KÜNYE
T.C. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Üye ... (...)
- Esas No
- 2024/1577
- Karar No
- 2025/72
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
- Dosya no
- ..
- Karar no
- .
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ....
- Davacı
- ... - ...
- Vekiller i
- Av. ... & Av. ...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satım İlişkisinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- ....
- Yazım tarihi
- .
Karar Metni
1.437 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davalı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili, davalı aleyhine ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının süresinde borca ve takibe itiraz ettiğini, itiraz neticesine takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, borçluya kesilen faturalara istinaden mal teslimi gerçekleştiği halde ödeme yapılmadığı belirterek vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına, asgari.. icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, tarafların kardeş olduklarını ve yaklaşık .. yıldır birlikte gayri resmi olarak adi ortaklık ilişkisi kapsamında olarak gıda toptan işi ile iştigal ettiklerini, gayri resmi olan bu ilişkiye göre tüm resmi işlemlerin alacaklının adına yapıldığını fakat dışarıdaki işlerle görünürde müvekkili ... ilgilendiğini, bu hususun davacı tarafında da ikrar edildiğini, müvekkili . . ..
Esas nolu dosyasında malen sorumlu davacı alacaklının duruşma zaptında müvekkilimin resmi olmayan ortağı olduğunu açıkça kabul ettiğini, davacının bu beyanı .. tarihinde yani düzenlenen fatura tarihlerinden yaklaşık...y sonra verdiğini, ayrıca Nusaybin Noterliğince müvekkili .. para çekme, para yatırma, çek düzenleme vs gibi yetkiler verildiğini, işbu yetki belgesine istinaden müvekkilinin davacı adına resmi işlemler yaptığını, hatta bu yetkilere dayalı . . . . . çok sayıda çek de düzenlediğini,
kısaca davacının ceza yargılamasında verdiği ifadeden ve .. düzenlenen yetkiden anlaşılacağı üzere tarafların gayri resmi adi ortaklık ilişkisi içerisinde olduğunun aşikar olduğunu, hayatın olağan akışına göre de hiçbir ortak hiçbir ortağa, ortak olduğu süre zarfında mal alıp mal satımına ilişkin satış sözleşmesi kurmayacağını, zira adi ortaklık yapısının buna uygun düşmediğini, ayrıca takibe konu üç adet faturanın kapalı fatura niteliğinde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
DAİREMİZ KALDIRMA KARARI
Dairemizin.... tarihli kararıyla; mahkemece uyuşmazlığın niteliği itibariyle adi ortaklık ilişkisinden kaynaklandığı,....tarihli yazı cevabında davalı ...'in .... tarihinde ticari terk ettiği ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığı,
öte yandan adi ortaklıktan kaynaklanan davaların da .... düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gerekçeleriyle görevli mahkeme... olduğundan bahisle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi ile .. mahkemesine görevsizlik kararı verilmişse de, faturaların tanzim edildiği ve takibin başlatıldığı .. yılı itibariyle bir başka söyleyişle alacağın doğduğu veya muaccel oldukları tarihler itibariyle davalının ticaret ile iştigal ettiği sabit olup davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,
olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmekle esas hakkında yargılama yapılmak üzere dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalının adi ortaklık ilişkisinin varlığını ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında ise bunun ispatlanamadığı, davacının... tarihli talimat duruşmasına katılarak yemini eda ederek davalı ile ortaklık ilişkisinin olmadığını, sadece kardeş oldukları için arada birbirlerine yardım ettiklerini beyan ettiği, taraflar arasındaki faturanın bir alım satış ilişkisinden kaynaklı alacak olduğu, kaldırma öncesi alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı tarafın ticari defterlerini hiç ibraz etmediği ve davalı tarafça davacının ticari defterlerindeki hususların aksini ispata elverişli senet veya kesin delil de sunamadığı,
bu itibarla davacı yanın ticari defterlerindeki kaydın delil niteliğinde sayılacağı, bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacının ..... alacaklı kaydının olduğu ve davalıdan toplamda.....TL alacaklı olduğu, davacının alacağını münhasıran kendi ticari defter kayıtları ile ispat ettiği ve davalının ticari defter kayıtlarının aksini ispata elverişli herhangi bir delil sunamadığı, alacağın sabit olduğu ancak takip öncesi temerrüt olgusunun gerçekleşmediği gerekçeleriyle; davanın kısmen kabulü ile;....
Esas sayılı takibe davalının yaptığı itirazının asıl alacak miktarı....... asıl alacaklar) bakımından iptali ile takibin devamına, fazlaya dair istemin reddine, hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan.... TL üzerinden ..nispetinde hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, davacının.......Tal. sayılı alınan ifadesi uyarınca müvekkil ile birlikte .. de . yıldır toptancılık işi ile uğraştıklarını ve resmi işlerin davacı adına olduğu dışarıdaki işlerle ise müvekkilin ilgilendiğini ikrar edildiğini, ayrıca fatura tarihlerine baktığımız da .. tarihin ocak ayında kesildiği ancak davacının .. tarihinden yani faturalar kesildikten sonraki bir tarihte müvekkil ile ortaklaşa toptancılık işini yaptığını beyan ettiğini, ceza davasındaki (mahkemesindeki) ikrarın hukuk davasında geçerli olup, davalının savunmasına konu vakıaların mahkeme önünde ikrar edildiği anlamına geldiğini,
ayrıca fatura tarihlerine bakıldığında .. yılı ayında kesildiği, ancak davacının...tarihinden yani faturalar kesildikten sonraki bir tarihte müvekkil ile ortaklaşa toptancılık işini yaptığını beyan ettiğini belirtmiş olup, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle; ticari satıma konu fatura bedellerinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın İİK'nın 67/1 maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.
Davacı ticari satım ilişkisi kapsamında teslim edilen mallar nedeniyle düzenlenen fatura bedellerinden davalı borçlunun sorumlu olduğunu, davalı ise faturaların adi ortaklık ilişkisi kapsamında tasfiye maksadıyla düzenlendiğini, gerçek bir satım ve teslim sürecinin olmadığını, kaldı ki faturaların kapalı fatura olduğunu savunmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde adi ortaklık ilişkisi ispat edilemediği belirtilerek takibe konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğundan davalıya yapılan ihtara rağmen defterlerini sunmadığından alacağın sabit olduğu gerekçeleriyle asıl alacak bedelleri açısından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Adi ortaklık ilişkisinin varlığı açısından, davalı her ne kadar davacının ceza yargılamasındaki ifadesini delil olarak göstermişse de, ilgili beyan etraflıca incelendiğinde fatura konusu emtia ve mallarla ilintilendirilemediği gibi ifadede açık bir şekilde davacının ....ilinde farklı kişilerden fatura karşılığında toz şeker satın aldıklarını belirttiği, oysaki fatura konusu edimlerin başka gıdalara ilişkin olduğu, hal böyleyken de fatura konusu işlemlerle doğrudan bağlantı kurulamadığı, işbu davacı beyanlarının faturaların adi ortaklığın tasfiyesi için düzenlendiğinin ispatına yeterli olmadığı kanaatine varılarak, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde görülmüştür.
Ancak takibe dayanak faturaların incelenmesinde, faturayı tanzim eden davacı satıcının sol alt tarafında kaşe ve imzasının bulunduğu görülmektedir. Nitekim davalı da süresinde sunduğu cevap layihasında işbu faturaların kapalı fatura olduğunu savunmuştur. Mahkemece gerekçeli kararda kapalı fatura iddiası hususunda herhangi bir tartışmaya yer verilmemiştir. Oysa davacı defterlerinde kayıtlı olan faturalar davacının bizzat kaşe ve imzası ile kapatılmış olup, kaşe ve imzaya davacı alacaklı tarafından karşı çıkılmamıştır......Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere davacının altta imzasının bulunması yeterli olup davacı tarafından da imzaların kendisine ait olmadığı ileri sürülmemiştir.
TTK'da ya da VUK'da kapalı fatura kavramının tanımı yoktur. Bu kavram ticari örf ve âdet hukukundan doğmuştur.
Fatura tanzim edildikten sonra, faturadaki rakamların altının iki çizgi ile kapatılıp fatura tanzim eden tarafından imzalanması, o faturanın bedelinin ödendiği anlamına gelir...... teamül kararı ile açık-kapalı fatura uygulamasının bir örf adet hukuk kuralı haline gelmesini sağlamıştır. .. sayılı ... maddesinde, Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkimin, örf ve âdet hukukuna göre karar verebileceği ifade edilmiştir.
TTK'nın 2. maddesinde de, bu düzenlemeye paralel olarak, Kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe teamülün mahkemenin yargısına esas olamayacağı düzenlenmiştir.
Bu durumda, davaya dayanak yapılan faturaların altta imza ve kaşelendiği, böylece kapalı fatura niteliğinde olduğu, ticari örf âdet gereği kapalı faturanın bedeli ödenmiş fatura olduğuna karine teşkil edeceği, bu durumun aksini ispat etme yükümlülüğünün ise davacı alacaklı üzerinde olduğu, ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, dava konusu faturaların bedelsiz olduğu, hal böyleyken davalının fatura bedelini ödediğini ayrıca ispatla yükümlü olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak kapalı fatura borcun ödendiğine karine teşkil edeceğinden aksini iddia eden davacı alacaklının iddiasını yazılı delillerle ispatla yükümlü olacağı, ancak somut olayda, davacı fatura bedellerinin ödenmediği yönündeki iddiasını yazılı delille ispat edemediği gibi dava dilekçesinde açık bir şekilde yemine de dayanmamıştır. Hal böyleyken davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü yoluna gidilmesi yerinde görülmemişse de, hukuki değerlendirme hatası yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1577, K. 2025/72, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama