KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/429
- Karar No
- 2025/768
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25/03/2025
- Davanın konusu
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- Yazım tarihi
- 30/06/2025
Karar Metni
1.232 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, şirketin ... tarihli ... sayılı Türkiye Sicil Gazetesi'nin .... sayfasında yayınlanan sermaye ödemeye davet ilanına mukabilen müvekkilinin 30 günlük süre dolmadan 22/05/2024 tarihinde şirketin...ndeki ilan edilen hesabına sermaye tutarı olan 1.050,000 TL ödediğini, kötü niyetle hareket eden ortağın bu ödeme hiç yapılmamış gibi pay senetlerini iptal etme kararı aldığını ve bunu Türkiye Sicil Gazetesi'nin 3 Haziran 2024 tarih ve ... sayı ile ilan ettiğini, TTK'nın 482. maddesinin dayanak gösterilerek alınan kararın iptal edilmesi gerektiğini,
süresinde yerine getirilen sermaye koyma taahhüdüne rağmen sanki ödenmesi gereken sermaye yatırılmamış gibi karar alınmasının ve ilan edilmesinin haksız ve kötü niyetli bir girişim olduğunu beyan ederek, şirket paylarının sermaye koyma taahhüdünün yerine getirilmemesi sebebine dayanarak iptal ve ilan edilen karar ve varsa bu karar doğrultusunda yapılan tüm işlemlerin iptaline, verilecek kararın bir örneğinin Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasına gönderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalılar vekili, davacının hiçbir iddiasını kabul etmediğini, davacının iddia ettiğinin aksine usulüne uygun olarak TTK'nın 482. vd. maddelerince yapılan ilanların kendisine ayrıca iadeli-taahhütlü olarak da bildirildiğini, bunlardan ilkine noter kanalıyla cevap veren davalının kısaca sermaye taahhüt ödemesinin özel anlaşmada anlaşıldığı gibi ödenmesi gerektiğini, kendisinin ödemek zorunda olmadığını belirttiğini, ikinci ihtardan sonra da sadece ana sermaye borcunu ödediğini, TTK'nın 482. maddesine aykırı olarak gecikme faizini ödemeyerek temerrüde düştüğünü, yapılan sermaye ödemesinin sadece ana paraya yönelik olduğunu,
bunun da şartlı ve kayda bağlı olarak yapıldığını, bu nedenle bu ödemenin TTK'nın 482 anlamında bir sermaye taahhüdü ödemesi olduğunun ileri sürülemeyeceğini, sermaye taahhüdünün tam olarak yapılmaması nedeniyle ıskat kararı verildiğini, ancak bu karar ve hisse devri tescil ve ilan edilemeden mahkemenin tedbir kararı nedeniyle işlemlerin askıda kaldığını, davacının hiç ödeme yapılmadığı için ıskat edildiği iddiasının doğru olmadığını, TTK'ya göre, davacının ıskat edilmesinin haklı olduğunu beyan ederek, sermaye taahhüdünü tam olarak yerine getirmeyen davacının ....
Turizm Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ortaklığından ıskat edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davalı şirketin usulüne uygun olarak yaptığı son ödemeye çağrı ilanının 25/04/2024 tarihli .... sayılı Türkiye Sicil Gazetesi’nin .... sayfasında yayımlanan ilanla yapıldığı, davacının son ilan tarihinden 1 ay içerisinde 22/05/2024 tarihinde 1.050.000,00 TL'yi itirazi kayıtla ödediği halde davalı şirket yönetim kurulu kararı ile temerrüt faizi ile birlikte ödeme yapılmadığı gerekçesi ile davacının payının iptal edildiği görülmüştür.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, pay sahibi, pay bedelini ödemede temerrüte düşmesi halinde ihtara gerek kalmaksızın faiz ödemekle yükümlü olmakla birlikte, bu temerrüt faizi alacağı şirketin temerrüte düşen pay sahibinden şirket alacağı olarak talep edebileceği bir alacak kalemi olup, temerrüt faizinin ödenmemesi pay bedeli iptali nedeni değildir. Kanunun açık hükmünden de anlaşılacağı üzere ödemeye çağrı sadece ödenmeyen pay bedeline ilişkindir.
Nitekim pay sahibinin temerrüt nedeniyle ödemesi gereken işlemiş faiz miktarı kendisine açıkça bildirilerek bu hususta talepte bulunulmaması karşısında 1 aylık yasal sürede pay bedeli ile birlikte temerrüt faizini de yatırması beklenemez. Sonuç olarak davacı hakkında davalı .... Şti.
Müdürler Kurulu'nun davacının şirket ortaklığından ıskatına dair verdiği 29/05/2024 tarihli kararının TTK'nın 391/1.c maddesi uyarınca batıl olduğu anlaşılmış, bu nedenle davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne, davalı şirket ortağı-müdürü aleyhine açılan davanın ise, davanın niteliği itibariyle yönetim kurulu tarafından verilen ıskat kararının iptaline yönelik açılmış olması gözetilerek pasif husumet ehliyeti yokluğundan-usulden reddine" gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan - usulden reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulü ile; davalı ...Ltd.
Şti. Müdürler Kurulu'nun davacının şirket ortaklığından ıskatına dair verdiği 29/05/2024 tarihli kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı... ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ...Ltd.
Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın temerrüt faizinin ayrıca hesaplayıp 26/07/2024 tarihinde 78.016,44 TL olarak ödemesinin TTK'nın 482. maddesindeki emredici hüküm karşısında temerrüt faizinin ödemesini bir aylık süreden sonra yaptığını kabul ettiği anlamını taşıyacağını, bu hususun mahkemenin kabulünde de olduğunu, sermaye taahhüdünü ne zaman ödeyeceği bilinmeyen ortak hakkında varsayımsal olarak faizin hesaplanıp bildirilmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle bir faiz hesaplaması yapıp ilana eklenmesinin de söz konusu olamayacağını,
TTK'nın 483. maddesinin emredici şekilde mütemerrit ortağın temerrüte konu olan tutarın bir ay içerisinde ferileriyle birlikte yerine getirmedikçe mütemerrit olmaktan kurtulamayıp ıskat edileceğinin belirtildiğini, sermaye borcunu 26/02/2024 tarihinde ödemeyen pay sahibi davacının, ıskat edilmesindeki kararın yasa hükümlerine uygun olduğunu, son gün sermaye taahhüdünü ödeyen davacının faizi de hesaplayıp ödememesi sebebiyle temerrüte düştüğünü ve ıskat yaptırımıyla karşılaştığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortağın ıskat işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Her ne kadar davalı şirketin yeni atanan vekili tarafından istinaftan feragat dilekçesi gönderilmiş ise de, vekaletname içeriği incelendiğinde; eldeki davanın davacısının, davalı şirketin münferiden temsile yetkili müdürü olduğu ve yeni sunulan vekaletnamenin davacının, davalı şirket müdürü sıfatıyla verdiği vekaletname olması sebebiyle söz konusu feragate değer atfedilmemiştir.
Anonim şirketlerde ve TTK'nın 585. madde atfıyla limited şirketlerde sermaye koyma borcunda temerrüde düşülmesinin sonuçları TTK md. 482-483’te düzenlenmiştir. TTK md. 482’de temerrüdün genel sonuçları, TTK md. 483’te ise ıskat usulü düzenlenmiştir.
Pay sahibinin belirlenen vadede sermaye borcunu ifa etmeyip temerrüde düşmesi halinde şirket yönetim kurulu mütemerrit pay sahibini, kısmi ödemelerden doğan haklardan mahrum etmeye ve şirketten çıkarmaya yetkilidir (TTK 482/2).
TTK'nın 482/1. maddesine göre, sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibi, ihtara gerek olmaksızın, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.
Somut olayda, davacı tarafın, davalı şirketin %52 oranında hisse sahibi olduğu ancak sermaye koyma borcunu ödemediği gerekçesiyle 29/05/2024 tarihli şirket ortaklığından ıskatına ilişkin kararın iptali için eldeki davayı açtığı ancak yargılama devam ederken davalı şirketin 15/01/2025 tarihli genel kurul kararıyla davacının, davalı şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olarak atandığı, böylece davacının, davalı şirketin münferiden temsile yetkili kişisi olması nedeniyle menfaat çatışmasının söz konusu olduğu gözetilerek,
davacıya, davalı şirkete TMK'nın 426. maddesi gereğince bu davaya yönelik olarak temsil kayyımı atanması için dava açmak üzere yetki ve süre verilmek suretiyle atanacak temsil kayyımı eşliğinde yargılamanın devam ettirilip sonuçlanması gerekirken, bu hususa dikkate edilmeden yargılamanın devam ettirilip neticelendirilmesi hatalı olmuş olup, davalı vekilinin istinaf talebinin re'sen sebeplerle yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davalının diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/429, K. 2025/768, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama