KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Dosya no
- 2022/1058
- Karar no
- 2025/493
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/04/2022
- Numarası
- 2020/162 Esas - 2022/276 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya 08/03/2019-16/07/2019 arasında ürün satışı yaptığını ancak davalının ödeme yapmadığını, 16/07/2019 tarihi itibariyle davalının faturaya dayalı toplam 162.093,14-TL borcu bulunduğunu,alacağın tahsili için davalıya aleyhine başlatılan İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, taraflar arasında 2017-2018 yıllarında sorunsuz ticari ilişkinin bulunduğunu, 2019 yılındaki ticari ilişkide ise davacının malları süresinde teslim etmeyerek müvekkilini zarar uğrattığını; 2018 yılındaki sözleşme kapsamında davacının, müvekkilinden çek keşide etmesinin istediğini, davalının da üç adet çek verdiğini, davacını da bu çekleri bankaya verdiğini, iki çekin tarihinin uzatıldığını, aradaki anlaşmaya göre üçüncü çekin de tarihinin uzatılması gerektiği halde, davacının basiretsiz davranışlarından dolayı müvekkilinin çekinin yazıldığını ve kredibilitesinin düştüğünü ve davacının numune olarak gönderilen malzemelere fatura keserek faiz noktasında haksız talepte bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 162.093,14-TL alacaklı olduğu, davalının bu borcunu ödediğini yazılı delille ispat edemediği ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının 162.093,14-TL asıl alacak üzerinden itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle takibin aynen devamına ve alacağın % 20'si 32.418,62-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, davacının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davrandığını, malların geç teslimi sebebiyle davacının fiyattan indirim taahhüdünün yerine getirmediğini, e-postalarda bu hususun belirtildiğini; bilirkişi raporuna beyan için ek süre istenilmesine rağmen verilmediğini; numuneler için fatura kestiğini ve alacağın likit olmadığını ileri sürerek, hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) " şeklinde düzenlenmiştir.
Alınan bilirkişi raporunda, davacının 2017, 2018,2019 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği, usulüne uygun ara karara rağmen davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından incelenemediği; davacının defterlerine göre 2017-2019 yıllarında davalıya 372.932,62-TL fatura düzenlendiği, davalının da davacıya (2018'yılında) 52,394,77-TL fatura düzenlediği, yine davalının 2018'de davacıya 40.496-TL ödeme yaptığı ve 117.948,71-TL bedelli çek verdiği, buna göre davacının (372.932,62-52,394,77-40.496-117.948,71=) 162.093,14-TL cari hesaptan alacaklı göründüğü.
2019 yılında davalının hesabının "0" TL ile başladığı, 2019'deki kayıtların davaya konu faturalardan ibaret olduğu; vergi dairesinden celp edilen davalının BA kayıtlarında 2017 yılında KDV dahil 13.645,52-TL, 2018 yılında KDV dahil 196.573,84-TL ve 2019 yılında KDV dahil 162.093,14-TL bildirimin bulunduğu, takip dayanağı faturaların davalı tarafından BA bildiriminin yapıldığı; davalının cevap dilekçesinde belirttiği 10/04/2018 vadeli 40.000-TL, 20/04/2018 günlü 40.000-TL ve 30/04/2018 günlü 37.948-TL bedelli çeklerin toplamının 117.948-TL olduğu,
2018 tarihindeki çek ödemesinin belirtilen çekler olduğu ve bu çeklerle 2018 yılı borçlarının ödendiği ve davaya konu edilen 2019 yılındaki faturalar için ödeme yapılmadığı; sonuç olarak davacının davalıdan takipteki asıl alacak miktarı olan 162.093,14-TL kadar alacaklı olduğu kanaati bildirilmiştir. ...'tan getirtilen yazıda, davalının savunmasında belirttiği 3 adet ...'a ait çeklerden ... nolu 20/04/2018 vadeli 40.000-TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı, toplam 77.948-TL bedelli iki çekin ödendiği bildirilmiştir.
Davalının 2019 yılı BA formunda, davacıdan KDV dahil 162.093,14-TL bedelli fatura alındığı bildirilmiştir.
HMK'nın 222/3. maddesine göre, davalı ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından davacının kanuna uygun tutulan ticari defterleri lehine delil teşkil ettiği, davacının davalıya taşıma hizmeti verdiğinin davalının BA kayıtlarıyla tevsik edildiği davacının takip tarihi itibariyle, davalının çek ve nakit ödemeleri düşülerek takibe konu 5 adet fatura bedeli olan 162.093,14-TL asıl alacağını kanıtladığının kabulü gerekir.
Faturaya dayalı alacak likit olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. Yargılamadaki bütün duruşmalara mazeret dilekçesi vermiş olan davalı vekiline 16/02/2022 tarihli duruşmada kanuna uygun ve yeterli bir şekilde bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunması için iki haftalık süre verilmiştir.
Ayrıca davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği e-postaları dosyaya sunmadığı ve ileri sürdüğü davacının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranması ile geç teslim sebebiyle indirim taahhüdünün yerine getirilmemesi iddialarını ispat edemediğinden, söz konusu itirazlar benimsenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1058, K. 2025/493, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama