KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/635
- Karar No
- 2025/1085
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- G.karar yazım tarihi
- 23/06/2025
Karar Metni
1.497 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında süregelen ve cari hesap şeklinde işleyen ticari alışverişin bulunduğunu, taraflar arasında imzalanan alım satım sözleşmelerinde kararlaştırıldığı üzere, satış bedellerinin döviz cinsinden (USD veya EURO) belirlendiğini, ödemelerinin ise kararlaştırılan döviz cinsinin ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının hesaplanıp, bulunacak tutara göre Türk lirası olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını,
bu anlaşmalar doğrultusunda dava dilekçesi ekinde sunulan ve davalı tarafça imzalanan satış sözleşmeleri ve bu sözleşmeler uyarınca davalı tarafa satışı yapılıp teslim olunan ürünler(kumaşlar) için düzenlenen e-faturalardaki döviz cinsinden belirlenen satış tutarlarının fatura tarihinden daha sonraki bir dönemde ödenmiş olmaları nedeniyle, sözleşme hükümleri gereğince kur farkından kaynaklı alacağın anlaşmaya uygun şekilde faturalandırılıp davalı taraftan talep olunmasına rağmen, davalı tarafın haklı bir gerekçe olmaksızın kur farkı alacağı faturalarını ödemediğini ve bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını,
davalının yasal süresinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın itirazının taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı ve haksız olduğunu beyan ederek davalı tarafın icra takibine yönelik itirazının iptaline, icra takibinin devamına ve davalı taraftan %20 oranında icra inkar tazminatı ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sözleşmeye dayalı olarak cari hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişkinin bulunduğunu ve bu doğrultuda davacı taraftan ürün (kumaş) satın alındığını, ancak davacı tarafın sözleşmede kararlaştırılan tarihlerden daha geç tarihlerde kumaşları teslim etmesi nedeniyle davalı tarafın üçüncü kişilerle yapmış olduğu sözleşmelerden doğan ürün teslim borcunu, yani edimini ifa edememesi nedeniyle üçüncü kişilere karşı tazminat sorumluluğunun doğduğunu ve bu tazminat sorumluluğu gereğince üçüncü kişilere ödemek durumunda kalacağı zararın davacıdan tahsil edilmesi, yani takibe konu alacaktan mahsup edilmesi nedeniyle davacı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığını beyan ederek davanın esastan reddine verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bilirkişilerce düzenlenen her iki rapor birlikte değerlendirildiğinde; Aldırılan her iki raporun da içerik ve gerekçe itibariyle denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli oldukları ve davacı tarafın davalı taraftan icra takibine konu edilen tutar (3.499.919,72 TL) kadar alacaklı olduğu ve alacağın likit olduğu kanaatine varılmıştır. Yapılan açık yargılama, dava, cevap, bilirkişi raporları, icra dosyası, dava dilekçesi ekinde sunulan kumaş satış sözleşmeleri ile alacağın dayanağını oluşturan kur farkı alacak faturaları ve tüm dosya içeriğine göre, davacı tarafın davalı taraftan takibe konu edilen tutar kadar alacaklı olduğu, asıl alacağın likit nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketin emtia bedeline karşılık olarak davacı tarafa TL üzerinden düzenlenmiş çekler ile ödeme yaptığını, Yargıtay içtihatlarında da yer bulduğu üzere, taraflar arasında yazılı sözleşme ile kur farkı istenebileceği belirlenmiş olsa dahi, döviz üzerinden çek düzenlenmesinin mümkün olması karşısında TL olarak çek alan davacının artık kur farkı talep etme imkanının bulunmadığını, tarafların kabulünde olan sipariş formlarında dolarla yapılan satışlarda ödemenin yapıldığı günkü T.C.Merkez Bankası döviz satış kurunun geçerli olduğunu,
vadeli satışlardaki kur farkının faturalaşıp havale ile kapatılacağının belirtildiğini, bu durumda, kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de somut olayda dava konusu mal bedeline karşılık TL üzerinden düzenlenen çekler verildiğini, çekin bir ödeme vasıtası olup, ibrazında tahsil imkanı bulunduğundan verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek çek bedellerinin taraflarca kararlaştırıldığının ve döviz üzerinden çek düzenlenmesi mümkün iken TL olarak çek alan davacının artık kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekeceğini, Mahkemece,
delillerin değerlendirilmesinde bu yönde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediğini beyan ederek ... Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle.
Yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, gerekçeli kararda belirtildiği üzere; kur farkı alacaklarının talep edileceğinin taraflarınca imzalanan tüm sözleşmelerde açıkça belirtildiğini, sözleşmelere ve sözleşmelerdeki imzaya itirazın bulunmadığını, somut olayda, taraflar arasında alım satım ilişkisinin dolar bazında olduğunu, ödemenin Türk Lirası olarak yapıldığında fiili ödeme tarihindeki kur hesabına göre kur farkı ödeneceğine dair sözleşme olduğu gibi taraflar arasında kur farkı uygulamasının da söz konusu olduğunu, kur farkı alacağının 3.612.983,39 TL olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu,
ilgili raporların hüküm kurmaya elverişli olup davalı/borçlunun istinaf başvurusu dilekçesinde belirttiği hususların tamamının Mahkeme tarafından değerlendirildiğini beyan ederek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava ticari nitelikli alım satım sözleşmesinden kaynaklı kur farkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dosyanın yapılan tetkikinde; ... Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında; davacı tarafça, davalı aleyhine ... Mahkemesinin ... D. İş sayılı ihtiyati haciz kararına ve ... tarihli cari hesap alacağından kaynaklı olarak 3.499.919,72 TL kur farkından kaynaklı asıl alacak tutarı, 4.700,00 TL ihtiyati haciz kararında hükmedilen vekalet ücreti tutarı, yine ihtiyati haciz kararında hüküm altına alınan 752,85 TL ihtiyati haciz giderinin tahsili bakımından davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili, taraflar arasında süregelen ve cari hesap şeklinde işleyen ...
Sözleşmelerinde, dövizle alışveriş yasağı nedeniyle satış bedellerinin döviz cinsinden(USD veya EURO) fatura edilip, ödemelerin ise ödemenin yapıldığı tarihteki T.C Merkez Bankasının efektif satış kur değerleri esas alınarak yapılacağının kararlaştırdığını, dolayısıyla faturanın düzenlendiği tarih ile ödeme tarihi arasında döviz kurunun yükselmesi durumunda davacı tarafın aradaki kur farkı kadar davalı taraftan alacak talebinde bulunmasının sözleşmenin gereği olduğunu ve bu sözleşmelere uygun olarak takip ve davanın dayanağını oluşturan kur farkı alacak faturalarının düzenlendiğini,
davalı tarafın ise imzaladıkları sözleşmeye uymayarak söz konusu faturaların ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını ve itiraz üzerine takibin haksız yere durdurulmasına karar verildiğinden bahisle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise, taraflar arasında imzalanan ... Sözleşmelerinde kararlaştırılan tarihlerde davacı tarafın ürün teslimine ilişkin edimini geciktirmeli olarak yerine getirdiğini, bu gecikme nedeniyle davalı tarafın bu kumaşları sattığı dava dışı üçüncü kişilere karşı edim yükümlülüğünü(kumaş teslimini) yerine getiremediğinden dolayı üçüncü kişilerin uğradığı zararı tazmin yükümlülüğü ile karşı karşıya kaldığını, üçüncü kişilere ödeyecek olduğu bu tazminatı davacı olan borcuna mahsup etmek yani rücu etmek hakkına sahip olduklarını, bu nedenlerle davacı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davacı tarafça sunulan kumaş satış sözleşmelerine göre kur farkından kaynaklanan alacağını davalı tarafa fatura edip talep edilebileceği taraflarca imzalanan tüm sözleşmelerde açıkça hüküm altına alınmıştır.
Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucu SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19.05.2024 tarihinde raporda özetle; uyuşmazlığın her iki tarafın kabulünde olan ticari alım satım sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı tarafça kur farkından kaynaklanan alacak adı altında keşide olunan 4 adet toplam tutarı 5.556.545,47 TL tutarlı kur farkı faturalarının hesaplarına kaydedildiği, karşılığında 2.056.625,75 TL ödeme yapıldığı, kalan alacak bakiyesinin 3.449.919,72 TL olduğu rapor edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucunda SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05.08.2024 tarihli raporun sonuç kısmında özetle.
Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre mal satış bedellerinin USD ve EURO döviz cinsine göre belirlendiği, gerçekleşen kur farkına ilişkin faturanın düzenleneceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki faturaların mal/satış bedellerinin tamamının döviz cinsi üzerinden düzenlendiği, ancak davalı tarafın cari hesap muavinlerinin döviz cinsinden değil, Türk Lirası olarak ticari defterlere kaydedildiği, davacı tarafça yapılan ödemelerin tamamının Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ hükümlerine göre, borç ödemelerinin TL cinsinden yapıldığı,
ancak hangi döviz cinsinden borca karşılık ödendiğine dair ticari defter, yardımcı defter ve dekontlarda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği rapor edilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, dosya içinde bulunan bilirkişi raporlarında ödemelerin ne şekilde yapıldığına dair bir açıklık ve tespit bulunmadığından yeniden uzman bilirkişi kurulu oluşturulması veya önceki bilirkişiden ek rapor alınarak; taraflar arasındaki ticari alışverişte davaya konu kur farkı alacağı faturalarının kesilmesine neden olan ödemelerin çekle yapılan ödemeler olup olmadığı hususunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup istinaf kanun yolu başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/635, K. 2025/1085, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama