İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1674 K.2025/1503

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2022/1674Karar2025/1503Tarih2 Ekim 2025Okuma11 dk · 2.282 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
2 Ekim 2025
Dosya no
2022/1674
Karar no
2025/1503
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
26/04/2022
Numarası
2018/360 Esas - 2022/324 Karar
Dava
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
Dava tarihi
20/09/2016
İstinaf karar tarihi
02/10/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.282 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ...

Medikal adı altında bayilik zinciri içerisinde tıbbi malzeme satışı yaptığını, müvekkili ile davalı şirket arasında bayilik konusunda anlaşma sağlandığını, bu çerçevede müvekkilinin davalı şirketin tek bayiliğini yapmaya başladığını, müvekkilinin davalı şirketin kendisine tedarik edeceği tıbbi malzemelerin satışı için kamu hastanelerinin ihalelerine katıldığını ve ihale gereği imzalanan sözleşmeler ile 3. şahıs veya kurumlara karşı taahhüt altına girdiğini, kamu hastaneleri ile müvekkili şirketin ihale sözleşmesi imzalayabilmesi için, bayilik ilişkisinin kamu hastanelerine sistem üzerinden onay ve yazı ile bildirmesi gerektiğini,

davalının müvekkilinin ürünlerini satmaya tek yetkili bayi olduğunu kamu hastanelerine bildirdiğini,Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi ile müvekkili arasında 20/05/2015 tarihinde 4734 sayılı KİK'nun 22/f maddesi kapsamında sözleşme yapıldığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin, nitelikleri ve bedelleri belirtilen tıbbi malzemeleri sözleşme süresinde kamu hastanesine temin edeceği yönünde taahhüt altına girdiğini, sözleşmenin süresinin ise 20/05/2015 tarihinden itibaren 8 ay olarak belirlendiğini,

bu sözleşme süresi içinde davalı şirketin ilgili hastaneye gönderdiği 14.09.2015 tarihli yazı ile müvekkili ile olan bayilik sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, bunun sonucunda hastane tarafından ihale sözleşmesinin 01/10/2015 tarihinde feshedildiğini, bayilik ilişkisinin davalı tarafından yasal sürelere uyulmadan haksız olarak feshedildiğini, davalının sözleşmeyi feshettikten sonra hastaneye dava dışı ...

Medikal şirketinin yetkili tek bayi olduğunu bildirdiğini, davalının taraflar arasındaki bayilik ilişkisi devam ederken sözleşmeye aykırı olarak başka bir şirkete bayilik vermiş olduğunu, müvekkilinin davalı ile arasındaki bayilik sözleşmesine dayanarak hastane ile akdettiği ihale sözleşmesi ile hastaneye karşı satış taahhütlerinde bulunduğunu, hastane ile imzalanan sözleşmeden doğan 9.623,65-TL damga vergisini ödediğini, müvekkilinin sözleşmenin devam etmesi durumunda hastane ile akdedilen toplam 634.387,20-TL bedelli sözleşmeden elde edeceği %30 oranında kardan mahrum kaldığını belirterek,

haksız fesih nedeniyle doğan 9.623,65-TL menfi zarar ile haksız fesih nedeniyle uğradığı 500-TL müspet zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 03.03.2022 tarihli dilekçesiyle müspet zarar talebini artırarak 120.944,18-TL olarak ıslah etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili şirketin Mepilex marka ürünlerin Türkiye distribütörü olduğunu, talepte bulunan firmalara ithal ettiği ürünlerin hastanelere belirli sürelerle pazarlanması için bayilik anlaşması yapıp yetki verdiğini, davacı tarafa da ürünlerin belirli yerlerde pazarlanması için bu şekilde yetki verildiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını,davacı firmanın bu süreçte bir çok başka markanın ürünlerini pazarlamayı sürdürdüğünü, sözleşmenin bu nedenle sonlandırıldığını,

davacı tarafça bullosa hastaları için hazırlanan rapor ve reçetelere ... marka ürünlerin eklenmesi ve teklif verilmesinden dolayı sözleşmenin sona erdirildiğini, kendi ürünleri ile birlikte aynı reçetede başka markalara ait ürün pazarlandığından haberdar olan müvekkilinin bu hususu davacıya bildirdiğini, tarafların mutabakatı sonucunda davacının bayilik yetkisinin feshedildiğini, bununla birlikte Manisa Merkez Efendi Hastanesi ile yapılan sözleşmenin bizzat davacı tarafından feshedildiğini, hastane idaresi tarafından gönderilen 14/10/2015 tarihli yazıda sözleşmenin feshini isteyenin davacı şirket olduğunun belirtildiğini,

4735 sayılı kanunun 22/f maddesine göre yapılan sözlemelerin idareye alım yükümlülüğü getirmediğini, sözleşmedeki rakamların tahmini olduğunu, bu nedenle davacının müspet zararı bulunmadığını, davacıya müvekkilince 20.05.2015 tarihinde 7 ay 10 günlük bayilik yetkisi verildiğini, fesih tarihinde davacının 3 ay 16 günlük süresi kaldığını, bu nedenle davacının sözleşmenin tamamı üzerinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacının menfi zararı bulunmamakta olup, davacının ödediğini iddia ettiği damga vergisinin 20.05.2015 tarihli sözleşme için ödenmediğini,

bu verginin yapılan satış işlemlerinden dolayı hastaneye kesilen faturalar için ödendiğini, davacının iddia ettiği ... Medical firmasının yetkilendirilmesinin ise davacı ile olan sözleşmenin feshedildiği 14.09.2015 tarihinden sonra yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davalı tarafından dava dışı idareye hitaben yazılan yazıda davacının davalıya ait ürünlerin satışına yetkili bayi olduğunun ifade edildiği, bayi kelimesinin kullanılmasının davacının tazminat talebinin hukuki gerekçesi olan acentelik ilişkisinin ispatı bakımından yeterli olmadığı, acentelik unsurlarından en önemlisinin acente ile müvekkili arasındaki ilişkinin sürekliliğine ilişkin olduğu,aralarında belli bir süre ticari ilişkinin devamını öngören sözleşme hükmü bulunmaması ve davacının kendisinin dava dışı hastane yönetimiyle yapılan sözleşmenin feshini talep etmesi nedeniyle, davacının tazminat talep şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davalı tarafın cevap dilekçesinde bayilik ilişkisini ikrar ettiğini, bayilik sözleşmelerinin herhangi bir şekle tabi olmadığını, taraflar arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi mevcut olmasa da TTK'nın 107. maddesi kapsamında davalı şirket tarafından müvekkiline yazılı bir yetki verildiğini,davalının sistem üzerinden hazırladığı yetkili tek bayi belgesinde de bu yetkiyi dava dışı kurumlara bildirdiğini, devlet ihalelerine girebilmek için bir bayilik anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bayilik onayı olmayan firmaların özelde de olsa tıbbi malzeme satışı yapamayacaklarını,

bu nedenle taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı şeklindeki gerekçenin hatalı olduğunu, davalı şirket tarafından hazırlanarak imzalanan ve 01.01.2015-31.12.2015 tarihleri arasında geçerli olan yetki belgesine istinaden taraflar arasında sürekli bir ticari ilişki başladığını, bilirkişi raporunda da müvekkilinin 01.01.2015 tarihinden itibaren sürekli olarak davalı şirketten mal aldığının fatura kayıtları ile tespit edildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin sürekli olmadığından bahsedilmesinin mümkün olmadığını, ihale sözleşmesinin devam ettiği sürede,

davalı tarafın 14.09.2015 tarihinde Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesine gönderdiği yazı ile müvekkili ile olan bayilik sözleşmesini feshettiğini bildirdiğini, hastane yönetimi tarafından da bu yazı hakkında müvekkiline bilgi verildiğini ve müvekkili ile hastane arasındaki ihale sözleşmesinin, bayilik sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle devam ettirilemeyeceğinden hastane idaresine yazılı talepte bulunulmasının istenildiğini, sonrasında da hastane idaresince 14.10.2015 tarihli yazı ile 20.05.2015 tarihli sözleşmenin 01.10.2015 tarihinde feshedildiğinin müvekkiline bildirildiğini, ihale sözleşmesinin,

davalı ile akdedilen sözleşmenin davalı tarafça yerine getirileceğine duyulan güven gereği akdedildiğini, davalı tarafça bildirim yapılmadan haksız ve tek taraflı olarak bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, fesih bildirimini müvekkiline değil doğrudan hastaneye yaptığını, hastane tarafından da ihale sözleşmesinin feshedilmesi için yazılı talepte bulunulmasının müvekkilinden istenildiğini, hastane ile olan hukuki ilişkinin müvekkili ya da hastane tarafından feshedilmesinin bir önemi olmadığını, sonuç olarak ihale sözleşmesinin sona ermesine,

davalının tek satıcılık sözleşmesini hukuka aykırı olarak sona erdirmesinin sebep olduğunu, mahkemenin sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan damga vergisi hesabı ile kar kaybı hesabının da gerçek verilere dayanmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı menfi zarar ile müspet zarar niteliğindeki kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 102/1 maddesinde acente.

“Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanmıştır.

Bu tanıma göre acentelik sözleşmesinin konusu bir iş görme olup, aracı acente ve ticari işletme adına sözleşme yapma yetkisine haiz acente olmak üzere iki tür acente bulunmaktadır. Her iki acentelik türünde de ticari işletme sahibine tabi olmama (bağımsızlık), acentelik ilişkisinin bir sözleşmeye dayanması, acentenin belirli bir yer veya bölge içinde faaliyet icra etmesi, faaliyetinin süreklilik taşıması ve meslek edinilmiş olması unsurlarının bulunması gerekir.

Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşmedir.Bayilik sözleşmesi ise; mal veya hizmet sahibinin satış hakkı verdiği, satıcının ise belirli şartlarda kendi nam ve hesabına ürün ve hizmet satışı yapması için kurulan sözleşmedir.

Bayilik veren, satışa sunduğu ürünleri veya hizmet sunması için gerekli şartları bayiye sağlamakla yükümlüdür. Bayi ise, sözleşmede belirtilen koşullar dahilinde kendi nam ve hesabına ürün ve hizmet satışı gerçekleştirmektedir. Bayilik sözleşmesi, her iki tarafa borç yükleyen ve sürekli edimli bir sözleşmedir.

Somut olayda; aralarında yazılı bir sözleşme bulunmasa da tarafların, davalının distribütörü olduğu tıbbi ürünlerin davacı tarafça pazarlanması konusunda sözlü olarak anlaştıkları, bu kapsamda davalının verdiği bayiliğe ilişkin 01.01.2015-31.12.2015 tarihleri arasında geçerli yetki belgesine istinaden davacının hastanelere ihale ile tıbbi ürün satışı yaptığı, davacı ile Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi arasında, 4734 sayılı kanunun 22/f maddesi kapsamında sözleşmede belirtilen cildiye malzemesi alımına ilişkin toplam 634.387,20-TL bedelli, 8 ay süreli ve 20.05.2015 tarihli alım sözleşmesi imzalandığı,

davalı tarafından hastane yönetimine gönderilen 14.09.2015 tarihli yazı ile davacı ile olan bayilik sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği, ilgili hastane yönetimi tarafından da 14.10.2015 tarihli yazı ile davacıya 20.05.2015 tarihli sözleşmenin 01.10.2015 tarihinde feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.

Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, 01.01.2015 tarihinde başlayan ticari fesih tarihine kadar devam ettiği, bu süreçte davacı tarafça davalıdan en son 10.09.2015 tarihinde alım yaptığı, davalının davacı tarafça Manisa hastanesi yanında Mersin, Tarsus, Hatay, Antalya ve Eskişehir'de bulunan hastanelere ürün satışı için de yetki verdiği görülmektedir.

Bu haliyle taraflar arasındaki yazılı olmayan sözleşmenin bayilik sözleşmesinin unsurlarını barındırdığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshi sonucunda bayinin menfi zarar ya da müspet zarar kapsamındaki kar kaybını talep edebilmesi için, sözleşmenin bayi tarafından haklı sebeple veya karşı tarafça haksız olarak feshedilmiş olması gerekmektedir. Eldeki davada davalı tarafça davacıya gönderilmiş bir fesih ihbarı yoktur.

Davacının Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi ile imzaladığı sözleşmenin devamı sırasında davalı tarafça hastane yönetimine gönderilen 14.09.2015 tarihli yazı ile davacının bayilik sözleşmesinin feshedildiği bildirilmiş olup, bunun üzerine hastane yönetimince davacı ile olan alım sözleşmesi feshedilmiştir.

Davalı tarafça fesih gerekçesi, davacı tarafça epidermolizis bullosa hastaları için hazırlanan rapor ve reçetelere ... marka ürünlerin eklenmesi ve teklif verilmesi olarak açıklanmışsa da, bu hususta delil ibraz edilmemiştir. Bu nedenle sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğinin kabulü gerekir.

TBK'nın 112 maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür.

Aynı kanunun 125. maddesinde ise borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse, alacaklıya üç hak tanınmış olup bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararın tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zarar talebidir. Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır.

Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüte düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrütü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur.

Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Menfi zarar ise borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar.

Sözleşme feshedilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder.

Menfi zarar kavramına; sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı gibi kalemler örnek olarak verilebilir.

Borçlunun temerrüdü halinde alacaklı seçim hakkını kullanarak TBK’nın 125. maddesinde yer alan seçimlik haklarından birisini talep edebilir. Dolayısıyla seçimlik haklar arasında bulunan müspet zarar ve menfi zararı birlikte isteyemez. Yine müspet zarar sözleşmenin ifası halinde elde edilecek kazanç olduğundan, içerisinde kısmen menfi zararı da barındırır.

Müspet zarar, akdin ifası sonucu elde edilecek olumlu zarar olup, bunu etmek için diğer maliyet girdilerinin, kısaca menfi zararın da yapılması zorunlu olduğundan, müspet zararla birlikte menfi zararın istenmesi mümkün değildir (emsal: Yargıtay 6. HD'nin 2023/3206 esas 2024/4563 karar sayılı ilamı).

Somut olayda da davacı tarafça müspet zarar kapsamında kar kaybı talep edilmiş olmakla, menfi zarar kapsamında bulunan akdedilmiş sözleşme gereği katlanılan damga vergisine ilişkin bedelin talep edilebilmesi mümkün değildir.

Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; dava konusu 20.05.2015 tarihli sözleşme bedeli 634.387,20-TL olup davacının sözleşmenin devam ettiği dönemde ilgili hastaneye 110.295,78-TL ürün satışı yaptığı, davacının hastaneye düzenlemiş olduğu faturalara göre kar marjı %30 olup, bu oran dahil fesih nedeniyle satışı yapılamayan ürün bedelinin 524.091,42-TL olduğu, bu bedelin maliyeti 403.147,24-TL olup bu tutarın %30 karlılık üzerinden brüt karının 120.944,18-TL olduğu, faaliyet giderlerinin düşülmesi sonucunda davacının talep edebileceği net kar kaybının 22.979,40-TL olarak belirlenmiştir.

Bu tespitler doğrultusunda, bilirkişi raporundaki dosya kapsamına uygun hesaplamaya itibar edilerek davacının kar kaybı isteminin kısmen kabulü gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne,fazla istemin reddine " karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2022 Tarih 2018/360 Esas - 2022/324 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne, 22.979,40-TL kar kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

fazlaya dair kar kaybı istemi ile menfi zarar isteminin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 1.569,72-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 172,89-TL peşin,

1.892,54-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.065,43-TL'nin mahsubu ile kalan 495,71-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 2.094,63-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 2.300-TL bilirkişi ücreti ve 361,10-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.661,10-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 505-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 22.979,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 16.353,94-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 85,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 16-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/1674, K. 2025/1503, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Islah
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkeme Kararı
  7. İstinaf Nedenleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1674
Karar No
2025/1503
Tarih
2 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1677 K.2025/1525
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1684 K.2025/1515
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2022/1781 K.2025/1325
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1790 K.2025/1505
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1796 K.2025/1349
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1799 K.2025/995

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.