KÜNYE
T.C. Bursa Bam 5. Hukuk Dairesi T.C. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/386
- Karar No
- 2023/1641
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2023
- Dosya no
- ...
- Karar no
- 2...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2020
- Numarası
- 2...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 26/11/2019
- Karar yazım tarihi
- 31/10/2023
Karar Metni
1.066 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2020 tarih, .../... Esas, .../... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı faturalar sebebiyle müvekkili şirketin 11.374,37 TL bakiye cari hesap alacağı bulunduğunu, davalının ilgili cari hesap borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine ... 6. İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, başlatılan takibe de haksız olarak yetkiye, borca ve faize itiraz edildiğini belirterek davalı itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin borcunun bulunmadığını, temerrüte düşürülmediğini, alacağın likit olmadığını, alacaklı şirket yetkilisinin uzun süre tedavi ve vefat etmesi sebebiyle kendisine yapılan ödemelerin cari hesaba yansıtılmadığını belirterek davanın reddini ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları uyarınca; davacı tarafın 2016, 2018 ve 2019 yıllarına ticari defterlerinin sahibi lehline delil teşkil edebileceği, ancak davacı şirketin davalı şirketle arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılında gerçekleştiği, 2018 ve 2019 yılında hiçbir işlem olmadığı,
2017 yılına ait ticari defterlerin ibraz edilmemesi sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının tespit edilemediği davacı ticari kayıtlarına yönelik raporda belirtilmiş ise de, BA-BS formalarının incelenmesinde davacının davalıya satmış olduğu KDV hariç 35.136,00 TL ve 59.903,00 TL tutarında faturaların davacı ve davalı tarafından bağlı bulundukları vergi dairelerine beyan edildiği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınan 30/03/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalının davacıya takip talebi kadar borçlu olduğunun tespit edildiği,
davacının davasını ispat ettiği, davacı tarafından davalıya borcun ödenmesi konusunda herhangi bir ihtar gönderildiğine dair dosya kapsamında mevcut belgenin bulunmadığından davacının davalıdan işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla, dava ve takip talebi dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davalı-borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 1.836,01 TL işlemiş faiz alacağı dışında 11.374,37 TL asıl alacak üzerinden talepnamedeki koşullar ile birlikte devamına, ayrıca alacak likit ve yasal şartlar oluşmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına da hükmolunmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemece 1.836,01 TL işlemiş faiz alacağına yönelik davanın reddi kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; yerel mahkemece davacının tasfiye halinde bulunduğunun karar başlığında gösterilmemesi ve tasfiye memuru tarafından vekaletnamenin verilip verilmediği, ticari kayıtlar getirtilerek tespit edilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı cari hesap alacağına dair fatura, teslim belgeleri ile ispatın gerçekleşmemesi, alacağın varlığını ticari defter ve kaydı ile kanıtlayamaması sebebiyle yerel mahkemenin delil olarak dayanılmayan müvekkil ticari defter ve kayıtlarına göre karar verilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
Dava; açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağa yönelik icra takibe vaki itirazın iptali istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Davacı istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme de;
6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde. "Miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında.
HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.
Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında. HMK.'nun "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.
Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2020 yılı için HMK'nın 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 5.390,00 TL olmuştur.
Mahkemece, kabul edilen ve istinaf incelemesine konu olan tazminat (iş gücü kaybı tazminatı) miktarı 1.836,01 TL olup bu miktar karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altındadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince verilen karar istinaf eden davacı yönünden kesin niteliktedir.
Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.
Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı, istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
2-Davalı istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme de;
Taraflar arasında 2016 ve 2017 yıllarında gerçekleştirilen alım-satım ilişkisine dayalı açık hesap ilişkisinin bulunması, taraflara ait celp edilen BA-BS formlarının uyumluluk arz etmesi, davacının usulüne uygun tutulan 2018 yılı defter kapanış kaydına istinaden takibe konu edilen asıl alacak miktarında alacaklı olması, söz konusu bu alacağın incelenen davalı kayıtlarında teyit edilmesi karşısında mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, "tasfiye halinde" olan davacı şirket unvanın eksik olarak karar başlığında gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir. Ayrıca davacı tarafı temsil eden vekilin vekaletnamesinin şirketin tasfiyeye girmesi sonrası düzenlendiği ve yetkili tasfiye memurunun tasfiye halindeki şirketi temsil etmesi sebebiyle vekaletnamede usuli eksikliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf başvurusunun yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle usulden, davalı istinaf başvurusunun yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle esastan reddine karar verilmiştir.
... · Başkan · ... · e-imza · ... · Üye · ... · e-imza · ... · Üye · ... · e-imza · ... · Katip · ... · e-imza
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/386, K. 2023/1641, 27 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama