KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/438
- Karar no
- 2024/1292
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/10/2021
- Numarası
- 2019/1108 Esas - 2021/709 Karar
- Dava
- Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
827 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davacının dava dışı ...
San ve Tic A.Ş'nin %5 hissedarı iken %3 hissesini davalıya devrettiğini, TBK nın 97 maddesi uyarınca karşılıklı ifa şartı ve vergi yükümlülüğü nedeniyle devir bedelinin sembolik olarak %3 hisse için 5.610-TL olarak kararlaştırıldığını, hisse devir protokolünde hisse bedellerinin nakten ve tamamen alındığı yazısının tek başına hisse bedellerinin ödendiğini kanıtlayamayacağını, davacının hisseleri devir yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak hisselerin gerçek değerinin ödenmediğini, 2019 tarihinde yapılan emsal hisse satışında %1 hisse değerinin 273.972,603- TL olduğunu,
bu nedenle devredilen hisselerin bilanço değerinin altında olmamak koşulu ile karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden ödenmesi gerektiğini, TTK nın 641/1 maddesi uyarınca ayrılma akçesinde de gerçek değerin esas alındığını ileri sürerek ödenmeyen hisse devir bedelinin tespiti ile şimdilik 10.000-TL sinin ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının ileride arttırılacak sermayeye iştirak etmemek için dava dışı şirketin ilk sermaye artışından hemen sonra 9.350 adet hissenin 5.610 adedini 5.610-TL’sı nominal bedelle davalıya satıp hisse bedelini tahsil ederek davalıyı ibra ettiğini, hisse devrinin gerçekleştirilip bedelin banka dekontu ile ödendiğini ve hisse devrinin davacının da üyesi olduğu yönetim kurulunda görüşülerek ve olumlu oyu alınarak onaylanıp pay defterine işlendiğini, borcun sona erdiğini, davacının iki yıl sonra açtığı davanın haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu,
bedelin sembolik olduğu ve gerçek değerinin yansıtmadığı iddiasının asılsız ve hukuka aykırı olduğunu, hisselerin devir tarihindeki nominal değerden devredildiğini, irade sakatlığı olmadığını, devir tarihinden sonra şirket sermayesinin üç kez arttırıldığını, şirketin iki sene önceki hisse değeri ile bugünkü hisse değeri arasında fark olmasının doğal olduğunu, hisse satışının geçerli ve bağlayıcı olup şirketin bu günkü performansına bakarak kendi yaptığı hisse satışın fiyatının düşük olduğunu ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece , davacının yazılı sözleşmeye karşı muvazaa iddiasının HMK'nın 200 ve 201. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının hisse devir sözleşmesinde öngörülen bedelin muvazaalı olduğunu yazılı olarak ispatlayamadığı,hisse alım- satım sözleşmesinin 2 maddesi uyarınca tarafların ibralaştığı, hisse devir bedelinin davacıya ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; talebin ödenmeyen hisse devir bedelinin tespit ve tahsiline ilişkin olup muvazaaya değil sebepsiz zenginleşmeye dayandığını, devrin geçerli olduğunu kabul ettiklerini, ancak gösterilen bedelin noter satış sözleşmesinin şarta bağlı yapılamaması nedeniyle, sembolik olduğunu ve gerçek bedelin ödenmediğini, hissenin gerçek değerinin tespit edilerek ödenmesi gerektiğini, davalının devir tarihi itibariyle hisselerden yararlanmaya başladığını, hisse bedellerinin şirketin rayiç değeri dikkate alınarak,
ayrılma payı için öngörülen usule göre yani bilanço değerinin altında olmamak koşuluyla, karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerleri üzerinden hesaplanması ve hesaplanan bu bedelin tahsiline karar verilmesinin denkleştirici adalet ilkesi ve hakkaniyet gereği olduğunu, mahkemece iki kez bilirkişiden gerçek değer için rapor alınmasına rağmen sebepsiz zenginleşme durumu tespit edilmeden davanın reddine karar verilmesinin usul ekonomisine aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, hisse devir sözleşmesinde devir bedeli sembolik olarak gösterildiği ileri sürülerek hisselerin gerçek değerinin tespiti ve tahsili talebine ilişkindir.
Taraflar arasında 27.11.2017 tarihli Hisse Alım- Satım Sözleşmesi ile " 5.610 adet hissenin 5.610-TL ye davalıya satıldığı, pay defterine kaydı ve bu kayda ilişkin satıcının herhangi bir itiraz ve takipte bulunmayacağını gayrı kabili rücu olarak kabul ve taahhüt ettiği, satış bedeli ödendiğinden hisse devri nedeniyle satıcının hak ve alacağı kalmadığı kararlaştırılmış", aynı tarihli davacının da katıldığı Yönetim Kurulu Kararı ile devrin pay defterine oy birliği ile kaydına karar verilmiş,1.12.2017 tarihinde banka aracılığı ile hisse devir bedeli 5.610- TL davacıya ödenmiştir.
Davacı vekili, hisse satışının sözleşmede sembolik olarak belirtildiğini ileri sürerek gerçek değerin tespiti ile tahsilini talep etmiş olup, davalı tarafça bu iddia kabul edilmemiştir. Davacı taraf yazılı sözleşmenin özgür iradeleri ile yapıldığını, geçerli olduğunu muvazaa iddiaları olmadığını bildirmiştir.
Satışın hisse devir sözleşmesinde yazılı bedelden daha fazla bir bedel ile yapıldığı veya devir bedelinin sözleşmede yazılı bedel olmadığı yolundaki iddianın aynı nitelikde bir delil ile ispatı gerekir.Hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin 5.610-TL nominal bedel olduğu ve ödendiği yazılıdır.Sözleşmesinin aksini kanıtlar delil sunulmadığı gibi sözleşmede davalı ibra edilmiştir. Açıklanan nedenlerle.
TBK nın 132 madde uyarınca ibra borcu sona erdiren bir sebeb olup ,devir sözleşmesinin aksine hisse devir bedelinin eksik ödendiğini kanıtlar delil sunulmamıştır.Devir edilen hisseler daha yüksek değerde olsa dahi yazılı bir sözleşme olmadıkça davacının eksik ödeme iddiası dinlenemez.Davacı sözleşmede devir bedelini aldığını ikrar ile davalıyı ibra ettiğinden sebebsiz zenginleşme hükümlerine dayalı talepde bulunmayacağından davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik bulunmamıştır.Davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/438, K. 2024/1292, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama