KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/293
- Karar No
- 2024/72
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 23/09/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 20/09/2024
Karar Metni
1.690 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirkete ait .... plaka sayılı araç 18/08/2017-2018 tarihleri arasında müvekkil nezdinde sigortalandığını, .....'nın sevk ve idaresindeyken 17/02/2018 tarihinde trafik kazasına karışarak ..... plakalı araca çarptığını ve kaza sonrasında sürücünün kaçtığını, kaza sonucunda araçta meydana gelen hasar için Eskişehir Asliye Tic mahkemesinde konuya ilişkin dava açıldığını, mahkeme kararı gereğince icra takibi başlatıldığını ve 25.691,05 TL ödeme yapıldığını, kaza sonrasında sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallinde kaçmış olması nedeniyle davalıya rücu edildiğini, alacağın tahsili amacıyla Denizli 3. İcra Müdürlüğünün .....
E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafça itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın iptali ile takibin toplam 26.140,64 TL üzerinden devamına, %20 oranında kötü niyet tazminatı hükmedilmesine, kazaya karışan araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, müvekkili şirkete ait ...... plakalı aracın17/02/2018 tarihinde Eskişehir'de kazaya karıştığını, ZMMS sözleşmesi ile sigortalandığını, Eskişehir CBS .... sayılı soruşturma dosyasından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin herhangi bir kastının olmadığı gibi bilerek de olay yerinden kaçmadığını, müvekkil şirketin olay tarihi itibariyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın esastan reddini, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama ücreti ve vekalet ücretinin davacı tarafa hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davalının davacı sigorta şirketinin davalı sigortalısının yapmış olduğu kazadan sonra kaza yerini terk etmesi sebebiyle, poliçe şartlarını ihlal ettiğini, bu nedenle kaza sebebiyle 3. kişilerin uğramış olduğu zararları tazmin ettikten sonra ödediği tutarları davalıdan tahsil etmek için işbu itirazın iptali davasını açtığı, davalının kazaya karışan ve davacı tarafından sigortalanan ..... plakalı aracı kullanmaya ehil olup sürücü belgesinin bulunduğu,
davalı olay yerini terk etmeseydi de söz konusu zararın meydana geleceği, davalının salt kaza yerini terk etmesinin zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına neden olmadığı, ZMMS Genel Şartları B.4-f, fıkrasında ''Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı,
alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde…” şeklinde düzenleme bulunmakta ve somut olayda sigortalı araç sürücüsünün, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal nedeniyle kaza yerini terk etmediği anlaşılmakta ise de, bu düzenlemenin bedeni hasarlı yani yaralamalı kazalarda uygulanabileceğinin düzenlendiği,
dava konusu kazanın sadece maddi hasarlı bir kaza olması hususu da nazara alınarak sigortalı araç sürücüsünün olayda kastı veya ağır kusurunun bulunduğu davacı sigorta şirketi tarafından ispatlanamadığı, olay yerinin terk edilmesinin başlı başına rücu sebebi olamayacağı anlaşılmakla davacı sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine dair karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Yargıtay 17.HD'nin 2015/14237E-2018/7746K;Samsun BAM 3.HD 2018/1012E-1027K.
Kayseri BAM 6. HD 2019/116E-2019/89K. Konya BAM 2019/610E-2019/1111K) Takip borçlusu yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir icra takibi yapılmış olması, geçerli bir itirazın olması, süresinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmada haksız ve kötü niyetli olması, itirazın iptali davasının reddedilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı tarafın kötü niyetinin sübut bulmadığı kanaati ile yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ..... poliçe numarası ile Z.M.M.S.'sı olduğunu, ..... plakalı aracın 17.02.2018 tarihinde trafik kazasına karıştığını ve kazada sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olarak,
...... plakalı aracın hasarlanmasına sebep olduğunu kaza esnasında olay yerini terk ettiğini, müvekkili şirket tarafından hasarlı araç sahibine mahkeme kararı gereği yapılan ödemelerin, sigortalı araç sürücüsüne kusuru ve haklı sebebi olmadan olay yerini terk etmesi sebebiyle rücu edilmesi ve sigortalıdan kaza sebebiyle yapılan ödemelerin kusuru oranında rücuen tahsil edilmesi amacıyla Denizli 3.İcra Müdürlüğü ....
E. Sayılı takip başlatıldığını, bilirkişi raporuna göre müvekkili şirkete sigortalı aracın sürücüsünün, dikkatsiz ve kontrolsüzce dönüş yaptığı esnada KTK 84/j maddesini ihlal ederek ....... plakalı park halinde bulunan araca çarpması sebebiyle asli ve tam kusurlu olduğunu, ..... plakalı araç sürücüsünün ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporunun aksine davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddedildiği,
sigortalı araç sürücüsünün olay yerini haklı nedenle terk ettiğine ilişkin iddiayı dahi ispat etmediğini, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ZMMS şirketi tarafından sigortalısı aleyhine itirazın iptali şeklinde açılan olay yeri terk sebebine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
KTK'nın 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Mororlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası 18/08/2017 tanzim tarihlidir. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir.
Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.
Bu çerçevede, Sigorta Genel Şartları B4-f bendin kapsamında sigortalı, sürücünün olay yerini terk etmiş olması durumunda ancak;
-Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi,
-Bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur.
Dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; kazanın, 17/02/2018 tarihinde meydana geldiği; araç sürücüsünün aracı olay yerinde bırakarak kaza mahallini terk ettiği anlaşılmaktadır. Öncelikle mahkemenin; ZMMS genel şartları B-4/f maddesinde düzenlenen rücu sebebinin sadece bedeni hasara neden olan trafik kazalarına ilişkin olduğu; yalnızca maddi hasarın ortaya çıktığı eldeki uyuşmazlık bakımından uygulanma imkanının bulunmadığı şeklindeki gerekçesi yerinde değildir. Söz konusu maddeki bedeni hasar ibaresi ile kastedilen olay yerinin terk edilmesi için zorunlu hallerin neler olduğunun açıklanmasıdır. Dolayısıyla; olay yerini terk nedenine dayalı rücu sebebinin maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanmasına engel bir hal bulunmamaktadır.
Somut olayda, bu açıklamalara göre; ispat yükü davalıda olup, davalı araç sürücüsünün olay yerini haklı sebeblerle terk ettiğini ispatlamak zorundadır. Dolayısıyla; ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilerek, varsa taraf delilleri toplanarak ve gerçek zararın tespiti ile davacı tarafça yapılan ödemenin uyumlu ve yerinde olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar tesisi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/293, K. 2024/72, 20 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama