KÜNYE
T.C. Diyarbakır Bam 2. Hukuk Dairesi T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/1937
- Karar no
- 2025/73
- İncelenen kararın mahkemesi
- DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Davanın konusu
- Merci Tayini
Karar Metni
835 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Hani Asliye Hukuk Mahkemesi ve Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için Dairemize gönderilen dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, araç satış sözleşmesi ile davacı tarafından davalıdan satın alınan aracın ayıplı olduğundan bahisle hasar onarım bedeli ve ikame araç bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Hani Asliye Hukuk Mahkemesi "Dava dilekçesinin incelenmesiyle dava konusu itirazın iptali istenen işlemin ticari nitelikte olduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi “Somut olayda tarafların esnaf mı yoksa tacir mi olduğunun tespiti amacıyla gerekli müzekkereler yazılmıştır.
Esnaf Odasından gelen cevabı yazılandan, davalı...'ın minibüsçülük mesleği adı altında oda kaydının bulunduğu, Ticaret Sicil Müdürlüklerinden gelen cevabı yazılardan, tarafların ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, vergi dairelerinden gelen müzekkere cevaplarından ise, davacı ....'in bilanço usulüne göre defter tuttuğu, davalının ise basit usulde vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu,
gelen cevabı yazılardan, davacının bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirildiğinden tacir olduğu anlaşılmakta ise de, davalı tacir olmadığı gibi gelirinin 177. maddesinde düzenlenen esnaf işletme sınırının üzerinde olduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı tacir olmadığından nisbi ticari davanın koşulları oluşmadığı gibi uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemeleri görevli değildir.
Öte yandan, noter satış sözleşmesinde taraflarca aracın eski ve yeni kullanım amacının ticari olarak beyan edilmesi ve davalının oda kaydının niteliği gözetildiğinde, satış sözleşmesine konu aracı mesleki amaçla kullanıldığının kabulü gerekir. Bu kabule göre de, taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi niteliğinde olmadığından uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında da kalmadığının kabulü gerekir.
Sonuç olarak, ticari dava olmayan ve tüketici işlemi bulunmayan malvarlığına ilişkin açılan davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu” gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiştir.
Karşılıklı iki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar, kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir (HMK md.22/2).
6102 sayılı TTK md. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK md. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK md. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK md. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK md. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir.
Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Dolayısıyla, bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir.
Esnaf Odasından gelen müzekkere cavabından davalı ...'ın minibüsçülük mesleği adı altında oda kaydının bulunduğu, Ticaret Sicil Müdürlüklerinden gelen müzekkere cavabından tarafların ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, vergi dairelerinden gelen müzekkere cevaplarından ise, davacı .....'in bilanço usulüne göre defter tuttuğu, davalının ise basit usulde vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu,
davacının bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirildiğinden tacir olduğu anlaşılmakta ise de, davalı tacir olmadığından nisbi ticari davanın koşulları oluşmadığı gibi uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK.'nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemeleri görevli değildir.
Açıklanan nedenlerle davalının tacir sıfatı bulunmadığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek sonuçlandırılması gereklidir. Bu sebeple, Hani Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1937, K. 2025/73, 17 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama