KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/5
- Karar no
- 2024/1436
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/09/2021
- Numarası
- 2020/496 Esas - 2021/812 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı borçlunun müvekkili şirketten 16/12/2019 tarihinde 4.665,60-TL ve 09/01/2020 tarihinde 1.724,22-TL olmak üzere toplam 6.389,82-TL'lik ürün aldığını, ürün bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 6.389,82-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça haksız olarak borca itiraz edilerek icra takibinin durdurulduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığı dikkate alındığında, davacının iddiasını ticari defterler ile ispatlayabileceği, fakat ihtarata rağmen inceleme günü defterlerini bilirkişi incelemesine hazır etmediği, alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; bilirkişi incelemesinin yapılacağı 09.04.2021 tarihinde müvekkili şirkette Covid-19 salgını nedeniyle çalışma yapılamadığından sunulamamışsa da, haklı mazeretlerinin mahkemeye bildirildiğini, bilirkişi ile iletişime geçilerek 90 günlük rapor yazma süresi içerisinde 21.05.2021 tarihinde istenilen evrakların mail yoluyla bilirkişiye teslim edildiğini, henüz bilirkişi dosyayı teslim almamışken istenilen evraklar sunulmuş olduğundan, ticari defterlerin süresinde sunulamamasının söz konusu olmadığını, öte yandan ticari defterlerin süresinde sunulmadığı varsayılsa dahi bu hususun,
mahkemenin başkaca bir delil toplamadan hüküm kurmasının gerekçesi olamayacağını, kaldı ki bilirkişi raporunda, davalının ticari defterlerinde müvekkili şirkete borçlu olduğunun tespit edildiğini, mahkemece dava dilekçesi ekinde sundukları faturalar ile muavin defter kaydının dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, davalıya fatura konusu malların teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır.
6100 sayılı HMK'nın 222 (1) maddesi hükmü gereği, "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir..." Somut olayda;
mahkemece HMK'nın 222. maddesi hükümleri doğrultusunda tarafların ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, ilgili ara kararın davacı vekiline 02.03.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı vekilince inceleme günü ticari defterler hazır edilmediği gibi mazeret de bildirilmediği, inceleme gününden yaklaşık 1,5 ay sonra sunulan 26.05.2021 tarihli mazeret dilekçesiyle de büro çalışanlarının Covid-19 pozitif çıktığı gerekçesiyle ticari defterlerin hazır edileceğinin bildirildiği, ancak mazerete dayanak bir belge sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafça ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı, ancak dosyaya sunulan cari hesap muavin kaydına göre davacının davalıdan 6.389,82-TL alacaklı olduğu, davacının 18.12.2019 tarihli 4.665,60-TL tutarlı irsaliyeli faturasında teslim alan imzasının yer aldığı, davalının ticari defterlerinin incelenmesinde ise davacının her iki faturası da kayıtlı olup davacıya olan toplam borcun 6.389,82-TL olduğu, 07.03.2020 tarihli 500-TL nakit ödemenin mahsubu ile davalının bakiye borcunun 5.889,82-TL olduğu tespit edilmiştir.
Usulen yapılan ihtara rağmen davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmemiş olsa da, davalının ticari defterlerinde davacının alacağa dayanak her iki faturası da kayıtlı olup, davalının 07.03.2020 tarihli 500-TL tutarlı ödemesinin mahsubu ile davalının kendi ticari defterlerinde bakiye borcunun 5.889,82-TL olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda davacının alacak iddiasının davalı tarafın ticari defter kayıtları ile kanıtladığı kabul edilerek, davacı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle, davalının ticari defterlerindeki ödeme kaydının davacı aleyhine değerlendirilmesi ve alacağından mahsubu sonucunda 5.889,82-TL üzerinden davanın kısmen kabulü ve likit alacak bakımından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalc vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/5, K. 2024/1436, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama