KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
- Dosya no
- 2021/1309
- Karar no
- 2024/104
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/03/2021
- Numarası
- 2017/482 Esas 2021/324 Karar
- Dava
- Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 18/01/2021
Karar Metni
1.208 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin tekstil satışı ve pazarlama işi ile uğraştığını, müvekkili şirkete ait Bayrampaşa Şubesindeki satış mağazasını 07.10.2015 tarihinde arayan bir şahsın ürün siparişinde bulunduğunu, dava dışı üçüncü kişinin telefonlarına satış temsilcisi ... isimli çalışanın cevap verdiğini, ürün siparişini aldığını, arayan kişinin ertesi gün 08.10.2015 tarihinde ürünleri teslim almak istediğini bildirdiğini, siparişin hazırlanmasından sonra müvekkili şirket çalışanı tarafından siparişi veren şahsın aranarak ürünlerini teslim alması ve ödemeyi yapması için iş yerine davet edildiğini,
bu kişinin 09.10.2015 tarihinde iş yerine gelemeyeceğini, ödemeyi mail order sistemi ile yapacağını bildirmesi üzerine, 09.10.2015 tarihinde telefonda kart numaralarını okuyarak iki adet mail order işlemi yapıldığını ve 13.418-TL ödendiğini, şüpheli kişinin 12.10.2015 tarihinde müvekkili çalışanı ...’ı telefonla arayarak,
o gün gelemeyeceğini, nakliyeci gönderip ürünleri aldıracağını bildirmesi üzerine 12.10.2015 tarihinde saat 14:17 civarında davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı kamyonet ile ... no’lu telefonu kullanan diğer davalı şoför ...i'nin ürünleri teslim aldığını, irsaliyeyi imzaladığını, malların ilgili kişinin görevlendirdiği nakliye firmasına teslim edilmesinden sonra müvekkiline mail-order sistemi ile yapılan ödemelerin iptal edildiğini, müvekkilinin malları nakliye firmasına teslim etmesine rağmen ödemelerini alamadığını, yaşanan bu olay üzerine müvekkili malları teslim alan davalı şoföre ulaştığını,
davalının malları müvekkilden teslim aldıktan sonra ilgili kişinin kendisini aradığını ve müvekkilden alınan malları fatura ve irsaliyelerdeki sevk adresine değil, başkaca bir adrese teslim ettiğini beyan ettiğini, yaşanan olaylar üzerine müvekkilinin dolandırıldığını anlayarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, davalı şirketin araç sahibi olup, araç işleten sıfatı ile kendisine ait araçla ve şoförle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek 13.418-TL'nin olay tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; müvekkili şirketin eşya ve yük taşımacılığı yaptığını, diğer müvekkili ...'ın bu firmada şoför olarak çalıştığını, müvekkili ...'ın kendisini telefonla arayan bir müşteri ile davacı şirkette bulunan 20 top kumaşın bir başka adrese götürülmesi hususunda anlaştıklarını, davacı şirkete giderek yükü teslim alıp, belirtilen adrese teslim ederek ücretini aldığını, davacı şirketin 20 top kumaşın ücretini tahsil edememiş olmasını müvekkilinin söz konusu ürünleri irsaliyede yazan adresten farklı bir adrese teslim etmiş olmasına bağlayarak zararının tazmini amacıyla işbu davayı açtığını, davacının basiretli davranmadığını,
tanımadığı birisine, hiçbir araştırma yapmaksızın, alıcı firma ile alakasız iki farklı kredi kartından mail order yolu ile ürün sattığını, bu işlemlerin ödeme kabul edilemeyeceğini ve iptalinin mümkün olmasının da davacı şirket ve çalışanlarının basiretsizliğini açıkça gösterdiğini, müvekkilinin ürünleri teslim aldıktan sonra müşterisinin müvekkilini telefonla arayarak ürünleri bir başka adrese getirmesini talep ettiğini, müvekkilinin bu talimata uymak zorunda kaldığını, müvekkilinin müşterisinden aldığı talimatı yerine getirmekle yükümlü olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; ziyaın taşıma sırasında meydana geldiği, davalının TTK'nın 875. maddesi gereğince somut olayda meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğu, davacının uğradığı zararın davalının pervazsızca davranışından kaynaklanması nedeniyle davalı şirketin TTK'nın 882. maddesindeki sorumluluk sınırlamasından faydalanamayacağı ve davalının davacıda meydana gelen gerçek zarar ile sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 13.418-TL'nin dava tarihi olan 25/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili; taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunmadığını, mahkemece taraflar arasında taşıma sözleşmesi varmış gibi TTK'nın 875. maddesi gereğince davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkillerinin almış olduğu talimat kapsamında eşyaları taşıdığını ve teslim ettiğini, bu nedenle haksız fiilin de söz konusu olmadığını, ürünlerin başka adrese teslimi ile zararın oluşmasında herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığını, söz konusu ürün bedellerinin tahsil edilememesine davacının usulüne uygun olmayan işlem ve eylemlerinin sebep olduğunu, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı vekili, müvekkiline telefonla sipariş verilen ve bedeli mail order yöntemi ile ödenen kumaşların yine alıcının talimatı doğrultusunda davalı şirkete ait ve diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki araca yüklendiğini, sonrasında ise mail order ödemesinin iptal edildiğini, müvekkilinin malları teslim etmesine rağmen bedelini alamadığını, davalı taşıyıcı ve şoförün, ürünleri sevk irsaliyesindeki adrese teslim etmiş olması halinde zararın meydana gelmeyeceğini, zarardan davalıların sorumlu olduğunu belirterek zararının tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili ise müvekkilinin davacı firmada bulunan 20 top kumaşı teslim aldıktan sonra müşterisinin talimatı doğrultusunda kumaşları kendisinden istenen yerde teslim ettiğini, davacının zararı ile müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu, davalının pervasız davranışı nedeniyle davacının zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
07/10/2015 tarihinde davacıyı arayan kimliği belirsiz kişinin davacıya kumaş siparişi verdiği, davacının ürünleri 09/10/2015 tarihinde hazır ettiği, siparişi veren kimliği belirsiz alıcı tarafından aynı tarihte davacının çalışanına kredi kartı bilgileri verilmek suretiyle 8.000-TL ve 5.418-TL tutarlı mail order ödemesi yapıldığı, kimliği belirsiz alıcı tarafından 12/10/2015 tarihinde ürünleri teslim almak üzere davalı taşıyıcının davacının iş yerine yönlendirildiği, ürünlerin nakliye için davalı tarafa teslim edildiği,
ancak ürünlerin nakliye için teslim edilmesinden sonra mail order sistemi ile yapılan ödemelerin iptal edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle; sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeler sonuçlarını kural olarak tarafları üzerinde doğurur. Somut olayda bahsi geçen ürünlerin taşınması için davalılar, dava dışı alıcı tarafından görevlendirilmiş olup, taşıma sözleşmesi dava dışı alıcı ile davalı taşıyıcı arasında gerçekleşmiştir.
Buna göre davalı şirket taşıyıcı, diğer davalı ... taşıyıcının yardımcı şahsı, dava dışı alıcı ise taşıtan sıfatına sahip olup, davacı bu taşıma ilişkisinde yer almamaktadır. Bu durumda davalıların davacıya karşı taşıma sözleşmesinden kaynaklanan bir sorumluluğu bulunmadığından olayda uygulama yeri bulunmayan TTK'nın taşıma hükümlerine göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan davacı tarafça 2918 S.lı Kanun'da düzenlenen işletenin sorumluluğuna dayanılmış ise de 2918 sayılı KTK'nun 87/2. maddesinde, araçta taşınan eşyanın uğradığı zararlardan dolayı işletenin sorumluluğunun genel hükümlere tabi olduğu düzenlenmiştir.
Davalıların davacıya karşı sorumluluğunun ancak haksız fiil hükümleri çerçevesinde tartışılması mümkün ise de davalıların, olayın asıl faili konumundaki kişilerin eylemine iştirak ettiklerine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi davalıların davacıya ait ürünlerin nakliyesini kötüniyetli kişilerin bu niyetleri bilerek gerçekleştirdiklerine dair bir iddia da ileri sürülmemiştir.
Bu durumda taşıtanın talimatına uygun hareket etmek zorunda olan davalıların, ürünleri sevk irsaliyesinde belirtilen adresten başka bir adreste teslim etmeleri, davalıların davacıya karşı sorumlu olduğunu kabule tek başına yeterli olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; taşıma sözleşmesi nedeniyle davalı taşıyıcıya ve şoförüne başvuru imkanı bulunmadığı, davalıların haksız fiil nedeniyle sorumlu tutulamayacakları, üçüncü şahısların suç teşkil eden eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığı belirlenmekle istinaf nedeni yerinde görülen davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/1309, K. 2024/104, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama