İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2025/1653 K.2026/7

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf…

Esas2025/1653Karar2026/7Tarih8 Ocak 2026Okuma11 dk · 2.156 kelime

KÜNYE

T.C. Diyarbakır Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
8 Ocak 2026
Dosya no
2025/1653
Karar no
2026/7
İncelenen kararın
—
Mahkemesi
DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davanın konusu
İtirazın İptali
Karar yazım tarihi
09/01/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.156 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkilinin tanıdığı ve arsa alım satımına aracılık eden dava dışı .... aracılığı ile ticari faaliyet alanları arsa ve arazi alım satımı ile de iştigal olan davalı ile tanıştığını, davalının kendisinin satın aldığı ve henüz tapusunu almadığı,

arsa bedeli ödemelerinin devam ettiği ......parsel sayılı taşınmazdan kendisinin satın aldığı hisselerden bir kısmını müvekkiline satabileceğini belirttiğini, müvekkili ile davalının metrekare birim fiyatı olarak 8.500,00 TL/m2 üzerinden 476 m2'si için anlaşarak 4.046.000,00 TL, hemen akabinde 530 m2'si için aynı birim fiyatı ile 4.505.000,00 TL üzerinden anlaşmaya vardıklarını, anlaşma gereğince vekaletnameyi düzenlediği tarihten başlamak üzere, 03/09/2024 tarihinde 250.000,00 TL kapora olmak üzere, 04/09/2024 tarihinde 3.796.000,00 TL, 05/09/2024 tarihinde 44.115,00 TL (masraf adı altına), 10/09/2024 tarihinde 700.000,00 TL,

13/09/2024 tarihinde 1.300.000,00 TL, 16/09/2025 tarihinde 252.000,00 TL ve 10/10/2024 tarihinde 2.253.000,00 TL olmak üzere toplam 8.593.115,00 TL'yi davalının...nolu hesabına gönderdiğini, müvekkilinin anlaştığı üzere bedelini ödediği taşınmaz hissesinin tapusunu talep ettiğini, davalının her seferinde hissedarlar arasında sorunlar olduğunu, anlaşamadıklarını, iştirak halinin müşterek mülkiyete dönüştüremediklerini bahane ederek,

müvekkilin tapusunu bu güne kadar adına tescil ettirmediğini, davalı aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2025/60317 E. sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini beyan ederek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı yanın icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu (davalı) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafa tebligat yapılmadan dosya üzerinden görevsizlik kararı verildiğinden, davalı tarafın davaya cevabı bulunmamaktadır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın taşınmaz alım - satım ilişkisinden kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, dolayısı ile de TTK'nun 4. maddesi kapsamında mutlak ticari davalardan olmadığı, nisbi ticari dava kapsamında yapılan araştırmada Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacı ...'nıın tacir kaydının bulunmadığı, davalı ...'un ise ... unvanlı şahıs şirketinin 01/04/2009 tarihinde terkin olduğunun bildirildiği, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davacı ...'nın esnaf kaydının bulunmadığı,

davalı ...'un ise esnaf kaydının bulunduğu, Diyarbakır Deferdarlığı'ndan gelen yazı cevabında ise davacı ...'nın 01/01/2006 tarihinde mükellefiyetinin sona erdiği, davalı ...'un 2024 yılında işletme hesabına göre, 2025 yılında ise bilanço esasına göre defter tuttuğu ve mükellefiyetinin 31/12/2019 tarihinde sona erdiğinin bildirildiği, neticeten taraflardan davacı ...'nın tacir olmadığı, bu nedenle davanın nisbi ticari dava niteliği taşımadığı,

taraflar arasında TTK hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir ticari uyuşmazlık bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davalı ...'un İlk Derece Mahkemesinin kararında belirtilen esnaf sıfatı ve yürüttüğü faaliyetler ile tacir sıfatına sahip bir kişi olduğunu ve davaya konu olan işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmasa dahi, davacının ticari sıfatı ve işlemin niteliği dikkate alındığında, 6102 sayılı TTK m. 4/1 hükmü uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;

Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince ilâmsız icra takibine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafa tebligat yapılmaksızın doğrudan gerekçeli karar yazılmak suretiyle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir. Uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK'nun m. 114(1)-c hükmü gereğince, dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Mahkemenin görevli olması dava şartıdır [6100 sayılı HMK m.114(1)-c]. Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır [6100 sayılı HMK m. 137(1), 139(1) ilk cümle].

Buna göre, görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin [6100 sayılı HMK m. 127(1)] beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin [6100 sayılı HMK m. 136(1)] beklenmesi, verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur.

Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir.

6100 sayılı HMK'nun m. 137(1) hükmünde, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında; dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115(1). madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nun 7251 sayılı Kanun ile değişik m. 141 hükmü uyarınca; taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar.

Bazı hallerde dava dilekçesindeki talebe göre görevli olmayan mahkemenin, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi veya ikinci cevap dilekçesinin verilmesinden sonra görevli hale gelmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca 6100 Sayılı HMK, 1086 sayılı HUMK'dan farklı olarak, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme hakkını davalıya da tanımıştır [6100 sayılı HMK m. 20(1)].

Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde davalıya kararı veren mahkemeden yargılama giderlerini talep etme hakkı da vermiştir [6100 sayılı HMK m. 331(2) son cümle]. Davalının bu haklarını kullanabilmesi, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmiş olmasını gerektirir.,

6100 sayılı HMK'nun 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden tensiben görevsizlik kararı verilmesi, 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır.

Bütün bu hükümlerden, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus Yargıtay kararlarında mutlak bozma nedeni olarak kabul edilmiştir (Bkz. Yargıtay 13. HD'nin 21/02/2020 tarih ve 2020/536 E., 2020/2563 K. sayılı. Yargıtay 8. HD'nin 04/04/2019 tarih ve 2017/8980 E., 2019/3688 K. sayılı. Yargıtay 20. HD'nin 10/12/2018 tarih ve 2017/2395 E., 2018/8006 K. sayılı.

Yargıtay 13. HD'nin 28/06/2018 tarih ve 2016/13521 E., 2018/7419 K. sayılı. Yargıtay 15. HD'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/5499 E., 2016/5029 K. sayılı vb. kararları).

Yine "dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden dava şartları hakkında karar verilip verilemeyeceği" hususunda Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın 5235 sayılı Kanun'un 35/1-3 maddesi gereğince giderilmesi hakkında Yargıtay 1. HD'nin 08/07/2021 tarih ve 2021/378 E., 2021/1418 K. sayılı kararı ile.

"Mahkemece, uyuşmazlığın hangi mahkemede çözümlenmesi gerektiği noktasında tereddüt bulunuyorsa, yine görevsizlik kararı verilmesinde acele edilmemeli, dilekçelerin teatisi aşaması bitirilmeli, gerekirse duruşma açılarak görevli mahkeme belirlenmelidir.

Şu halde; dava şartı noksanlığı halinde, takdir hakkı kendisinde olan hakim, davanın usulden reddi kararı vermeden önce noksan olan dava şartının niteliğini iyi incelemeli, bir tereddüt varsa veya noksanlık sonradan tamamlanabilecekse davanın usulden reddine yönelik kararı vermekte acele etmemelidir." ifadelerine yer verildikten sonra,

"Dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesinin, tamamlanmasının mümkün olmadığı hallerde, hakimin bir tereddütü yoksa dilekçe tebliğ edilmeden dahi usulden ret kararı verilebileceğine, aksi halde dilekçelerin teatisi aşamasının tamamlanması ve gerekirse duruşma açılıp taraflar dinlendikten sonra gerekli kararın verilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verilmiştir.

Yine Yargıtay 3. HD'nin 03/02/2025 tarih ve 2024/4078 E., 2025/589 K. sayılı kanun yararına bozma ilamı da aynen: "Kamu düzeni ile ilgili olan hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.

Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme ve bu kapsamda adil yargılanma hakları ihlal edilmiş olacaktır.

Somut olayda; davacı davasını açtıktan sonra Mahkemece 09.05.2024 tarihinde tensip tutanağı başlıklı tutanakla tensiben görevsizlik kararı verilmiş olup davalıya dava dilekçesi tebliğ edilip cevap dilekçesi sunma imkanı verilmeden hüküm tesis edilmiştir.

Mahkemece, hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olacak şekilde davalıya dava dilekçesi tebliğ edilip cevap dilekçesi sunma imkanı tanınmadan tensiben görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir." şeklindedir.

Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinin kaydedilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince, 07/10/2025 ve 15/10/2025 tarihli 5 adet müzekkere ile tarafların tacir olup olmadıkları araştırılmıştır. Dolayısıyla, dava dilekçesi içeriğinden ve ekindeki belgelerden görevli mahkeme tereddütsüz bir şekilde anlaşılamamakta olup, İlk Derece Mahkemesince de görev hususunda tereddüte düşüldüğünden, bu konuda delil araştırılmasına girilmiştir. Yukarıda anılan uyuşmazlığın giderilmesi kararında da açıkça ifade edildiği üzere, bu şekilde görev hususunda araştırma gerekiyorsa, dosya üzerinden görevsizlik kararı verilemez.

Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmaya göre, davacı ...'nın tacir olmadığı, davalı ...'un ise Gökalp Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/10/2025 tarihli cevabi yazısına göre, 2024 yılında 213 sayılı V.U.K'nun

78. maddesine göre ikinci sınıf tüccar olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, yine 2025

yılında 213 sayılı V.U.K'nun 177. maddesine göre bilanço hesabı esasına göre defter tuttuğu, tacir olduğu ve faaliyetine devam ettiği anlaşılmaktadır.

Davacı taraf dava dilekçesinde taşınmaz satım sözleşmesine dayanmış, bu edimini yerine getirdiğini, davalı tarafın tapu devrini yapmadığını beyan ederek ödediğini iddia ettiği bedelin tahsilini talep etmiştir. Dava konusu olayda mutlak ticarî dava söz konusu değildir. Taraflar arasındaki ilişkinin satım sözleşmesi olduğunun kabulü halinde, davacı taraf tacir olmadığından, nispî ticarî dava da söz konusu olmayacaktır.

Ancak, davacı tarafça banka dekontlarındaki havale işlemlerine dayandığından ve bu aşamada davalı tarafın savunma ve delilleri sorulmadığından, havaleye ilişkin 6098 sayılı TBK’nın 555 ile 560. maddelerinin uygulanma ihtimalinin de tartışılması gerekecektir. Zira taraflar arasındaki ilişkinin "satım sözleşmesi" mi yoksa "havale ilişkisi" mi olduğu, iddia ve savunma ile toplanacak taraf delilleri muvacehesinde netlik kazanacaktır.

Havaleden doğan bir uyuşmazlığın ticarî yargıda görülebilmesi için havalenin işleme katılan kişilerden (havale eden, havale ödeyicisi, havale alıcısı) sadece birinin ticari işletmesiyle ilgili olması yeterlidir (Sabih Arkan, Ticarî İşletme Hukuku, 24. Basıdan Tıpkı Basım, Ankara 2018, s. 114. Yargıtay 11. HD'nin, 26/10/2015 tarih ve E. 2015/12254, K. 2015/11045 sayılı. Yargıtay 11. HD'nin, 13/09/2017 tarih ve E. 2017/2576, K. 2017/4315 sayılı kararları).

Bilindiği üzere; havale, vedia ve fikrî haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (Yargıtay HGK, 30/06/2020, E. 2019/4-231, K. 2020/487. 16/04/2019, E. 2017/17-1097, K. 2019/458).

İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmaya göre, davalı taraf tacir olduğundan, uyuşmazlığın havale hükümlerinden kaynaklandığının tespiti halinde, bu işlemin gerçek kişi tacir olan davalının ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığı ve yukarıda anılan sınıflandırmaya göre "yarı nispî ticarî dava" kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerekecektir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu olayda görevli mahkemenin dava dilekçesi ve eklerinden tereddütsüz olarak anlaşılamadığı, İlk Derece Mahkemesince de bu konuda tereddüt yaşandığından görevli mahkemenin tespiti bakımından delil araştırılmasına girildiği, bu sebeple görev dava şartı bakımından dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan ve yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra değerlendirme yapılması gerektiği, hukuki dinlenilme hakkının ihlaline neden olacak şekilde davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından,

davalı vekilinin istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf talebinin re'sen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-3-6 ve 355. maddeleri gereğince kamu düzeni ilkesi uyarınca Dairemizce re'sen kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekli araştırma yapılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-3-6 ve 355 maddeleri uyarınca Dairemize re'sen KALDIRILMASINA,

2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-) Kararın kaldırılma nedenine göre davalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA,

4-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının davalıya İADESİNE,

5-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,

6-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/01/2026

Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1653, K. 2026/7, 8 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1653
Karar No
2026/7
Tarih
8 Ocak 2026

İlgili Kararlar

  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1665 K.2026/41
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1665 K.2026/125
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1666 K.2026/126
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1669 K.2026/84
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/1670 K.2026/118
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1670 K.2026/146

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.