KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/976
- Karar No
- 2025/1381
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14/06/2022
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 04/12/2025
Karar Metni
1.638 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasında ticari ilişkileri devam ederken bir kısım faturalar kesilmiş ve edimlerin müvekkili şirketçe ifa edilmişse de bunun karşılığı bedellerin davalı tarafça tam ödenmediğini, müvekkilinin cari hesap alacağı oluştuğunu, bu alacağa istinaden Antalya 9. İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosya ile icra takibine girişilmişse de davalı tarafın işbu takibe konu borca ve ferilerine itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, borçlunun bu itirazının iptali gerektiğini, alacaklara esas faturalara ait düzenleme tarihinden sonra davalı tarafından faturalara itiraz edilmediğini, bu durumda müvekkil edimini ifa etmiş sayıldığını ve alacağının muaccel hale geldiğini, takibe esas faturaların.
08/05/2017 tarihli 102.840,50TL bedelli ... numaralı fatura, 10/03/2017 tarihli 3.714,99TL bedelli ... numaralı fatura ve 31/12/2016 tarihli 90.000,83TL bedelli ... numaralı fatura olup işbu faturaların Akçaabat Vergi Dairesi ile Antalya Kurumlar Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davalı tarafça işlenip işlenmediğinin sorulması ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin dosya içerisine getirilmesini talep ettiğini, bununla birlikte aradaki ilişki, ticari ilişki olduğundan faiz oranı olarak ticari temerrüt faizi oranının uygulanması gerekmekte olup talep edilen faiz de hukuka uygun olduğunu,
borçlu itiraz dilekçesinde borcun yanında faize ve faiz oranına da itiraz ettiğini, faizin başlama zamanı hizmetin alıcıya fiilen veya hükmen verilmesi tarihinde muaccel bulunduğuna göre, hizmet bedeline muacceliyet gününden başlayarak faiz yürütülebileceğini, davalı dilekçe ekinde sunulan ve icra takip dosyasına da sunulan faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, davalı, hiçbir sebep göstermeden sadece borca ve ferilerine itiraz ettiğini, ancak ekte sunulan faturalar ile ilgili herhangi bir açıklama getirmemiş ve ödeme belgesi de sunmadığını iddia ederek itirazın iptalini talep ettiği görülmüştür.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı ... Hizmetleri İnşaat Taahhüt Elektrik Ve Elektronik Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının, icra takibinde ileri sürmediği borç sebebini, itirazın iptali davasında ileri süremeyeceğini, itirazın iptali davasının kanıt sunumunun icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve sınırlı bir dava olduğunu, dolayısıyla, icra takibinde ileri sürülmeyen bir alacak/ iddia, itirazın iptali davasına konu yapılamayacağını, itirazın iptali davasında alacağın sebebinin değiştirilemeyeceğini, davacı tarafından kesilen faturalara ilişkin olarak müvekkil şirkete teslim edilmiş ürün bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı şekilde düzenlenen faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını,
davacı şirketin bu kesmiş olduğu faturalar ile haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, nitekim kesmiş olduğu faturalara ilişkin ürünleri teslim ettiğine dair herhangi bir teslim belgesi olmadığı ürünleri teslim ettiğine ilişkin bir belge de sunmadığını, taraflar arasında, müvekkil şirket yetkilisinin imza ve onayının kabulünü içeren ne bir hizmet sözleşmesi ne de geçerli bir cari hesap sözleşmesi olmadığından,
müvekkilin, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca davacının düzenlediği faturaları ve fatura içeriklerini müvekkil şirket yetkilisine teslim edildiğini ispatlaması gerektiğini, davaya konu alacak ile işletilmiş ve işletilecek faizi kabul etmemekle birlikte davacının haksız davasının reddine ve icra takibinin iptaline, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Mahkememizce davacı defterlerinde yer almayan ve davacının kabul etmediği ... Bank'a ait 30/09/2017 tarihli, 25.000,00.-TL bedelli, ... seri numaralı çekle ilgili olarak muhatap bankaya müzekkere yazılmış, gelen 06/10/2021 tarihli yazı cevabında çekin 02/10/2017 tarihinde takas aracılığıyla ... Bankası tarafından ibraz edilip ödendiği belirtilmiştir. ...
Bankasına müzekkere yazılarak çekin ödenip ödenmediğiyle ilgili bilgiler ve çekin önlü arkalı sureti istenmiş, gelen yazı cevabının incelenmesinde çekin ... Elektrik San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından teslim edildiği, 02/10/2017 tarihinde elektronik ortamda ibraz edilen çekin bedelinin müşterinin hesabına takas uygulamaları kapsamında aktarıldığının belirtildiği görülmüş, çekin incelenmesinde keşidecisi ... olup, çekin hamiline düzenlendiği, sırasıyla davalı ... Elek. San. Tic.
Şirketinin, ...'nin (... Aydınlatma), ...'ın ve ... A.Ş.'nin cirolarının bulunduğu, davacının isminin çekte yer almadığı görülmüştür.
Neticeten davalının yukarıda incelenen 30/09/2017 tarihli, 25.000,00.-TL bedelli çek dışında kalan ödeme savunmasının gerek davacının kabulü, gerekse davacı defterleri ile ispatlandığı, bu ödemelerin davacı defterlerinde açık hesap borcundan zaten mahsup edildiği, davalının 30/09/2017 tarihli, 25.000,00.-TL bedelli çekle ilgili ödeme savunmasını ise ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Dava sadece faturaya dayalı olduğundan ve takiple sıkı sıkıya bağlı inceleme yapılması gerektiğinden önemli olan bu faturalara yapılan ödemeler ile faturalardan kaynaklı bakiye borcun açıklığa kavuşturulmasıdır. Davacı açık hesap alacağını takip konusu yapmadığından açık hesap alacağından kaynaklı bakiye borç eldeki davanın konusu değildir. Dolayısıyla davalının yaptığı ödemelerin ne kadarının takip konusu faturalara ilişkin olduğu çözüme kavuşturulmalıdır.
Davalı taraf da ek rapora itirazında bu hususa vurgu yapmıştır. Bu nedenle davalının da itirazları dikkate alınarak ödemelerin takip konusu fatura borçlarına ilişkin yapılıp yapılmadığı veya fatura tarihlerinden sonra yapılıp yapılmadığı incelenmek suretiyle cari borç hesaplanmaksızın fatura bedellerinin ödenip ödenmediğinin tespiti için bilirkişiden ikinci ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi ikinci ek raporunda özetle; yapılan ödemelerin hangi fatura bedelleri için ödendiği ile ilgili bir bilginin bulunmadığı, 07/12/2016 ödeme tarihli, toplam 77.000,00.-TL bedelli 3 adet çekle yapılan ödemelerin dava konusu fatura tarihlerinden önce yapılan ödemeler olduğu ve davacı şirketin ticari defterlerinde dava konusu fatura dışındaki faturaların bedellerinin ödenmesinde kullanıldığının tespit edildiği, bunun dışında kalan 104.108,00.TL'lik ödemelerin ise dava konusu fatura tarihlerinden sonra yapılan ödemeler olduğunun tespit edildiği, bu ödemeler mahsup edildiğinde takip konusu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi itibariyle bakiye 92.448,32.-TL tutarında alacağının olduğu belirtilmiştir.
Neticeten davalı tarafça takip konusu faturalardan sonra yapılması sebebiyle bu fatura borçlarına mahsubu gereken ödeme tutarının 104.108,00.TL olduğu, faturalardan kaynaklı takip tarihi itibariyle bakiye borcun 92.448,32.-TL olduğu anlaşılmış olup, davacının bu tutar üzerinden talepte bulunabileceği, bakiye borcun açık hesaba ilişkin olduğu,
bunun ayrı bir davaya konu edilebileceği değerlendirilerek davanın 92.448,32.-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, kabul edilen kısım yönünden davalı itirazında haksız olduğundan aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden davalının tazminat talebi reddedilerek.." şeklindeki gerekçe ile, Davanın kısmen kabulü ile Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 92.448,32-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın takdiren %20'si oranında belirlenecek olarak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın ret bölümü yönünden dayanaksız olduğunu, usulüne uygun tutulan ticari defterler ile iddialarının ispatlandığını, ek raporun dikkate alınmasının hatalı olduğunu, karşı tarafça faturaların alınıp defterlerine işlendiğini, itirazda bulunulmadığını, ispat külfetinin davalıya geçtiğini, davalının ilk savunmasında malların teslim edilmediğini iddia ettiğini, ilk bilirkişi raporundan sonra ise fatura bedellerinin ödendiğini ileri sürerek çelişkili beyanlarda bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, tüzel kişilik perdesinin aralanması iddialarının karşılanmadığını,
davalı tarafın muvaazalı işlemler yaparak müvekkilinin alacağını tahsil etmesini imkansız hale getirdiğini, tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanarak iş ve eylemlerine başka bir firma üzerinden devam ettiğini, iş bu sebeple organik bağın varlığının kabulü ile tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ve ...
Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, ... ve ...'ün davaya dahil edilerek sorumluluklarına gidilmesinin tarafılarınca talep edilmiş ise de ilk derece mahkemesi tarafından hiç bir iş ve işlem yapılmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacı tarafa gerekli avanslar gönderilmesine rağmen, davacı tarafından faturaya konu ürünlerin teslim edilmediğini, işbu faturalara istinaden icra takibi başlatan davacının, haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, teslim konusunda ispat külfetinin davacıda olduğunu, faizin takip tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında çelişkiler olduğunu, bilirkişinin görevinin dışına çıktığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,
hakkı ortadan kaldıran nitelikteki ödeme savunmasının yargılamanın her aşamasında yargılama makamlarınca değerlendirilmesinin gerekmesine (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 03.05.2017 gün ve 2017/7-2097 E. 2017/894 K), ödeme savunmasının yapılmasının savunmanın genişletilmesi niteliğinde olmamasına, davacının, organik bağ bulunduğunu söylediği kişilerin davada taraf olmamasına,
usul hukukunda dahili dava kurumu bulunmayıp, 6100 sayılı HMK'nun 61 vd. maddeleri uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişinin, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmamasına (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi., 2015/3912 esas, 2017/10092 karar.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi., 2016/19573 esas, 2018/5400 Karar), takip konusu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davalının teslime ilişkin iddialarının yerinde olmamasına, dosya kapsamından aksi durumun ispatının söz konusu olmamasına, itirazın iptali davasının; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olmasına, bu yöndeki ilk derece mahkemesi kabulünün yerinde olmasına,
kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/976, K. 2025/1381, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama