İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA7. HUKUK DAİRESİ KARAR

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/223 K.2024/1793

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma…

Esas2023/223Karar2024/1793Tarih24 Ekim 2024Okuma13 dk · 2.604 kelime

KÜNYE

T.C. Bursa Bam 7. Hukuk Dairesi T.C. Bursa

Mercii
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
24 Ekim 2024
Dosya no
2023/223
Karar no
2024/1793
Başkan
... ...
Üye
... ...
Üye
... ...
Katip
... ...
İncelenen kararın mahkemesi
BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas no
2020/833
Karar no
2022/1221
Karar tarihi
03/11/2022
İstinaf başvuru tarihi
08/12/2020 - 29/12/2020
Davacı
... -...
Vekili
Av. ... -...
Davalı
... -...
Vekili
Av. ... -...
Davanın konusu
Alacak
B.a.m. karar tarihi
24/10/2024
Karar yazım tarihi
01/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.604 kelime·13 dk okuma·1 bölüm

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde, 1/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalarla davalı şirketten satın alınan baskılı kumaşların 21/1/2020 tarihinde... İletişim ve Satış Tic.

A.Ş.(Trendyol)’ye sunulmasına rağmen kumaşların kalite standartları gereği onay alamadığını, kumaşların Trendyol tarafından reddedildiğinin aynı gün şirkete telefonla bildirildiğini, davalı yetkilileri ile mail yazışmaları yapılmak suretiyle malın iadesi yoluna gidilmesine çalışıldığını, davalının iade talebinin davalı şirket tarafından reddedildiğini, kumaşların tamamının sevkedildiği şekilde davacı depolarında bekletildiğini, davalının kumaşların test edilme sürecini uzattığını, yetkili bir kurumda kumaşların testine de onay vermediğini,

davacı tarafından alınan uzman görüşünde dijital baskı sonrası mekanik işlemler sırasında kumaş yapısındaki ipliklerin zorlandığının, hatanın dijital baskı işlemlerinden kaynaklandığı kanaatine varıldığının beyan edildiğini, davacının aldırmış olduğu detaylı rapora rağmen davalı şirketin malı iade almaya ve fatura bedelini ödemeye ilişkin tüm taleplerini reddettiğini, ihtarnameye rağmen bedelin ödenmediğini belirterek davacıya satılan kumaşların ayıplı olduğunun tespiti ile iadesine, 19.702,22-USD tutarlı iade faturası bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, ayıp ihbarının süresinde olmadığını, satış faturasına süresinde itiraz edilmediğini, satılan kumaşların stok mal olduğunun davacı tarafça bilindiğini, davacının kumaşlarda makul kabul edilecek düzeyde hatanın bulunduğunu bildiği halde kumaşlar için ödeme yaptığını, mallarda bir takım hataların bulunduğunu gösterdiklerini, buna rağmen malları kabul ettiklerini dava dilekçelerinde açıkça ifade ettiklerini, Trendyol’un söz konusu kumaşları davacıdan kabul etmemesinin nedeninin malların hatalı olması olmadığını, davacının kumaşları Trendyol’un istediği gibi kesememesi olduğunu,

mail yazışmalarında davacının ayıp iddialarının kabul edilmediğinin, aksine söz konusu kumaşların nasıl kesilmesi gerektiği ile ilgili davacıya teknik bilgi verilmiş olduğunun görüldüğünü, davacının aldırmış olduğu raporun taraflar arasındaki uyuşmazlık için teknik ve hukuki anlamda geçerliliği olabilecek bir rapor olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkinin dava dışı DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Satış Tic.

A.Ş.’nin (Trendyol) davalı stoklarında kalan ham ve mamul stok kumaşlar ile ilgilenmesi ile başladığını, davacının da aralarında olduğu üç farklı firmanın bu kumaşları davalıdan satın alması için Trendyol’un aracılık ettiğini, davacı ile davalının bir takım görüşmeler gerçekleştirdiğini, davacıya numune kumaşların gönderildiğini, davacının numune kumaşları inceleyip onaylaması ile birlikte 11/12/2019 tarihli fatura ile ilk kumaş satışının yapıldığını, davacının bu kumaşların 11/12/2019 tarihli faturası için 19/12/2019 tarihinde Trendyol’un çekini davalıya cirolayarak verdiğini, çekin vadesi geldiğinde ödemesini aldığını,

davalının vermiş olduğu kumaşlardan memnun kalan davacıya 27/12/2019 ve 2/1/2020 tarihlerinde yeniden kumaş satışı yapıldığını, davacının davalı tarafından kendisine düzenlenen faturaların içeriğine Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesinde belirtildiği üzere faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmadığını, faturaların içeriğini kabul ettiğini, satış işlemlerinin üzerinden yaklaşık 9 ay geçtikten sonra göndermiş olduğu 17/9/2020 tarihli ihtarnamesinin ise hukuken ayıp ihbarı niteliğinde kabul edilmesi mümkün olmadığını,

21/1/2020 tarihinde taraflar arasında iadesi konuşulan kumaşların Bohai Strech kumaşlar olup bunların somut uyuşmazlıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının bu kumaşların bedelini talep etmediğini, Bohai Strech kumaşların istenilen gibi olmadığının davalı tarafından kabul edilerek davadan çok daha önce iade alınıp davacının borcundan düşüldüğünü, davacının dava konusu olmayan kumaşlarla ilgili yapılan konuşmayı öne sürerek ihbar konusunda mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, mail ve whatsapp yazışmalarının Türk Ticaret Kanunu’na göre ihbarın usulü bakımından ayıp ihbarı niteliğinde kabul edilmesinin mümkün olmadığını,

davacının Türk Ticaret Kanunu'ndaki sürelere uymadığını, davacının dava konusu kumaşlarda ne tür bir ayıbın bulunduğunu açık ve net bir şekilde ifade etmediğini, kumaşların ayıplı olduğunun ifade edilmesinin yeterli olmadığın, ayıbın somut bir şekilde ne olduğunun belirtilmesinin gerektiğini, satış aşamasını açıkladıkları kumaşların davalının depolarında daha önceden üretimi yapılmış, ihraç fazlası, ham ve mamul halde satılmayı bekleyen ucuz kumaşlar olduğunu, bu kumaşların davalı tarafından zamanında üretilmiş, ancak zaman içerisinde değerini kaybetmiş, genel olarak devamı olmayan, 1. kalite ve satılabilecek durumda olan,

maliyetinden daha düşük veya hemen hemen maliyeti ile aynı fiyatlı olan, işlenemeyecek seviyede olmayan ve tekstil sektöründe yaygın olarak alım ve satımı yapılan kumaşlar olduğunu, Trendyol’un davalının stoklarında bekleyen bu kumaşların firmalar tarafından alınıp işlenerek kendilerine satılması ile ilgili davalıyla görüşme gerçekleştirdiğini, davalının da bu projeyi kabul ettiğini, davalının elinde stok olarak bulunan bu kumaşları Trendyol aracılığı ile üç farklı firmaya sattığını,

dava konusu kumaşlar ile aynı özellikte ancak stok mal olmayan sipariş üzerine hazırlanan özel kumaşların çok daha yüksek birim fiyatları ile farklı firmalara satıldığını, taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalının kumaşları satarken kumaşlar üzerindeki hataları kılçıkla işaretleyerek satmış olduğunun net bir şekilde anlaşıldığını, burada kumaşlardaki hataların ihbarının veya kumaşlarda hata olup olmadığının tartışması değil, davacının bilerek isteyerek bu kumaşları alıp, inceleyip,

kabul ederek parasını ödemesinin akabinde de kumaşları dikip satamayınca kumaşların ayıplı olduğundan bahisle tekrar davalıya yönelmiş olmasının tartışılmasının gerektiğini, kumaşlardaki hataların ihbarının veya kumaşlarda hata olup olmadığının tartışılmasına gerek olmadığını, davacının bilerek isteyerek bu kumaşları inceleyerek alıp parasını ödediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davaya konu kumaşların 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihlerinde teslim alındığı, kumaşlarda tespit edilen ayıpların gözle yapılacak muayene sonucu belirlenebilecek tipte açık ayıplar olduğu, ayıp bildiriminin 25/2/2020 tarihinde yapıldığı, ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığı, kumaşların ayıplı haliyle kabul etmiş sayılacağı, ayıba ilişkin ihbar yükümlülüğünün belirtilen yasal süre içerisinde yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi tarafından yapılan ayıp ihbar süresine ilişkin tespitlerin açıkça hatalı olduğunu, dava konusu malların fatura tarihinde değil 13/1/2020 tarihinde şirkete teslim edildiğinin davalı şirketin dosyaya sunduğu delillerle sabit olduğunu, davalının malların 13/1/2020 tarihinde teslim edildiğine ilişkin mail yazışmaları ve whatsapp yazışmalarını kendi delilleri arasında dosyaya sunmasına rağmen malların fatura tarihinde teslim edildiğinin varsayılarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,

kumaşların davacıya teslim edildiği gün whatsapp mesajı ile ayıp ihbarında bulunulduğunu, davalının da ayıplı ürünlerin iadesini istediğini, 21/1/2020 tarihinde kumaşların 3’lü proje kapsamında Trendyol şirketine sunulacağı göz önüne alınarak iade sürecinin bekletildiğini, 21/1/2020 tarihinde ise kumaşların Trendyol'dan onay almadığını, davacı şirketin yetkilisinin davalı şirket çalışanı ....'a yazmış olduğu mesajda açıkça kumaşların Trendyol tarafından kabul edilmediğini beyan ettiğini, bu hususa ilişkin yazışmaların davalı şirketin davaya cevap dilekçesinin 9 numaralı ekinde bulunan yazışmalarla da sabit olduğunu,

13/1/2020 tarihinde ... kumaş için ilk ayıp ihbarının yapıldığını, 21/1/2020 tarihinde ise kumaşların Trendyol'dan onay almadığı belirtilmek suretiyle tüm kumaşlar bakımından ayıp ihbarının yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesinde alıcının malı inceleme süresinin 8 gün olduğu, ayıp ihbarının ise 2 gün içerisinde yapılması gerektiğinin açık olduğu,

buna göre davacının malı teslim alma tarihi olan 13/1/2020 tarihinde aynı anda açık ayıbı davalı şirkete bildirdiğini, kumaşların tesliminden tam 8 gün sonra Trendyol'un incelemesine sunulduğunu, 8. gün içinde incelemenin yapıldığı tarih olan 21/1/2020 tarihinde de davalıya tüm kumaşlar için ayıp ihbarının yapıldığını, dosyaya sunulu irsaliyeli faturanın irsaliye kısmının imzasız olmasının nedeninin malın sevkinin fatura tarihinde değil, 13.01.2020 tarihinde yapılması olduğunu, mahkemece ayıplı kumaştan kaynaklı olarak iadesi gereken kısım yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılmadığını,

bilirkişi raporundaki sadece ayıplı kumaş bedelinin tespitinin hatalı olduğunu, kumaşların niteliğine göre ayıplı olan kumaşın diğer kısımdan ayrılmasının mümkün olmadığını, kumaşların ayıplı-ayıpsız kısımlarının ayrıştırılarak davacı tarafından kullanılmasının ve/veya ayıpsız olan kısımların ayrılarak yalnızca ayıplı kısımların iade edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kumaşların dava dışı....'ye (Trendyol) yapılması planlanan proje için sipariş edildiğini, 3’lü projeye göre davacı şirketin davalı şirketten Trendyol'un istediği kumaş türü ve baskılar dahilinde kumaş siparişinde bulunduğunu,

dava konusu kumaşlara Trendyol'un istediği baskıların yapıldığını, kumaşlar Trendyol'la yapılan proje kapsamında sipariş edildiğinin davalı tarafından da bilindiğini, kumaşlardaki ayıp nedeniyle Trendyol’un kumaşları reddetmesi nedeniyle projenin iptal olduğunu, davacıya teslim edilen kumaşların kullanılacağı proje sona erdiğinden kumaşların davacı tarafından beklenen yarar ve izlenen amaca ulaşılmasının ortadan kalktığı bir ürün olduğunu, bilirkişi tarafından "8.247,70 metre kumaşın 3.075 metresinin ayıplı olduğu ve 3.075 metre kumaş iadesi yapılabileceği,

bu kumaş iade bedelinin de 7.549 USD olduğu" tespitinin hukuki zeminde bir geçerliliğinin bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının davasının 19.702,22 USD üzerinden harçlandırdığını, talebini de aynı miktar olarak belirlediğini, yerleşik içtihatlara göre yabancı para biriminden para alacaklarına ilişkin davada karar tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek elde edilen meblağ üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının gerektiğini, kararda lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden belirlenen değere göre hesaplandığını, kararın kaldırılarak mahkeme karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının gerektiğini,

istinafa konu hükmün yargılama giderine yönelik olması nedeniyle istinaf harcının da maktu olmasını gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde ise, davacı tarafın istinaf talebinde bahsettiği ve iddia ettiği hususların tamamının ilk derece mahkemesi tarafından incelendiğini, araştırıldığını, iddiaların haksız olduğu anlaşıldığından ve ispatlandığından davanın reddine karar verildiğini, davacının basiretli bir tacir olarak ayıp iddiasını süresinde ve usulüne uygun bir şekilde öne sürmediğini, davacının satış işleminden 9 ay sonra ihtarname gönderdiğini, teslimden sonra da davacının kanunda belirtilen süreler içerisinde gerekli incelemeleri yapmadığı gibi bu konuda ayıp ihbarında da bulunmadığını,

21/1/2020 tarihinde taraflar arasında iadesi konuşulan kumaşların Bohai Strech kumaşlar olup bunların somut uyuşmazlıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının bu kumaşların bedelini talep etmediğini, Bohai Strech kumaşların istenilen gibi olmadığının davalı tarafından kabul edilerek davadan çok daha önce iade alınıp davacının borcundan düşüldüğünü, davacının dava konusu olmayan kumaşlarla ilgili yapılan konuşmayı öne sürerek ihbar konusunda mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının bilerek ve isteyerek bu kumaşları inceleyerek aldığını, parasını ödediğini,

akabinde de kumaşları dikip satamayınca kumaşların ayıplı olduğundan bahisle tekrar davalıya yöneldiğini, bu durumun davacının haksız çıkar elde etme amacında olduğunu gösterdiğini, davacının iddia ettiğinin aksine Trendyol’un dava konusu ürünleri almamış olmasının sebebinin söz konusu malların ayıplı olmasından değil davacının bu kumaşları dikememesinden kaynaklandığını, davacının kumaşların hangi durumda olduğunu bilerek ve de bu duruma uygun şekilde kararlaştırılmış spot/ucuz fiyatlanmış kumaş olarak satın aldığını,

kumaşları satın alan davacının aradan uzun zaman geçtikten sonra ayıp varlığı nedeniyle iade talebinde bulunmasının kumaşlardan beklediği ticari getiriyi elde edemeyeceğini düşününce kolay yoldan davalıya iade ederek parasını almaya çalışmasından kaynaklandığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

Dava, teslim edilen kumaşların ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Davacı davalıdan satın alınan baskılı kumaşların ayıplı olduğunu ileri sürmüş, davalı davacının stoktaki kumaşları satın aldığını savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında kumaş teminine ilişkin sözlü olarak sözleşme yapıldığı, kumaşların davacıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık taraflar arasındaki kumaş teminine ilişkin sözleşmenin niteliğinin ne olduğu, sözleşmenin satış veya eser sözleşmesi olup olmadığı, sözleşmenin niteliğine göre uyuşmazlıkta uygulanması gereken hükümlerin neler olduğu hususundadır.

Davacı 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalarla davalı şirketten satın alınan baskılı kumaşların ayıplı olması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek davalıya ödediği fatura bedellerinin iadesini istemiştir. Davacının cevaba cevap dilekçesinde “…Daha sonra müvekkilin 3lü projeye dahil olmasıyla birlikte davalı firma tarafından Trendyolun seçmiş olduğu kumaşlarla ilgili kartelelar getirilmiştir ve davalı taraf ilk parti malı bu sırada göndermiştir.

Akabinde davalı 2. parti kumaşların baskıları bitince müvekkil şirkete 2. parti kumaşları sevk etmiştir. Davacı müvekkil tarafından, Trendyoldan gelen siparişler sonrasında davalıdan gelen kumaşların imal edilmesi sırasında kumaşlarda sorunlar olduğu (defo baskı hatası parça kumaşlar vs) fark edilmiştir. Hatta bu sırada gelen kartelada davalının göndermeyi taahhüt ettikleri kumaş yerine farklı bir kumaş gönderdikleri de tespit edilmiştir.

Bu husus fark edildiği anda yasal süre içerisinde ayıp ihbarı yapılarak, kumaşı iade etmek üzere ilgili firma yetkilerini aranmış, davalı tarafın kumaşların stok malı olduğu, kumaşlarda defo vs çıkabileceğini gibi bahaneleri bu ayıpların tespitinden ve davalıya bildirilmesinden sonra müvekkile iletilmiştir.

Davacının iddiasının aksine, kumaşların stok malı olduğu hususu trendyol'a iletilmiş, trendyol tarafından davalıdan stok malı alınmadığı hususu bizzat müvekkil şirkete cevaben bildirilmiştir. Bununla birlikte kumaşların stok malı olması zaten mümkün değildir zira bahis konusu kumaşlara, Trendyol'un istediği baskılar yapılmıştır.

Bunun üzerine davacı müvekkil tarafından defalarca firma yetkilileri aranılmış fakat davalı taraf müvekkili sürekli oyalayarak ayıplı malı iade almamışlardır…” şeklindeki açıklamalarına göre davacı ilk parti kumaşlar için satış sözleşmesine, diğer kumaşların sipariş üzerine baskılı olarak üretilmeleri nedeniyle bu grup için ise eser sözleşmesine dayanmıştır.

Davalı cevap dilekçesinde satılan kumaşların stok mal olduğunun davacı tarafça bilindiğini, davacının kumaşlarda makul kabul edilecek düzeyde hatanın bulunduğunu bildiği halde kumaşlar için ödeme yaptığını, davacının numune kumaşları inceleyip onaylaması ile birlikte 11/12/2019 tarihli fatura ile ilk kumaş satışının yapıldığını, davalının vermiş olduğu kumaşlardan memnun kalan davacıya 27/12/2019 ve 2/1/2020 tarihlerinde yeniden kumaş satışı yapıldığını savunarak taraflar arasında satış sözleşmesi olduğunu savunmuştur.

Mahkemece verilen kararda eser sözleşmesi ile ilgili genel açıklamalar yapıldıktan sonra ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, gerekçedeki kabule göre eser sözleşmelerindeki ayıp ihbar süresinin ne kadar olduğu, davacının ayıbı ne zaman öğrendiğine ilişkin iddialarına neden itibar edilmediği de açıklanmadan dosyada bu yönde bulunan diğer deliller değerlendirilmeksizin 17/1/2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan 25/2/2020 tarihinde ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin beyana itibar edilerek karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalının satış sözleşmesine dayanması,

davacının da özellikle ilk faturaya konu ürünler için satış sözleşmesine dayanmasına rağmen dava konusu yapılan 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalara konu ürünlerin hangi sözleşmesel ilişki nedeniyle davacıya teslim edildiği hususu aydınlatılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.

Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması, davacının ve davalının farklı sözleşme türlerine dayanması nedeniyle dava konusu yapılan her bir fatura yönünden taraflar arasında satış veya eser sözleşmesi ilişkisi kurulup kurulmadığı hususlarında taraf şirketlerin yetkili temsilcilerinin isticvabı sağlanarak yukarıda gösterilen her bir faturanın dayanağının hangi sözleşme türüne ait olduğu belirlenip buna göre uygulanması gereken hükümlerin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Ayrıca her ne kadar mahkeme gerekçesinde açıkça gösterilmemiş ise de bilirkişi raporuna itibar edilerek ayıp ihbarının yapıldığı tarih olarak 25/2/2020 tarihi kabul edilmiştir.

Ancak her iki tarafın da dosyaya sunduğu ve delil olarak dayandığı e-posta yazışmalarına, özellikle davacının 30/3/2020 tarihinde karşı tarafa gönderdiği e-postada davacının Aralık ayından bu yana sürekli olarak bilgilendirme yaptığını, kumaşlar ile ilgili sorunlar olduğunu, kumaşları kesime alamadıklarını söylemelerine rağmen sonuç alamadığını açıklaması, bu e-postaya aynı tarihte verilen cevapta ayıpların Aralıkta veya daha başka bir tarihte bildirilmediğine ilişkin bir açıklama yapılmaması,

mahkemenin kabulü gibi uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığının belirlenmesi halinde taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanacak olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereğince ayıp ihbarının yapılması için şekil şartının bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi de hatalıdır.

Mahkemece öncelikle tarafların yetkili temsilcileri isticvap edilip 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalara konu kumaşların ayrı ayrı hangi sözleşmeler nedeniyle davacıya teslim edildiği belirlendikten sonra sözleşmenin niteliğine göre uygulanacak kanun hükümleri de belirlenip ayıp ihbarının Aralık 2019 tarihinde yapıldığına ilişkin e-posta yazışması da gözetilerek davacının iddiaları, davalının savunmaları doğrultusunda gerektiğinde bilirkişiden ek rapor da alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacının istinaf talebi yerindedir.

Davalı vekili vekalet ücreti yönünden istinaf talebinde bulunmuş ise ilk derece mahkemesi kararının kaldırılma sebeplerine göre bu aşamada davalının istinaf talebi hakkında karar verilmemiştir.

6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih ve 2020/833 - 2022/1221 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Kararın kaldırılma sebeplerine göre davalı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada değerlendirilmesine YER OLMADIĞINA,

2-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,

3-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... · Başkan · ... ... · Üye · ... ... · Üye · ... ... · Katip · ...

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/223, K. 2024/1793, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/223
Karar No
2024/1793
Tarih
24 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/223 K.2024/712
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/223 K.2024/1069
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/223 K.2024/975
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2023/224 K.2024/837
  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/224 K.2024/683
  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/225 K.2024/622

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.