KÜNYE
T.C. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/849
- Karar No
- 2025/890
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ...
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- ...
- Davanın konusu
- Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı
- G.karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.349 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
29/05/2024 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca, davalı sigorta şirketi tarafından ... poliçe numarası ile sigortalanmış ... plakalı araç tarafından dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde çarpılması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına göre karşı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili kurallarını ihlal ederek dava konusu kazanın meydana gelmesine asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait aracın, dava konusu kaza sebebiyle hasar gördüğünü, hasarın onarımı ne kadar iyi yapılırsa yapılsın,
kural olarak kazadan önceki durumuna getirilemeyecek ve kaza sebebiyle tahribatın izlerini taşıyacağını, karşı aracın, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, meydana gelen zararlar sebebiyle sigorta şirketine tarafımızca başvuruda bulunulduğunu, başvuru sonucunda sigorta şirketi tarafından nihai bir cevap gelmediğini belirterek, alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiği anda HMK 107/2 mad uyarınca artırım yapma hakları saklı kalmak üzere 10,00 TL değer kaybı tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş, müvekkili sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arzettiğini, Km kullanılmışlık değeri, hasar büyüklüğü tablosu ve rayiç değer grubu gibi teknik veriler kullanılarak değer kaybı hesaplanması gerektiğini, aracın kullanılmadığı süre zarfındaki maddi kayıpların dolaylı zarar olup, trafik sigortası kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza nedeni ile davacı aracında değer kaybının oluştuğu, davalı sigorta şirketi tarafından 114.763,15 TL değer kaybı ve 85.236,85 TL rücu ödemesi gerçekleştirildiği, davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin 200.000,00 TL olduğu, yapılan ödemeler ile davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin tükendiği, davalı tarafından yapılan ödemenin dava açılış tarihinden sonra yapıldığı, ödeme yapılması ile davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini, dava açıldıktan sonra ödeme yapılarak davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği sonuç ve kanaatine varılarak yargılama giderlerinden davalının sorumlu olmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından verilen usul ve yasalara aykırı karara karşı taraflarınca kabulü mümkün olmamakla birlikte, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve tarafımız lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemece verilmiş ... tarihli kararında müvekkili lehine yalnızca 10,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin karar verildiğini, işbu kararın açıkca usule ve yasalara aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen ... tarihli kararının 6 numaralı ara kararında usul ve yasaya aykırı olarak.
"Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiği için 10,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından söz konusu kararın gerekçesi olarak " kaza nedeni ile davacı aracında değer kaybının oluştuğu, davalı sigorta şirketi tarafından 114.763,15 TL değer kaybı ve 85.236,85 TL rücu ödemesi gerçekleştirildiği, davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin 200.000,00 TL olduğu, yapılan ödemeler ile davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limitinin tükendiği, davalı tarafından yapılan ödemenin dava açılış tarihinden sonra yapıldığı,
ödeme yapılması ile davanın konusunun kalmadığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olup dava açıldıktan sonra ödeme yapılarak davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği sonuç ve kanaatine varılarak yargılama giderlerinden davalının sorumlu olmasına" gösterildiğini, davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesinde dava konusu kazaya ilişkin olarak teminat limitleri dahilinde tüm ödemelerin yapıldığını, bu nedenle oluşabilecek bakiye alacaklardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini iddia ettiğini,
işbu başvuruya konu davanın taraflarınca 16/10/2024 tarihinde ...
Mahkemesi'nde açıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından müvekkilinin aracında oluşan değer kaybına ilişkin olarak ödenmiş olan 114.763,15-TL 17/10/2024 tarihinde 15.50 saatinde ödendiğini, bu durumdan da açıkca anlaşılacağı üzere sigorta şirketi tarafından yapılmış olan ödemenin yargılama içerisinde yapıldığını, işbu ödeme ile birlikte davalı sigorta şirketinin müvekkiline ait araçta dava konusu kaza neticesinde değer kaybı oluştuğunu kabul ettiğini, bu durumda davalarını haklı olarak ikame ettiğini kanıtladığını,
tüm bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde AAÜT'ne ilişkin yönetmeliğin 6. Maddesi gereğince müvekkili lehine yarı oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret Madde 6- "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.
Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." işbu madde hükmüne göre tarafları lehine hükmedilecek vekalet ücretini hesaplamak gerekirse konusu para olan ve asliye mahkemelerinde görülen davalarda vekalet ücreti hesaplaması gereğince tarafları lehine 30.000,00-TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekmekte iken yerel mahkeme tarafından tarafları lehine yalnızca 10,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının AAÜT 6. Maddeye açıkça aykırı olduğunu, yargılama aşamasında yapılmış olan ödemelere ilişkin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, zira davalı sigorta şirketi tarafından ödemenin,
ön inceleme duruşmasından önce yapıldığını, bu nedenle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince tarafları lehine asıl alacak miktarı kadar nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, iş bu davada asıl alacak miktarı 30.000,00-TL olduğundan 30.000,00-TL karşı vekalet ücretinin davalıdan alınarak taraflarına verilmesi gerektiğini, yargılama içerisinde yapılmış ödemeler nezdinde tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yerel mahkemece AAÜT 6. maddesi göz ardı edilerek karar verildiğini ve lehlerine herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmediğini, AAÜT 5. Maddesi gereğince de,
davalı sigorta şirketi tarafından yapılmış olan ödeme ile birlikte teminat limitleri tüketildiği için davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiğini, bu durumla birlikte davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme ile birlikte davanın zimni olarak değerini belirlediğini, işbu değerle birlikte yargılamada karar verildiğini,
şayet sigorta şirketi tarafından söz konusu ödeme yapılmamış olsa idi ve ödeme miktarı kadar araçta değer kaybı oluşacağına yönelik eksper raporu tanzim edilmesinin ardından sigorta şirketi tarafından rapora istinaden ödeme yapılması halinde de davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi gerekeceğini, tıpkı mevcut yargılamada olduğu gibi o durumda da yargılamanın değerinin belirleneceğini, değeri belli olan yargılamada AAÜT 5 ve 6 maddeleri gereğince taraflarına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,
kaldı ki AAÜT 5. Maddesine göre davanın değerinin mahkeme tarafından belirlendiği takdirde vekil tarafından o dava değerinin belirlendiği andan itibaren davayı takip etmese dahi lehinde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu durumda tarafları lehine yalnızca dava açılış değeri olan 10,00-TL üzerinden vekalet ücreti hükmedilmesinin hem AAÜT'nin 5. Maddesi hem de 6. Maddesine açıkça aykırı olduğunu, başvuruya konu yargılamada davalı sigorta şirketinin yargılama içerisinde yapmış olduğu ödeme ile birlikte teminat limitini doldurduğunu,
yerel mahkemenin işbu ödeme nedeniyle davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verdiğini ve tarafları lehine yalnızca 10,00-tl vekalet ücretine hükmettiğini, bu durumun açıkca usulsuz ve hukuksuz olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı bedeli talebine, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ise, davanın konusuz kalması nedeniyle davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin miktarına yöneliktir.
Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davalı tarafından ön inceleme duruşmasından önce ödeme yapılmasına, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin harçlandırılmış dava değerini geçemeyeceğine, ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretinin miktarında hata bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/849, K. 2025/890, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama