İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/998 K.2025/580

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya…

Esas2023/998Karar2025/580Tarih17 Nisan 2025Okuma10 dk · 2.084 kelime

KÜNYE

T.C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
17 Nisan 2025
Dosya no
2023/998
Karar no
2025/580
İncelenen kararın mahkemesi
ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
20/10/2022 (Karar
Numarası
2020/46 Esas, 2022/596 Karar
Dava
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.084 kelime·10 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi garanti fonu kapsamından alınan 19/04/2019 tarihli 36 ay vadeli alınan krediye ilişkin olarak, 14/04/2017 tarihinde 150.000,00-TL limit tutarı kadar kefilliğe imza attığını hatta müvekkilinin eşi ... ise sadece 150.000,00-TL limit tutarı kadar eş muvafakati verdiğini, kötü niyetli davalı banka tarafından bu durum görmezden gelindiğini, kefilin sorumlu olduğu 36 vadeli krediden bugüne kadar 29 taksit ödendiğini, bu taksit tutarına karşılık gelen miktar ise 155.000,00-TL yakın ödeme yapıldığını, kalan 7 taksitten ise yaklaşık 37.000,00-TL olmasına rağmen dikkate alınmadığını,

banka dosyasında boş olarak alınan senedin olduğu, dosyanın asıl borçlusu olan ...'ın müvekkili kefil olduğu borcu dışında, başka borçları da olduğundan tüm bunlar banka tarafından toplanarak o an ki bakiye gözetilerek senedin banka tarafından doldurulduğu ve 202.445,25-TL takip çıkış üzerinden icra takibine gidildiği, davalı banka tarafından başlatılan icra takibi ile müvekkilinin maaşının 1/4'üne haciz konulduğunu ve sürekli kesinti yapıldığını, icra kanalı ile malları üzerine haciz yapılma tehdidi altında olduğunu, Erzurum ...

İcra Müdürlüğünün 2019/...

Esas sayılı dosyasının teminatsız olarak durdurulmasını, mahkemece bu talebin kabul görmemesi halinde icra dosyasına yatan tutarların icra kasasında depo edilmesini ve davalı bankaya ödenmemesi yönünde teminatsız tedbir karar verilmesini, müvekkilinin davalı bankaya takip çıkışı 202.445,25-TL borcun tümünden sorumlu olmadığının tespitini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapması nedeniyle bonoda yazılı miktar olan 220.000,00-TL'nin %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hem gerçeğe hem de hukuka aykırı olduğunu, 14/04/2017 tarihli kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olduğunu, davacı borçlunun, kefaletin sona ermesi gerektiği iddiası hukuka aykırı olduğunu, davacının 150.000,00-TL dışındaki borçtan sorumlu olmadığı iddiası sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı borçlunun iddiasının aksine, kefaleti sadece, kendisinin genel kredi sözleşmesini imzalarken doğmuş borçları değil, ileri de doğacak borçları da kapsadığını, davacının dava dilekçesindeki gibi,

kefaletin sona erdiği gibi iddia ve itirazlarda da bulunmayacağını, gayrikabili rücu feragat ettiğini kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle, davacının böyle bir dava açma hakkı da bulunmadığını, davacının kefalet sözleşmesinden dolayı sorumlu tutulamayacağı iddiası, genel kredi sözleşmesine göre mümkün olmadığını, bu nedenle davacının bu iddiasının hukuki dayanağının olmadığını, davacı müteselsil kefil, bu imza ile,

kredi müşterisinin doğmuş ve doğacak bütün borçlarından sorumlu olduğunu attığı imza ile kabul ettiğini, davalı müvekkilinin, borçlulara kredi kullandırdığını ve borçlularda kredi borcunu ödemek için kambiyo senedi tanzim ettiğini ve müvekkiline verdiğini, söz konusu borç ödenmeyince, davalı müvekkilinin, alacağın tahsili amacıyla, borçlular hakkında, Erzurum ...İcra müdürlüğünün 2019 / ...

Esas sayılı dosyasıyla icra takibi açtığını, davacı borçlu menfi tespit davası ikame ettiğini, açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

YEREL MAHKEME KARARI

Mahkemece, "...

Tüm dosya kapsamına göre; icra takibine konu senedin davalı bankadan çekilen kredi sözleşmelerine talil edildiği, davacının dava dışı borçlunun davalı bankadan çekmiş olduğu ... nolu krediye 150.000,00TL limitle müştereken ve müteselsilen kefil olduğu, dava dışı borçlunun davacının kefil olduğu sözleşme kapsamında bakiye borcunun 115.473,52 TL olduğu, davacı kefilin kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesinden sonra muaccel olan ve kredi sözleşmesi kapsamında bulunmayan çek depo bedellerinden sorumlu tutulamayacağı, davacının ... nolu krediden dolayı bakiye borçtan kefalet limiti ile sorumlu olduğu anlaşılmış davanın kısmen kabulü ile,

davacının davalı bankaya Erzurum ...İcra Dairesi 2019/... Esas sayılı dosyasına konu senet nedeniyle 86.971,73-TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

" gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı bankaya 86.971,73-TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF İTİRAZLARI

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını ve savunma haklarının kısıtlandığını, bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle müvekkilinin nakit alacağının 125.063,42-TL olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin alacağının eksik tespit edildiğini, işlemiş faizin de eksik hesaplandığını, itiraz ettikleri bilirkişi raporundaki tespitin aksine mahkemece alacaklarının 115.473,52-TL olduğuna karar verildiğini, karar verilirken de bu rakamın nasıl tespit edildiğinin açıklanmadığını,

raporda çek depo talebi bölümünde çek taahhüt kredisine dayanak 05/08/2012 tarihli kredi sözleşmesi hükümleri incelendiğinde verilen çek yapraklarına ait yasal sorumluluk bedellerinin kefiller tarafından davacı bankanın talebi halinde depo edecekleri hususunda açık bir hüküm bulunmadığını, bu itibarla davacı kefillerinin karşılıksız işlemine konu yasal hükümlülük sorumluluk bedellerini davalı bankaya depo etme yönünde bir sorumluluklarının bulunmadığının denildiğini, bu tespiti kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini,

zira genel kredi sözleşmesinde TBK'nın 582. maddesi uyarınca müteselsil kefaletin sözleşme sebebiyle doğmuş borçları kapsadığı gibi ileri de doğması muhtemel borçları da kapsayacağının belirtildiğini, genel kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olduğunu, davacının dava dilekçesinde kredi kullanırken boş senedi imzalayarak müvekkiline teslim ettiğini ve müvekkilinin de daha sonra senedi doldurduğunu iddia ettiğini, bu iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, davacının iddiasının aksine davacıların kendilerinin kambiyo senedini tanzim ettiğini ve müvekkiline teslim ettiklerini, davacının borcu ödediği,

borçlu olmadığı yönündeki iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının bu iddiasını belge ile ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay içtihadı birleştirme kararında kefalette eşin rızasına ilişkin hükümlerin aval de uygulanamayacağının açıkça belirtildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka çalışanlarından aldıkları bilgiye dayanılarak banka dosyasında boş olarak alınan bir senet olduğunun bilindiğini, kötü niyetli davalı bankanın asıl borçlu ...'ın bankaya olan ödenmemiş tüm borçlarından dolayı müvekkilini kefil olduğu borcun dışında da sorumlu tutarak hakkında haciz başlattığını ve devamında maaşının 1/4'üne haciz koydurduğunu, işbu menfi tespit konulu davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, dava dışı asıl borçlu tarafından ödenen taksit tutarının 155.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin eş muvafakati ile kefil olduğu miktarın 150.000,00-TL olduğunu,

müvekkilinin maaşından sürekli kesinti yapıldığını, müvekkilinin davalı bankanın haksızlığını ispat etmek için banka şubesine defalarca gidip tüm banka sözleşmelerini, kredileri ve belgelerini istediğini, fakat banka tarafından hiçbir şekilde yardımcı olunmadığını, müvekkilinin bilgilenmek amacıyla davalı bankadan isteyip tahsil edemediği belgeler ve davalı bankanın sözleşmeye aykırı davranması dolayısıyla özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı bankanın kötü niyetinin açıkça ortada olduğunu, bunun hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını,

davalının haksız ve kötü niyetli takip yapması nedeniyle bonoda yazılı miktar olan 220.000,00-TL'nin %20'i üzerinden davalı bankanın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davalı bankanın sunmuş olduğu ... makbuz numaralı 71.500,00-TL tutarındaki (anapara) müvekkilinin kefil olmadığı kredinin eş muvafakatiyle kefil olduğu krediye dahil edilmesinin müvekkilinin rızası dışında olduğunu, müvekkilinin yalnızca kefil olduğu 150.000,00-TL ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin bilgi ve rızası dışında dava dışı ...'ın çekmiş olduğu krediler üzerinde herhangi bir sorumluluğu olmadığını,

tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kısmen red kararının kaldırılarak davanın kabulü ile müvekkilinin borcun tümünden sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, Erzurum İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasında yer alan 26/05/2017 keşide tarihli 15/11/2019 vade tarihli, 220.000,00-TL bono nedeniyle borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin kredi garanti fonu kapsamından alınan krediye ilişkin olarak, 150.000,00-TL limit tutarı kadar kefilliğe imza attığını hatta müvekkilinin eşi ... ise sadece 150.000,00-TL limit tutarı kadar eş muvafakati verdiğini, kefilin sorumlu olduğu 36 vadeli krediden bugüne kadar 29 taksit ödendiğini, bu taksit tutarına karşılık gelen miktar ise 155.000,00-TL yakın ödeme yapıldığını, kalan 7 taksitten ise yaklaşık 37.000,00-TL olmasına rağmen dikkate alınmadığını, banka dosyasında boş olarak alınan senedin olduğunu,

dosyanın asıl borçlusu olan ...'ın müvekkili kefil olduğu borcu dışında, başka borçları da olduğundan tüm bunlar banka tarafından toplanarak o an ki bakiye gözetilerek senedin banka tarafından doldurulduğu ve 202.445,25-TL takip çıkış üzerinden icra takibine gidildiğini iddia ederek müvekkilinin davalı bankaya borcun tümünden sorumlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olduğunu, davacı borçlunun kefaletinin sadece, kendisinin genel kredi sözleşmesini imzalarken doğmuş borçları değil, ileri de doğacak borçları da kapsadığını,

ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

a-6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”

"Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K."

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir."

Somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararda mahkemece davacının ... nolu krediden dolayı bakiye borçtan kefalet limiti ile sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı bankaya Erzurum ...İcra Dairesi 2019/...

Esas sayılı dosyasına konu senet nedeniyle 86.971,73 TL borçlu olmadığının tespiti yönünde hüküm tesis edilmesine rağmen, mahkemece hüküm altına alınan 86.971,73 TL'ye nasıl ulaşıldığı açıkça belirtilmemiş, dairemizce de belirtilen miktara mahkemece nasıl ulaşıldığı denetlenememiştir. Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir.

Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle yerinde görülmemiştir.

Kabule göre de;

a-Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçeleri ibraz edildiği, mahkemece 20/10/2022 tarihli duruşmada taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmeden sonuca gidildiği görülmüştür. Oysa ki mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı, eksik incelemeye göre karar verileyeceği, bu sebeple de mahkemece taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının kabulü ile dosyanın konusunda uzman farklı bir bilirkişiye veya bilirkişi heyetine tevdii ile taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına itirazlarını ayrıntılı şekilde karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

b-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.

Somut uyuşmazlıkta davacının borçlu olmadığının tespiti yanında % 20 kötüniyet tazminatın da davalıdan tahsili talebi de bulunmaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince davacının belirtilen talebi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği, yukarıda da belirtildiği üzere sadece davacının menfi tespit talebi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Bu haliyle mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle yerinde görülmemiştir.

HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, kararın HMK'nın 355. ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf itirazlarının kararın kaldırıma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının AYRI AYRI KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının kararın kaldırıma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına

2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine,

4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,

6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/998, K. 2025/580, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Yerel Mahkeme Kararı
  7. İstinaf İtirazları
  8. Uyuşmazlığın Tespiti, Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/998
Karar No
2025/580
Tarih
17 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/999 K.2025/422
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1003 K.2025/434
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1007 K.2025/485
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1011 K.2025/348
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1011 K.2025/377
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1011 K.2025/468

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.