KÜNYE
T.C. Antalya
- Mercii
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1079
- Karar No
- 2025/344
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/10/2023
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 29/04/2025
Karar Metni
1.158 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
27.05.2022 tarihinde davalı tarafından ... poliçe numarası ile sigortalanmış olan ... plakalı ...’nın sevk ve idaresindeki motorsikletin, ... plakalı motorsiklet ile çarpışması sonucunda davacılar ..., ... ve ...’nın annesi ...'nın vefat ettiğini, oluşan kazada ...'nın motorsiklette yolcu olarak bulunduğunu, yani yolcu konumunda bulunması nedeniyle sigorta şirketinin muris ...'nın desteğinden mahrum kalan çocuklara karşı sorumluluğu devam etmekte olup oluşan zarar ve destek kaybının davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek ileride artırmak kaydıyla davacılar ... için 500,00 TL,
... için 500,00 TL ve ... için 500,00 TL olmak üzere toplamda 1.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketine başvurma tarihi olan 02.08.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili 18/07/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davacılar ... için 52.181,92 TL, ... için 62.174,00 TL ve ... için 63.935,44 TL olmak üzere toplam 178.291,36 TL'nin davalı sigorta şirketine başvurma tarihi olan 02.08.2022 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müteveffa ...'nın davalı şirket nezdinde ... plakalı aracın sigortalısı olduğunu, bu aracı kullanan dava dışı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davacıların desteğinin kusurunun bulunduğunun bizzat tespiti halinde müterafik kusurun da dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar ile bu uygulama sona ermiştir. Davaya konu trafik kazası 27/05/2022 tarihinde meydana gelmiş, kazaya da desteğin sorumlu olduğu sürücüsü neden olup, sorumluluk hukukunun genel ilkeleri, karayolları motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortacısının Karayolları Trafik Kanunu’nda sınırları çizilen sorumluluk alanı ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların A.2. maddesinin (d) bendi, A.3. maddesi, A.5. maddesinin (ç) bendi ve A.6. maddesinin (d) bendi gereğince" davacıların davalarının ayrı ayrı reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen raporda davacıların desteğine herhangi bir kusur atfedilmediğini, destek ...'nın meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, meydana gelen kazada destek ...'nın motorsikletin sürücüsü olmayıp motorsiklete yolcu olarak bulunduğunu, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil 3. kişi sıfatıyla dava açtıklarını, bu itibarla kendileri yönünden doğan destekten yoksunluk zararının oluşmasında kusurun kendilerine yansıtılmaması gerektiğini, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun ölen kişinin geride kalan çocuklarının destekten yoksun kaldıklarını,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile,
destekten yoksun kalan davacılar zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerektiğini (HGK'nun 16.1.2013 gün ve 2013/17-1791 esas 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca) bu hususun poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, istemiştir.
GEREKÇE
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6098 Sayılı TBK'nın 49 ve izleyen maddeleri uyarınca haksız fiil sebebiyle tazminata hak kazanabilmek için kusursuz sorumluluk halleri müstesna olmak üzere, zarara neden olanın kusurunun bulunması icap eder. Yine 2918 Sayılı KTK'nın 3, 85 ve 86.maddeleri uyarınca işleten, sürücünün ve yardımcı kişilerin kusur ve eylemlerinden sorumludur. Yine 4721 Sayılı TMK'nın 2.maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." şeklihde düzenlemeler yapılmıştır.
Somut olayda; dava dışı ...'nın ... plakalı motorsikletin sürücüsü, vefat eden ...'nın motosikletin maliki-işleteni ve aynı zamanda bu motorsiklete yolcu, davalı ise söz konusu aracın ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketidir.
Davacılar, vefat eden araç maliki ...'nın çocukları olup, ...'nın maliki bulunduğu ... plakalı aracın ZMMS sigorta poliçesini düzenleyen davalı şirketten destekten yoksun kalma tazminatı talep etmektedirler.
Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının ... tarihli raporuna göre ... plakalı motorsiklet sürücüsü dava dışı ...'nın meydana gelen trafik kazasında %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Bu durma göre; öncesinde tek taraflı yada sürücü/işleten tam kusuruyla meydana gelen kazalar sonucu geride kalan yakınlarının açmış oldukları destekten yoksun kalma tazminat talepleri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatları uyarınca kabul edilmekte ve burada destekten yoksun kalma zararının muristen intikal eden bir zarar olmayıp doğrudan davacı destek alacaklarının şahsında doğan bir zarar olduğu, trafik sigortasının da işletenin ve sürücülerin zararlarını değil üçüncü kişilerin zararlarını karşılaması gerektiği, hal ve şartlardan davacıların sürücü/ işletenin kanuni halefleri değil üçüncü kişi oldukları şeklinde yorum yapılmaktaydı.
Ancak bu durum 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni ZMMS Genel Şartları hükümleri uyarınca sona ermiştir.
Yansıma yolu ile zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin, kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmeleri hukuken mümkün bulunmayıp, bu husus BK’nun 44/I. maddesi, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayanmaktadır. Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişi sonuçlarına da kendisi katlanmalıdır.
Hukukun genel prensibi uyarınca hiç kimse kendi kusuru sonucu meydana gelen olaylardan hak talep edemez. Bu dürüstlük ilkesinin de bir neticesidir. Bu itibarla; davacıların murisi ... kazaya karışan aracın maliki olup, eşi ...'nın tamamen kendi kusuru ile oluşan kazada vefat etmiştir. Kaza tarihi olan 27/05/2022 tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında dava dışı sürücü ... meydana gelen kazada %100 kusurludur.
Bu itibarla kazaya karışan ... plakalı motorsiklet destek ...'ya ait olup araç eşi ... tarafından kullanılmaktadır. Davalı ise kaza yapan motorsikletin trafik sigortasını yapan şirkettir.
01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının A.2-d maddesi A.3 ve A.5-c maddesi ve A.6-d maddesi ile yapılan düzenlemeler dikkate alınarak dava dışı sürücü ...nın tam kusurlu eyleminden araç maliki destek ... da aynı şekilde sorumlu olduğundan, destekten yoksun kalma zararlarından sigortacıda sorumlu olmadığından, yerel mahkemece davanın reddi yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacılar vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1079, K. 2025/344, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama