapandığını ancak bakiye alacağın halen ödenmediğini, davalının babasından alınan senedin bedelinin de ödenmediğini bu nedenle davalıdan kalan bakiye alacağın tahsili için Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazlarının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, davacının hem müvekkiline hem de müvekkilinin babasına karşı olmak üzere mükerrer takipler başlattığını, müvekkilinin davacıya çekler ile iki çeki de iade almak karşılığında bono verdiğini, böylece borcun naklinin gerçekleştiğini, davacı tarafın verilen çekler hala kendilerindeymiş gibi müvekkili aleyhine farklı takipler yaptığını, davanın reddini, %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " gerek dava dilekçesinde gerekse cevap dilekçesi içeriklerinde açıkça görüldüğü üzere davacının davalıdan ... Konyaaltı Şube sine ait ... seri nolu ... keşide tarihli ve 45.000,00.-TL bedelli, yine ...
Konyaaltı Şubesine ait ... seri numaralı, ... keşide tarihli ve 45.000,00.-TL bedelli olmak üzere toplam 90.000-TL bedelli çekler nedeniyle alacağı olmasına rağmen bu çeklerin dava dışı davalının babasına teslim edilerek karşılığında 90.000-TL bedelli yeni bir senet düzenlendiği hususunda taraflar arasında anlaşmazlık yoktur. Bu durumda 6098 sayılı TBK'nın 196. Maddesini incelenmesi gerekir.6098 sayılı TBK'nın 196.
Maddesinde '' Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir.
Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır.'' denilerek dış üstlenme sözleşmesi düzenlenmiştir. 200. Maddesinde ise ''Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür.'' denilmiştir.
Bu durumda dış üstlenme sözleşme ile bir borcu ödeme taahhüdü altına giren yeni borçlunun sözleşme hükümlerine uygun olarak borcu ödemesi gereklidir. Sözleşme geçersiz hale gelmedikçe her iki taraf hükümleri ile bağlıdır. Ayrıca dış üstlenme sözleşmesinin geçerli olması için iç üstlenme sözleşmesinin varlığı şart olmadığı gibi, dış üstlenme sözleşmesi yapılabilmesi için borçlunun muvafakat ya da yetki vermesine de gerek yoktur.
Bu yasal düzenlemeler dikkate alındığında somut olayda davacının, elinde alacağını gösteren çekleri dava dışı davalının babasına teslim edip davalının babasının borçlu olduğu aynı miktarlı yeni bir senet düzenlenmiş olması karşısında borcun dış üstlenilmesinin gerçekleştiği ve davacı olan alacaklının bu sözleşmeyi kabul ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme geçerli olup TBK'nın 200.
Maddenin açık hükmü gereği geçersiz hale gelmediğinden ve tarafları bağladığından davacı bu aşamada davacının alacağını davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varılmakla davanın reddine, davacının halen alacağını tahsil etme çabası içinde olduğundan kötü niyetli kabul edilmeyeceğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davacı vekili derdestlik itirazını kabul ettiğini beyan etmiş ise de derdestliğe konu edilecek bir dava bulunmadığı, mükerrer takibin derdestlik dava şartı arasında değerlendirilmeyeceği "şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı hakkında yapmış olduğu takibin mükerrer takip olduğunu, müvekkili ile yapmış olduğu görüşmelerde yaşanılan karışıklık sonucu başlatılan takibin mükerrer olduğunu, borcun dış üstlenilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin hiç bir şekilde borcun dış üstlenilmesini sağlanılması ve davalı asıl borçlunun borçtan kurtarılması yönünden bir iradesi yada muvafakatının olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın itirazın iptali davası olduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının takip başlatmakta kötü niyetinin olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının davalı hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 21/01/2020 tarihinde takip başlattığı, ardından davacının aynı davalı hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında cari hesap alacağının tahsili için 04/02/2021 tarihinde takip başlattığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında, söz konusu Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinin mükerrer takip olduğu ihtilafsızdır.
Taraflar arasında davanın mükerrer takibe dayalı itirazın iptali davası olduğu sabitken, davanın esasına ilişkin iddia ve savunmaların ileri sürülüp sürülemeyeceği ihtilaflıdır.
Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde, "itirazın kaldırılması" için icra mahkemesine başvurmazsa, yeniden ilamsız takip yapamaz (İİK. md. 68/1). Bu hükmün anlamı şudur: Alacaklı, altı ay içinde icra mahkemesinden "itirazın kaldırılmasını" istemezse, bir daha "itirazın kaldırılmasını" isteyemez. Ancak, altı aylık süre geçince icra takibi düşmez.
Alacaklının İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak "itirazın iptalini" isteme hakkı da vardır. Eğer alacaklı "itirazın tebliğinden itibaren" ne altı ay içinde icra mahkemesinden "itirazın kaldırılmasını" ve ne de bir yıl içinde mahkemeden "itirazın iptalini" istemezse, artık bundan sonra aynı alacak için yeni bir ilamsız takip yapamaz.
Yaparsa, icra memurunun takip talebini kabul edip borçluya "ödeme emri" göndermemesi gerekir. İcra memurunun aksine davranışı İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca borçlunun "süresiz şikayet"ine neden olur. Bu durumda alacaklının izlemesi gereken yol, İİK'nın 67/5. madde hükmü uyarınca borçluya karşı "dava" açıp, alacağı ilamı icraya koymak, yani yeni bir "ilamlı takip" yapmaktır.
Alacaklı, itirazın iptali davasını, itirazın kendisine tebliğ (İİK.m.62/1) tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açmalıdır. (İİK. m. 67/1). Alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içerisinde mahkemede itirazın iptali davası açmaz ise ilamsız takip düşeceğinden artık aynı alacaktan dolayı yeniden icra takibi yapamayacaktır. Alacaklının aynı alacakla ilgili yaptığı ikinci icra takibine karşı açılan itirazın iptali davası dinlenilemez. Açılan davanın usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir (Bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.02.2022 tarihli 2020/8441;1341, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 12/10/2015 tarihli 2015/5095 esas- 2015/6458Karar sayılı emsal ilamı).
HMK'nun 115. maddesinde dava şartının bulunmaması halinde davanın usulden reddedileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince önce dava şartları incelenip, davanın mükerrer takip bulunması nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekili , kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; alacaklının takibinin geçerli olması, süresinde itiraz edilmiş bulunması, süresi içerisinde itirazın iptali davası açılması, davanın davalı borçlu lehine sonuçlanmış olması, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir. Somut olayda ise geçerli bir takip bulunmadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/256, K. 2025/245, 7 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama