KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi İncelenen Kararın Mahkemesi İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/1337
- Karar no
- 2024/957
- Tarihi
- 25/09/2017
- Numarası
- 2014/90 Esas - 2017/693 Karar
Karar Metni
1.157 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
DAVA Menfi Tespit (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacılar vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinin 25/11/2013 tarihli fesih sözleşmesi ile feshedildiğini, davalının uhdesindeki 15.000-TL bedelli teminat mektubunun tazmin edildiğini, davalının elinde 7 adet toplam 43.778-TL teminat senedi ile ... Bankası Kaman Şubesi'nin boş çek yaprağı ile taşınmaz ipoteği olduğunu, müvekkillerinin davalıya borcu olmamasına rağmen davalının çek, senet ve ipoteğe istinaden icra takibi yapabileceğini ileri sürerek, müvekkillerinin davalıya 88.000-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının 25/11/2013 tarihli fesih protokolüne dayandığını ancak bu protokolün davacı şirketin ibrasını içermediğini, protokolde davacının borçlarının en geç 30 gün içinde ödeneceği, bu süre içinde ödenmediği takdirde tüm borçların muaccel hale geleceğinin kararlaştırıldığını, protokolde borcun 75.048-TL olarak kabul edildiğini, yine protokolde gösterilen 7,8,9,10,11 ve 12 nolu senetlerin müvekkiline ödenmediğini ve ödenmeyen bu senetlere istinaden vade farkı tahakkuk edildiğini, vade farkının (işlemiş avans faizinin) cevap dilekçesi tarihi olan 14/05/2014 itibariyle 11.786,15-TL'ye ulaştığını ve davacının ayrıca 19.194,80-TL tutarında borcunun bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacı şirket ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinden dolayı davacının borcunun tasfiyesi amacıyla düzenlenen 18/12/2010 tarihli borç taahhütnamesi ile davacı şirket ve davacı kefil ... tarafından, davacının vadesi geçmiş 66.605-TL bedelli borçlarının ve aylık %1 vade farkı ile 75.048-TL bedelli 12 adet bonoyla ödenmesinin taahhüt edildiği, davacı, davalı ve dava dışı ...
A.Ş. arasında imzalanan 25/11/2013 tarihli Fesih Protokolü ile anlaşmaların sona erme tarihi itibariyle aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanan tüm borçlarının muaccel olacağının kararlaştırıldığı; dava tarihi itibariyle davalının alacağının 18.522,20-TL cari hesap bakiyesi ile 37.524,-TL ödenmeyen senet bedelleri olmak üzere toplam 56.046,20-TL olduğu, davacının senetlerin davalı defterine kayıt tarihi ile ilgili beyanının, senet asılları davalı tarafından dosyaya sunulması nedeniyle, borç ödeme taahhütnamesi kapsamında verilen senet bedellerinin ödendiğine dair belge sunulmadığı;
davacı şirket borç bakiyesine ödenmeyen senet bedelleri 37.524-TL'nin ilavesi gerektiği.
Borç Taahhütnamesi ile 66.605-TL tutarındaki vadesi geçen karşılıksız çek borcuna karşılık, aylık %1 oranına göre vade farkının hesaplanarak 75.048-TL bedelli senetler alındığından, davalı şirketin vade farkı ile ilgili talebinin yerinde olmadığı; davacı ...'ın, 18/12/2010 tarihli Borç Taahhütnamesiyle davacı şirketin borcuna kefil olduğu ve senetleri imzaladığı, davacı ...'ın ise davacı şirketin borçlarına karşılık taşınmazı üzerinde ipotekler verdiği; diğer davacı ...'ın gerek sözleşme gerekse borç tasfiye protokolüne taraf olmadığı,
sadece davacı ... adına vekaleten ipotek veren olarak hareket ettiğinden aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar ... Ltd. Şti, ... ve ...'ın davalıya dava tarihi itibariyle 56.046,20-TL borçlu olduğunun ve bakiyesi 31.953,80-TL borçlu olmadığının tespitine; davacı ...'ın davasının husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1- Davacılar vekili,dava tarihi itibariyle müvekkillerinin davalıya borcunun belirlenmesi gerekirken bilirkişinin ek raporda dava tarihinden sonraki sonraki dönemi dikkate aldığını.
15.000-TL bedelli teminat mektubunun davadan önce 10/02/2014 tarihinde tazmin edildiğini ancak bu tutarın hiç dikkate alınmadığını belirterek, kararın reddedilen kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2- Davalı vekili, borç taahhütnamesi kapsamında verilen senetlerden 6 adedinin ödenmediğini, vade farkı alacağının dikkate alınmadığını, bu kabul edilmese bile avans faizi uygulanarak hesap yapılması gerektiğini; temerrüt tarihi hatalı belirlendiğinden alacağın eksik hesaplandığını ve 10/05/2017 tarihli bilirkişi raporunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek,
kararın kabul edilen kısmının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında davacıların davalı ... şirketine borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.Davacı şirket ile davalı arasında 18/09/2010 tarihli "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmenin 25/11/2013 tarihli fesih protokolü ile son bulduğu, protokol madde 1.1'de davacı bayiin tüm borçlarının en geç fesih tarihini müteakip 30 gün içinde davalı ...'e (ve dava dışı ...'a) ödeyeceğinin kararlaştırıldığı;
davacı ...'ın davacı şirketle davalı şirket arasında sözleşmeden doğacak borçlar için müteselsil kefil olarak bir adet taşınmazını 20/01/2006 tarihinde 100.000-TL bedelle,davacı ...'ın da 22/08/2008 tarihinde 50.000-TL bedelle taşınmazını davalıya ipotek olarak verdiği.
18/12/2010 tarihli "Borç Taahhütnamesi" başlıklı belgenin davacı şirketçe imzalandığı, davacı ...'in de belgeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, şirketin davalıya olan vadesi geçmiş 66.605-TL borcunu ve aylık %1 vade farkı ile birlikte 01/06/2011-01/05/2012 tarihleri arasında her aya tekabül edecek şekilde keşide edilen toplam tutarı (12x6.254-TL=)75.048-TL olan 12 adet bonoyla ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Davalı vekili 18/12/2016 tarihli dilekçesiyle, cevap dilekçesinde belirttiği 12 adet senetten 6 adedin aslını mahkeme kasasında saklanmak üzere sunmuştur. Söz konusu senetlerde lehtarın davalı ... ... A.Ş., keşideci borçlunun davacı şirket, davacı ...'in de aval olduğu, her bir senedin değerinin 6.254-TL olduğu ve sırasıyla ödeme tarihlerinin 01/12/2011, 01/01/2012, 01/02/2012, 01/03/2012, 01/04/2012 ve 01/05/2012 olduğu görülmüştür.
Senet asılları davalın elinde olduğundan ve davacı taraf da söz konusu senetlerdeki borcu ödediğini ispat edemediğinden, toplam 6 adet senet bedeli olan 37.524-TL'nin davalıya ödenmediği kabul edilerek ,davacı şirketin cari borcuna ilavesi ile istinafa konu kararda kalan borcun 56.046,20-TL olduğu belirlendiğinden bu miktar için davanın reddine karar verilmiştir.Taraf vekillerinin kararı istinaf etmesinden sonra istinaf incelemesi aşamasında, 07/06/2023 tarihinde UYAP üzerinden Kaman AHM aracılığıyla dosyaya 22/03/2023 tarihli Arabuluculuk Anlaşma Belgesi'nin sunulmuştur.Söz konusu belgeye göre başvurucunun davalı ... ...
A.Ş., karşı tarafın davacı şirket ve davacı ...'ın olduğu, karşı tarafın başvurucuya 149.500-TL'yi 3 taksit halinde (23/05/2023-31/08/2023-31/12/2023) ödeyeceği, yine eldeki dava kapsamında oluşmuş vekalet ücretlerinin tarafların avukatlarının banka hesaplarına ödeneceği, başvurucuda bulunan çek ve senetlerin iade edileceği, ipoteklerin ve intifa hakkının kaldırılacağı, karşı tarafın 03/05/2023 tarihine kadar davadan feragat ettiğini belirten dilekçesini dosyaya sunacağı,
belirtilen sürede ve eksiksiz olarak ödenmesi şartıyla tarafların anlaşma belgesinin imzalanması tarihi itibariyle birbirlerinden her hangi bir hak ve alacağı kalmadığının kabul edildiği belirtilmiş, belgenin e-imza ile imzalandığı, ayrıca işbu davanın davacıları tarafından fiziken imzalandığı görülmüştür. Söz konusu belgeye göre davacı taraf, davalıya 146.500-TL borcu olduğunu kabul etmektedir.
İncelemeye konu davada ise davacı taraf, davalıya 88.000-TL borçlu bulunmadığının tespitini istemiştir.
Buna göre davacılar, davaya konu ettikleri daha fazla miktarda davalıya borçlu olduklarını kabul ettiklerinden, davanın istinaf aşamasında konusuz kaldığı anlaşılmış ve konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların anlaşma tutanağı ile dava konusu tutardan daha fazla bir miktarı alacaklı davalıya ödeme taahhüdünde bulunduklarından davanın açılmasında davacıların haklı olmadıklarının kabulü gerektiğinden, HMK 331 maddesi gereği yargı giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
13/06/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/1337, K. 2024/957, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama