KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2023
- Dosya no
- 2021/563
- Karar no
- 2023/1690
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2020
- Numarası
- 2019/560 Esas - 2020/578 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 02/11/2023
Karar Metni
1.071 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından faturalar konusu plastik ürünlerin davalıya satılarak teslim edildiğini, davalının fatura karşılığında satılıp teslim edilen ürünlerden doğan cari hesap borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, takipte sehven 5 kalem fatura alacağı talep edilmişse de, davalının 3 faturadan kaynaklanan 11.785,39-TL tutarında borcunun bulunduğunu, bu nedenle davanın bu tutar üzerinden ikame edildiğini, davalının faturalara süresinde itiraz etmediğini belirterek, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkiline teslim edilen ürünlerin tanıtım amacıyla verilen numune ürünler olduğunu, bu hususun faturaların üzerinde de açıkça yazdığını, bu nedenle müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacının arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığını, bu nedenle davacının yargılama giderlerinden sorumlu olduğunu ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna göre, davacı ve davalının defterlerine göre davacının davalı taraftan 11.785,39-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olduğu ve birbirini teyit ettiği, davalı tarafın defterlerine dava konusu faturaları kaydettiği, bir tacirin almadığı bir hizmet/mal için düzenlenen faturayı ticari defterlerine kaydetmesinin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere uygun olmadığı,
davalının deftere kaydedilen faturaları ve içeriğini oluşturan emtiayı almadığını veya iade ettiğini kanıtlaması gerektiği, davalının faturaya itiraz etmediği gibi, faturayı ve içeriğini oluşturan emtiayı iade ettiğini de kanıtlayamadığı, ayrıca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının takibe yönelik itirazının iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; davacının daha fazla alacak için takip başlatmasına rağmen işbu davada daha düşük bir miktarı dava değeri olarak gösterdiğini, davacının takip dayanağı 5 faturanın hangisinden ne kadar alacaklı olduğunu bildirmediğini, bilirkişi raporunda 2.574,47-TL tutarlı fatura üzerinde promosyon amaçlı olduğuna dair kayda dikkat çekildiğini, davaya konu ürünlerin müvekkilince satın alınmadığını, davacı tarafından müvekkiline hibe edildiğini, ancak müvekkilinin prosedür gereği faturaları ticari defterlerine kaydettiğini, ayrıca davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini,
davacının müvekkili aleyhine daha yüksek tutarda alacak için takip başlattığını, bu tutar hatalı olduğu için müvekkilince borca itiraz edildiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca davacının arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz olarak katılmaması nedeniyle davacının yargılama giderlerinden sorumlu olduğunu ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafça, ticari satımdan kaynaklanan beş adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatılmış olup, işbu davada ise 16.02.2015 tarihli 2.574,37-TL tutarlı, 30.06.2015 tarihli 7.895-TL tutarlı ve aynı tarih 1.315,92-TL tutarlı faturalar toplamı 11.785,39-TL alacak için itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davalının faturalara süresinde itiraz etmediği, davacının dayandığı 7.895-TL tutarlı fatura konusu ürünlerin ... no'lu sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiği, irsaliyede teslim alan imzasının bulunduğu sabittir. Mahkemece tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda, davacının tüm faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı alacağının davalının ticari defter kayıtları ile de aynen doğrulandığı tespit edilmiştir.
Bu nedenle dayanak faturalar konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği sabittir. Davalı vekilince, faturalar konusu ürünlerin müvekkiline promosyon amaçlı olarak bedelsiz gönderildiği ileri sürülmüştür. Ancak taraflar arasında bu hususta akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı gibi, ürünlerin promosyon amacıyla gönderildiğine yönelik başkaca yazılı bir delil de sunulmamıştır. Dayanak 30.06.2015 tarihli iki faturada da bu yönde bir kayıt yoktur.
16.02.2015 tarihli 2.574,47-TL fatura üzerinde ise sonradan el yazısıyla eklenmiş olan promosyon amaçlı gönderildiği, numune olduğu yönünde bir kayıt bulunmaktadır. Ancak davalı tarafça bu fatura da satış faturası olarak ticari defterlerine davacı alacağı niteliğiyle kaydedilmiş olup, davalının bu borcu ortadan kaldıracak nitelikte bir iade veya iskonto kaydı faturası ve buna yönelik bir kayıt da bulunmamaktadır.
Bu nedenle davalı tarafça ürünlerin promosyon olarak gönderildiği iddiası kanıtlanamamış olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Alacak faturaya dayalı olup likit ve davalı da itirazında haksız bulunmakla, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetlidir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-11. maddesi, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez..." hükmünü içermektedir.
Somut olayda da davacı vekilinin arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığı sabittir. Bu nedenle mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davacı lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle; mazeretsiz olarak arabuluculuk toplantısına katılmayan davacı lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nin 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, hükmün diğer kısımlarının tekrarı ile "davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/563, K. 2023/1690, 2 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama