KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/356
- Karar No
- 2025/434
- Karar tarihi
- 13 Mart 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- 21/03/2025
Karar Metni
2.109 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı sigorta şirketi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı araç 06.06.2023 Tarihinde Park halinde iken davalılardan ...'ın kullanmış olduğu kendisine ait ... plakalı aracın hızını ve fren mesafesini koruyamayıp, aracının hızını azaltmaması nedeniyle ... Plaklı araca çarpması sonucunda hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, oluşan kaza neticesinde müvekkilinin aracında değer kaybı oluştuğunu, HMK 107. Maddesine göre araç değer kaybı tazmini için şimdilik.
100,00 TL oluşan kazadan dolayı araçtan yoksun kalma bedeli olarakta 100,00 TL, ayrıca aracın tamiri için ödenmeyen işçilik bedeli olan 16, 849,00 TL' nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve alacaklarının teminat altına alınması bakımından ... plaka sayılı aracın aynına ve kaydına ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, ... sigortalı olan .... 'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın,
06.06.2023 tarihinde saat 16:30 sıralarında trafik kaza tespit tutanağında da görüldüğü üzere .... istikametin de seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek müvekkilinin park halindeki .... Plakalı aracın sağ arka tarafından çarptığını, davalıya ait olan ....
Plakalı aracın çarpmanın etkisi ile park halindeki diğer araçlara da çarpmak sureti ile maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davalı Umut'un aracını aşırı hızlı kullanmış olup durma ve fren yapma mesafesini koruyamadığını, davalının dikkatsizliği ve kusurlu eylemleri yüzünden bu kazanın meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle sigortalı olan aracın sürücüsü %100 kusurlu olup müvekkilinin 06.06.2023 tarihinde meydana gelen kazadan herhangi bir kusuru bulunmadığını, oluşan kazadan müvekkilinin sonradan haberi olduğunu, bu sebeple müvekkilinin aracında ağır hasar meydana geldiğini, ekspertiz raporu sunulduğunu,
raporda aracın tamir parça tutarının 44.247.00 TL, işçilik tutarı 16.849.00 TL KDV dahil olarak belirlendiğini, araçta oluşan kaza nedeni ile müvekkilinin aracını çekici ile .... servisine götürdüğünü, burada yapılan inceleme ve görüşme neticesin de aracın sağ arka kapının değişeceğini, dingillerin eğrilmiş olmasından dolayı değişime uğrayacağı ve diğer aksamlarında değişmesi halin de ağır hasar kaydı oluşacağının belirtildiğini, bunun üzerine müvekkilinin araçta ağır hasar kaydı oluşmasın diye aracını tekrardan çekici ile alıp .... 'un işyerine bıraktığını, burada kapı değişmeden tamir ve boya yapıldığını,
... değişim yerine bağlantılar yapılarak doğrultma yapıldığını, diğer aksamlarda değişim yapıldığını, aracın bu vesile ile ağır hasar kaydından kurtarıldığını, aracın parça maliyeti 44.247.00 TL, işçilik bedeli 16.849,00 TL olarak belirlendiğini, bu bedel dışında müvekkilinin aracında değer kaybı ve araçtan yoksun kalma bedeli oluştuğunu, aracın parça bedeli sigorta şirketi tarafından ödenmiş olup işçilik bedelleri, değer kaybı ve araçtan yoksun kalma bedellerinin ödenmediğini,
ayrıca davalı Sigorta şirketi tarafından ödenen parça bedellerinin geri ödenmesi için müvekkiline ... destek organizasyon ve danışmanlık tarafından uyarı mektubu gönderildiğini, davalı ... ve diğer Davalı şirket yapılan tüm görüşmeler neticesinde oluşan zararları karşılamaktan imtina ettiklerini, Sigorta Şirketi sigortalısının araç sürücüsünün kusurunun tam olarak değerlendirilmesi gerektiğini, gerçek zararı daha fazla tespit edileceği için taleplerini HMK 107 kapsamında bedel arttırmak ve ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL değer kaybı,
100,00 TL araçtan yoksun kalma bedeli ve 16,849,00 TL işçilik bedelinin Davalı sigorta şirketi ve diğer davalı .... ' tan tahsiline karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107 kapsamında şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı, 100,00 araçtan yoksun kalma alacağı belirsiz, 16.849,00 TL İşçilik bedeline kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte, KTK 88. maddesi uyarınca davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; davalarının ve bedel artırım taleplerinin kabulü ile işçilik bedeli 13.950.00.TL Araç Değer kaybı 32.500.00 TL Araç mahrumiyet bedeli 5.985.00 TL olmak üzere Toplam 52.435.00 TL.nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı ... ile 26/06/2023 – 26/06/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00-TL olduğunu, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, sigorta şirketine başvuru şartının sağlanmadığını, davacının bu belgeleri tam ve eksiksiz olarak müvekkili şirkete ibraz etmeksizin bu davayı ikame ettiğini, hal böyle iken, somut olayda başvuru şartı gerçekleşmediğinden,
usulden red kararı verilmesini talep ettiklerini, dava konusu talebe ilişkin zamanaşımı itirazları bulunduğunu, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketi ile davacı ...arasında hasar onarıma ilişkin ibraname düzenlenmiş olup hasar onarımına ilişkin şirketin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketinin davacının hasar onarımına ilişkin bedeli ödediğini ve müvekkili şirketin maddi hasara ilişkin davacı ...'yla ibraname imzalandığını, İlgili ibraname uyarınca davacı .... 'nın hasar tazminatı alacağını onarımı gerçekleştiren servise devir ve temlik ettiğini,
temlik sonucu alacağı olan .... A.Ş. tarafından onarımı yapan servise ödeneceğinden ....
A.Ş. sini söz konusu kaza sonucu oluşan hasar ile ilgili tüm borçlardan dolayı ibra ettiğini ve herhangi bir talepte bulunamayacağını belirttiğini, dolayısıyla davacı ... 'nın ilgili ibraname uyarınca hasar onarıma ilişkin tüm haklarından feragat ettiğini, neticeten davacının ibraname kapsamında hasar onarıma ilişkin tüm haklarından feragat etmesinden dolayı bu davada hasar onarım bedelinin talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, davanın ibraname uyarınca reddi gerektiğini,
araç mahrumiyet bedeli poliçe kapsamında olmadığından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. "Trafik sigortasında 2918 sayılı kanunun 99. maddesi gereğince sigortacı başvurudan itibaren 8 iş günü içinde zararı gidermelidir. Zarar gidermeyen sigortacı 8 iş gününün dolmasından sonra temerrüte düşer. Sigortacıya başvuru olmadığı takdirde ise Yargıtay uygulamasında şekillendiği üzere sigortacının temerrütü dava tarihinde başlar.
Somut olayda ise sigorta şirketine 01/09/2023 tarihinde başvuru yapıldığı anlaşılmakla, 8 iş gününün dolduğu tarih olan 14/09/2023 tarihinde temerrüdün oluştuğu kanaatiyle sigortalı aracın ticari nitelikte olmadığı göz önüne alınarak yasal faize hükmedildiğini, İşçilik bedeli yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 13.950,00 TL işçilik bedeli tazminatının ve değer kaybı yönünden açılan davanın kabulü ile 32.500,00 TL değer kaybı bedelinin poliçe limiti ile sınırlı olarak davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 14/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle,
davalı Umut Ars'tan ise kaza tarihi olan 06/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı sigorta şirketi yönünden açılan araç mahrumiyet bedeli tazminatına ilişkin davanın reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Dava konusu kazaya ilişkin olarak görülmekte olan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekirken tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava dışı sigortalı; dava konusu kazayı kasıtlı olarak meydana getirmiş olduğu iddiasıyla mala zarar verme suçundan yargılandığını, mala zarar verme suçunun taksirle işlenemeyeceğini ve bu durumda sigortalı araç sürücüsünün kasıtlı olarak davacıya ait araca zarar vermiş olduğu sonucunun ortaya çıkacağını, işbu durumun davalı sigorta şirketinin hukuki sorumluluğunu etkileyecek nitelikte olduğundan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini,
yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, mezkur davada alınan bilirkişi raporunda davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı tutarının 32.500,00 TL olduğu tespit edildiğini, bilirkişinin tespit etmiş olduğu piyasa rayici de göz önüne alındığında araçta 32.500,00 TL'lik değer kaybının meydana gelmesi demek aracın %3-4 oranında değer kaybettiği manasına geleceğini,
bilirkişinin dayanaktan yoksun olarak belirlenmiş bulunduğu piyasa rayicinin doğru olduğu kabul edilse dahi araçta meydana gelen hasarın boyutuna bakıldığı zaman araçta bu denli yüksek oranda değer kaybının meydana gelmeyeceğinin açık olduğunu, işbu şekilde fahiş belirlenmiş olan değer kaybı tutarının kabulünün mümkün olmadığını, Bilirkişinin, davalı aracının kaza öncesi rayiç bedelini 960.000,00 TL olarak belirlemişse de bu tespitine ilişkin herhangi somut bir veriyi mahkemeye sunmadığını, raporun bu haliyle denetime elverişli olmadığını,
Yargıtay içtihatları çerçevesinde aracın kaza öncesi ve kaza sonrası rayiç bedelinin hakkaniyete uygun olarak araştırılarak, somut ve belgeli bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin yerleşik yargıtay içtihatlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle.
Davalı şirkete Mahkeme kararı 24/12/2024 tarihinde vekilin UETS adresine gönderildiğini, UETS adresine gönderilen tebligatın 29/12/2024 tarihin de okunmuş sayılmadığını, yani davalı vekiline çıkarılan Mahkeme Kararı 29/12/2024 tarihinde tebliğ olmuş olup bu tarihten itibaren 14 gün için de Mahkeme kararının istinaf edilmesi gerektiğini, davalı vekilinin 13/01/2025 tarihinde dosyaya istinaf harcı yatırmış olup 14/01/2025 tarihinde ise İstinaf dilekçesini gönderdiğini, davalının istinaf talebinin süresinde olmadığını, Aralık ayı 31 gün olması ve 13 ocakta istinaf harçları yatırılması sebebi ile 16.günün için de istinaf edildiğini,
bu sebeple davalının istinaf dilekçesinin süresin de olmamasından dolayı istinaf taleplerinin reddinin gerektiğini, davalının istinaf dilekçesinde yerel mahkemenin kararı ve gerekçesinden çok kendi düşüncelerine yer verdiklerini, davaya cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, daha önce belirttiği ve Sayın Mahkemece zaten değerlendirilen hususları tekrar ettiğini, davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı beyanlarının somut olmayıp soyut verilerle itiraz edildiğini,
bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edilmeyip davanın bir an önce karara bağlanması amacı ile bilirkişi raporuna karşı ıslah dilekçelerini Mahkemeye sunduklarını, bilirkişi raporunda belirtilen miktarların üzerinde davacının zararının mevcut olduğunu, davacının aracının 21 gün tamir de kalmasına rağmen bilirkişi değerlendirmesin de sadece 7 gün olarak hesapladığını, aracın parçalarının sigorta şirketi tarafından ihale ve gönderim süreleri gecikmesinden dolayı 21 gün tamirde kaldığını, aynı şekil de davacıya ait aracın en çok hasar gören ve masrafı daha fazla olan araç olduğunu,
araçta değer kaybı piyasa rayiç bedellerine göre 70,000 olması gerekirken 32.500,00 TL olarak bilirkişi tarafından takdir edildiğini, buna rağmen bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz edilmediğini, araç tamir masrafı sigorta şirketi tarafından ödenmediğinden dolayı aracın teslimi yapılmadığını, davacının tamir masrafını kendisi ödemek zorunda kaldığını, davacının ödemek zorunda kaldığı bedel 16.450,00 TL olduğunu, bu sebeple davalının istinaf başvurusunun yasal süresi için de olmaması nedeni reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazası nedeniyle değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve işçilik bedeli talebine ilişkindir.
Mahkemece değer kaybı ile işçilik bedeli talepleri yönünden davanın kabulüne, araç mahrumiyet bedeli yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine hükme karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesinin incelemesinde; 100.000,00 TL maddi araç başına teminat limiti olmak üzere 16/11/2022-16/11/2023 tarihleri arasında sigorta poliçesi tanzim edildiği, dava konusu trafik kazasının 06/06/2023 tarihinde gerçekleştiği , kaza tespit tutanağına göre davalı araç sürücüsünün park halindeki davacı aracına arkadan çarpmak suretiyle kusurlu bulunduğu anlaşılmıştır.
Araçta kaza sebebiyle oluşacak değer kaybı, aracın kaza sonrası onarımından sonraki değeri ile hasarsız değeri arasındaki farkı ifade eder (Yargıtay 17 HD 2016/966 E - 2016/5728 K sayılı ilam).
Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli 2019/40 E-2020/40 K sayılı ilamıyla, 2918 sayılı KTK 90 maddesinin 1. cümlesindeki '...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...' ibaresi ve 2. cümlesindeki ''...ve genel şartlarda...'' ibaresi iptal edilip, yürürlüğü durdurulmuş olduğu, 7327 sayılı Kanun 18 maddesi ile 09/06/2021 tarihinde, 2918 sayılı KTK 90/1 maddesi 1. cümlesinden sonra eklenen ''a)Değer kaybı tazminatı, aracın;
piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak'' ibaresi de göz önüne alındığında değer kaybının bu kriterlere göre hesaplanacağı, başka bir ifade ile aracın kaza öncesi rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki fark, kaza sonucu oluşan değer kaybıdır.
Araç değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır (Yargıtay 4 HD 2021/21252 E- 2022/5913 K sayılı ilam).
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olayın istinaf eden tarafın sıfatına göre tetkikinde; Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkereye göre araçta daha önce hasar kaydının bulunmadığının bildirildiği, alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalının istinaf dilekçesi ekinde ibraz ettiği ibranamenin hasara ilişkin olduğu bu nedenle eldeki davada bu bedelin mahsubunun mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, mahkeme gerekçesinin ayrıntılı ve denetime elverişli bulunmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/356, K. 2025/434, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama