KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/614
- Karar No
- 2025/1012
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 10/09/2025
- Davanın konusu
- Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin
- Yazım tarihi
- 06/10/2025
Karar Metni
1.352 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirketin, Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı, turizm alanında faaliyet gösteren bir aile şirketi olduğunu, 2016 yılı itibarıyla davalı şirkette davacı ... %20, babası davalı ... %40, dava dışı annesi ... %20, kardeşi davalı ... %19, dava dışı eniştesi ... %1 oranında pay sahibi olduğunu, davacının 10.11.2016 tarihli yönetim kurulu toplantısına katıldığını, bu toplantıda yalnızca esas sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen şekil şartını yerine getirmek üzere pay devrine izin verilmesine dair kararın altını imzaladığını, akabinde ise yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini,
yönetim kurulu kararıyla pay devrine izin verilmesini takiben paylar davacı tarafından davalılardan ...’e hiçbir şekilde devredilmediğini, paylara ilişkin tasarrufi işlemde bulunulmadığını, davacının davalı babası ...’in ... Ltd. Şti. ile ...
A.Ş’deki hisselerinin tamamının bedellerini ödeyerek satın aldığını, hisselerin, davacı satın alındığı tarihte her iki şirket de ciddi anlamda ekonomik olarak kötü durumda olduğunu, davacının her iki şirket hisselerinin alınmasındaki temel sebebin ise aile şirketi ve dolayısıyla ailesi ile olan bağını koparmamak olduğunu, davalı ...'in geçen zaman içerisinde davacıya ait payları hukuka aykırı biçimde kendi adına kaydettiğini, daha sonra da bu payları kızı olan davalı ...’a devrettiğini, davacı ile davalı ... arasında yazılı bir pay devir sözleşmesi yapılmadığından,
pay devri hukuken hiç gerçekleşmediğini, buna rağmen, davacıya ait paylar herhangi bir geçerli işleme dayanmaksızın kayden davalı ... adına geçirildiğini, akabinde de ... tarafından kızı olan davalı ...’a devredilmiş gibi gösterildiğini, oysa bu kayıtların hiçbirinin dayanağında geçerli bir yazılı temlik sözleşmesi bulunmadığını, davacı tarafından her iki ebeveynin kısıtlanması talebiyle Alanya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, anılan Mahkemenin ...
Esas sayılı dosyasında verilen 14.04.2025 tarihli ara kararıyla, ... ve ...’in taşınmaz mallarına, banka hesaplarına ve trafiğe tescilli araçlarına vesayet tedbir şerhi işlenmesine karar verildiğini, tedbir talebinin tamamı kabul edilmesine rağmen yargısal teamül gereği sadece tescile tabi taşınır mallar ile banka hesapları üzerine tedbir şerhi işlendiğini, ...’un, aile ve şirket içindeki konumu itibarıyla Alanya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 14.04.2025 tarihli vesayet kararından habersiz olmasının mümkün olmadığını,
hisse senetleri için açık tedbir kararı bulunmadığını fark eden ve her an tedbir kararı uygulanabileceğini düşünen davalı ...'un annesi ...’e ait payların kendi ve/veya dava dışı oğlu ... üzerine devrini sağladığını, ayrıca müvekkile ait paylarının da kendi üzerine kaydettirildiğini, 30.06.2025 tarihli genel kurulda, herhangi bir mali zorunluluk da olmamasına rağmen sermaye artırımı kararı alındığını, imtiyazlı paylar oluşturulduğunu, davacının toplantıya çağrılmadığını, rüçhan hakkı kullandırılmadığını belirterek,
davacı ...’in davalı şirket nezdindeki ... adına kayıtlı, 30.06.2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı kararı sonrası oluşan sermaye yapısına göre, 800.000,00-TL nominal değerli 10 adet A grubu pay ile, 2.640.000,00-TL nominal değerli 33 adet B grubu payın (30.06.2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı öncesi sermaye yapısına göre, 1.600.000,00-TL nominal değerli, 160 adet pay) üçüncü kişilere devrinin ve her türlü tasarrufi işleme konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına,
tedbir kararının bir suretinin davalı şirkete ve Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tebliğine, davacının paylarından doğan pay sahipliği haklarının fiilen kullanılabilmesi amacıyla, ... adına kayıtlı, 30.06.2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı kararı sonrası oluşan sermaye yapısına göre, 800.000,00-TL nominal değerli 10 adet A grubu pay ile, 2.640.000,00-TL nominal değerli 33 adet B grubu payın (30.06.2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı öncesi sermaye yapısına göre, 1.600.000,00-TL nominal değerli, 160 adet pay) Pay sahipliğinden kaynaklanan hakların kullanılabilmesi için kayyım atanmasına, davanın kabulü ile.
30.06.2025 tarihli genel kurulun iptal/butlanına karar verildiği takdirde davacı müvekkil ...’in davalı ...
Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde ... adına kayıtlı, 30.06.2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı öncesi sermaye yapısına göre, 1.600.000,00-TL nominal değerli, 160 adet payın sahibi olduğunun tespitine; pay defterinde ...’dan terkini ile davacı müvekkil adına kayıt ve tesciline, 30.06.2025 tarihli genel kurulun iptal/butlanına karar verilmediği takdirde davacı müvekkil ...’in davalı ...
Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde ... adına kayıtlı, 30.06.2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı kararı sonrası oluşan sermaye yapısına göre, 800.000,00-TL nominal değerli 10 adet A grubu pay ile, 2.640.000,00-TL nominal değerli 33 adet B grubu payın sahibi olduğunun tespitine; payların pay defterinde ...’dan terkini ile davacı adına kayıt ve tesciline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı şirket pay sahipliliğinin tespit ve tescili istemli davada pay devrinin önlenmesi ve kayyım atanması şeklinde ihtiyati tedbir taleplerinde bulunmuştur. Kayyımlık müessesesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabının üçüncü kısmında düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda kayyıma ilişkin hükümler sınırlı sayıda yer almıştır.
Bununla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda 1. maddesinde “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” denilmiştir.
Böylece, kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda kayyım atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan anonim şirketlere de uygulanmasına imkan tanımıştır.
Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması;
davalı şirket pay üzerine tedbiren kayyım atama talebinin, mahkemenin faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzta tedbir kararı vermesi şirkete ve ortaklıklarına zarar verecek olması, temsil yetkisinin kısıtlanması da faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzda tedbirlerden ve ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken tedbirlerden olması nedenleri ile kayyım atama talebinin reddini karar verilmesi gerek ise de davalı adına kayıtlı şirket payları davanın konusunu oluşturması, dosya kapsamına sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmesi,
tedbirde orantılılık ve ölçülülük ilkesi nazara alınarak ihtiyati tedbir taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
HMK'nın 389.maddesi gereğince yaklaşık ispata yönelik delillerinin ilk derece mahkemesine ibraz ettiklerini, bir karar verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceğine, ciddi bir zararın doğacağına ilişkin açık delillerin mevcut olduğunu, Alanya 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ve Alanya 1.Aile Mahkemesi'nin kararlarına rağmen yapılan işlemlerin davalıların kötü niyetini ortaya koyduğunu, sermaye artırımı için getirilen ...
TL'lik ayni sermayenin şirketin öz sermayesi ve ticaret faaliyet hacmiyle kıyaslandığında son derece düşük olduğunu, meşru bir mali gerekçeden yoksun sermaye artırımının kötü niyete delil olduğunu, istem konusu tedbir kararı verilmediği takdirde davanın kabulü halinde dahi müvekkilinin şirketteki payına hiç ulaşamayacağını yada gerçek payına kavuşamayacağını, müvekkilinin paylardan doğan yetkilerini kullanabilmesi amacıyla kayyım atanması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin yanılgılı bir şekilde karar verdiğini, müvekkilinin paylarının gasp edilmesi nedeniyle müvekkili ile davalı arasında menfaat çatışması doğduğunu,
taleplerine konu kayyımın şirketin temsili ile ilgisinin bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
İstinafa konu ara karar, kayyum atanması talebinin reddine ilişkin 10/09/2025 tarihli karardır.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/614, K. 2025/1012, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama