KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/1747
- Karar no
- 2024/206
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2020
- Numarası
- 2019/813 Esas 2020/498 Karar
- Dava
- Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı
- İstinaf karar tarihi
- 08/02/2024
Karar Metni
1.611 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı sigorta şirketinde ... sayılı poliçe ile nakliyat rizikolarına karşı sigortalı bulunan ... Paz A.Ş.'ye ait emtianın şirkete nakliyesi sırasında ...'a ait ... plakalı nakliye aracının teslimat için park halinde beklerken hırsızlık sonucu ... Paz A.Ş.'ye ait bir kısım emtianın çalındığını, bu olay nedeniyle ile davacı tarafça dava dışı sigortalı ...
PazA.Ş.'ye 9.408,49- TL tutarında ödeme yapıldığını, meydana gelen olayla ilgili olarak davalıya başvuruda bulunulmuş ise de, davalı tarafça şimdiye kadar bir ödeme yapılmadığını, davacı sigorta şirketinin, sigortalısına poliçeden kaynaklı tazminat bedelini ödemesi nedeniyle TTK'na göre sigortalısına halef olduğunu, davalının olayda sorumluluğunun olduğunu, 9.408-TL bedelin fazlaya dair ve faiz ve kusur artışından doğan dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, 03.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini istemiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, olay günü malların teslimi için dava dışı ... fabrikasına gittiğinde nakliye için kullandığı kamyonu fabrikanın önüne park ettiğini, ancak güvenlik görevlilerinin buraya park etmemesini ve D100 karayolu üzerine park edebileceğini söyleyerek oraya yönlendirdiklerini, içeride park yeri olmasına rağme içeriye alınmadığını, bunun üzerine kamyonunu D100 karayoluna park etmek zorunda kaldığını, başka bir araç şoförünün uyarısı üzerine brandadaki mührün açıldığını, aracın içine baktığında mallarda eksiklik olduğunu gördüğünü ve bunun üzerine jandarmaya haber verildiğini,
jandarmanın gelmesi üzerine kamera kayıtlarına bakıldığını ve kamera kayıtları izlendiğinde güvenlik görevlilerinin yerinde olmadığının anlaşıldığını, olayda bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; sigortalı ...
Paz A.Ş'ye ait ayakkabı emtiasının davalı ... tarafından mülkiyeti kendisine ait ... plakalı kamyon ile 19.12.2014 tarihinde nakliyesinin yapıldığı ve nakliye sonunda malın teslim edilmeden önce teslim yeri önünde meydana gelen hırsızlık olayı sonucu bir miktar emtianın üçüncü kişilerce çalındığı ve davacı sigorta şirketi tarafından çalınan eşya zararının 9.408,49-TL olarak ödendiği, zarar miktarı bilirkişi raporunda bildirilen 4.263,60-USD karşılığı olarak dava tarihi itibariyle 9.408,49-TL olarak benimsendiği, olayda davalının savunması temel olarak zarardan sorumluluğunun bulunmadığına dayandığı,
akdi taşıyıcının taşıma işini davalının SS 252 nolu Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi aracılığıyla kooperatif üyesi davalı kamyoncu-taşıyıcıya verdiği, davalının taşıma işini yaptığı sabit olmakla davalı fiilen taşıma işini yapan kişi ve aynı zamanda şoför olarak doğan zarardan sorumlu (TTK 886, 879) olduğunu, yapılan soruşturma kapsamında, jandarma tarafından yapılan olay yeri inceleme raporuna ayrıntılı olarak yansıdığı ve yine bizzat davalı beyanlarına da dayandığı üzere davalının emtia yüklü kamyonu D-100 Karayolu üzerine sabah 06.30 sularında park ederek uyuduğu ve hırsızlık olayının yaklaşık 7 dakikada gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı,
davalının kendisini/kamyonu eşyayı teslim edeceği fabrikanın güvenlik görevlisinin fabrikanın içine almadığı ve bu nedenle fabrikanın açılış tarihi olan 08.00'a kadar beklemek zorunda kaldığına yönelik savunmasına göre kendisinin fabrika içine alınmaması eyleminin kendi görev ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı,
yaklaşık 1,5 saatlik bir zaman için hiçbir güvenlik önlemi düşünüp almadan kamyonu daima hareketli ana arter bir yol üzerine park ederek içinde yatıp uyuması şeklinde vuku bulan eylemlerine bakıldığında göstermesi gereken yüksek özen bir yana öngörülebilir bilinçli hiçbir önlem almadığı ve açıklanan pervasızca ve ağır kusurlu davranışlarla zararın meydana gelmesine sebep olduğu ve sorumluluktan kurtulamayacağı, bu tür hırsızlık hadiselerinin İstanbul ilinde sıklıkla yaşandığı,
Taşıma kooperatif üyesi ve tecrübeli bir şoför olduğu anlaşılan davalının olaya has gereken bilinç ve özeni göstermediği ve böylece malın teslimini yasaların öngördüğü şekilde ve zamanda sağlayamayarak davaya konu zarara sebep olduğu,
davalının fabrika içine alınmaması ve vaki hırsızlık eylemi hususunun zaten mahkemenin kabulünde olduğu ancak zarardan sorumluluğa dair ulaşılan sonucu değiştirmeyeceği,davacının davasını ispat ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılmakla davanın kabulü ile 9.408-TL rücuen tazminatın zarar gören sigortalıya ödendiği 03/03/2015 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davalı vekili; olay yeri inceleme raporunda da görüleceği üzere aracın ...
Tekstil isimli fabrikaya 18 metre, girişteki güvenlik nizamiye kulübesine sadece 50 metre mesafede olduğunu, müvekkil aracı tenha bir yerlere bırakıp da sorumsuzca hareket etmediğini, güvenlik görevlilerinin müvekkili içeriye almamalarına rağmen alabileceği tüm önlemleri alarak fabrikaya mümkün olan en yakın yere aracını park ettiğini, müvekkil aracın içinden inemediği için hırsızlık olayına şahit olamadığını, olayı başka bir araç şoförünün yanına gelerek brandanın açıldığını ve mührün koptuğunu söylediğinde idrak edebildiğini, hiç zaman kaybetmeden jandarmaya haber verdiğini, müvekkilinin bütün önlemleri aldığını,
brandasını kilitlediğini ve mühürlediğini, tehlikeli olacağını sezip güvenliğe söylemesine rağmen güvenliğin aracı içeri almadığını ve yerlerini de terk ederek hırsızlığa ortam hazırladıklarını, müvekkilin aracın içerisinde uyduğu kabul edilse dahi bu da günlük hayatla bağdaşan bir durum olduğunu, mahkemenin yorumladığı gibi pervasızca olarak yorumlamak insaniyete de aykırılık teşkil edeceğini, müvekkilinin sonuçta bir nakliyeci olduğunu ve üzerine düşen taşıma işlemini eksiksiz ve hiçbir zarar meydana gelmeden yerine getirdiğini,
ancak koruma işlerinin üzerine düşen güvenlik görevlileri müvekkili içeri almadıkları gibi görev yerini de terk ederek müvekkilin durması gereken yeri dahi gözetlemediğini, bütün bu olaylar ışığında müvekkilinin sorumluluğunun olduğunu kabul etmek ne hukuka ne de hakkaniyete uygun bir durum yaratmayacağını, her ne kadar Yerel Mahkeme TTK madde 886 ya dayanarak müvekkili pervasızca ve ağır kusurlu davranmakla itham etse de müvekkilin hiçbir kusurunun bulunmadığını, tam aksine TTK madde 876 gereği müvekkilin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; yurt içi karayolu taşımasında emtia taşıyıcı nezdinde iken, çalınan emtia bedelinin davalı taşıyıcıdan tazminine ilişkindir.Emtianın deniz yoluyla Haydarpaşa Limanı'na geldiği ve buradan karayolu taşıma işinin davalı tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından uyuşmazlığa TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6102 Sayılı TTK.'nın 876 maddesinde;'' (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur,'' hükmü düzenlenmiştir.6102 Sayılı TTK.'nın 886 maddesinde;''(1) Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879 uncu maddede belirtilen kişiler, bu kısımda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz,'' hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda maddi vakıanın gerçekleşmesinde taraflar arasında ihtilaf olmayıp, mesai saatlerinden evvel sigortalının fabrika adresine gelen davalı taşıyıcının, güvenlikle korunan fabrika sahasına alınmadığı ,D-100 karayolunda mesai saatini beklemek üzere aracını yol kenarına park edip aracın içinde dinlenmekte iken araçla gelen ve soruşturma sonunda bulunamayan üçüncü kişiler tarafından aracın mührü kopartılarak araç içinden 190 çift ayakkabının çalındığı hususu sabittir.Davalı taşıyıcı eşyayı teslim aldığı andan alıcıya teslim edeceği tarihe kadar eşyanın ziyaından, kaybından sorumludur.
Ancak davalının aracı terk etmediği ,sahipsiz bırakmadığı aracın fabrika sahasına alınmaması nedeniyle zorunlu olarak karayolu kenarında dinlenmekte iken hırsızlık olayının 7 dakika içinde vuku bulduğu olay yeri tutanağı ,incelenen kamera görüntüleri ile kameranın görüş açısı içinde kalan bir noktada hark edip aracın içinde beklediği sabittir.Bu nedenle,somut olayda davalı taşıyıcı ağır kusurlu kabul edilemeyeceğinde TTK'nın 882.maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanmalıdır.
TTK'nın 882(1)maddesi gönderinin tamamının ziyaı veya hasarı halinde 880 ve 881.maddeler uyarınca ödenecek tazminat ,gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8.33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.Çalınan 190 çift ayakkabının(birim fiyat 22,44) 4.263,60-USD bedelli olduğu dosyaya sunulan ithalat faturasından anlaşılmaktadır.Sigortalı tarafından sunulan evraklar yeterli görülerek ,
poliçe kuru 2.2067 kur üzerinden karşılığı 4.263,60-USD nin 9.409,49-TL'nin 3.3.2015 tarihinde davacı tarafından sigortalıya ödendiği sigortalı tarafından temlik verildiği anlaşılmaktadır.Dava dilekçesine ekli taşıma evraklarından olay tarihinde 45.745 çift ayakkabının ithal edildiği ,toplam brüt ağırlığın 34.360,95- kg olduğu belirlenmeketdir.Buna göre bir çift ayakkabının 0.75-kg x190= toplam brüt ağırlığın 142,50-kg olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının toplam sorumluluğu 142,50 kgx8.33 SDR=1187 SDR ile sınırlıdır. 3.3.2015 tarihli SDR karşılığı 3.54-TL olup, karşılığı 4.201,98-TL etmektedir. Bu miktar ile sınırlı olarak karar verilmek gerekirken ,davalının ağır kusurlu ve pervasızca hareket eden kabul edilerek gerçek zarar ile sorumlu tutulması yerinde bulunmamıştır.
Davalı vekili, tüm sorumluluğun aracı fabrika sahası içine almayan sigortalı olduğu ileri sürse de, taşıyıcının mesai saatini taşıma saatini öngörmesi gerekmekte olup , tehlike arz eden bir mahalde aracın hırsızlığa maruz kalabileceği beklenebileceğinden davalının kusursuz olarak kabulü mümkün görülmemiştir.Davalı vekili ödemenin teminat dışında yapıldığını ileri sürmüş ise de, sigortalı alacak ve dava haklarını sigortacıya temlik ettiğinden davacının aktif husumet ehliyeti ve zararı talep hakkı bulunmaktadır.Dava dilekçesinde ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olup, davadan evvel davalıdan ihtarname ile ödeme talep edildiği,
ancak ödeme tarihinden itibaren faiz talep edildiği anlaşılmakla,davalıya atıfet mehli verilmediği anlaşılmakla hükmedilecek tutara ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin müvekkilinin kusuru ve sorumluluğuna yönelik istinaf nedeni yerinde görüldüğünden kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/1747, K. 2024/206, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama