İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1398 K.2024/432

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2021/1398Karar2024/432Tarih21 Mart 2024Okuma10 dk · 1.935 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Mahkemesi

Karar tarihi
21 Mart 2024
Dosya no
2021/1398
Karar no
2024/432
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET
Tarihi
30/03/2021
Numarası
2018/1499 Esas - 2021/402 Karar
Dava
İtirazın İptali
İstinaf karar tarihi
21/03/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.935 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe, davalı tarafça haksız itiraz edildiğini, davacı ile davalı arasındaki mal alım satım ilişkisinde ileride mal alabilmek için müvekkilince davalıya teminat amacıyla her biri 30.000-TL bedelli 25.05.2018, 25.06.2018, 25.07.2018 ve 25.08.2018 tarihli sıralı çekler verildiğini, fakat davalı tarafından sağlanan ürünlerin müvekkiline vaat edilen niteliklerde olmaması nedeniyle zarara uğrayan müvekkilinin davalı ile çalışmama kararı aldığını, müvekkilince bu durumun ve çeklerin iadesinin davalıya ihtar edildiğini,

ancak davalı tarafından çekler iade edilmediği gibi çeklerin ticari ilişki dışındaki ... Marka firması tarafından çeklerin cezai şart alacağı olarak tahsil edileceğinin bildirildiğini, bu nedenle davalı hakkında takip başlatıldığını belirterek, davalının takibe itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı ile dava dışı ... arasında 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, 2012 yılında sözleşmedeki tüm şartlar aynı kalmak koşuluyla değirmen markasının kullanıma ilişkin şartlarda değişikliğe gidilerek davacıya bildirildiğini, buna göre değirmen markasının marka kullanım hakları ile bayilik haklarının ...

Marka firmasına devredildiğini, yine devir anlaşması gereğince 01.12.2012 tarihi itibariyle üretim ve tedarik işlerinin müvekkili ... firmasına devredildiğini, akabinde 01.01.2018 tarihli müvekkili, ... Gıda ve ...

Marka arasında akdedilen anlaşma gereği değirmen markasının ürün tedarik, reklam, ciro bedellerinin tahsili ve bayilik sözleşmesinden doğan hakların sahibinin müvekkili olduğunu, bu hususun davacı da dahil tüm bayilere bildirildiğini, bayilik ilişkisinin 2018 yılı nisan ayında davalı tarafından ihlal edilerek işletmede tabelanın indirildiğini, marka görselleri kaldırılarak ürün alımının durdurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeye aykırı davranışlara son verilmesi ihtarına rağmen davacının sözleşmeyi tek taraflı ve keyfi olarak feshettiğini,

bunun üzerine müvekkilince davalıya cari hesap borçları ile reklam ve ciro paylarının ödenmesinin ihtar edildiğini, davacının ödeme yapmaması üzerine de borçlarına mahsuben çeklerin tahsil edildiğini, davacının sözleşme gereği ödemesi gereken ciro payı ile reklam bedelini ödemediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle çeklerin sözleşmenin 7.2.3 maddesi gereğince davacının cezai şart borcuna mahsup edildiğini, bu madde hükmüne göre davacının 50.000-Euro cezai şart ödemesi gerektiğini, davacının dava konusu ettiği 97.350-TL'nin de buna mahsup edildiğini, davacının halen müvekkiline borçlu olduğunu belirterek,

davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının, mal alımı için teminat olarak çek keşide ettiğini ve davalı ile arasında bayilik sözleşmesi bulunmadığını iddia ettiği, davalının ise keşide edilen çeklerin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden tahsil edildiğini, bayilik sözleşmesi uyarınca davacı şirketten alacağı bulunduğunu savunduğu, bu nedenle ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davacı ile dava dışı ...

Gıda arasında 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesi kurulduğu, 01.01.2012 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesi yönünden ... Gıda'nın hak sahibi, ürün tedarik hizmetlerinden kaynaklanan alacak yönünden ise davalı şirketin hak sahibi olduğu, 01.01.2018 tarihli sözleşmeye göre ...

Gıda'ya ait olan bayilik sözleşme ve haklarının davalı ... şirketine devredildiği, davalının bayilik sözleşmesinden kaynaklanan tüm hakların sahibi olduğunun anlaşıldığı, bir sözleşmenin taraflarından birinin kendi başına bir üçüncü kişi ile devir konusunda yapacağı anlaşmanın diğer taraf için geçersiz olduğu, sözleşmenin devrinin mutlaka devir eden, devir alan ve sözleşmede kalan arasında aynı anda akdedilmesinin gerekmediği, TBK'nın 205/2 maddesi uyarınca sözleşmede kalan tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşmanın da sözleşmenin devri hükümlerine tabi olduğu,

somut olayda davalıya verilen kesin süreye rağmen davacıya devre ilişkin bildirim yapıldığı ve davacının devre izin verdiğinin ispat edilemediği, bu itibarla 01.01.2018 tarihli sözleşmenin davacı yönünden sonuç doğurmayacağı, dava dışı şirket ile davacı arasındaki sözleşmeden ve yenilik doğuran haklardan kaynaklanan alacak haklarının davalı tarafından ileri sürülemeyeceği, dava konusu çeklerin davalı tarafından alacak hakkına mahsuben tahsil edildiği yönündeki savunmaya iştirak edilmediği,

tarafların ticari defter ve kayıtları birbiri ile uyumlu olup, davalının 97.350,43-TL cari hesap alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının 97.350,43-TL alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; bayilik sözleşmesi ve haklarının 01.01.2018 tarihinden itibaren müvekkili şirkete devredildiğini, davacının da uzun yıllardır marka hakkının devri nedeniyle tüm bayilik ilişkisini müvekkili ile sürdürerek marka devrine zımnen muvafakat ettiğini, dolayısıyla bayilik sözleşmesinden ve marka haklarının devrinden müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, dosya kapsamı ile de sabit olduğu üzere bayilik sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak tek taraflı feshedildiğini, bunun üzerine davacıya cari hesap borçları, ciro ve reklam payları ile cezai şart borçlarının ödenmesinin,

taleplerinin karşılanmaması halinde müvekkiline verilmiş olan bir kısım çeklerin bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle söz konusu haklara, tazminatlarına mahsuben tahsil edileceğinin davacıya ihtar edildiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle dava konusu çeklerin cezai şart alacağına mahsup edildiğini, davacının halen ödemesi gereken cezai şart borcunun bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin 7.2.3 maddesi uyarınca sözleşmenin herhangi bir nedenle haksız feshedilmesi durumunda feshedenin 50.000-Euro tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu,

davacının da ikrar ettiği üzere bayilik sözleşmesinin davacı tarafça haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, feshin müvekkiline bir bildirim dahi yapılmadan markaya ilişkin tüm tabela, görsel, tanıtıcı ekipmanların işletmeden sökülmesi,

ürün alımlarının durdurulması şeklinde gerçekleştiğini, bu haliyle davacının sözleşmenin 7.2.3 maddesi uyarınca 50.000-Euro cezai şart ödemesi gerekmekte olup, dava konusu edilen 97.350-TL'nin de işbu cezai şarta mahsup edildiğini, halen bu hususta davacının müvekkiline borçlu durumda olduğunu, dava konusu edilen çeklerin davacının sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle cezai şart ile ciro ve reklam payı alacaklarına mahsup edildiğini, ancak çek bedelleri cezai şart tazminatını karşılamadığından ciro ve reklam bedelleri yönünden bir mahsup yapılmadığını,

ancak mahkemece bu hususta müvekkilinin mahsup edebileceği ciro ve reklam payı alacakları yönünden bir inceleme yapılmadığını ve bu nedenle eksik inceleme ile karar verildiğini, ayrıca uyuşmazlığın çözümünün bayilik sözleşmeleri konusunda uzman sektör bilirkişi ile sözleşmeler konusunda uzman bir bilirkişiden oluşacak heyet tarafından yapılacak inceleme ile mümkün olacağını, bu nedenle mahkemece sadece mali bilirkişi incelemesi ile yetinilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesi kapsamına davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiği iddia edilen çeklerin davalı tarafından tahsili nedeniyle, çek bedellerinin tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı tarafça, bayilik sözleşmesi kapsamında 28.03.2018 tarihli makbuzla davalıya teminat olarak bir kısım çeklerin verildiği, ancak ticari ilişkinin sonlandırılmasına rağmen çeklerin iade edilmediği ileri sürülerek bedellerinin tahsilinin takip ve dava konusu edildiği, davalının bayilik sözleşmesi devrini bildirilmediği, davalı şirket ile aralarında bayilik ilişkisi bulunmadığı ileri sürülmüştür.

Davalı tarafça ise bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların kendilerine devredildiği, davacının bayilik sözleşmesini haksız olarak feshetmesi nedeniyle çeklerin davalının cari hesap, reklam ve ciro payı borçları ile haksız fesih nedeniyle davacının ödemek zorunda olduğu 50.000-Euro cezai şart borcuna mahsubunun gerektiği, çek bedellerinin öncelikle cezai şart borcunu karşılamadığı, davacının halen borçlu durumda olduğu ileri sürülmüştür.

Somut olayda; davacı ile dava dışı ... Gıda şirketi arasında 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesinin akdedildiği, 01.01.2012 tarihinde üretim ve marka hizmetleri ayrılarak marka kullanımı ve bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların ... Marka firmasına, ürün üretim ve tedarik hizmetlerinden kaynaklanan hakların ise davalı ... firmasına devredildiği, bu durumun davacı şirkete de bildirildiği, 01.01.2018 tarihli devir sözleşmesi ile bu kez ... Gıda ve ...

Marka firmalarının bayilik sözleşmeleri ve diğer tüm haklarının davalı ... şirketine devredildiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren davalının hem ürün üretim ve tedariki, hem de marka ve bayilik sözleşmeleri bakımından tek muhatap haline geldiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 205. maddesi gereği sözleşmenin devri niteliğinde bulunan bu hususun davacı şirkete bildirildiğine veya davacı şirket tarafından muvafakat edildiğine dair herhangi bir delil sunulmamıştır.

TBK'nın 205. maddesi kapsamında, sözleşmenin devrinin sözleşmenin diğer tarafı olan davacı hakkında hüküm ifade edebilmesi için, davacının devre önceden izin vermesi ya da devir işleminden sonra muvafakat etmesi gerekmektedir. 04.04.2007 tarihli bayilik sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi, davacının devre sonradan muvafakat ettiğine dair de yazılı bir delil sunulmamıştır.

Bu durumda davacının devir işlemine zımni olarak muvafakat edip etmediğinin tespiti gerekmektedir.

Mahkemece bu kapsamda bir inceleme yapılmamış olsa da, tarafların ticari defter kayıtları, cari hesap özetleri ile davalı tarafça düzenlenen faturaların incelenmesinden; sözleşme devir tarihi olan 01.01.2018 tarihi sonrasında sözleşmeyi devralan ... firması tarafından davacıya hitaben düzenlenen ciro ve reklam payı açıklamalı 31.01.2018, 28.02.2018 ve 31.03.2018 tarihli faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Yine sözleşme devir tarihinden sonra davacının ticari ilişkiye fesih tarihine kadar devam ettiği, bu kapsamda birçok fatura konusu mal alışının bulunduğu görülmektedir. Bu durumda davacının sözleşme devrine muvafakat ettiğinin kabulü gerekmekte olup, ilk derece mahkemesinin bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların davalı tarafından ileri sürülemeyeceğine yönelik kabulü hatalıdır.

Bayilik sözleşmesi devrine davacının muvafakat ettiğinin kabulü nedeniyle, sözleşmeye bağlı hak ve alacaklar davalı tarafından davacıya karşı ileri sürülebilecektir. Bu kapsamda davalı tarafça, davacıdan sözleşmeye dayalı ciro ve reklam payı alacağı ile haksız fesihten kaynaklanan cezai şart alacağının bulunduğu, söz konusu çek bedellerinin öncelikle cezai şart alacağından mahsup edildiği ileri sürülmüştür.

Davacının ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 97.454,19-TL alacaklı, davalının ticari defter kayıtlarına göre ise davacıya 97.350,43 TL borcu bulunduğu, çeklerin davacı tarafından cari hesaba mahsuben verildiği, dolayısıyla çek bedellerinin davalının 48.467-TL tutarındaki cari hesap alacağından mahsubu sonucunda tespit edilen tutarda davalının borçlu duruma geldiği görülmektedir.

Sunulan ve borç -alacak bakımından birbiriyle uyumlu ticari defter kayıtlarında, yukarıda da açıklandığı üzere davalının ciro ve reklam payı açıklamalı faturaları da yer almaktadır.

Davalının ticari defter kayıtlarında, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olanlar dışında ciro ve reklam payı bakımından alacaklı olduğuna dair bir kayıt bulunmamakta olup, bu hususta başkaca bir delil de ileri sürülmediğinden, davalının cari hesabında kayıtlı faturalar dışında ciro ve reklam payı alacağı bulunduğu kanıtlanamamıştır. Davalının cezai şart alacağı talebi ise bayilik sözleşmesinin 7.2.3 maddesine dayanmaktadır.

Bu madde hükmünde; şirketin (Opera) yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde müşterinin (Burdem) sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, sözleşmenin feshinin geçerli neden belirtilerek ihtarname ile gerçekleştirilebileceği, taraflardan herhangi birisinin keyfi olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde 50.000-Euro tazminat ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.

Somut olayda bayilik sözleşmesinin davacı tarafından, davalının marka ve görsellerinin kaldırılması ile mal alımının durdurulması suretiyle fiilen feshedildiği sabittir. Davacı tarafça, sözleşmenin davalı tarafından sağlanan ürünlerin vaadedilen niteliklerde olmaması nedeniyle feshedildiği ileri sürülmüşse de, bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir.

Bu nedenle davacı sözleşmeyi fesihte haksız olup, davalı bakımından sözleşmenin 7.2.3 maddesi gereğince cezai şart talep hakkı doğmuştur. Cezai şart tutarı sözleşmede 50.000-Euro olarak kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından davalıya verilen çeklerin toplamı 150.000-TL'dir.

Bu tutarın davacının mevcut cari hesap borcundan mahsubu sonucunda kalan tutar 97.350,43-TL olup, davalı tarafça bu tutarın davacının cezai şart borcundan mahsup edildiği ileri sürülmüş olup, bu tutarın çeklerin tahsil tarihlerindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı 16.502,87-Euro'dur.

Davalı tarafından tahsil olunduğu ifade edilen cezai şart tutarının 16.502,87-Euro'ya tekabül ettiği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve elde edilecek menfaat de gözetildiğinde bu tutar cezai şart için yeterli görülmüş, fahiş nitelikte bulunmadığından tenkise gerek görülmemiştir.

Bu durumda davacının çeklerden kaynaklanan alacağının cezai şart borcuna mahsubu sonucunda davacının bakiye alacağı kalmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulü hatalıdır.

Ayrıca davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2021 Tarih 2018/1499 Esas 2021/402 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA. "Davanın reddine, Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak.

"Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 1.664,36-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.236,76-TL'nin isteği halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," Yatırılan 1.662,50-TL peşin istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 66,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/03/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/1398, K. 2024/432, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1398
Karar No
2024/432
Tarih
21 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1402 K.2024/662
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2021/1403 K.2024/469
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1405 K.2024/584
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1407 K.2024/447
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1408 K.2024/630
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1411 K.2024/617

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.