KÜNYE
T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/260
- Karar No
- 2024/819
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- .......
- Karar no
- .......
- Başkan
- .........
- Üye
- ..........
- Üye
- .........
- Katip
- ..........
- İncelenen kararın mahkemesi
- GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ........
- Numarası
- .........
- Davacı
- ......
- Vekili
- Av. ........
- Davalı
- ........
- Vekili
- Av........
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satım İlişkisinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- .......
- Yazım tarihi
- .........
Karar Metni
1.254 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davalı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili, yanlar arasındaki malzeme satım alım ilişkisi nedeniyle davalıya avans ödemesi yapılmışsa da davalının mal teslimi yapmadığını beyanla avansın iadesi için ....... esas sayılı dosyası ile takip başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamını, asgari ....... icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının talebi üzerine......... TL'ye tekabül eden malı üçüncü kişi dava dışı . ....... tarihinde teslim ettiklerini, davacı şirketin üçüncü şirket ile yaptığı - ticarete binaen müvekkilinden malları bu üçüncü kişiye teslimini istediğini, bu nedenle malların . ........ teslim edildiğini belirterek davanın reddi ile tazminata hükmedilmesini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, ispat yükü davacıda olup, sunulan banka dekontunda meblağın avans verildiğine dair ibare yok ise de; davalının sunduğu cevap dilekçesinde ikrarda bulunduğu, HMK 188 vd. düzenlenen ikrar kesin delillerden olup, davalının takibe konu bedele ait malın, paranın göndereni ve aynı zamanda takip alacaklısı davacının talebi üzerine, dava dışı . ... teslim edildiğini ileri sürdüğü, davacının bu iddiasının bağlantısız bileşik ikrar mahiyetinde olduğu,
davalının ..... konusuı bedelin davacı talimatı ile dava dışı . ....... isimli kişiye teslim edildiğini ispat etmesi gerektiği, ancak davalı, davacının bu yönde kendisine bir talimat verdiğini ispata yarar delil hasredemediği gibi yemin deliline de dayanmadığı, ....... tarihli celsede davalı vekiline davacının bu yönde talimat verdiğine dair bir belgenin uhdelerinde bulunup bulunmadığı hususu sorulmuşsa da davalı başkaca delil sunulamadığı, uyuşmazlığa konu bedelin tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğu,
davalının gönderilen paranın karşılığı malın, davacının talebi ve talimatı ile dava dışı üçüncü kişiye teslim edildiğini ispatlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar ermek gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile; itirazının asıl alacak yönünden iptaline, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan ...... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmediğini, HMK'nın 202. maddesi gereği taleplerinin dikkate alınmadığını, zira....... tarihli faturadaki malzemeyi teslim alan . .... isim ve imzasına ilişkin belgenin delil başlangıcı mahiyetinde olduğunu, davacı şirket ve dava dışı .......... arasındaki ticari ilişki araştırılmaksızın karar verildiğini belirterek eksik inceleme nedeniyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, ticari satım sözleşmesi kapsamında avans olarak verilen bedelin, mal teslimi yapılmaması nedeniyle iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacı yan davalıya verilen avans bedeli kadar kendisine mal teslim edilmediğini, davalı yan ise davacının talimatı üzerime söz konusu emtiaların dava dışı . ....... teslim edildiğini, nitekim davacının yaptığı ..... tarihli ......... TL bedelli havaleye istinaden, düzenlenen ........ tarihli düzenledikleri faturada da . ...... teslim alan imzasının olduğunu, davacı ile dava dışı .......... arasında kızgın yağ kazanı satım ilişkisi olduğunu savunmuştur.
HMK'nın 222/1 maddesi gereğince; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilecektir.
Davalı yan davacı ile dava dışı üçüncü şahıs arasındaki kızgın yağ kazanı satım ilişkisi kapsamında söz konusu malın davacının talebiyle üçüncü kişiye teslim edildiğini, avans bedelinin ........... tarihli ve davacı adına üçüncü şahsa teslim edilen fatura içeriğindeki mala ilişki olduğunu savunduğuna göre, taraf defterlerinin SMM bilirkişisi marifetiyle (gerektiğinde HMK'nın 278/IV maddesi gereğince yerinde inceleme yetkisi de tanınarak) incelettirilip,........tarihli ve . ..... imzalı faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı yönünde rapor aldırılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi,
kararın HMK'nın 353/1-a.(6) maddesi gereğince kaldırılmasını gerektirmiştir.
Kabule göre de; kısa kararda davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmesine karşın, gerekçeli kararın gerekçe kısmındaki sondan bir önceki paragrafta davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.
HMK'nın 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. 294. maddenin 3. fıkrasında hükmün tefhiminin her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağı, 4. fıkrasında ise zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edilebileceği sevk edilmiş, ancak bu son halde 298. maddenin 2. fıkrası gereğince gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı da belirtilmiştir.
Anayasa’nın 141. maddesinde öngörülen yargılamanın açıklığı ve kararların gerekçeli olması ilkesinin bir sonucu olarak düzenlenen HMK’nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı düzenlenmiş olup, ikinci fıkrası, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” şeklindedir. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri İstinaf ve .......... uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören ........... maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK’nın 297. maddesi işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle ve kısa karar ile gerekçeli karar arasında tereddüte yol açacak çelişkiler taşımaması ile mümkündür..........
Yine ..... gün ve....... Karar sayılı . ...... ..... kararında hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek olanaklı değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, ........ da bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz (veya istinaf) sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş yukarıda belirtilen ilke ve açıklamalar ışığında dosya kapsamı dikkate alınarak usulün aradığı niteliklere haiz gerekçeli karar oluşturulmasıdır.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/260, K. 2024/819, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama