KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/659
- Karar No
- 2024/241
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 16/03/2022
- Davanın konusu
- Konkordato
- Yazım tarihi
- 04/11/2024
Karar Metni
5.639 kelime·28 dk okuma·7 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, ... , ... ve ... şahıs şirketlerinin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiklerini, aralarında organik bağ bulunduğunu, gruba bağlı tüm şirketlerin üstlenilen borçlarda müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını, ... alınan işlerle ilgili yapılan bağlantı çeklerinin ödenmemesi, yeni kredi temininin de zorlaşması ve çok yüksek maliyetlere ulaşması,
faizlerin artmasıyla şirketin nakit akımı dengesinin bozulduğunu, yine ülkede yaşanan ekonomik kriz, ağır istihdam maliyetleri, ülkede kırsal kesimde yaşanan göçler ve tarım hayvancılık faaliyetlerinin azalması gibi nedenlerle hammadde temininde yaşanan kısıtlılık nedeniyle maliyetlerin daha da artması gibi nedenlerle şirketin finansal dar boğaza girdiğini, ... şahıs şirketinin inşaat ve mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, işletmenin hükmü şahsiyetinin bulunmadığını, davacı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu,
gruba bağlı tüm şirketlerin ve diğer davacıların üstlenilen borçlarda müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını beyan ederek, müvekkillerinin ticari faaliyetlerine devam edebilmeleri ve mal varlıklarını koruyabilmeleri için; birinci aşamada tensiben üç aylık geçici mühlet verilmesine ve konkordato komiseri görevlendirilmesine, müvekkilleri şahıs ve şirketlerin mal varlıklarının korunmasına yönelik koruyucu tedbirler alınmasına, ikinci aşamada;
mahkemenin tayin ettiği geçici komiser ile alacaklıların konkordato talebine ilişkin beyanları dikkate alınarak müvekkili firmalar tarafından teklif edilen konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde müvekkili firmalara alacaklıları ile konkordato yapabilmesi için bir yıl kesin mühlet verilmesine (gerektiğinde 6 ay uzatılmak kaydıyla), kesin mühlet kararı ile birlikte komiserlerin görevinin devamı ile İİK'nın 294 maddesi hükmünde belirtilen kesin mühletin tüm sonuçlarına hükmedilmesine, üçüncü aşamada;
kesin mühlet içerisinde yine mahkemece görevlendirilen komiser nezaretinde yapılacak alacaklılar toplantısı ve İİK'nın hükümlerine göre işletilen prosedürün tamamlanmasının ardından, İİK'nın 305. maddesi uyarınca konkordato tasdiki için belirtilen şartların yerine getirildiği tespit edilerek İİK'nın 306. maddesi hükmü uyarınca konkordatonun tasdikine,
konkordatonun tasdiki kararı ile birlikte İİK'nın 306. maddesi uyarınca tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim yönetim ve tasfiye tedbirleri almakla görevli bir kayyıma tayin edilmesine ve İİK'nın 307. maddesi uyarınca rehinli malların muhafaza altına alınmasının önlenmesine, satışının önlenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
MÜDAHİLLERİN SAVUNMALARININ ÖZETİ
Bir kısım müdahiller vekilleri davanın reddine karar verilmesini, bir kısım müdahil vekilleri ise konkordato sürecenin devam etmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 04/01/2021 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...İİK'nın 308/b-2 maddesine göre tasdik kararı veren mahkeme konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payı kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Anılan hükümle çekişmeli alacaklara isabet eden payın bankaya yatırılmasına karar verilmesi konusunda mahkemeye takdir yetkisi verilmiştir.
Mahkememizce tüm çekişmeli alacakların değil sadece mahkeme ilamına, kesinleşmiş takibe, kambiyo senedine veya kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren senede dayalı çekişmeli alacakların depo edilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle asli müdahillerin bu kapsama girmeyen çekişmeli alacakları yönünden depo taleplerinin reddi ile İİK'nın 307. maddesi uyarınca davacı taraf konkordato projesinde davaya konu rehinli malların muhafaza altına alınmasının ve satışının karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere ertelenmesini talebinin şirketin ticari faaliyetine konu taşınmazlar ve araçlar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, bir kısım müdahiller vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAİREMİZİN 31/12/2021 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE;"...a)Gerekçeli kararda asli müdahil olarak yer alan gerçek kişilerin T.C.
Kimlik numaralarının yazılmaması, b) 23/09/2020 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan .... , 13/07/2020 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... , 19/03/2019 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... vekili Av. ..., 14/02/2019 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... . vekili Av. ... , 07/02/2019 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... vekili Av. ... , bila tarih ve 26/12/2018 tarihinde vekalet harcı yatırılmış dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... . vekili Av. ... , 02/09/2019 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... vekili Av. ... ,
16/07/2020 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... ve ... vekili Av. ... , 07/08/2020 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... . vekili Av. ... , 22/11/2018 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan .,.. vekili Av. ... müdahale talepleri konusunda olumlu olumsuz karar verilmemesi, müdahale talep eden bu kişilerin gerekçeli karar başlıklarında yer almaması, müdahale talep eden edenlerden ... . vekiline gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi, c) Asli müdahil ...
05/07/2019 tarihinde vefat ettiği halde mirasçılarının karar başlığında yer almaması ile gerekçeli kararın mirasçılarına veya varsa vekillerine tebliğ edilmemesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de yukarıda açıklandığı üzere;
a)02/10/2019 tarihinde sunulan revize konkordato projesi dikkate alınıp değerlendirilmeden karar verilmesi, b) ... , ... , ... , ... usulüne uygun konkordato talebi olmadığı halde yazılı şekilde karar verilmesi, c)Alacak miktarlarının hükme eklenmesi suretiyle bunlar dışındaki alacaklıların alacaklarının yok sayılarak, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/c maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması, d) Rehinli alacaklılar için talep edilen konkordato konusunda olumlu olumsuz karar verilmemesi,
e) Konkordato talebinin reddi halinde İİK'nın 308., 287/5 maddesi yollaması ile uygulanması gereken 292/son maddesine göre, usulüne göre işlemlerin yapılarak gerekli kararın verilmemesi usul ve yasaya uygun değildir. HMK'nın 355. maddesi gereğince re'sen gözetilmesi gereken yönler nedeniyle esasa ilişkin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kararın HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karardan sonra 27/01/2021 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... vekili Av. ... ve istinaf aşamasında 12/11/2021 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... . vekili Av. ,... dilekçeleriyle ilgili olarak HMK'nın 357/1 maddesi gereğince istinaf aşamasında müdahale talebinde bulunulamayacağı, ancak tahkikat sona erinceye kadar müdahale talebinde bulunulabileceği, kararın kaldırılması nedeniyle bu müdahale talepleriyle ilgili olarak mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda değerlendirme yapılabileceği anlaşıldığından,
bu talepleri konusunda bu aşamada Dairemizce karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.1-Bir kısım müdahiller vekillerinin istinaf dilekçelerinin geçici ve kesin mühlet kararının kaldırılmasına ilişkin kısımlarının HMK'nın 346/1 maddesi gereğince reddine, 2-Karardan sonra 27/01/2021 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... vekili Av. ... ve istinaf aşamasında 12/11/2021 tarihli dilekçeyle müdahale talebinde bulunan ... vekili Av... talepleri ile ilgili olarak bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, müdahale taleplerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
3-Diğer istinaf istemlerinin HMK'nın 355. maddesi gereğince re'sen gözetilmesi gereken yönler nedeniyle esasa ilişkin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararının kaldırılmasına, 4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 16/03/2022 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Kayyım tarafından düzenlenen 14/03/2022 tarihli nihai rapora göre, davacıların ödeme tekliflerinin ve önceki tarihli nihai projenin 02/10/2019 tarihli revize projeye uygun olarak yapıldığı, revize projeye göre hazırlanan projenin alacaklılar tarafından kabul edilmesi üzerinde projeye uygun olarak davacılar tarafından ödemelerin yapıldığının bildirilmesi karşısında, davacılar, .,.. , ...., ...
İşletmesi'nin davasının adi alacaklar yönünden kabulü ile, ...., ..., ... İşletmesi’nin sunmuş olduğu konkordato projesinin İİK'nın 305. vd. maddeleri gereğince tasdik şartları oluştuğundan tasdikine, bu davacılar tarafından sunulan proje rehinli alacaklıların yasal çoğunluğu tarafından kabul edilmediğinden, rehinli alacaklılar için sunulan projenin tasdiki talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Celp edilen Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre tacir olmadıkları ve doğrudan doğruya iflas hallerinin bulunmadığı tespit edilen davacılar .... , ... , .,.. , ... kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmamaları, sundukları projelerde özetle şirket konkordatosunun tasdiki halinde kefaletlerinden kaynaklanan tüm borçların ödeneceği ifade edilmesi, borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, kefiller yönünden projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbir, faaliyet ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin projesi üzerine temellendirildiği,
sonuç olarak konkordato başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı anlaşılmakla ,... , ... , ... ve ... usulüne uygun konkordato talebinin bulunmadığı anlaşılmakla taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacılar ve bir kısım asli müdahiller vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar ... , ... , ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... davacı şirketlerde herhangi bir ortaklığının söz konusu olmadığını, davacı ..,.. . ve ....
İşletmesi'nin kredi kuruluşlarına kefili durumunda olduğunu, .... , konkordato teklifi kabul edilen davacı ... .'nin ortağı olduğunu, ... konkordato teklifi kabul edilen davacı ....'nin %100 hissesi ile tek ortağı olduğunu, müvekkilleri ... , ... ve .,.. şirket alacaklısı bankalara, kredi kuruluşlarına müşterek ve müteselsil kefil olması sebebiyle kefaletlerinin bulunduğunu, borçlardan sorumlu olduklarını, ayrıca işbu davacıların kendi şahıslarına ilişkin borçlarının da bulunduğunu, bu anlamda mahkemenin gerçek şahıslar ... , .,.. ve ... açısından davanın reddine kararının esas ve usul yönünden yasalara,
konkordatonun düzenlenme amaçlarına aykırı olduğunu, komiser heyeti tarafından yapılan adi alacaklılar toplantısı sonrası düzenlenen 22/12/2020 tarihli gerekçeli nihai raporda ve 14/03/2022 tarihli kayyım raporunda davacı gerçek şahıslar için de konkordatonun tasdiki verilmesinin uygun olduğu görüşünün bildirildiğini, ... açısından konkordato tasdik edildiğini, diğer davacı şahıslar açısından komiser raporunda yer aldığı üzere konkordatonun tasdikinin şirketler açısından önem taşıdığının belirtildiğini,
... ve diğer ortaklar için ... ve ... açısından ayrı bir projenin ve ayrı bir ödeme planının (şirket ve işletmenin ödeme planı dahilinde aynı tarihlerde) varlığının açık olduğunu, gerçek şahıslar tarafından mahkemeye sunulu ön proje dahilinde ipotekli alacaklı bankalarla anlaşma yoluna gidildiğini ve bu anlamda 3. kişi şahıslara ait taşınmazların yapılandırma sözleşmelerinde, ödemelerde kullanıldığını, kullanılmakta olduğunu,
şahıslar tarafından sunulan projelerde şahısların adına kayıtlı taşınmazların borç ödemede kaynak olarak kullanılacağının açık bir şekilde beyan edildiğini ve işbu taşınmazların borç ödemede kullanılması ile şirketlerden herhangi bir taleplerinin olmayacağına dair muvafakatler sunulduğunu, mahkemece davacı şahısların konkordato taleplerinin reddine karar verilmesi ile işbu taşınmazların icra yolu ile satışı ve %50 bedelle satışına neden olacağını ve taraflar açısından konkordato ile sağlanan hakların sağlanmamış olacağını, davacı şahıslar açısından verilen karar ile alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin ihlalini ortaya koyduğunu,
davacı şahısların cebri icra tehdidi altında şirket faaliyetlerini yürütmesinin güçlük arz edeceğini, davacı şirketlere ait olan ve ayrıca şirket ortağı şahısların ve ... gayrimenkullerinden elde edilecek gelirler ile alacaklıların alacaklarına kavuşabilmesinin çok daha kolay olacağını ancak şahıslar hakkındaki talebin reddi ile alacaklılar arasında eşitsizliğin söz konusu olacağını ve kefalet nedeni ile bir kısım alacaklıların diğer adi alacaklıların önüne geçeceğini, bu durumun gerek kefil olan şirket ortakları hakkında ve aynı zamanda diğer alacaklılar için hakkaniyetten uzak bir durumu ortaya çıkaracağını beyan ederek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asli müdahil ... . vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın alacağının ... .'den 08/05/2019 tarihi itibariyle 411.707,02 TL ... 08/05/2019 tarihi itibariyle 411.707,02 TL, ... 08/05/2019 tarihi itibariyle 411.707,02 TL, .... 'den 08/05/2019 tarihi itibariyle 74.714,84 TL, ... 08/05/2019 tarihi itibariyle 74.714,84 TL, ...
08/05/2019 tarihi itibariyle 74.714,84 TL olarak bildirildiğini, mahkeme tarafından tasdik edilen konkordato projesinde müvekkili bankanın .,.. .'den 322.009,34 TL, ... 'den olan alacağının da 57.488,81 TL olarak yer aldığını, işbu tutarın müvekkili bankanın gerçek alacağını göstermediğini, uzun süredir devam eden konkordato sürecinin ve davacı hakkında tesis edilen tedbirler nedeniyle alacağına kavuşamayan müvekkilinin zarara uğradığını, söz konusu karar ile şimdiye kadar alacağını tahsil edemeyen müvekkili ve diğer davacı yandan alacaklı bulunan müdahillerin alacağını tahsil edebilmesinin mümkün olmaktan çıktığını,
verilen konkordato tasdik kararının alacaklıların aleyhine, yalnız davacı borçlunun menfaatlerine yarar bir karar olup, gerçeklikten uzak olduğunu, proje ödeme sürecinin uzun olduğunu, alacaklıların mağduriyetine sebebiyet vereceğini, mahkemece 04/01/2021 tarihli ilk tasdik kararının ardından davacılar tarafından müvekkili bankaya yapılması gereken ödemelerin de gecikmeli olarak yapıldığını ve davacılar yönünden konkordatonun feshini gerektirir şartların oluştuğunu, davacıların tek amacının zaman kazanmak olduğunu, projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığını,
tasdik edilen konkordato projesine göre davacı şirketlerin borca batık olmadığından, İİK'nın 285/1. maddesi uyarınca konkordatonun temel koşulu olan "borçlarını vadesinde ödeyememe" koşulunun gerçekleşmediğini, konkordato tasdikine dayanak gösterilen raporların eksik inceleme ve objektiflikten uzak değerlendirmeler üzerine kurulu olduğunu, davacı şirketlerin dava süreci boyunca borçlarını ödemek için somut ve istikrarlı bir adım atmamış olmaları, mali durumlarında ilerlemenin olmayışına karşılık, bankalara ve diğer kurumlara olan borçlarının yüksek tutarda olduğundan, ödemelerin gerçekleşmesinin mümkün gözükmediğini,
müvekkili bankanın alacağının reddedilen kısmı için yasal itiraz ve bilirkişi tespiti için talepte bulunma haklarının kanuna aykırı olarak elinden alınması, projenin eksik ve yetersiz olması, yasanın aradığı şartları taşımaması nedenleriyle usule aykırı kararın kaldırılması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asli müdahiller ... , ... , ... ve .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların hesap dokümanlarının, mali bilançolarının, sunulan konkordato projesinin kanuna uygun olmadığını, yasanın öngördüğü şartlar yerine getirilmeden ve eksik işlem yapılarak alacaklıların yasal itiraz haklarını kullanmasına imkan vermeden verilen tasdik kararının kaldırılması gerektiğini, konkordato dosyasına sunulan davacıların finansal durumlarını gösteren raporların açıklayıcı olmadığını, alacaklıları aydınlatacak nitelikte olmadığını, gelir gider hesabının ayrıntılı şekilde değerlendirilmediğini, konkordato süreci sonunda alacaklıların,
alacaklarını alıp alamayacakları hususunun belirsiz olduğunu, bu konuda gerekli güven oluşturulmadığını, şirketin finansal durumunun da bu güveni oluşturmaya ve konkordato şartlarını sağlamaya yeterli olmadığını, sürecin başından itibaren, 2 yılı aşkın süredir herhangi bir ödeme yapılmadığını, buna rağmen ilan edilen konkordatoya göre hala 10 ay gibi uzun süreli bir ödemesiz dönem belirlemesi yapıldığını, ödemesiz dönemden sonraki süreç için ise 60 ay gibi uzun taksit sürelerinin belirlendiğini, bu durumda ödemesiz dönem ve taksit süresi düşünülecek olursa müvekkillerinin alacaklılarının tamamına toplamda 8 yıl sonunda kavuşmuş olacaklarını,
mağdur olacaklarını, davacı borçlunun bu uzun sürece rağmen gerekli ödemeleri yapamayacağının da aşikar durumda olduğunu, mahkemece verilen 04/01/2021 tarihli ilk tasdik kararının ardından davacılar tarafından müvekkili bankaya yapılması gereken ödemelerin de gecikmeli olarak yapıldığını ve davacılar yönünden konkordatonun feshini gerektirir şartların oluşmuş durumda olduğunu, davacıların tek amacının zaman kazanmak olduğunu, projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığını, alacaklı müvekkillerinin haklarının hiçbir şekilde gözetilmediğini, sadece borçluları koruyan bir süreç gerçekleştiğini,
tasdik edilen konkordato projesine göre davacı şirketlerin borca batık olmadığından, İİK'nın 285/1. maddesi uyarınca konkordatonun temel koşulu olan "borçlarını vadesinde ödeyememe" koşulunun gerçekleşmediğini, müvekkillerinin alacakları hakkında değerlendirme yapılırken hataya düşüldüğünü, İkta'dan 58.500,00 TL daha alacaklarının bulunduğunu, hatalı şekilde müvekkillerinin toplamda 1.041.676,88 TL alacak miktarı kadar alacaklılar toplantısına katılmasına karar verildiğini, eksik inceleme ile hukuka aykırı, hatalı karar verildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asli müdahil .,.. . vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın 10/04/2019 tarihi itibariyle davacılar ... , ... ve ...asaleten ve kefaleten toplam 317.223,83 TL nakdi toplam kredi alacağı, kredi kartı kullanımından doğan ...
15.457,00 TL kredi kartı alacağının bulunduğunu, 22/12/2021 tarihli kayyım raporunda, davacı ... . için borca batık olmadığı tespitinde bulunulduğunu, davacı şirket borca batık olmadığından, İİK'nın 285/1. maddesi uyarınca konkordatonun temel koşulu olan "borçlarını vadesinde ödeyememe" koşulunun gerçekleşmediğini, davanın reddi gerekmekte iken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan ön projelerin gerçekçi olmadığını, davacıların borçlarının aydan aya arttığını, raporların gerçeği yansıtmadığını, Bağımsız Denetim Kuruluşu tarafından düzenlenen raporun dosyada mevcut olmasının zorunlu olduğunu,
söz konusu raporun dosyada bulunmadığını, Bağımsız Denetçi Raporu olmadan projenin tasdikinin mümkün olmadığını, dosyaya sunulan raporlar incelendiğinde, şirketin konkordatoyu gerektirecek derecede kar etmediğini, piyasaya olan borçlarını ödeyebilecek durumda olmadığını, konkordato müessesesine iflasını geciktirmek için başvurduğunun anlaşılacağını, kararın somut bir delile dayanmadığını, aşamalarda alınan raporlarda da şirketlerin halihazırdaki piyasaya olan borçlarını ödeyemediğinin açıkça ortada olduğunu, konkordato talebinde bulunan firmanın sunmuş oldukları kabul edilen projenin samimi ve gerçekleştirilebilir olmaktan uzak olduğunu,
davacı şirketlerin konkordato koşullarını taşımadıklarını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asli müdahil ... . vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... .'den 11/07/2019 itibariyle 2 adet ticari kredi ve esnek hesap taksitli kredi kapsamında 250.593,75 TL alacaklarının bulunduğunu, konkordato komiserleri tarafından belirlenen ve mahkemenin tasdik ettiği alacak miktarları ile bu rakam arasında çelişki bulunduğunu, alacak ilanına müteakip bildirdikleri alacak kalemlerinin yalnızca borçlu defter ve kayıtlarına dayanarak,
salt borçlu beyanı ile kayıt altına alınmaması durumunun müvekkili banka açısından telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracağını, buna ilişkin verilen ara karara ve sonuç olarak nihai tasdik kararına itiraz ettiklerini, dosyaya intikal eden son raporda ve diğer önceki komiser raporunun sonuç bölümünde, her ne kadar davacı şirketlerin borca batık olmadığı,
tüm davacıların mevcut borçlarını vade konkordatosuna göre ödeyeceği belirtilmiş ise de vade uygulansa da borcun kapanmayacağının, tüm raporların hemen hemen aynı sonucu tekrarlamasından anlaşıldığını, bu durumda davacı borçlulara kesin mühlet verilmesinin ve raporlara dayalı konkordato ilerleme planının davalı borçlulara zarar vereceği için başarıya ulaşma şansının davalı müvekkili tarafından ön görülemediğini, projede ön görülen konkordato sürecinin ilgili İcra İflas Kanunu maddelerini kötüye kullanarak alacaklıları zarara uğratmak kastı ile davacılar tarafından yapıldığını,
alacaklı müvekkili açısından ilgili konkordato sürecinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını, konkordato sürecinin, borçlunun mali durumunun iyileşmesine katkıda bulunmayacağının anlaşıldığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asli müdahil ... . vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato komiserlerinin belirlediği ve mahkemenin tasdik ettiği alacak miktarları ile beyan ettikleri alacak miktarları arasında çelişkiler bulunduğunu, ... 'den müvekkili şirketin 570.000,00 TL alacaklı olduğunun bildirildiğini, tasdik olunan alacağın ise 326.424,99 TL olduğunu, ... 'den müvekkili şirketin 959.467,70 TL alacaklı olduğunun bildirildiğini, tasdik olunan alacağın ise 814.655,20 TL olarak belirlendiğini, ... müvekkili şirketin 15.402,75 TL alacaklı olduğunun bildirildiğini, tasdik olunan alacağın ise 15.402,70 TL olarak belirlendiğini,
raporlarda alacaklarının neden düşük hesaplandığının açıklanmadığını, dosyaya intikal eden son raporda ve diğer önceki komiser raporunun sonuç bölümünde, her ne kadar davacı şirketlerin borca batık olmadığı, tüm davacıların mevcut borçlarını vade konkordatosuna göre ödeyeceği belirtilmiş ise de vade uygulansa da borcun kapanmayacağının, tüm raporların birbirlerini tekrar eder nitelikte olmasından anlaşıldığını, davacı şirketlerin gelir elde etmesi ve borçlarını ödeyebilmesi için tüm gayrimenkullerini satması gerektiğinin anlaşıldığını,
davacı borçluların faaliyetlerini sürdürerek ödeme imkanı bulunmadığı gibi bu yönde rapor da tanzim edilmediğini, bu durumda davacı borçlulara kesin mühlet verilmesinin ve raporlara dayalı konkordato ilerleme planının davalı borçlulara zarar vereceği için başarıya ulaşma şansının bulunmadığını, dosyaya sunulan raporlar incelendiğinde, şirketin konkordatoyu gerektirecek derecede kar etmediğinin, piyasaya olan borçlarını ödeyebilecek durumda olmadığının, konkordato müessesine iflasını geciktirmek için başvurduğunun anlaşılacağını, mahkeme kararının somut bir delile dayanmadığını,
aşamalarda alınan raporlarda da şirketlerin halihazırdaki piyasaya olan borçlarını ödeyemediğinin açıkça ortada olduğunu, sunulan ön projelerin gerçekçi olmadığını, davacıların borcu azalması gerekirken aydan aya arttığını, Bağımsız Denetim Kuruluşu tarafından düzenlenen raporun dosyada mevcut olmasının zorunlu olduğunu, söz konusu raporun dosyada bulunmadığını, Bağımsız Denetçi Raporu olmadan projenin tasdikinin mümkün olmadığını, projenin ve borç ödemeye ilişkin açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, davacıların işbu davaya konu başvuruyu borçlarını ödememek, tatil etmek amacıyla yaptığını,
tamamen alacaklıların baskısından kurtulmak amacıyla davaya dahil olduğunu, konkordatonun tasdik şartlarının oluşmadığını, davacı şirketin borca batık olduğunun komiser heyeti raporlarıyla tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, eksik inceleme ile tasdik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, konkordato tasdik istemine ilişkindir. Davacıların hem adi hem rehinli alacaklar yönünden vade konkordatosu talebinde bulundukları görülmüştür.
Mahkemece yazılı gerekçeyle; davacılar ... , ... , ... , ... konkordato taleplerinin reddine, davacılar ... , ... ve ... rehinli alacaklar yönünden şartları oluşmayan konkordato taleplerinin reddine, adi konkordato tasdik taleplerinin ise kabulü ile; her iki davacı limited şirketin konkordatoya tabi borçların 04/01/2021 tarihinden başlamak üzere 10 ay ödemesiz dönemden sonra eşit taksitler halinde 60 ay vadede ödemesine, davacı ... İşletmesi’nin konkordatoya tabi borçların 04/01/2021 tarihinden başlamak üzere 10 ay ödemesiz dönemden sonra eşit taksitler halinde 36 ay vadede ödemesine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
I- İstinaf hakkı bulunmayan alacaklılara yönelik olarak
İcra ve İflas Kanunu’nun “Kanun yolları” başlıklı 308/a maddesinde, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklıların ise tasdik kararının ilanından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede konkordato hakkında verilen karara karşı kimlerin ne zaman kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiş olup, buna göre borçlu veya konkordato talep eden alacaklı ile birlikte itiraz eden diğer alacaklılara kanun yolu hakkı tanınmıştır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 308/a maddesinin; aynı Kanun’un “Konkordatonun mahkemece incelenmesi” başlıklı 304 üncü maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde anılan maddede; komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlayacağı, mahkemenin, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her halde kesin mühlet içinde kararını vermek zorunda olduğu,
karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, 288 inci madde uyarınca ilan edileceği, itiraz edenlerin ise, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabileceklerinin de ilana yazılacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre, projeye itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmemeleri halinde tasdik duruşmasında yer alamayacakları anlaşılmaktadır.
Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi halinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkanı tanımayacaktır.
Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/01/2024 tarih, 2023/6-1161 Esas ve 2024/5 Karar sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nın 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ve Basın İlan Kurumu Portalı'nda gerekli ilanların yapıldığı,
ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, istinaf yoluna başvuran ... , ... , ... , ... , ... , ... ve ... tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde "itiraz" edilmediğinden ve bu suretle "itiraz eden alacaklı" sıfatına haiz olmadıklarından İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvuru haklarının da bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
II. Asli müdahil .... vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru hakkının bulunduğu ve şartların sağlandığı görülmekle istinaf başvurusunun esasen yapılan incelemesi sonucu yapılan değerlendirmede:
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez.
İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.
Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür.
Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.
Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkenin gözetilmesi gerekmektedir.
Doktrinde; "...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'nın da yer almıştır.
Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir.
Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir.( bknz. bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.)
Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin doktrine bakıldığında ise; Prof. Dr. Selçuk Öztek Yeni Konkordato Hukuku kitabında; "...B.Konkordato Talebinde Bulunulmasına İmkan Veren Haller
İİK m. 285,f.1; "borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu" nun, " borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak " için konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır.
Oysa İİK m. 298, f.1, 'den ( Yeni m.İİK m.305,f.1, b (b)) tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür. İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir.
Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması (mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1,
b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.
Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır.
Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: "Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi "teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...".
Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir.
Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: " Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur..." ; "...Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. "
Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir.
Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: "...borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özellikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır.
Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur..."
Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir...
Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir..." (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukukus: 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169)
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak; hakkında adi konkordato talebi kabul edilen davacıların borca batık olmadıkları görülmektedir.
Borca batıklık konkordatoda ilke olarak bir ölçüt sayılmamış ancak varlıkları borçlarına oranla çok fazla olan işletmenin konkordatoya başvuramayacağı yerleşik Yargıtay kararlarında vurgulanmıştır (Yargıtay İİD, 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670).
Sunulan raporlarda davacıların hiç bir zaman borca batık duruma gelmedikleri, büyük bir bölümü duran varlıklardan ibaret olsa da toplam aktif mal varlıklarının kısa vadeli yabancı kaynaklar tutarından fazla olduğu, ( ilk ön rapora göre; ... .'nin aktif malvarlığının 28.351.225,26 TL kısa vadeli yabancı kaynaklarının 5.981.671,73 TL, ... .'nin aktif malvarlığının 4.018.177,32 TL kısa vadeli yabancı kaynaklarının 1.146.565,77 TL, ... aktif malvarlığının 3.363.663,07 TL kısa vadeli yabancı kaynaklarının 1.355.866,12 TL olduğu, son rapora göre;
rayiç bilançoya göre ....'nin aktif malvarlığının 43.791.154,62 TL kısa vadeli yabancı kaynaklarının 38.357.969,13 TL, ... .'nin aktif malvarlığının 6.213.259,55 TL kısa vadeli yabancı kaynaklarının 4.575.526,25 TL, ... aktif malvarlığının 5.410.879,59 TL kısa vadeli yabancı kaynaklarının 4.591.497,04,25 TL, olduğu) davacıların ilk tasdik kararından itibaren 10 ay ödemesiz dönemden sonra davacı iki şirket için 60 ay, davacı gerçek kişi için 36 ay vade öngörülerek ödemelerin uzun bir vadeye yayıldığı,
böyle bir projenin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde olduğu, bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, yine faiz verilmesine dair bir proje unsuru öngörülmeyerek yıllık bazda borçlardan faiz oranı kadar örtülü tenzilat yapıldığı,
konkordatonun tasdik şartlarından birisi de teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması olup, borca batık olmayan, mevcut malvarlığı ile borçlarını ödeyebilecek olan şirketin tenzilat konkordatosu talep etmesinin İİK 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin borçlunun kaynakları ile uyumlu olmadığı sonucuna varılması gerektiği, ödeme teklifinin davacı şirketin borca batık olmadığı dikkate alındığında ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmadığı,
neticeten davacıların konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı olarak kullandığı ve verilen kararın alacaklıların zararına olduğu sonuç ve kanaatine varılmış, (benzer yönde içtihat için bknz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarih ve 2022/5037 Esas 2023/518 Karar sayılı ilamı, 14.09.2023 tarih ve 2023/2455 Esas 2023/2733 Karar sayılı ilamı) İİK.'nın 305. maddesinde öngörülen tasdik koşulları oluşmadığından konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yukarıda yazılı şekilde tasdik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden istinaf kanun yoluna başvuran müdahil alacaklı ... . vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-b-2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak aşağıdaki şekilde davanın reddine karar verilmiş, davacı şirketlerin borca batık olmadığı, dosyaya sunulan kayyım raporlarından sabit olmakla davacılar hakkında iflas koşulları oluşmadığından iflas kararı verilmemiştir.
III. Davacılar ..., ... , ...vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi sonucu
İlk derece mahkemesince bu davacılar yönünden; celp edilen Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre tacir olmadıkları ve doğrudan doğruya iflas hallerinin bulunmadığı, kendilerine özgü hedef, tedbir ve faaliyet içeren konkordato projesi sunmadıkları, sundukları projelerde özetle şirket konkordatosunun tasdiki halinde kefaletlerinden kaynaklanan tüm borçların ödeneceğinin ifade edildiği, borçlu şirketlerden bağımsız bir konkordato projelerinin bulunmadığı, kefiller yönünden projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbir, faaliyet ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin projesi üzerine temellendirildiği,
sonuç olarak konkordato başarısının borçlu şirketin konkordatosunun başarısına bağlandığı, konkordato taleplerinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle bu davacıların konkordato taleplerinin reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ilk derece mahkemesinin Dairemizin ilk kaldırma kararına uygun şekilde hareket etmesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre;
davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. Sonuç olarak, müdahiller ...., ...., ...., .... , ..., ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 352/1-ç bendi uyarınca başvuru şartları yerine getirilmediğinden usulden reddine, davacılar ... , ... , ...vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, müdahil .... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacı .... ., .... ve .... konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/659, K. 2024/241, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama