KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/390
- Karar No
- 2025/714
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari İşletmenin Devrinden Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- 05/05/2025
Karar Metni
3.957 kelime·20 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .....'un 1992 yılında kurulmuş olup.
2008 yılına kadar birçok yurtiçi kurye, yurtdışı kurye, yurtiçi kargo ve toplu dağıtım firmalarının ..... acenteliklerini yaptığını, 2008 Eylül ayında, 20 personel 7 özmal araçla ve 70.000 TL aylık ciroyla ..... illerinde şubeler açıldığını ve .....müşterilerinin desteği ile bu iller arasında nakliye işi yapılmaya başlandığını, 2016 yılına gelindiğinde yani 8 yılda, 54 özmal araç, 2.000.000 TL aylık cirosu olan, 250 sigortalı olmak üzere taşeron ve adenteleri ile birlikte 370 kişiye ekmek kapısı sağlayan bir firma durumuna geldiğini,
lakin 13.05.2016 ve 28.07.2016 tarihlerinde tedarikçisi .....firmasının sahip olduğu dorselerdeki müşteri mallarının yanması sonucu şirketin, 1.200.000 TL'lik zarara uğradığını ve finansal ortak arayışına girdiğini, bu dönemde .....ile yapılan görüşmeler sonucunda davacıdan ilk olarak a) Tüm şubelerin demirbaş, elektronik eşya, makine teçhizat listelerinin şube şube değerleri ile birlikte paylaşılmasını, b) Tüm şubelerindeki personellerin görev tanım, maaş ve kaç yıldır firmada çalıştıklarının paylaşılmasını, c) .....müşteri ciroları, vadeleri ve fiyatlarının şube şube paylaşılmasını,
d) Tüm şubelerinin depo işyeri kira bedellerinin paylaşılmasını, e) .....ait tüm şubelerdeki özmal araçlarının listelerinin paylaşılmasını, f) .....kiralık olarak çalışan tüm araçların listesinin paylaşılmasını, g) ..... tali acentelerinin ciro, müşteri listesi ve hakediş oranlarının paylaşılmasını, h) ..... il acentelerinin ciro, müşteri listesi ve hak ediş oranlarının paylaşılmasını istediğini, son tahlilde bu bilgilerin paylaşılması neticesinde, 40 ay boyunca ayda 75.000 TL' lik bedel ödeneceği söylenerek 3.000.000 TL fiyatta uzlaşıldığını, 40 adet özmal aracın .....tarafından şoförlü olarak .....kiralanacağı ve 20 ayda,
ayda iki araç devre dışı kalacak şekilde planlama yapılacağının söylendiğini, .....çalışan ve hem .....da çalışmak isteyen ve aynı zamanda ..... ve .....kabul edeceği ..... personellerinin istifalarının alınarak kıdem tazminatlarının .....tarafından| ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığını, .....'de çalışan .....çalışmak istemeyen veya çalışmak istese de ..... tarafından çalışması istenilmeyen selem personelleri için kıdem tazminatları konusunda .....tarafından verilen senetlerin .....hakedişinden düşülerek ödeneceği konusunda anlaşmaya varıldığını, ..... ait demirbaş,
makine teçhizat ve elektronik eşyaların da .....tarafından belli bir bedelle alınacağı konusunda da anlaşıldığını, tüm omurgası yukarıdaki şekilde olan protokol bir yandan hazırlanırken .....şubelerindeki personellerle toplantı yapıldığını, davacılar ve davalılar arasında yaşanan ticari gelişme ve anlaşmada 1-) ..... , .....'e aylık 75.000 TL dörder aylık sıralı çeklerle 40 ay boyunca ödeme yapacağını, karşılığında değinilen tüm ticari değerleri bir kül halinde devralacağını,
07 Kasım 2016 tarihinde .....Müşterilerine fatura kesilmesine başlanmasının çok erken olduğu söylenmesine rağmen müşteri devirleri dahi yapıldığını ve bu tarihten sonra aynı müşterilere .....Ve .....firmaları fatura kesmeye başladığını, ayrıca tüm .....şubelerindeki müşterilere yazılı broşür gönderilerek "Çok yakında .....diyeceğiz" sloganlı insörtler dağıtıldığını, lakin bu dönemde davacının şirket alacaklılarının .....'a ulaşması ve yapılan hacizler neticesinde,
davacının .....şirketinin tüm malvarlığı ve müşteri portföyünü devrettiği davalıların protokol gereği borcu olan 2.850.000 TL' lik alacağının (3.000.000'nun150.000 TL' sinin .....hesabından gönderilmiş olup dava değerinden düşülmüştür.)bloke etmiş ve firmanın tamamen borçlarını ödeyemez hale gelmesine sebep olmuştur.75.000 TL x 40 ay ödemenin 4 er aylık çeklerle ödenmesinden “muvazaaya girer, alacaklılarbizim sorumluluğumuz için dava açarlar” düşüncesiyle vazgeçildiğini ve firmanın zor durumda bırakıldığını, anlaşmaya varılan protokolun,
taraflar arasındaki maillerde açıkça var olmasına rağmen ve protokol gereği tüm devirlerin yapılmış olmasına rağmen, alacaklılar tarafından açılacak davalardan endişe etmeleri sebebiyle resmi olarak imzalanmadığını, dolayısıyla ortada kül halinde bir şirket devri yapıldığını lakin bedelinin ödenmediğini” bu devre ilişkin mutabık kalınan hususlarda hazırlanan devir sözleşmesinin, (protokol) .....şirketlerinin o tarihteki avukatı tarafından bizzat .....yetkilisine 01.10.2016 tarihli mail ekinde gönderildiğini, sözleşme gereği, .....'in .....merkezli tüm .....şubelerine ait mal, malzeme, araç, telefon, demirbaş, işçiler, müşteri portföyü,
vs. devralındığını, ancak muvazaalı bir devir olduğundan bu anlaşmanın gizli tutulması gerektiği uyarısı yapıldığını; şirketin malvarlığını .....şirketine | devrettiğinin açıkça yazıldığını, farklı alacaklılar tarafından hep aynı iddia ile davalar açıldığını, bu davalarda devrin kabul edilmesini dahi davalılar tarafından işbirliği olarak yorumlandığını, bu nedenlerle; davalı şirketler yönünden ihtiyati haciz kararı verilerek şirketlerin mal varlıklarının haczi ile satış yetkisi verilmesine,
taraflar arasında şirket devrinin gerçekleşmiş olduğunun tespiti ile alacağın arabuluculuk tarihi olan 04.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .....vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın varlığının iddia edilen işletme devrine ilişkin kararlaştırıldığı iddia edilen alacağın bakiyesinin tahsiline ilişkin olduğunu, davacının kül halinde işletmesinin davalılara devredildiğini iddia ettiğini, ihtilafın, birbirinden ayrı organik yapıya sahip olan, ortakları ve faaliyet konuları ve hizmet sektörleri birbirinden ayrı olan ve birbirinden ayrı şekilde hukuki varlık gösteren davalı şirketlerin müştereken davacı şirketi bir kül halinde devir alıp almadıkları, bu devrin ne zaman ve ne şekilde gerçekleştirildiği,
devrin davalılarca müştereken gerçekleştirilmediğinin kabulü halinde davalılardan hangi şirket tarafından devir alınmak istendiği yada hangi şirkete devredildiği, devir edildiği iddia edilen hangi şirkete hangi demirbaşların hangi tarihte geçirildiği,
işleyen sisteme ait özellikle şubelerin demirbaşları ile birlikte hangi şirkete devredildiğini, davacı tarafın bir yandan aylık cirosunun 2.000.000 TL olduğunu beyan ettiğini ve ayrıca 3 aylık süreç içerisinde iki yangın hasarı neticesi 1.200.000 TL hasar tazmini ile karşılaştığını ve bu sebeple finansal ortak arayışına girdiklerini iddia ettiğini,
aylık 2.000.000 TL ciro yapan ve bu hali ile 3 ayda 6.000.000 TL ciro yaptığı anlaşılan davacı şirketin yangın hasarı ile oluşan 1.200.000 TL bedel sebebiyle finansal ortak arayışına girdiğini beyan etmesi ile 54 özmal araç 370 personel olarak tarif edilen şirket mali yapısı arasında uyum olmadığını, davacının iki ayrı tüzel kişiliğe husumet yöneltmiş ise de bu şirketlerin hangisinin kendilerini kül olarak aldığını belirtmediğini, .....A.Ş'nin 2015 yılından itibaren .....’da faaliyet gösteren, sigortalı ve taşeron olmak üzere 300’ün üzerinde çalışanı bulunan,
6150 kişilik müşteri kitlesi ve mevcut iş hacmiyle esasında .....’nin tanınmış şirketlerinden olduğunu, bu meyanda .....toplumdaki tanınmışlık düzeyi, mevcut müşteri kitlesi ve iş hacmi karşısında 781 müşteriye sahip olduğu iddia edilen davacı ....... şirketinin malvarlığını veya işletmesini devralmasına herhangi bir ihtiyacı bulunmadığını, somut olayda davacı tarafından işletme devrine dayanak olarak gösterilen ‘Protokol’ başlıklı yazının kim tarafından hazırlandığını, hangi ilişkinin veya görüşmenin taslağı olduğu, ne sebeple imzalanmadığı, ham ve taslak halinde olup olmadığı, tadil edilip edilmediği,
sonrasında bir başka akit ile sonlanıp sonlanmadığı, imzalanmaması gerekçesinin taraf iradelerine dayanıp dayanmadığı hususlarının tamamen muallak olduğunu, delil olarak sunulan protokol başlıklı yazının herhangi bir taraf imzası taşımamakta olduğunu, hatta davacı imzasını dahi taşımadığı anlaşılmadığını, bu hali ile ne şekilde temin edildiği yazılı şekilde sabit olmayan bu belgenin kim tarafından ne zaman hangi amaçla düzenlendiği sabit olmadığından taslak olarak kabulü gerekmekle birlikte taslak haline dahi müdahale edilmesi ihtimalinde bir hükme esas alınmasının olanaklı olmadığını,
davacı şirketin ağırlıklı faaliyet sahası ile davalı şirketin ağırlıklı faaliyet sahasının aynı olmadığını, davacı şirketin her ne kadar bir protokolden bahsetmekte ise de kabul halinde dahi bunun bir öneri (icap) mahiyetinde sunulduğu ve sunulan önerinin (icap) taraflarca imzalanmadığı ve kabul edilmediği eş değişle icabın reddedildiğinin anlaşıldığını, davalı şirketin acentesi olmak isteyen davacı şirket ile acentelik sözleşmesi yapılması hususunda görüşmeler yapıldığı ve bu hususta birden çok protokol teklifleri tanzim edildiğini,
taraflar arasında davacı işletmeye acentelik verilmesinin dahi mümkün olmadığı kanaati ile acentelik akdinin dahi imzalanmadığı somut hadisede iş sahaları farklı olan davacı şirketin kül olarak devir alınmasının düşünülmesinin davalı şirket açısından imkansız olduğunu, somut olayda davacı tarafın işletme devrine dayanak gösterdiği imzasız ve tarihsiz Protokol başlıklı yazı hukuken geçersiz olmasına rağmen,
bir ihtimal ilgili Protokolün hukuken geçerli olduğu kanaatine varılsa dahi söz konusu Protokolun her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğinde olup ilgili Protokolün maddeleri incelendiği takdirde ise davacı tarafın protokolde belirtilen hiçbir yükümlülüğünü esasında hiçbir şekilde yerine getirmediğinin görüldüğünü, her ne kadar davacı tarafın dava dilekçesinde, 3.000.000 TL karşılığında tüm ticari değerlerin bir kül halinde devredildiğini iddia etmiş ise de davacı şirket tarafından delil olarak dayanılan 17.10.2016 tarihli maildeki, ‘.....’e ait demirbaş,
elektronik cihaz ve makine listesinde bulunan ve size fayda sağlayacak olanları anlaşılan fiyat çerçevesinde tarafınıza fatura edilecektir.’ şeklindeki ifadenin davacı şirketin demirbaşları da dahil olmak üzere tüm işyerinin bir kül halinde 3.000.000 TL karşılığında devredilmediğini, halihazırda dosyada mübrez olan imzasız Protokolün taraflarca uygulanmadığını, davacı şirket yetkilisi tarafından şirkete ait demirbaşların müvekkil şirkete faturalandırılarak satılmaya çalışıldığını, dolayısıyla ortada 3.000.000 TL karşılığında kül halinde bir devrin mevzu bahis olmadığını açıkça ortaya koyduğunu,
bu açıklamalar ışığında her ne kadar davacı tarafın .....Mahkemesi .....Esas sayılı dosyasından edindiği bilgiler dahilinde 14.02.2017 tarihinde .....’in .....ilindeki .....mahallesi .....Sok.
No:.....adresine yapılan haciz işleminde aynı anda .....şirketinin faal göründüğünü belirtmiş ise de davacı şirketin .....’de ortak adres olduğu kabul edilen şubesi haricinde .....olmak üzere çok sayıda şubesi bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde, davacı şirketin devraldığı müşteri portföyü ile başta .....olmak üzere birçok ilde cirosunu katladığını belirttiğini, Halbuki .....’nin tanınmış firmalarından olan davalı şirketin toplam müşteri sayısının 6150 olmakla davalı şirketin esasında davacı şirketin müşteri portföyüne ihtiyacı bulunmadığını, bu nedenlerle;
davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .....Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada, davacı .....'nin, tüm ticari değerlerinin diğer davalılara devredildiğini, bu sebeple .....'nin ticari değerlerini ve müşteri portföyünü devralması ve ödememesi neticesinde davalıların sebepsiz yere zenginleştiklerini iddia ettiğini, dava dilekçesi netice ve talep kısmında, şirket devrinin gerçekleşmiş olduğunun tespiti ile ödenmeyen devir bedelinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep ve dava ettiğini, ancak davacı tarafın ortada imzalanmış bir devir sözleşmesi bulunmadığını da beyan ve ikrar ettiğini,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacı iddialarına itibar edilse bile sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını ve işbu davadaki davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı .....şirketi ile davalı şirket arasında davalı şirketin faaliyet sahası ile sınırlı olmak üzere evvel tarihte davacının talebi ile bir kısım ortak ticari unsurların aracılığı ile taşıma veya acentelik sözleşmesi kurulması hususunda birtakım görüşmeler yapıldığını,
akabinde davacı şirket yetkilisinin finansal ortak arayışı içerisinde olduğunu beyan ederek davalı şirkete ortaklık teklifinde bulunmuş ise de davacı müşterilerinin düşük fiyat politikasını tercih etmeleri, müşterilerin süreklilik arz etmemesi,
davacı şirketin de bu politikayla faaliyetine devam etmesi ve müşteri portföyünün yaklaşık %35’lik kısmı ile davalı şirketin hâlihazırda devam eden çalışmasının olması sebebiyle davacı şirketin bu teklifinin kabul edilmediğini, bu teklifin kabul görmemesi üzerine davacı tarafından davalı şirketin faaliyet sahası olan paletli-tonajlı taşıma hususunda acenteliğinin yapılması teklif edilmiş olup sonrasındaki tüm görüşmelerin paletli-tonajlı ürün taşımacılığında bulunduğu bölgede acentelik verilip verilmeyeceği sınırında gerçekleştirildiğini, davacı ile bunun dışında ortaklık veya devir veya satın alma konularının gündeme gelmediğini,
taraflar arasındaki görüşmelerin boyutunu ortaya koyan bu sözleşme dışında taraflar arasında acentelik sözleşmesine dair birçok taslak protokolu bulunmakta olup en neticede ileri sürülen tüm iddiaların aksine taraflar arasındaki bu iletişimin acentelik sözleşmesi ile sınırlı olarak hayata geçtiğini, bununla birlikte davacı .....'nin imzalamış olduğu 07.11.2016 tarihli Taşıma Sözleşmesi hükümlerini de yerine getiremeyeceğini belirterek tekrardan acentelik teklifinde bulunduğunu ve neticede davalı şirket tarafından halihazırda imzalanmamış olan 07.11.2016 tarihli Taşıma Sözleşmesi de hüküm ve sonuçlarını doğurmadığını,
bu kapsamda acentelik sözleşmesine istinaden hazırlanan protokol taslaklarının yeniden gündeme geldiğini ve ilgili taslakların davacı .....Şirketi avukatları tarafından dahi incelenerek revize edildiğini, ..... şirketinin bu şirketle anlaşma yapmadığını, davacı ..... Şirketi'nin hiçbir malı devralınmadığı gibi, personeli ve müşterisi'nin de devralınmadığını, davacı .....
Şirketi'nin, protokol gereği tüm devirlerin yapıldığını, ortada kül halinde bir şirket devri yapılmış olmasına rağmen bedelinin ödenmediğini belirtmiş ise de hukuken geçerli bir sözleşmede borç altına girenlerin iradeleri doğrultusunda imzalarının bulunması gerektiğini, devre ilişkin olduğu iddia edilen protokolün tarihsiz olmasının yanı sıra davacı tarafından 01.10.2016 tarihli elektronik posta ekinde gönderildiği iddia edilen protokolün herhangi bir imza içermemesinin tarafların iradelerinin işletme devri olmadığının en açık ispatı olduğunu, davacı .....
Şirketi'nin dava dilekçesinde protokol gereği 150.000 TL’nin ..... hesabından gönderildiğini belirtmiş ise de dava dışı ..... tarafından gönderilen ödemelerin 150.000 TL olmadığı gibi ilgili ödemelerin dosyada mübrez protokole istinaden de yapılmadığını, dava dışı ..... ın şahsi hesabından yapılan ödemeler incelendiğinde hiçbirinin protokolde bahsi geçen 75.000 TL’lik ödeme olmadığı ve ilgili ödemelerin sıralı olacak şekilde devam eden aylara tekabül etmediğinin görüleceğini, son olarak davacı ..... 'nin delil olarak dayandığı .....
Mahkemesi’nin ..... Esas sayılı dosyası ..... tarihinde karara çıkmış olup ilgili kararda “…Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda; davalı ..... Şirketi ile ..... Şirketinin faaliyet konuları da dikkate alındığında, ..... Şirketi'nin bir kısım müşteri portföyü ile cari hesap yapmasının, ekonomik bütünlüğün devamı ve devri olarak değerlendirilmeyeceği, davalı ..... Şirketinin tüzel kişiliğinin diğer davalı firmalardan ayrı olduğu düşünüldüğünde; davalı .....
Şirketine husumet yöneltilemeyeceğinden; bu davalı yönünden, pasif husumet yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiştir.” şeklinde hüküm kurulduğunu, sonuçta davacı ..... delil olarak dayandığı Mahkemenin .....
Esas sayılı dosyasında, ..... şirketi ile ..... arasındaki devir iddialarına itibar edilmeyerek davanın davalı şirket açısından reddine karar verilmiş olmakla aynı gerekçelerle işbu davanın da ..... yönünden reddedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle; davacı tarafından ikame edilen işbu davada .....
Mahkemelerinin yetkili olduğunun gözetilerek yetkisizlik kararı verilmesine, davanın zamanaşımı defi sebebiyle usulden reddine, esasa girilmesi halinde davalı şirket yönünden davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. "Davacı şirket kendisine ait kargo işletmesinin davalılara devreldiğini, bu yüzden ticari işletmenin devrinden dolayı davalılardan alacaklı olduğundan bahisle alacak isteminde bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. Maddesi uyarınca işletmenin devrinin yazılı olması gerektiği, yazılı şeklin geçerlilik şartına ilişkin olduğu düzenlenmiştir.
Davacı kendisine ait olan kargo ticari işletmesinin davalılara devrine yönelik yazılı bir sözleşmeyi dosyaya sunmamıştır. Yine bu hususta ..... Hukuk Dairesi'nin ..... tarih ..... Esas .....
Karar sayılı ilamında da davacı ..... şirketine ait olan kargo ticari işletmesinin davalılara devrine yönelik yazılı bir sözleşmenin bulunmadığından ticari işletmenin devrinin bulunmadığı tespit edildiğinden, davacının davasına dayanak teşkil etmiş olduğu kargo ticari işletmesinin davalılara devrine yönelik yazılı bir sözleşmeyi dosyaya sunmadığı sabit olduğundan, ticari işletmenin devri için de yazılı olarak devir gerektiğinden ve davacının da yazılı sözleşmeyi dosyaya sunmadığından davacının davalılara kargo ticari işletmesini devretmediği anlaşıldığından davacının alacak davasının reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde.
Davacı şirket ile davalı şirketlerin arasında muvazaalı bir ticari işletme devri olduğunu, davacı şirketin davalı şirketlere ..... şubelerindeki müşterilerini devretmesini, bununla ilgili olarak 07.11.2016 tarihi itibariyle davacı şirketin tüm müşterilerine davacı şirkete ait şubeleri kullanarak davalı şirketlerin fatura açmalarını ve buradan kazanç elde etmeleri olduğunu, tüm bunların karşılığında da aylık 1.500.000 TL'lik davacı şirketin müşteri cirolarının davalı şirketlere devredilmesi ile davalı şirketlerin toplamda 3.000.000 TL'yi aylık 75.000 TL halinde 40 taksit şeklinde ödemesine ilişkin protokolün,
devir işlemleri başladıktan sonra imzalanmayarak davacı şirketin iflasın eşiğine getirilmesi olduğunu, davacının, 2020 yılında açılan işbu dava süresince davalı şirketlerden alacağı bulunduğunu dosyaya sunulan tüm deliller neticesinde ispatlandığını, davalı şirketlerin, davacı şirketin ticari işletmesini tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bir kül olarak devraldığını, lakin bunun karşılığında davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin 1992 yılında kurulmuş olup, 2008 yılına kadar birçok yurtiçi kurye, yurtdışı kurye, yurtiçi kargo ve toplu dağıtım firmalarının ..... acenteliklerini yaptığını, 2008 Eylül ayında,
20 personel 7 özmal araçla ve 70.000 TL aylık ciroyla ..... illerinde şubeler açıldığını ve ..... müşterilerinin desteği ile bu iller arasında nakliye işi yapılmaya başlandığını, 2016 yılına gelindiğinde yani 8 yılda, 54 özmal araç, 2.000.000 TL aylık cirosu olan, 250 sigortalı olmak üzere taşeron ve acenteleri ile birlikte 370 kişiye ekmek kapısı sağlayan bir firma durumuna geldiğini, lakin 13.05.2016 ve 28.07.2016 tarihlerinde tedarikçisi ..... firmasının sahip olduğu dorsolerdeki müşteri mallarının yanması sonucu davacı şirketin, 1.200.000 TL'lik zarara uğradığını ve finansal ortak arayışına girdiğini,
tüm omurgası yukarıdaki şekilde olan protokol bir yandan hazırlanırken ..... şubelerindeki personellerle toplantı yapıldığını; bu toplantıda ..... temsilen .....
(Yeni Unvanı ile Ekspres Kurye) temsilen ..... hazır bulunduğunu, bu dönemde ..... ..... şube de boşaltılarak ..... işyerine ..... özmal araçları şoförlü olarak geçtiğini, yine ..... tarafından kiralanan 3 Ford transit türü ticari araç, 3 ay boyunca ..... ..... 'daki yerinde hizmet verdiğini, ..... şubesi de boşaltılarak ..... hizmet verdiği depoya geçildiğini, bu geçişte hem idari personelden ..... personeli hem de ..... özmal üzerinde çalışan ..... personeli ..... şubeye hizmet vermeye başladığını, yine ..... 'nda ..... tır garajındaki ..... ’in kiralık deposuna ..... geçtiğini,
aynı şekilde ..... 'nda bulunan ..... 'in kiralık deposuna ..... geçiş yapmış ve unvan değişikliğine kadar halen o adreste faaliyet gösterdiğini, ..... ’de bulunan ..... 'in kiralık deposunu da ..... ve ..... ayIarında ..... kullandığını, Davacı şirketin tüm şubelerindeki özmal araçlar ..... ve ..... tarafından 3 ay boyunca ..... sigortalı şoförlerle birlikte kullanıldığını, bir ticari işletmenin devrinde TBK’nın 202’nci madde hükmünün uygulanabilmesi için ticari işletmenin mutlaka bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devredilmesi zorunlu olmadığını,
nitekim tarafların bazı durumlarda ticari işletmenin bazı aktiflerini ya da pasiflerini devir dışı bırakabilmekte olduğunu, bu tip durumlarda şayet işletmenin devre konu edilen kısmı, bir ticari işletme olarak faaliyetlerine devam edebilecek elverişliliğe sahipse yani işletme yeteneği varsa bu devir işleminde yine TBK’nın 202’nci hükümlerinin uygulanabileceğini, bu çerçevede bir ticari işletmenin devrinde taraflar, ticari işletme devir sözleşmesini yaparken açıkça hangi unsurların devre dahil olup olmadığını belirlememişlerse, hangi unsurların ticari işletmeyle birlikte devredilmiş sayılacağı TTK’nın 11’inci maddesinde belirlendiğini,
buna göre devir sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiğinin kabul olunacağını, Yargıtay uygulamasında da aynı yönde görüşün hakim olduğunu, nitekim Yargıtay bir kararında ticari işletmenin devrine ilişkin sözleşmede taraflarca kararlaştırılmadığı için Borçlar Kanunu çerçevesinde devrin kapsamına ticari işletmeye dahil tüm unsurların,
yani işletmeye dahil taşınır nitelikteki demirbaşlar ile müşteri çevresi ve hatta kiracılık hakkının da girdiğini vurguladığını, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesi tarafından yalnızca yazılı bir devir sözleşmesi bulunmadığı gerekçe gösterilerek red kararı verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek İstinaf başvurularının kabulünü, ..... Mahkemesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı .....
Vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf dilekçesinde, davanın ispatlandığını ve kabul edilmesi gerektiğini iddia etmişse de davacının istinaf itirazları yersiz olup istinaf başvurularının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürse de dava konusu olaylar hakkında tarafların ticari kayıt ve belgeleri üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu sunulan bilirkişi raporunda, davalılardan ..... . ve .....
Ltd.Şti. için şirketlerin bildirilen adreslerinde yerinde inceleme yapıldığını, ticari defterleri ve muhasebe kayıtlarının incelendiğini, kayıtların muhasebe esas ve kurallarına uygun olarak tutulduğunun görüldüğünü, davacı ile davalılar arasında dosya muhteviyatında imzalı bir anlaşma bulunamadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan protokolün taraflarca imzalı olmadığını, davacının kayıtlarında yer alan taşıt ve maddi duran varlıkların anlaşma gereği davalılara devri ve satışına ait herhangi bir belge ve muhasebe kaydına rastlanmadığını,
davacının merkez ve şubelerindeki çalışanlarının davalılara devri ile ilgili olarak da personel devri ile ilgili herhangi bir belgeye rastlanmadığını, devirden bahsedilebilmesi için davacının sigorta dosyalarının davalılar adına ilgili SGK müdürlüklerinde dosya devir işlemi yapılması gerektiğini, böyle bir işlem olmadığından personel devrinden bahsedilemeyeceğini, kebir, mizan ve muavin kayıtlarının incelenmesini ve taranması neticesinde davalılardan davacıya herhangi bir elden ödeme veya bankaya gelen bir havale olmadığını, davacı ile davalılar arasında herhangi bir cari hesap ilişkisinin olmadığını,
tüm bu değerlendirmeler sonucunda iş yeri devrinden bahsedilemeyeceğinin belirtildiğini, sonuç olarak, davacı tarafından iddia edilen "ticari işletmenin devri" koşullarının oluşmadığını, ticari işletme devrinde yazılı sözleşmenin geçerlilik şartı olduğunu, davacının ticari işletmenin devri iddiasını ispat edemediğini, dosyaya böyle bir sözleşme sunmadığını ve ayrıca taraflar arasında bir ticari işletme devrinden bahsedilemeyeceği hususunun ..... Hukuk Dairesi'nin .....
Esas, ..... Karar sayılı ilamı gereği sabit olduğu nazara alındığında davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... Tic. Ltd. Şti. Vekilinin istinaf cevap dilekçesinde özetle.
Davacı vekilince, davacı şirket ile davalı şirketler arasında muvazaalı ticari işletme devri olduğunu ve bu itibarla davacı şirketin davalılardan alacağının bulunduğu iddiasıyla açılan huzurdaki davanın yerel mahkeme tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11.maddesi uyarınca işletmenin devrinin yazılı olması gerektiğini, davacının kendisine ait olan kargo ticari işletmeyi davalılara devrine yönelik yazılı bir sözleşmeyi dosyaya sunmadığını, bu hususta emsal davada .....
Dairesi'nin ..... tarih ..... Esas, .....
Karar sayılı ilamında "..... şirketine ait olan kargo ticari işletmesinin davalılara devrine yönelik yazılı bir sözleşmenin bulunmadığından ticari işletmenin devrinin bulunmadığının" tespit edildiği gerekçeleri ile davacının alacak davasının reddine karar verilmiş olup yerel mahkeme kararı yasaya ve usule uygun olduğunu, davacının da istinaf gerekçelerini ve talebi haksız ve yersiz olup reddi gerektiğini, davacı ile davalılar arasında ticari işletme devrine dair yazılı bir sözleşme olmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulmuş olan protokolün imzalı olmadığını,
taraflar arasında geçerli bir devir sözleşmesi olduğunu tevsik edecek mahiyette bir protokol sunulamadığını, bir an için imzalı bir sözleşme olmayıp davacının iddia ettiği gibi muvazaalı devir olduğu kabul edilse dahi fiilen devir olduğunu ispata matuf bir olgu ve durum bulunmadığını, dava dışı ..... Şirketi ("..... ") tarafından işbu davanın davacısı ..... Limited Şirketi ("..... "), ..... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ("..... ") ile ..... Şirketi ("..... ") aleyhine .....
Mahkemesinde ..... Esas sayılı açılan dava işbu dava yönünden delil teşkil ettiğini, ilgili dava dosyasındaki alacak yönünden ..... şirketi tarafından ..... , şirketleri aleyhine takip yapıldığını, takibe borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığını, ..... Şirketi ilgili davada ..... Şirketinden alacaklı olduğunu ve .....
Şirketine ait kargo işletmesinin diğer davalılara devredildiğini iddia ettiğini, kısacası işbu davadaki ..... ticari işletmesinin ..... şirketlerine devredildiği iddiasının ..... Esas sayılı dosyadaki hukuki uyuşmazlığın da konusu olduğunu, ..... Mahkemesinde .....
Esas sayıda görülen davada "ticari işletme devri bulunmadığı" tespit edilerek verilen red kararı Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, netice itibariyle ..... ile davalı arasında ticari işletme devrinin bulunmadığı hususunun kesin hüküm ile sabit hale geldiğinden davacı vekilinin haksız ve mesnetsiz olan istinaf talebinin reddi gerektiğini, ..... Mahkemesi'nin ..... Esas, .....
Karar sayılı, ..... tarihli yasaya ve usule uygun ilamına karşı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava ticari işletme devri nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hükme karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından işletilen kargo işletmesinin davalılara devredilip devredilmediği, taraflar arasında ticari işletmenin devrinin bulunup bulunmadığı, ticari işletmenin devri var ise, davacının bu işletmenin devrinden dolayı alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespitine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası "Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir.
Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur.
Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." şeklinde, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi ise "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.
Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.
Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.
Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre ticari işletmenin devrinin geçerliliği işletmenin tüm mal varlığının yazılı olarak devrini gerektirmektedir. Yasada öngörülen yazılı şekil geçerlilik şartıdır.
Yapılan açıklama kapsamında dosyanın incelemesinde; davacı tarafça yukarıda belirtilen şekilde dosyaya sunulan yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça sunulan imzasız ve tarihsiz protokolün belirtilen şartları taşımadığı, yine bu hususta ..... Hukuk Dairesi'nin ..... tarih ..... Esas ..... Karar sayılı ilamında da davacı ..... şirketine ait olan kargo ticari işletmesinin davalılara devrine yönelik yazılı bir sözleşmenin bulunmadığından ticari işletmenin devrinin bulunmadığı hususunun tespit edildiği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, mahkeme gerekçesinin ayrıntılı ve denetime elverişli bulunmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/390, K. 2025/714, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama