KÜNYE
T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Mart 2025
- T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/34 - 2025/287
- Dosya no
- 2025/34
- Karar no
- 2025/287
- İncelenen kararın mahkemesi
- DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.132 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı/tedbir isteyen vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan satın aldığı (kapı, dolap kulpu vesaire) mallar karşılığı bir kısmı nakit bir kısmı müvekkili şirket yetkilisi .... tarafından düzenlenen çeklerin verildiğini, müvekkilinin davalıdan aldığı bu malları başkaca firmalara satttığını ve satmak için anlaşmalar yaptığını, davalı tarafından fatura düzenlenmediğinden ürün detayını gösterir fatura sunulamadığını, ancak düzenlenen sipariş formlarının ekte olduğunu, müvekkilinin ürünlerin bazılarını müşterilerine sattığını, müşterilerin kısa süre sonra kulplarda dış kaplamada soyulma olduğunu, kulpların arızalı olduğunu,
derhal gelip değiştirmesi gerektiğini söylemeleri üzerine müvekkilinin derhal gerekli incelemeleri yaptığını, kendi elinde olan henüz satmadığı ürünlerin de ayıplı olduğunu gördüğünü, davalı ile iletişime geçildiğini ve mallardan iadesi mümkün olanların tamamının iade edildiğini, davalının vadesi gelecek olan 2025 Ocak, Şubat ve Mart vadeli çekleri iade etmesine rağmen....Bankası'na ait .... tarafından düzenlenen ....sayılı ....-TL bedelli vadesi ... olan ve yine ....Bankası'na ait .... tarafından düzenlenen .... seri numaralı .TL bedelli vadesi ...olan iki adet çekin iadesini yapmayarak müvekkilini mağdur ettiğini,
malların tamamı iade edildiğinden söz konusu çekin bedelsiz kaldığını, bu nedenle bu çeklerin iadesi gerekmekte iken çeklerin iade edilmediğini ileri sürerek çeklerin bedelsiz kaldığının tespiti ile müvekkiline iadesine, ayıplı çıkan ve iade edilen mallara ilişkin ödenen toplam....-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
müvekkili ...'in vadesi gelen çeki acilen ödemek için aracını kasko bedelinin altında satmak zorunda kalması nedeniyle doğan ...TL zararının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle açılan davada....keşide tarihli çek bedellerinin ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 19/12/2024 tarihli ara karar ile iddia edilen vakıanın hukuki niteliği itibarıyle yargılamayı gerektirdiği ve mevcut aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; dosya içerisinde bulunan delillerle ile yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğini, müvekkilinin hem malları iade ettiğini, bu malların ayıplı çıkması nedeniyle mağdur olduğunu hem de iade ettiği mallar için 30/12/2024 tarihinde bedel ödeme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, telafisi güç zararların doğacağını belirterek tedbir kararı verilmesi gerektiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
Dava, satın alınan ürünlerin ayıplı çıkmasından ve geri iade edilmesinden dolayı bedelsiz kalan 30/12/2024 keşide tarihli çeklerin bedellerinin ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, satış sözleşmesi karşılığı verildiği ileri sürülen çeklerin teslim edilen malların ayıplı olması ve iade edilmesi nedeniyle çeklerin bedelsiz kaldığından bahisle iki adet çekin iadesi, iade edilen ürün bedellerinin tahsili ve bir kısım çeklerin ödenmesi için kasko bedelinden düşük miktarda araç satışı gerçekleştirilmiş olması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemi ile açılan davada, çeklerin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilip verilmeyeceğine ilişkindir.
Keşideci temel ilişkide borçlu olmadığını, örneğin satılan malın teslim edilmediğini, ya da aldatıldığını öne sürerek muhatap bankanın lehtara çek bedelini ödemesini engelleyemez. Muhatap banka keşideci ile lehtar arasındaki temel borç ilişkisini araştırmak zorunda olmadığı gibi, çekin bedelsiz olduğunu bilse bile kendiliğinden ödemeyi durdurma yetkisini haiz değildir.
Keşideci de çekle işleyen hesabındaki parasını çekerek hukuken kendisini koruma olanağına sahip bulunmamaktadır. Çünkü, bu durumda kendisi karşılıksız çek çekmenin bütün sonuçlarına maruz kalır.
Keşidecinin yapacağı yegane şey, çekin bankaya ibrazından önce mahkemeye başvurarak muhatap banka tarafından çek bedelinin lehtara ödenmesini önleme hususunda ihtiyatî tedbir kararı verilmesini istemek ve bu taleple birlikte, ya da tedbir kararından sonra ihtiyatî tedbiri tamamlayan merasime ilişkin süre içinde menfî tespit davası açmaktır (Bkz.
Türk, Ahmet: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 7 Özel Sayı, 2005, s. 327). Aksi takdirde bedelsiz olduğu iddia edilen çek banka tarafından lehtara ödenecek ve keşideci bundan zarar görecektir.
Başka bir koruma yolu da bulunmadığına göre, bu hususta ihtiyatî tedbir kararı verilebileceği kuşkusuzdur (Reisoğlu, Seza: Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, 2. Bası, Ankara 1998, s. 97).
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Yukarıda detaylı olarak ifade edildiği üzere; keşidecicinin temel ilişkide borçlu olmadığını, örneğin satılan malın teslim edilmediğini öne sürerek muhatap bankanın lehtara çek bedelini ödemesini engelleyemeyeceği, bu konuda yapabileceği yegane şeyin, çekin bankaya ibrazından önce mahkemeye başvurarak muhatap banka tarafından çek bedelinin lehtara ödenmesini önleme hususunda ihtiyatî tedbir kararı verilmesini istemek olduğu,
aksi takdirde bedelsiz olduğu iddia edilen çekin banka tarafından lehtara ödeneceği ve keşidecinin bundan zarar göreceği, başka bir koruma yolu da bulunmadığına göre, bu hususta yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmesi halinde ihtiyatî tedbir kararı verilebileceği, sunulan delillerin yaklaşık ispat ölçüsünde olmadığı, ihtiyati tedbir talebinin haklılığını ispat etmeye yeterli olmadığı anlaşıldığından mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararı usule ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde; mahkemenin ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/34, K. 2025/287, 6 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama