KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/504
- Karar No
- 2025/988
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 06/05/2025
- Davanın konusu
- Zayi Belgesi Verilmesi
- Yazım tarihi
- 03/10/2025
Karar Metni
1.148 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Talep eden vekili Alanya Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski iş yeri deposunda sakladığı evrakların yaşanan yoğun sel nedeniyle kullanılamaz hale geldiğini, deponun zemin katta bulunduğunu, bir kısım ticari belgelerin zayi olduğunu belirterek talebin kabulüne ve zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "...TTK'nın 82/7. maddesinde tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgelerin yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde ziyaa uğraması halinde tacirin ziyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde zayi belgesi verilmesine ilişkin dava açılabileceği öngörülmüştür.
Hak düşürücü süre mahkemece re'sen gözönünde tutulması gereken dava şartlarından olup, davacı şirketin depo olarak kullandıkları yerde 13/02/2024 tarihinde sel olayı yaşandığı ve şirkete ait karar defterinin zayi olduğu, bu durumu 11/11/2024 tarihinde fark edildiği iddiasıyla dava açılmışsa da davacı yanın tacir olduğu,
ticari defter ve belgelerin saklanması için basiretli ve tedbirli davranması gerektiği, şirkette yaşanan sel olayının yaklaşık 9 ay önce gerçekleştiği, davacının su baskınının gerçekleştiği tarih itibariyle ticari defterlerin zayini öğrendiğinin kabulünün gerektiği, davacı şirket ve yetkililerinin aynı tarihte ticari defter ve belgelerin zayi olup olmadığını denetlemesi gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediği, öğrenme tarihinin üzerinden 30 günlük hak düşürücü sürenin geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından;
davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerektiği ..." şeklindeki gerekçe ile hak düşürücü süre geçtiğinden talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin "... Mah. ... Sk. ... San. ... sit.
No:... .../ANTALYA" adresinde iken başka bir yere taşındığını ancak belirtilen adresi de depo olarak kullanmaya devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından uzun zamandır faal olmayan şirketin kapatılması kararı verilecekken muhasebecisinin arandığını ve şirket karar defterinin sorulduğunu, şirket karar defterinin muhasebecisinde bulunmadığını öğrendikten sonra eski ve yeni tüm ofisin arandığını ancak 13/02/2024 tarihinde meydana gelen selde birçok evrakın zarar gördüğü,
zayi olduğu bu evraklar içerisinde karar defterinin de bulunduğu bilgisinin edinildiğini, müvekkilinin sel felaketinden tüm belgelerle karar defterininde zayi olduğunu 11/11/2024 tarihinde öğrendiğini, şirket evraklarının zayi olduğu tam adresin "... Mah. ... Sk. ... San. ... sit.
No:... .../ANTALYA" olduğunu, iş bu adreste şirkete ait belgelerin bulunduğunu, olayın 13/02/2024 tarihinde gece itibariyle başlayan yağmur itibariyle ve devamında meydana gelen yine yağış sebebiyle oluşan selden kaynaklı meydana geldiğini, buna ilişkin mahkemeye valiliğin resmi sitesinde 13/02/2024 tarihli açıklamasının da sunulduğunu, Antalya ilinde meydana gelen sel felaketinden dolayı belirttikleri adresin su içinde kaldığını, müvekkili şirket tarafından uzun zamandır faal olmayan şirketin kapatılması kararı verilecekken, müvekkilinin sel felaketinde tüm belgelerle karar defterinin de zayi olduğunu 11/11/2024 tarihinde öğrendiğini,
zayi olan karar defterinin 2013 Yılına ait olup iş bu defterde en son 2013 yılında alınan ve 2014 yılında yayınlanan şirket müdürünün seçilmesi ve görev süresinin tayin edildiği yönetim kurulu kararının bulunduğunu, müvekkilinin 11/11/2024 tarihinde ziyaı öğrendiğini, 25/11/2024 tarihinde dava açıldığını, müvekkilinin basiretli bir iş adamına düşen özeni gösterdiğini, defterlerini iyi sakladığını ve zayi olmaması için kendine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, TTK'nın 82/7. maddesine dayalı zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 82/1. maddesi, "Her tacir; a)Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, b)Alınan ticari mektupları, c)Gönderilen ticari mektupların suretlerini, d)64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür." şeklinde;
6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesi, "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Kanun'da yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan "gibi" sözcüğüyle benzer olayların kastedildiği, zıya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu. 05/10/1984 tarih, 82/11-852 E, 84/788 K).
Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticari faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. Dosyada talep eden ticaret şirketi olmakla, tacirdir. TTK'nın 18/2. maddesi gereği; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Basiret, sağduyu, ilim, tecrübe ve feraset ışığıyla görüp sezmeye ve bilip değerlendirmeye esas teşkil eden konuları etraflıca ve tam olarak kavrayabilmedir (KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203).
Basiret, tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak, fiili ve hukuki işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukuki ve fiili işlemlerini yaparken, ticari hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir.
Tacirden beklenen basiretin ne olduğu kanundan değil ticari hayattan, özellikle ticari teamüllerden çıkartılabilir (KİZİR, Mahmut., "Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanmasına Etkisi", Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 19 Sayı: 2 Yıl: 2011, s. 245-283).
Bu genel açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, talep edenin tacir olması nedeniyle, ticari defter ve belgelerin saklanması için basiretli ve tedbirli davranması gerekmesine,
şirkette yaşanan sel olayının yaklaşık 9 ay önce gerçekleşmesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı (talep eden) vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/504, K. 2025/988, 3 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama