KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1364
- Karar No
- 2025/1626
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Dosya no
- ....
- Karar no
- ....
- Başkan
- ....
- Üye
- ....
- Üye
- ....
- Katip
- ....
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/04/2025
- Numarası
- ... Esas ... Karar
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- ....
- Vekilleri
- Av. ....
Karar Metni
2.555 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Av. ....
DAVANIN KONUSU
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 20/10/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ile davacı arasında ticari alım satım ilişkisi meydana geldiğini, davacının davalı firmaya satmış olduğu ürünler için faturalar düzenlendiğini, faturaların davalıya gönderilmiş ve bu faturaların davacı ile davalının ticari defterlerine de işlendiğini, davalı ile davacı arasındaki ticari alışveriş bu şekilde tamamlanmış davalıya söz konusu ürünlerin teslim edilmiş olduğunu, fakat davalı tarafın ödemesi gereken borçlarını ödemediğini, müvekkil alacaklı olduğu borcun faturalarının vade tarihi geçtikten sonra ödemeleri yapması için borçluya başvursa da yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını,
toplamda 129.922,36 TL miktarlı faturalar düzenlenmiş olup tutarlarının tahsili bakımından davalı aleyhine Denizli İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, faturaların suretinin icra dosyasında bulunduğunu, müvekkilinin alacağı için davalı tarafça yapılan itirazın taraflarına tebliğ edilmediğini, itirazı öğrenmelerinin akabinde TIK ile ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurma dava şartı sonrasında Denizli Arabuluculuk Bürosunun .... nolu dosyası ile arabuluculuğa başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla, dava konusu Denizli İcra Dairesi ...
Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Denizli İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takipte bulunmuş ve tebliğ edilen ödeme emri ekinde, hiçbir takip dayanağı belgenin ve faturanın tebliğ edilmediğini, ödeme emrinde yazılı olan faturalardan icra takip dosyası ile haberlerinin olduğunu, taraflarına tebliğ edilmeyen faturaların münderecatını kabul etmediklerini, alacak iddiasında bulunan şahısla davalı arasında böyle bir ticaret olmadığı gibi, alacak iddiasına konu edilen faturalar ilişkin mal teslimi de olmadığını, alacak iddiasında bulunan davacının icra takibine konu ettiği tüm faturalarda yazılı ürünleri teslim ettiğini yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini,
müvekkiline takibe konu faturalardaki ürünlerin teslim edilmediğini, fatura tek başına ispat aracı olmadığını, ticari defterlerde kayıtlı olamasının da ürünün alındığı anlamına gelmeyeceğini, yoğun ticari hayatta gelen evrakların muhasebeye işlenmesinin kayda alınması ürün teslimini ispatlamayacağını, hataen kaydın her zaman mümkün olduğunu, Denizli İcra Müdürlüğü, ...
Esas sayılı takibe konu ödeme emrinde de yazılı olduğu üzere 02/08/2023 tarihli, 28.084,10 TL miktarlı, mükerrer düzenlenen faturanın mükerrer olarak alacak takibine konu edildiğini, aynı gün aynı miktarda aynı boya ürünlerinin alınmasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, bu durumun davacının kötüniyetli olarak iki kez aynı alacak için talepte bulunduğunun kanıtı olduğunu beyanla, davanın reddi ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında toplanan tüm deliller, bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirilmek suretiyle; "1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin Kötüniyet Tazminatı Talebinin REDDİNE," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde: İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu karara olan bilirkişi raporlarının hükme esas alınacak mahiyette olmadığını, bilirkişi tarafından söz konusu faturalara dayalı bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda bilirkişi raporunda herhangi bir tespit yapılmadığını, dava konusu faturaların bedelinin davacı müvekkil ticari defterlerine borç kaydedildiği tarihten itibaren söz konusu faturalara ilişkin tahsilat kaydı bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmekteyken,
bilirkişinin yalnızca müvekkilinin kesmiş olduğu faturalardan toplam ödemeleri herhangi bir ayrım gözetmeksizin mahsup etmek suretiyle alacak ve borç ilişkisi belirlemiş olup adeta müvekkili davalıya karşı borçlu çıkarttığını, bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçelerinin ekinde sundukları cari hesap ödemesine dair dekonta ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, adeta bilirkişi tarafından yok sayıldığını, gerekçeli kararda taraflar arasında düzenlenen cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığı belirtildiğini, bir yandan da her iki tarafın ticari defterlerinde 155.000,00 TL'lik ödemenin bulunduğu,
bu açıdan davalının bu miktar üzerinden ödeme yaptığının kabulünün gerekeceğinin belirtildiğini, bu hususun dahi kararın hatalı olduğunu gösterdiğini, kaldı ki bahsi geçen 155.000,00 TL'lik ödeme açıkça anlaşılacağı üzere cari hesap ödemesi olup takip konusu faturalara ilişkin olmadığını, dosyanın itirazlarını karşılar mahiyette üç kişilik bilirkişi heyetine gönderilmesi gerekirken itirazlarının reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf dilekçesi ekinde sundukları teslim formları ile icra takibine konu malların teslim edildiği ortada olup bilirkişinin bu belgeleri de göz ardı ederek hatalı rapor tanzim ettiğini,
yine somut olayda bilirkişi 69.000,00 TL bedelli fatura için faturanın teslim edildiği, mal veya hizmetin teslim edildiğine ilişkin irsaliyenin yer almadığını, ilgili faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını ve bu faturaları kabul etmediğini belirtmişse de bu değerlendirmenin mevzuata aykırı olduğunu, Davalının gerekli uygulamalara girmek marifetiyle 69.000,00 TL bedelli fatura için iptal talebi oluşturabilecekken herhangi bir iptal talebinde bulunmayarak e-arşiv faturayı kabul etmiş sayılacağının açık olduğunu,
kaldı ki davaya konu icra takibine dayanak faturalara bakıldığında 69.000,00 TL bedelli faturaya dayalı icra takibi yapılmadığı ortada olup bu husus bilirkişinin dosyayı yeterli irdeleme ve inceleme yapmadan rapor tanzim ettiğinin mahkemenin de hatalı ve eksik raporu hükme esas aldığının göstergesi olduğunu, bu nedenlerle tehiri icra taleplerinin kabulüne, akabinde duruşma talepli istinaf başvurusunun kabulüne, Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/04/2025 tarihli ...
Esas ... Karar sayılı dosyasında davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, neticeten davanın kabulüne, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere. 01/03/2023 tarihli 69.000 TL miktarlı "e-arşiv fatura" sadece davacı ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olup, müvekkilime ait defter ve belgelerde kayıtlı olmadığını, fatura münderecatını kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda da açıkça ifade dildiği gibi;
" .... plastik 20 kg 50 adet açıklaması" ile 28.084,10TL miktarlı 02/08/2023 tarihli 117 ve 118 numaralı iki fatura davacı tarafça mükerrer fatura olarak mevcut olduğunu, mükerrer fatura olduğu hususunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, bu faturaların mükerrer kesildiği iddialarının takdiri sayın Mahkeme Yargıcına bırakıldığını, bu faturalar mükerrer düzenlenmiş olup, davacı taraf haksız kazanç elde etme peşinde olduğunu, davacı teslim etmediği mallara ilişkin kendi kendine 01/03/2023 tarihli 69.000 TL miktarlı fatura düzenlediğini,
aynı şekilde 02/08/2023 tarihli 28.084,10 TL miktarlı aynı tarihli iki fatura keserek mükerrer alacak tahsilatı yapmak isteğinde olduğunu, bilirkişi raporları denetime elverişli ve hüküm kurmaya uygun olup bilimsel açıklamalara dayalı, somut raporlar olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın usul ve esas yönünden isabetli ve yerinde olmayan istinaf talebinin reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Her ne kadar istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; HMK'nın 356. Maddesinde aynı Yasanın 353. Maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağının düzenlendiği ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da HMK'nın 353. Maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve istinaf incelemesi dosya üzerinden gerçekleştirilmiştir.
Dava; faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibinde vaki itirazın iptali davası olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya kapsamından, taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğu, davacı tarafça davalı adına muhtelif tarih ve bedellerde 9 adet fatura tanzim edilerek Denizli İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasında 22/08/2023 tarihinde davalı aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, davalının borca ve takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve davacı tarafça istinaf incelemesine konu işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, davalıya ürün satıp teslim ettiğini, davalının ise satış bedellerini ödemediğini iddia ederken, davalı taraf ise faturalara ilişkin kendisine yapılan bir mal teslimi olmadığını, faturaları kabil etmediklerini, faturanın tek başına ticari ilişkiyi kanıtlamadığını, davanın reddini talep etmiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi aracılığı ile incelenmesinde; her iki tarafın ticari defter ve kayıtları usule uygun tutulmuş olup, kendisi lehine delil niteliğini haiz olduğu; davacının icra takibine konu ettiği faturaların her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, yine davalı tarafça yapılan toplam 155.500,00 TL ödemenin de her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinde davacının davalıdan 43.422,36 TL alacaklı göründüğü, davalı defterlerinde ise davalının davacıdan 25.577,64 TL alacaklı göründüğü,
taraf defterleri arasındaki farkın davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan (icra takibin de konu edilmeyen) 01/03/2023 tarihli 69.000,00 TL bedelli e-arşiv faturasından kaynaklandığı, taraf defterleri arasındaki bakiye farkı oluşturan işlemin de bu fatura olduğu, davacı defterlerinde davacı lehine olan 43.422,36 TL tutardan 69.000,00 TL lik fatura bedeli mahsup edildiğinde davalı lehine 25.577,64 TL bakiye meydana geldiği; takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacağının bulunmadığının görüş ve mütalaa olunduğu;
davacı tarafın davalı tarafından yapılan ödemelerin davalının daha önce almış olduğu ürün bedellerine ilişkin olarak cari hesap ödemesi olarak yapıldığını, takibe ve davaya konu faturalar için ödeme yapılmadığını savunduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Kısmi ifaya ilişkin kurallar da 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır.
Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Faturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı/hizmeti teslim aldığının kabulü gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2011 tarih, 2011/3549 Esas ve 2011/3335 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.) Bu durumda davalının fatura bedellerini ödediğini usulüne uygun deliller ile kanıtlaması icap eder.
Somut olayda, davacı yan, takip talebinde borcun dayanağı olarak 9 adet fatura göstermiş ve alacaklı olduğunu bildirmiştir. Davalı yan ise takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, alacaklıya takip talebinde belirtilen faturalardan kaynaklanan borcunun bulunmadığını savunmuştur.
Yukarıdaki bilgiler ışığında takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu özellikle vurgulanan itirazın iptali davasında, mahkemece, tarafların iddia, savunma ve delillerinin yalnızca takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirilip incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinin gerektiği, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı, davacı tarafça davalının yaptığı ve her iki taraf kayıtlarında bulunan ödemelerin dava konusu faturalar dışındaki cari hesap alacağına yönelik olduğunun, dava ve takip konusu faturalara yönelik olmadığının savunulduğu;
bu durumda tüm cari hesap ilişkisi dava konusu olmadığından icra takibine konu edilen faturalar dışına çıkılarak inceleme yapılmasının doğru olmadığı, davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde akdi ilişkiyi kabullenmemiş ise de davacı tarafça tanzim edilen ve takibe konu edilen faturaları ticari defterlerine itirazsız kaydetmekle ticari ilişkinin ispatlandığı ve bu durumda davalının takibe konu fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, belirtilen usule göre yapılacak incelemede, Mahkemece yapılacak iş,
davalının yaptığı ve her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı ödemelerin dava konusu faturalara yönelik ödemeler olup olmadığı hususunun 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. (Bknz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarih 2017/19-824 Esas 2019/885 Karar sayılı ilamı)
Neticeten, takibe sıkı sıkıya bağlı bulunan işbu itirazın iptali davasında icra takibi faturaya dayalı olduğundan, uyuşmazlığın bu faturalarla sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekirken tüm cari hesap ilişkisi inceleme konusu yapılarak, yetersiz bilirkişi raporuna istinaden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davalının yaptığı ve her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı tüm ödemelerin takip ve dava konusu faturalara yönelik ödemeler olup olmadığı hususunun 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi bakımından yeni bir mali müşavir bilirkişi raporu alınarak ve neticeten tarafların dayandıkları deliller de birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2020 tarih, 2018/2228 Esas, 2020/1306 Karar ve 23/01/2019 tarih, 2018/3834 Esas, 2019/421 kararları da bu yöndedir.)
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1364, K. 2025/1626, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama