KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/12
- Karar no
- 2024/1442
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2021
- Numarası
- 2018/1042 Esas 2021/516 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
1.618 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Davanın kısmen kabul-kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı şirket ile dava dışı temlik eden ...AŞ arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davalının taşıma işlerinin ... tarafından yapıldığını, anlaşma kapsamında temlik eden firma tarafından toplamda 23.964,46-USD bedelli 7 adet fatura kesildiğini, faturaların davalıya gönderildiğini, davalı şirketin bakiye 23.763,11-USD'yi ödemediğini, 20/12/2017 tarihinde alacağın ...A.Ş. tarafından müvekkili şirkete temlik edildiğini, söz konusu temliğin 17/01/2018 tarihinde davalıya bildirildiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin 02/04/2018 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiğini, davalının 03/05/2018 tarihinde 5.000-USD, 18/06/2018 tarihinde 2.500-USD ödeme yaptığını belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı vekilinin dayandığı temlik sözleşmesinin dava dilekçesi ile birlikte tebliğ alındığını, daha önceden temlik sözleşmesinden haberdar olmadıklarını, sözleşmenin birinci sayfasında tarih olarak 20/12/2017 yazdığını, sözleşmenin 2.2.(a) maddesinde davacının devraldığı alacaklara karşılık temlik eden firmaya ilk ödemeyi 15/12/2017 tarihinde yapacağının kararlaştırıldığını, sözleşmede geçmiş tarihli ödeme kararlaştırılamayacağına göre sözleşmenin 20/12/2017 tarihinde imzalandığı ve geçerliliği konusunda tereddüt oluştuğunu, davacı ile ...A.Ş. arasında akdedilen geçerli bir temlik sözleşmesi bulunmadığını,
geçerli bir sözleşme olsa dahi ...A.Ş.'nin davalıdan olan alacağını temlik ettiğine dair sözleşmede bir açıklama ya da sarih bir hüküm olmadığını, bununla birlikte gerek temlik eden gerekse temlik alacaklısı olduğunu iddia eden davacı tarafından müvekkili firmaya temlik bildirimi yapılmadığını, TBK'nın 186. maddesi gereğince temlik eden firmaya borcunu ifa ettiğini belirterek davanın reddine, %40'dan az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacının davalıdan olan alacağın dayanağının, taşıma işleri nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, bu alacağı davacının dava dışı şirketlerden alacağın devri sözleşmesi ile temlik aldığı, davacının takibe konu ettiği fatura alacağını ispat ile yükümlü olup bilirkişi raporuna göre takibe konu edilen faturaların temlik eden şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve dava dışı temlik eden şirketin davalıdan toplamda 16.263,11-USD asıl alacak ve 817,96-USD işlemiş faiz alacağı bulunduğu, davalı şirketin ticari defterlerinde davalı şirketin temlik eden şirkete 43.428,74-TL borçlu olduğunun tespit edildiği,
davalı tarafından takip tarihinden sonra dava dışı temlik eden şirkete 7.500-USD tutarında ödeme yapıldığı, bu tutar dışında davalı tarafın bakiye alacağı ödediğine dair bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 16.263,11-USD asıl alacak ve 817,96-USD işlemiş faiz alacağı üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz işletilerek devamına, fazla talebin reddine,alacağın %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; icra takibi başlatıldıktan sonra davalının harici ödeme yaptığını, harici ödemeleri icra dosyasına bildirdiklerini ve tahsil harcının yatırıldığını, davanın gelen ödemeler düşülerek güncellenmiş hali ile açıldığını, dava dilekçesinde de alacak miktarının kısmi ödeme ile azaldığından bahsedildiğini, mahkemece ödemeler icra dairesine bildirilmemiş gibi kısmi red kararı verildiğini ve müvekkilinin aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkilinin talebinin 23.514,98-USD olmadığı halde sanki bu kadar alacak talep etmiş gibi kısmen kabul kararı verildiğini,
takiple kastedilen alacağın kısmi ödemeler sonrası kalan alacak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Davalı vekili; davacının, davacı dışı alacaklının alacağını devrettiğine ilişkin bir sözleşme sunmadığını,alacaklı tarafından müvekkiline temlikle ilgili bir bildirim yapılmadığını, alacaklı firmanın defterlerinin getirtilerek dava dışı firmanın alacağının ve müvekkili firmanın ödemelerin tespit edilmesi gerekirken bu konuda inceleme yapılmadığını, asıl alacak ve faiz talepleri ile faize ilişkin oranların haksız olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, alacak USD olmasına rağmen mahkemece Euro faizine hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, hava yolu taşımasından kaynaklanan alacağın temlik alan davacı tarafın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Alacağın devri (temliki) 6098 sayılı TBK'nın 183. vd maddelerinde düzenlenmiş olup, 183. maddenin birinci fıkrasında kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği kabul edilmiştir.
Kanun'un 184. maddesinde ise temlik sözleşmesi için yazılı şekil şartı getirilmiştir. 20/12/2017 tarihli temlik sözleşmesi ile 1.650.000-TL bedel karşılığında dava dışı ...A.Ş.'nin sözleşme tarihinde muaccel olan ve sözleşmenin ekinde belirtilen alacakları davacıya temlik edilmiştir.Temlik eden tarafından davalıya gönderilen 18/01/2018 tarihli e-posta ile 23.763,11-USD bakiyenin davacı firmaya devrolduğu belirtilerek bedelin davacı şirkete ödenmesi istenilmiştir.
Temlik eden ile davacı arasındaki temlik sözleşmesi yazılı şekil şartını taşımaktadır. Davacının,temlik edenin 20/12/2017 tarihi itibariyle muaccel olan tüm alacaklarını ivazlı olarak temlik aldığı, davalının takip öncesinde temlik edilen alacak yönünden e-posta ile haberdar edildiği dikkate alındığında davalının temlik sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Somut olayda; bilirkişi tarafından dava dışı temlik eden firmanın hesap ekstreleri ile davalının ticari defterlerinde inceleme yapılmış olup, hesap ekstreleri arasındaki farkın sadece ticari defterlerin TL olarak tutulma zorunluluğundan kaynaklandığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye 23.761,11-USD alacağı bulunduğu tespit edilmiştir.
Davalı, ödemelerin tespiti için temlik eden firmanın defter ve kayıtlarının incelenmesini talep etmiş ise de kendi kayıtlarına yansımayan somut bir ödeme yapıldığı iddia edilmediği gibi bu hususta delil de ibraz edilmemiştir.Davalı takipten sonra, davadan önce 03/05/2018 tarihinde 5.000-USD, 18/06/2018 tarihinde ise 2500-USD haricen ödeme yapmış olup, davacı alacaklı tarafından ödemeler icra dosyasına bildirilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 23.763,11-USD alacağa, takip tarihinden ilk ödemenin yapıldığı 03/05/2018 tarihine % 6 oranı üzerinden 277,34-USD faiz hesaplandığı, kalan 18.763,11-USD'ye 03/05/2018 tarihinden 18/06/2018 tarihine kadar 144,96-USD faiz hesaplandığı, kalan 16.263,11-USD'ye ise 18/06/2018 tarihinden dava tarihi olan 12/11/2018'a kadar 395,66-USD faiz hesaplandığı, mahkemece bu hesaba binaen 16.263,11-USD asıl alacak, 817,96-USD işlemiş faiz alacağı yönünden itirazın iptaline karar verilmıştır.Davacının;
davanın açıldığı 12/11/2018 tarihinden önce 09/11/2018 tarihinde yapılan kapak hesabına dayanması nedeniyle, TBK'nın 100. maddesi gereğince davanın ödemeler fer'ilerden düşülmek suretiyle kalan alacak bakiyesi yönünden dava açtığı anlaşılmakta ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda TBK'nın 100. maddesine uygun olmayan hesaplama yöntemi ile belirlenen alacak miktarına yönelik bir itirazı bulunmadığından,
karşı taraf lehine oluşan kazanılmış hak gözetilerek taleple bağlılık kuralı çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir.Bununla birlikte bilirkişi heyeti tarafından 3095 Sayılı Kanun'un 4/a uyarınca faiz hesabı yapılırken dava tarihindeki faiz oranı esas alınmış ise de faiz takip tarihinden itibaren işletildiğinden takip tarihinde geçerli olan oranın esas alınması gerekir.
Takip tarihi olan 22/02/2018 tarihi itibariyle kamu bankalarınca 1 yıl süreli USD mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı % 4,75 olup bu orandan hesaplama yapıldığında.
23.763,11-USD'ye takipten 03/05/2018 tarihine kadar 219,48-USD faiz işlemiştir.03/05/2018 tarihinde yapılan 5.000-USD kısmi ödemenin düşülmesi ile kalan 18.763,11-USD'ye bu tarihten 18/06/2018 tarihine kadar 111,41-USD faiz işlemiştir.18/06/2018 tarihinde yapılan 2.500-USD ödemenin düşülmesi ile kalan 16.263,11-USD'ye bu tarihten dava tarihine kadar 313,29-USD faiz işlemiştir.Davacının davalıdan 16.263,11-USD asıl ve takipten dava tarihine kadar 644,18-USD işlemiş faiz alacağı hesaplanmıştır.Diğer taraftan,
hükme esas alınan bilirkişi raporunda asıl alacak dava tarihine göre belirlendiğinden asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken mükerrer faize neden olacak şekilde takipten itibaren faize hükmedilmesi de doğru değildir.Davacı, davayı açarken ödemeleri düşerek 09/11/2018 tarihli kapak hesabında belirtilen miktar olan 129.139,61-TL'yi dava değeri olarak gösterdiğini, davadaki taleplerinin takipte istenen tutarda olmadığını, bu nedenle takip talebindeki alacaklarının tamamı yönünden talepleri varmış gibi davanın kısmen kabulüne karar verilemeyeceğini belirtmiş,
alacağın miktarına yönelik bir istinaf nedeni ileri sürmemiştir. Davacı, dava dilekçesinde davadan önce yapılan 7.500-USD ödemeyi icra dosyasına bildirmiş olup, dava dilekçesinde de bu tahsilatların düşülmesinden sonra harca esas değerin mahkemece tespitini talep ettiğinden davacının dava değerini, takip talebinde yer alan miktar kadar göstermediği açıktır.
Ancak davacı, davayı açarken dayanak gösterdiği 09/11/2018 tarihli kapak hesabında alacağa takip öncesi işlemiş 1.007,88-USD faizi de ilave edilmiştir. Davacı işlemiş faiz alacağına hak kazanamadığından davanın reddedilen kısmı 1.007,88-USD'dir. Mahkemece yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti bakımından bu miktarın esas alınması gerekirken davanın değeri 24.770,99-USD kabul edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargılama gideri ve karşı vekalet ücreti hesabında reddine karar verilen 1.007,88-USD esas alınması gerekir.Açıklanan nedenlerle; davacının dava değerine, dolayısıyla yargılama gideri ve karşı vekalet ücretine yönelik istinaf nedenleri ile davalının faiz miktarı ve oranına yönelik istinaf nedenleri haklı olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından,
davalının itirazının 16.263,11-USD asıl alacak ve 644,18-USD işlemiş faiz üzerinden iptaline, fazla talebin reddine, hüküm altına alınan 16.907,29-USD alacağın takip tarihindeki kurdan karşılığı 64.196,98-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 12.839,39-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/12, K. 2024/1442, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama