KÜNYE
T.C. Bursa Bam 7. Hukuk Dairesi T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3121
- Karar No
- 2023/1930
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- 31/05/2021
- İstinaf başvuru tarihi
- 03/09/202103/09/2021
- Davacı
- —
- Davalılar
- 1-....
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- B.a.m. karar tarihi
- 21/12/2023
- Karar yazım tarihi
- 26/12/2023
Karar Metni
1.999 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket ile 28/09/2018 tarihli çatı kaplama işini konu alan anlaşma yapıldığını, işin 20 gün içinde bitirileceğini, ilk ödemelerin bankaya yapıldığını, çekler verildiğini, işin tamamlanmadığını, çeklerin bedelsiz kaldığını, çeklerin iptali gerektiğini, çekler sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve ödemesi yapılan çek bedellerinin davalı taraftan istirdatına, işin tamamlanmaması sebebiyle davacının uğradığı zararların tespitine, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı ...'ın sözleşmenin tarafı olmadığını, hava muhalefetine rağmen işin %85-90'lık kısmının bitirildiğini, çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasının yerinde olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, teslim alındığı 08/10/2018 tarihinde şantiyeye makinelerin sevk edildiğini, 9 Ekim günü malzemeler getirilerek 10 Ekim'de montaja başladığını, 1 hafta geçmeden elektrik kesildiğini, kesintinin 1 hafta sürdüğünü, davacının elektriği sağlayamadığını, çalışamadığını, iş süresine dahil sayılamayacağını, 26 Ekim tarihine kadar çalışıldığını, 26 Ekim'de şiddetli kar yağışı ile 31 Ekim'e kadar çalışılamadığını, 7 Kasım tarihine kadar çalışıldığını, bundan sonra devam eden olumsuz hava koşullarının çatıya çıkarılarak montaj yapılmasına imkan vermediğini,
ayrıca işe başlanmasından sonra alanın 1000m2'den 1750m2 olduğu saptanarak bu miktara çıkarıldığını, sürenin de 30 güne çıkarılması ve iş bedelinin de arttırılması gerektiğini, tamamlanan iş bedeli kadar ücrete hak kazanıldığını, davacının sözleşme bedelinin tümünü talep ettiğini, talebin haksız olduğunu, sözleşmenin feshedilmediğini, açılan davanın zamansız olduğunu, 750m2 ise ait mahsup talebinin değerlendirmeye alınmasını tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının yaptığı iş bedelinin bilirkişi raporunda 159.363,72.-TL olarak hesaplandığını, toplam 180.000,00.-TL tutarlı çeklerin 140.636,28.-TL'lik kısmından borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, nakit ödemelerin ve bir kısım çeklerin davalı ...'a verildiğini, husumet nedeniyle ret kararının yerinde olmadığını, işin zamanında bitirilmemesi sebebiyle (malzeme-ticari kazanç) davacının zarar gördüğünü, metrekare artışı üzerine oluşan fiyat farkı hesap edilerek hüküm verilmesinin yerinde olmadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, davacının temerrüt ihtarı veya fesih beyanı bulunmadığını, sözleşme feshedilmeden açılan davanın mevsimsiz nitelikte bulunduğunu, reddi gerektiğini, 6 çekin dava tarihinde vadesi gelmediğinden hukuki yarar bulunmadığını, talep açıklanmayıp harç tamamlanmadığını, karardaki çek bilgilerinin uyumsuz olduğunu, çeklerin üçüncü kişi.... Tic.
A.Ş'ye malzeme alınması nedeniyle ciro edilerek verildiğini, bu hususun yeniden incelenerek karar verilmesi gerektiğini, alacaklı olduğu bir işten borçlu çıktığını, iş tamamlanmadığından fatura kesilmediğini, 14/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda, iş bedelinin 170.769,60.-TL olarak belirlendiğini, CD görüntüleri incelenerek 18/03/2021 tarihli ek raporda 159.363,72.-TL olarak belirlendiğini, CD görüntülerinin dava tarihinden sonra noterlik tarafından alındığını, dava açıldıktan sonra her türlü tespitten davanın görüldüğü mahkemenin yetkili, görevli olduğunu, Noterler Birliğinin 12/06/20219 tarihli Genelgesi ile yasaklandığını,
görüntülerin delil niteliği bulunmadığını, ... hakkında açılan davanın reddine karar verildikten sonra yargılama masraflarından sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını, hükümde açıklık bulunmadığını, "davalı taraf " sözüne açıklık getirilmesi gerektiğini, kararın kaldırılarak davalılar yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığını, kazanç kaybı talebini ispat edemediğini beyanla istinaf isteminin reddini istemiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmayan 28/09/2018 tarihli sözleşmenin 2.maddesine göre, sözleşme konusunun Trend Petrole ait Uludağ birinci gelişim bölgesinde bulunan şantiye çatısının klasik kenet sistem ile kaplama yapılması işi olduğu işin yaklaşık olarak 1000m2'si çatı kaplama olarak belirlendiği, 4.maddede yerinde ölçü alındıktan sonra trapezlerin sevk edilmesi ve montajı, kenet sacının sevk edilerek malzemeler teslim edildikten sonra takip eden 20 gün içinde (hava muhalefeti hariç) tamamlanacağının kararlaştırıldığı,
5.maddesinde klasik kenet sistem uygulama birim fiyatının 150,00.-TL /m2 + KDV olarak tespit edildiği, fiyata trapezler, yapay aşıklar, kenet sacı, montaj malzemeleri, montaj vinç ve nakliyenin dahil olduğunun kararlaştırıldığı, kati siparişle birlikte ödemelerin belirlenen şekilde yapılacağı, çatı tamamlandığında yapılacak tespit ile metraj üzerinde doğacak olan (+) ya da (-) fark hesaplanıp ödemelerin tamamlanacağı kararlaştırılmıştır.
Davacı, dava değerine 180.000,00.-TL olarak açıkladıktan ve peşin harcı bu miktar üzerinden yatırdıktan sonra 4509418 çek nolu 20.000,00.-TL bedelli, 4509419 çek nolu 30.000,00.-TL bedelli, 4509420 çek nolu 35.000,00.-TL bedelli, 4509421 çek nolu 35.000,00.-TL bedelli, 4509472 çek nolu 20.000,00.-TL bedelli, 4509473 çek nolu 20.000,00.-TL bedelli, 4509474 çek nolu 20.000,00.-TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, ödemelerin istirdadına, açılışı planlanan Uludağ Birinci Gelişim Bölgesinde bulunan otel şantiyesi yapının çatısının tamamlanmaması nedeniyle iç kısımda bir kısım tahrifatlar oluştuğunu, yapının zarara uğradığını,
otelin açılışının öngörülen tarihte yapılamaması nedeniyle maddi kayıpları bulunduğunu, işin tamamlanmaması sebebiyle uğradığı zararın tespitine karar verilmesini talep etmiş, 31/05/2021 tarihli dilekçe ile bir kısım çeklerin tarih ve numarasına ilişkin maddi hataları düzeltmiş, davalılar ise ...'ın sözleşmenin tarafı olmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, işin büyük bir kısmının tamamlandığını, mücbir sebeple teslim süresinin uzadığını, iş artışı olduğunu, temerrütün gerçekleşmediğini savunmuştur.
Mahkemece, davalıya verilen 7 adet çekin toplam tutarının 180.000,00.-TL olduğu, 4509418, 4509419, 4509420 ve 4509421 numaralı çeklerin toplamı 120.000,00.-TL'nin ödendiği, davacının tamamladığı iş bedelinin 159.363,72.-TL olarak hesaplandığı, yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacının 39.363,72.-TL borcu bulunduğu, dolayısıyla dava konusu edilen çeklerin 140.636,28.-TL'lik kısmından borçlu olmadığının tespitine dair verilen kararı istinafa getirilmiştir.
Mahkemeler, önlerine gelen uyuşmazlığı, tarafların sulh olması, davadan feragat edilmesi, davanın kabul edilmesi, yahut geri alınması gibi istisnalar dışında, esas hakkında verecekleri nihaî kararla çözerler. Mahkemenin verdiği her karar, prensip olarak onun, önüne gelen somut uyuşmazlık hakkında, "Anayasa, kanunlar ve hukuk" çerçevesindeki vicdani kanaatini ifade eder. Bu vicdani kanaatin, söz konusu çerçeveye uygunluğu ise kararın gerekçesiyle ortaya konulur.
Bundan dolayıdır ki, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. Bu çerçevede yargısal karar, mahkemenin önüne gelen uyuşmazlık hakkında açıkladığı kanaatinden ibarettir. Diğer bir ifadeyle yargısal karar, mahkemenin somut bir hukukî soruna ilişkin kanaat açıklamasıdır.
Yargısal karar olarak nitelendirdiğimiz bu kanaat açıklaması, muhatapları açısından bağlayıcı sonuçlar doğurur. Öyle ki, kararın gereğinin muhatabı tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, eda hükmü içerenlerin ilâmlı icra yoluyla (zorla) yerine getirilmesi mümkündür (Pekcanıtez, Hakan, Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s.1967).
Bu açıklamalardan yola çıkıldığında, hüküm, hâkimin dava yolu ile önüne getirilen uyuşmazlıkla ilgili yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda verdiği, davayı esastan çözen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran karar olarak tanımlanabilir.
Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihaî kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihaî karar, hükümdür." şeklinde esasa dair, uyuşmazlığı çözen mahkeme kararının hüküm olduğu yönünde düzenleme yapılmıştır.
Hüküm vermeden önceki yargılama aşamasında hâkim, somut olaya uygulanacak bir hukuk kuralı bulunup bulunmadığını öncelikle araştırır ve tespit eder. İkinci olarak soyut hukuk kuralındaki şartların somut olayda bulunup bulunmadığını inceler; ileri sürülen iddiaların ve savunmanın ispat edilip edilmediğini araştırır. Hâkimin bu görevi delillerin toplanması ve değerlendirilmesi ile gerçekleşir. Son aşamada ise hâkim yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda objektif hukuk kuralını somut olaya uygulayarak uyuşmazlığın esası ile ilgili kararını verir. (Yargıtay HGK 12/10/2021 tarih 2018(22)9-591- 2021/1202 s.k)
Tüm bu açıklamalardan sonra, ilk olarak belirtilmelidir ki, kararın gerekçesinde, davalının 27/01/2020 tarihli dilekçesinde tahsilatı 203.000,00.-TL olarak kabul etmesine rağmen, gerçekleşen ödemenin 120.000,00.-TL, tamamlanan iş bedelinin 159.363,52.-TL olarak hesaplanmasından sonra davacının dava konusu çeklerin 140.636,28.-TL'lik kısmından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi dosya kapsamıyla uyumlu bulunmamış, kendi içinde çelişki barındırdığı tespit edilmiştir.
Davalı vekili dava konusunun açıklattırılmadığını, harcın tamamlanmadığını istinafa getirmiştir. Dava dilekçesinde, sıralanan çeklerin toplam bedelinin dava değeri olarak yazıldığı, peşin harcın bu değer üzerinden yatırıldığı, davacı vekilinin 31/05/2021 tarihli dilekçe ile çeklerin tarih ve numarası ile ilgili maddi hataları düzelterek açıklama getirdiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde değildir.
Davalı vekili davanın mevsimsiz açıldığını, dava açıldıktan sonra her türlü tespitin davanın görüldüğü mahkemece yapılması gerektiğini istinafa getirmiştir. Eser sözleşmesiyle bir eser meydana getirmeyi üstlenen yüklenici (TBK470); üstlendiği bu edimi iş sahibin haklı menfaatlerine gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek (TBK 471) ve meydana getirilen eseri teslim etmek (TBK 479/1), iş sahibi de eserin teslimi ile muaccel olan iş bedelini ödemek (TBK 479/1) borcu altındadır.
Eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hakimiyetine geçirmesi olarak tanımlanmaktadır.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan yüklenici; eseri iş sahibine, sözleşmeye uygun olarak teslim ettiğini kanıtlamak zorundadır.
Teslim maddi vakıa olduğundan tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu nedenledir ki keşif deliliyle de teslimin ispatlanması mümkündür.( Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Muammer Öztürk, Zeki Gözütok, sy.994-995).
Açıklanan nedenlerle yüklenicinin iş yerini terk ettiğine dair tanık beyanı dikkate alınarak, yüklenicinin iş yerini hangi tarihte terk ettiği, terk ettiği tarih itibariyle işin geldiği seviyenin tespiti bakımından tarafların isticvabı ile beyanlarının alınmadan ve davalının bu husustaki delilleri toplanmadan tamamlanan iş bedelinin hesaplanmış olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından tarafların istinaf nedeni yerindedir.
Davacı, kar mahrumiyetinin tespiti ve tahsilini talep ettiğini, karar verilmediğini istinafa getirmiştir. Dava dilekçesinde otel şantiyesi yapının çatısının tamamlanmaması nedeniyle iç kısımda bir kısım tahrifatlar oluştuğunu, yapının zarara uğradığını, otelin açılışının öngörülen tarihte yapılamaması nedeniyle maddi kayıpları bulunduğunu iddiası ile zararın tespiti talep olunduğundan gerek bilirkişi raporunda gerekse kararda değerlendirme yapılmaması, karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmayıp davacının istinaf nedeni yerindedir.
Ez cümle, tarafların isticvabı ile davalının iş yerini terk ettiği tarihin sorulması, ispat yükü üzerinde bulunan davalının delilleri toplanarak teslim edilen tarih itibarıyla işin geldiği seviyenin tespiti, sözleşme hükümlerine göre malzemenin kimden tarafından getirileceği/ getirildiği, davalının işi tamamlamadan şantiyeden ayrıldığı sonucuna ulaşılır ise kalan malzemenin kullanıp kullanılmadığının davacıdan sorulması, davalı tarafından getirilmiş ise davacı tarafından kullanılan malzeme bedelinin hesaplamaya dahil edilmesi,
Sözleşmenin 2 ve 7. maddelerine göre projedeki alan dikkate alınarak tamamlanan iş bedelinin tespit edilip edilmeyeceği ve davacının kar mahrumiyetine ilişkin delilleri toplanarak heyetten ek rapor alınması, bundan sonra karar verilmesi gerekmekte olup tüm bunlar eksik bırakılarak verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından tarafların istinaf nedenleri yerindedir.
Davalılar vekili 03/09/2021 tarihli istinaf dilekçesinden önce 07/07/2021 tarihli dilekçe ile davalı ... Kolay aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesine rağmen yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulduğunu ve 2,5, 7 nolu bentlerin davalı olarak yazılması nedeniyle sorumluluğun açık olarak düzenlenmediğini tahsis, tavzih kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece 15/10/2021 tarihli tavzih kararı ile kararın 2,3,4,5,6 ve 7. bentleri yeniden düzenlenmiştir.
Davalılar vekili ... hakkında açılan davanın reddine karar verildikten sonra yargılama masraflarından sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını, ..... yönünden nispi tarifeye göre vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, hükümde açıklık bulunmadığını, "davalı taraf " sözüne açıklık getirilmesi gerektiğini istinafa getirmiştir.
Davalı ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen harcın, yargılama giderinin ve davacı lehine verilen vekalet ücretinin müteselsil tahsiline karar verilmesi, davalı ... aleyhine açılan davanın farklı gerekçeyle reddine karar verilmesi nedeniyle bu davalı için AAÜT'nin 7/2 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine karar verilmemesi, davalı ... için yapılan masrafın davacı üzerinde bırakılması gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasaya uygun olmayıp davalı vekilinin istinaf nedeni yerindedir.
HMK nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar ve 15/10/2021 tarihli tavzih kararı usul ve yasaya uygun olmadığından taraf vekilleri istinaf başvurusunun kabulü ile HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
... · Başkan · ... · E-İmzalıdır. · ... · Üye · ... · E-İmzalıdır. · ... · Üye · ... · E-İmzalıdır. · ... · Katip · ... · E-İmzalıdır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/3121, K. 2023/1930, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama