İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1020 K.2025/393

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2022/1020Karar2025/393Tarih11 Mart 2025Okuma9 dk · 1.888 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
11 Mart 2025
Dosya no
2022/1020
Karar no
2025/393
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
21/03/2022
Numarası
2018/11 2022/272
Dava
Tazminat
İstinaf karar tarihi
11/03/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.888 kelime·9 dk okuma·5 bölüm

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01.03.2015 tarihli Dağıtım Merkezi Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin davalı şirkete Hatay ve Osmaniye'de davalı şirketin sabit dağıtım merkezi olarak hizmet sunduğunu, her ne kadar sözleşme süresi 01.03.2018 tarihine kadar uzamış ise de davalı kurumun müvekkiline Osmaniye, Hatay, Adana bölgelerinde 2 adet bayilik verilmesi karşılığında sözleşmenin sona erdirilmesini teklif ettiğini, müvekkilinin de bu teklifi kabul ederek taraflar arasında 22.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname başlıklı belgenin imzalandığını,

ancak davalının taahhüt ettiği 2 adet bayiliği müvekkiline vermediği gibi, davacının 01.03.2015 tarihli sözleşmeden doğan haklarını da ödemediğini, taraflar arasındaki 22.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibranamenin geçersiz olduğunu, kaldı ki protokolün 22.07.2017 tarihinde imzalanmasına rağmen, müvekkilinin bayi kodunun 01.08.2017 tarihinde kadar kapatılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 01.08.2017 tarihine kadar devam ettiğini gösterdiğini, TTK'nın 122/4 maddesi uyarınca denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceğini, sözleşmenin devamı esnasında verilen ibranamelerin geçersiz olduğunu,

ibranın karşılıksız yapılamayacağını, müvekkilinin sözleşmenin devam ettiği aşamada hiçbir maddi kazanım olmaksızın sözleşmeden vazgeçmesinin ve son 1 aylık cari ödemesini de almamasına rağmen davalı kurumu ibra etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı kurumun hiçbir gerekçe göstermeden davacının sözleşmesini hileli yollarla ve iradesini fesada uğratarak sona erdirerek ihaleyi başka bir firmaya verdiğini, bu firmanın hiçbir emek sarf etmeden tüm hazır bayileri ve dolayısıyla süregelen satışları elde ettiğini,

müvekkilinin davalıya kazandırdığı 400'e yakın alt bayi ve 30.000'i aşkın müşteri nedeniyle davalı kurumun sözleşmeye devam etse idi oldukça yüksek miktarda maddi kazanım elde edeceğini, ancak sözleşmenin sona ermesi dolayısıyla bu ücreti yitirdiğini belirterek 2.000-TL cari hesap alacağının, 2.000-TL yoksun kalınan kazanç kaybı ve 2.000-TL denkleştirme tazminatının, 2000-TL davalının haksız kestiği cezalardan kaynaklı tazminatın işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili ıslah dilekçesi talebini toplamda 123.329,59-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davalının cari hesap alacakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun ... A.Ş. ve ...

A.Ş.'nden herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri hiçbir adı altında tazminat ve alacak talebinde bulunamayacağını, herhangi bir dava açmayacağını kabul ettiğini ve müvekkilini gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra ettiğini, ibra protokolü nedeniyle müvekkili şirketten hiç bir tazminat talebinde bulunulamayacağını, müvekkili tarafından bayilik ilişkisinin devamı için davacıya farklı bir bayilik verilmesi de talep edilmesine rağmen davacının bayilik ilişkisini devam ettirmek istemediğini,

cari hesap alacaklarından dolayı teminat mektubunu ellerinde bulundurmakta haklı olduklarını, sözleşmede davacıya münhasır yetki verilmediğinin düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalının 2 adet yeni bayilik vereceği taaahhüdünün sonlandırma tutanağında yer almadığı, taraflar arasında bu yönde bir anlaşma bulunmadığı, bayilik sözleşmesine konu ticari işin niteliği ve hacmi dikkate alındığında basiretli davranmakla yükümlü olan tarafların irade fesadını ileri sürmelerinin çok ciddi ve somut delillerin bulunması halinde kabul edilebileceği, ibra işleminin niteliği itibariyle aksinin yazılı delille ispatı mümkün olduğu, davacının işbu ispatı sağlayamadığı,

bu nedenle 22/07/2017 tarihli sonlandırma tutanağının geçerli olduğu ve tutanak ile davacının davalıyı ibra ettiği, dolayısıyla davacının, cari hesap alacağı dışında davalıdan herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağı,22/07/2017 tarihli tutanak ile denkleştirme isteminden de feragat edilmiş ise de, TTK'nın 122/4. maddesi gereğince bu istemden önceden vazgeçilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davacıya tekel hakkı tanınmadığından davacının denkleştirme tazminatı talep hakkının bulunmadığı,

ayrıca davacının kendisine fiilen tekel hakkı tanındığına ilişkin iddiada bulunmuş ise de, bu iddiasını ispata yarar delil sunamadığı, 12/11/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda davacının cari hesap alacağının 2.189,93-TL olduğunun tespit edildiği, 22/07/2017 tarihli sonlandırma tutanağı uyarınca davalının, ...bankası ...

Şubesi'nin 12/03/2015 tarih, ... seri nolu ve 150.000-TL bedelli teminat mektubunu davacıya iadesi etmesi gerektiği, davanın devamı sırasında teminat mektubunun dava dışı 3.kişilerce paraya çevrilmesi nedeniyle bu yöndeki talebin hükümsüz kaldığı gerekçesiyle 2.189,93-TL cari hesap alacağının, 2.000-TL'sine dava tarihi olan 04/01/2018 tarihinden, 189,93 TL'sine talep arttırım tarihi olan 27/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından davalıya verilen ...bankası ...

Şubesi'nin 12/03/2015 tarih, ... seri nolu ve 150.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davalı yönünden hükümsüz kaldığının tespitine, diğer talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; müvekkilinin irade fesatına uğradığı hususunu tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceğini, müvekkilinin bu işe yüklü bir yatırım yapması nedeniyle hiçbir tazminat talep etmeksizin bu bayiliği sonlandırmış olmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, ibraname metninin dayatma yoluyla önceden kaleme alındığını, aşırı yararlanma içerdiğini, objektif bir oransızlık bulunduğunu, işbu dava ile sözleşmeyle bağlı olunmadığının davacı tarafa süresinde bildirildiğini, tanıklar dinlenmeksizin verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın müvekkiline iki adet bayilik taahhüdünde bulunduğunu,

ancak bunun müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini beyan ederek bayilik teklifi olgusunun davalı tarafça ikrar edildiğini, müzayakada kalma halinin tacirlere de uygulanabileceğini, davalı tarafın mevcut durumdan aşırı yararlanan taraf olduğunu, müvekkili şirketin bayilik döneminde toplamda 2.438.738,07-TL tutarında hak ediş bedeli kestiği ve kar elde ettiği bir işi hiçbir karşılık almadan bitirmesinin mümkün olmadığını, sonlandırma protokolünün ve ibranamenin tamamının genel işlem koşullarına aykırılıkdan dolayı yazılmamış sayılmasının ötesinde hukuken geçersiz olduğunu ve bağlayıcılığının bulunmadığını,

diğer bayilere de aynı sözleşmenin matbu olarak düzenlendiğini, buna ilişkin sözleşme örneklerinin dosyada bulunduğunu, protokolün baskı ve korkutma yoluyla imzalatıldığını, aynı konuda açılan davalarda dinlenen tanıkların beyanlarının dikkate alınmamasının usulü bir eksiklik olduğunu, müvekkili şirketin acente olması sebebiyle her durumda denkleştirme tazminatına hak kazandığını, bu nedenle yerel mahkemenin tekel koşulunun mevcut olmadığı gerekçesiyle bu talebin reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu,

davalının yine müvekkili ile aynı tip sözleşme ile bağlı olan başka bir ana bayi ile aralarında çıkan ihtilafta davalının taraflar arasındaki ilişkiyi acentelik ilişkisi olarak nitelendirirdiğini, bahsi geçen nitelendirmenin İstanbul BAM 30. Hukuk Dairesinin kararlarına da yansıttığını, müvekkilinin acente olması sebebiyle tekel hakkının olup olmamasının da bir etkisinin bulunmadığını, ancak müvekkilinin bahsi geçen bölgede tekel olduğuna dair satış raporlarını sunduklarını, buna karşılık mahkemece aynı bölgede başka bir bayi atanıp atanmadığının araştırılmadığını,

oysa müvekkilinin bahsi geçen bölgede tek yetkili sabit dağıtım merkezi olduğunu, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2-Davalı vekili; davacının herhangi bir cari hesap alacağı bulunmadığını, sözleşme hükümleri uyarınca müvekkilinin kayıtlarına itibar edilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin grup şirketlerinden olan alacakların takas ve mahsup etme hakkı bulunduğunu, bu hususların sözleşmede açık bir şekilde kararlaştırıldığını, teminat mektubunun davacının ...AŞ’ye olan borçları nedeniyle nakde çevrildiğini, dolayısıyla davacının hiçbir şekilde müvekkilinden alacağı bulunmadığını, kesintilerin davacının okuyup kabul ettiği sözleşme hükümlerine ve ceza sistematiğine istinaden yapıldığını,

davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşme gereği bayi müvekkili şirket tarafından bildirilen prosedürlere aykırı davrandığının tespiti halinde ceza kesintileri yapabileceğini kabul ve taahhüt ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bayilik sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan maddi zararın tazmini, denkleştirme tazminatı ile cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili, taraflar arasındaki 01/03/2015 tarihli dağıtım merkezi sözleşmesinin 01.03.2018 tarihine kadar uzadığını, davalının müvekkiline Osmaniye, Hatay, Adana bölgelerinde 2 adet bayilik verilmesi teklifi üzerine taraflar arasında 22.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname başlıklı belge imzalandığını, ancak davalının taahhüt ettiği 2 adet bayiliği müvekkiline vermediğini, 22/07/2017 tarihli protokolün baskı altında imzalandığını,

22.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibranamenin geçersiz olduğunu belirterek, kazanç kaybı ve ceza kesintileri nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini, denkleştirme tazminatı ile cari hesap alacağının tahsilini talep etmiştir.

Davalı ise, tarafların sözleşmenin sonlandırılmasına ilişkin 22/07/2017 tarihli ibra protokolünü imzalaması nedeniyle davacının müvekkilinden talepte bulunamayacağını, 2 adet yeni bayilik teklifinin davacının sözleşmeye devam etmesi için yapıldığını, ancak bu teklifin kabul edilmemesi nedeniyle 22/07/2017 tarihli protokolün imzalandığını, ayrıca davacıya münhasırlık tanınmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Taraflar arasında 01/03/2015 tarihli Dağıtım Merkezi Sözleşmesi akdedildiği,

bahsi geçen sözleşme ile davacının, davalı şirkete ait bulunan ... markaları adı altında satış, dağıtım, pazarlama, abonelik ve satış destek hizmetleri vermeyi üstlendiği, sözleşmenin 2 yıl süreli olduğu, 1 ay önceden feshedilmemesi nedeniyle 01/03/2018 tarihine uzadığı, 22/07/2017 tarihli protokol ile sözleşmenin sona erdiği hususları ihtilaf dışı olup, uyuşmazlık, 22/07/2017 tarihli protokolün geçerli olup olmadığı, davacının davalıdan cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

22/07/2017 tarihli "sonlandırma protokolü ve ibraname" başlıklı belgede; tarafların sözleşmenin 31/07/2017 tarihinde sona ermesi hususunda mutabakata vardıkları, bu kapsamda davacının, sözleşme kapsamında cari hesap alacakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak... ve ...'den herhangi bir ad altında menfi, müspet, maddi, manevi tazminat ile denkleştirme tazminatı ve benzeri hiç bir ad altında tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını beyanla ... ve...'u gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra ettiği belirtilmiştir.

Davacı 22/07/2017 tarihli protokolün, davalının kendisine 2 adet yeni bayilik vereceği vaadi ile imzalandığını, 2 adet bayiliğin verilmemesi nedeniyle 22/07/2017 tarihli protokolün geçersiz olduğunu iddia etmekte ise de davacıya yapılan yeni bayilik teklifinin 22/07/2017 tarihli protokol ile bağlantılı olarak yapıldığına ilişkin e-postalarda bir açıklama yer almadığı gibi 22/07/2017 tarihli protokolde bayilik taahhüdüne yer verilmemiştir.

Davacı tarafça, ibra sözleşmesinin dayatıldığını ve aşırı oransızlık söz konusu olduğu ileri sürülmüş ise de bayilik sözleşmesine konu ticari işin niteliği ve hacmi dikkate alındığında basiretli davranmakla yükümlü olan tarafların irade fesadı iddiası ancak ciddi ve somut delillerin bulunması halinde dinlenilebilir.Somut olayda tacir olan ve basiretli davranması beklenen davacı tarafından ileri sürülen olgular, protokolün müzayaka halinde imzalandığı hususunda yeterli olmadığından tanıklarının dinlenmemesi esasa etkili görülmemiştir.

Bu nedenle davacının 22/07/2017 tarihli protokolün baskı altına imzalandığına, ibranın geçersiz olduğuna yönelik istinaf nedenleri haklı bulunmamıştır. TTK'nın 122/4. maddesinde denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemeyeceği emredici olarak düzenlenmiştir.

Bahsi geçen hükmün gerekçesinde; talepten acente sözleşmesinin yapılmasından sonra feragat edilmesinin, hile düzeyinde olmaması veya kanunun dolanılması anlamını taşımaması şartıyla geçerli olacağı, ancak bu halde acentenin, tehdit, dayatma veya benzeri zorlamalarla bu hakkından vazgeçip geçmediğinin özenle araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Hükmün gerekçesinde hile ve kanunun dolanılması gibi durumların dışında sözleşmenin devamı sırasında vazgeçmenin mümkün olup olmayacağı hususunda net bir açıklama bulunmamakla birlikte sözleşmenin sona ermesi aşamasında veya sonrasında bu talepten vazgeçilebileceği doktrinde de ifade edilmektedir. (Arslan Kaya, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Ticari İşletme, Acentelik, İstanbul, 2016, s. 271).

Bu veriler ışığında somut olay incelendiğinde, öncelikle sözleşmeyi sona erdirme aşamasında akdedilen Sonlandırma Protokolü ve İbranamede denkleştirme isteminden vazgeçileceğine dair bir düzenlemenin; tehdit, zorlama veya benzeri şartlar altında yapılmadığı sürece geçerli olduğunun kabulü gerekir.Davacı tarafından ileri sürülen olgular, yukarıda da belirtildiği üzere TTK'nın 18/2 anlamında basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken, ticari hayatın risklerinden haberdar olduğu varsayılan davacı bakımından bir geçersizlik sebebi olarak görülemeyeceğinden protokolün, geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.

Protokolün 3.2. maddesinde, davacının, herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı vb. hiçbir ad altında tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını belirtilmiş olup, bu hüküm geçerlidir.

Bu nedenle cari hesap alacağı dışındaki alacak talepleri bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Tarafların defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının defterlerinde yer almayan, davalı tarafından da dayanağı ispat edilemeyen ceza kesinti faturalarının dışlanması sonucunda davacının davalıdan 2.189,93-TL alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Bahsi geçen ibra protokolünde cari hesap alacağı hariç tutulmuştur.

Bu durumda cari hesap alacağına hükmedilmesinde ve davalı yönünden geçerli olmak üzere teminat mektubunun hükümsüz kaldığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; taraflarca ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Alınması gereken 10.396,09-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 2.599,02-TL harcın mahsubu ile kalan 7.797,07-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/03/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1020, K. 2025/393, 11 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İstinaf Sebepleri
  7. Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1020
Karar No
2025/393
Tarih
11 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1020 K.2025/220
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1021 K.2025/226
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2022/1021 K.2025/479
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1023 K.2025/265
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1023 K.2025/349
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1024 K.2025/364

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.