İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/2000 K.2025/1151

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2023/2000Karar2025/1151Tarih9 Temmuz 2025Okuma14 dk · 2.889 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
9 Temmuz 2025
Dosya no
2023/2000
Karar no
2025/1151
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
14/06/2023
Numarası
2022/383 Esas - 2023/472 Karar
Dava
Tazminat
Dava tarihi
16/06/2022
İstinaf karar tarihi
09/07/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.889 kelime·14 dk okuma·6 bölüm

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davacının, davalı ve dava dışı ... ile birlikte ... Taahhüt Tic. Ltd.

Şti'ni 27/07/2007 tarihinde kurduğunu, ortaklarından her üçünün de şirket müdürü ve 1/3 olmak üzere eşit pay sahibi olduklarını, müvekkili müdürler kurulu başkanlığını yapmakta iken davalı ... ve diğer ortak ...'in kendi aralarında anlaşarak usulsüz işlemler yapma, şirketin içini boşaltma ve mal kaçırma yoluna gittiklerini, davalı ve dava dışı ortağın firmanın paralarını sahte faturalar ile başka firmalara aktardığını, müvekkilinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu,

yapılan soruşturmada vergi dairesince yapılan incelemede 2017 sonuna kadar 9.899.874,76-TL sahte fatura tespit edildiğini ve ortaklar hakkında İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/385 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ayrıca davalı hakkında İstanbul C.

Başsavcılığının 2021/81919 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını, davalıların şirketteki hisselerini birbirlerine devrettiklerini, ayrıca müvekkilinin müdürler kurulu başkanlığını 12.10.2017 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kaldırdıklarını, bu konuda açtıkları davada İstanbul 15. ATM'nin 2017/1057 esas sayılı dosyasında bu kararın yok hükmünde olduğuna karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalının eski ortak ...'in hissesini devraldıktan sonra 22.12.2017 tarihinde Üsküdar İlçesi ...

Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel ... blok ... no'lu, ... blok ... no'lu ve ... blok ... no'lu bağımsız bölümleri eski ortak ...'na genel kurul kararı almadan muvazaalı devrettiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2018/1156 esas sayılı dosyasında açılan dava sonucunda mahkemece tapu iptaline karar verildiğini, davalının ...'e ait AVM'nin %50 hissesini kendi kendine devrettiğini, buna ilişkin genel kurul kararının da İstanbul 10. ATM'nin 2018/1150 esas sayılı dosyasında iptal edildiğini,

davalının yine genel kurul kararı almadan şirkete ait 2 adet ofisi direkt kendi üzerine geçirdiğini ve sonrasında kendine ait olan ... şirketine devrettiğini, İstanbul 9. ATM'nin 2017/1024 esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda şirketin adeta yağmalandığının ortaya çıktığını, davalının şirkete ait bulunan taşınmazları kendi ve eski ortak üzerine muvazaalı şekilde devrettikten sonra dava konusu Üsküdar İlçesinde bulunan ... ada ... parsel ... blok ... kat ... no'lu bağımsız bölümü gerçek değerinin altında 05.12.2018 tarihinde ... adlı kişiye 6.900.000-TL göstermelik bir bedelle devrettiğini,

bu işlemin doğrudan genel kurul kararı alınmadan yapıldığını, davalının gerçek değer ile satış değeri arasındaki farkı elden almak suretiyle şirketi zarara uğrattığını, şirketin önemli mal varlığının ortaklar kurulu kararı olmaksızın değerinin altında satışı geçerli olmadığı gibi, meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu, taşınmazın satışından sonra 2 kez el değiştirmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılmamış ise de bu usulsüz işlem nedeniyle şirketin zarara uğradığını belirterek,

tespit edilecek zararın şimdilik 10.000-TL'sinin devir tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak ... şirketine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

TALEP ARTIRIM

Davacı vekili 26.04.2023 tarihli dilekçesiyle talep sonucunu 44.011.111,11-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; şirketin eski ortağı ...'nun şirketteki 8.000 adet hissesini 12.10.2017 tarihli sözleşme ile müvekkiline devrettiğini, bu devir sonucunda şirkette müvekkilinin %66,66, davacının ise %33,33 oranında ortak olduğunu, taşınmaz satışı nedeniyle şirketin bir zararı olmadığını, satışın 05.02.2018 tarihinde yapılmasına rağmen işbu dava tarihine kadar davacının satıştan haberinin olmaması mümkün olmadığından, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davacının şirkete ait 3 taşınmazın satış işleminden haberdar olduğunu, şirketten ayrılan ...'nun şirketten olan alacakları karşılığında ...

Konakları ..., ... ve ... numaralı bağımsız bölümlerin 03.10.2017 tarihinde bu kişiye satıldığını, satışın davacı tarafından da uygun görüldüğünü, satıştan şirketin kar ettiğini, taşınmazın şirketin finansal ihtiyacı için gerçek bir satış işlemiyle satıldığını, taşınmazın şirketçe 5.720.338,98-TL bedelle satın alınıp 6.388.889-TL bedelle satıldığını, satış bedelinin şirketin banka hesabına ödendiğini, TTK'nın 644. maddesinde 408. maddeye atıf yapılmadığından,

limited şirketlerde önemli miktarda mal varlığı satışında genel kurul kararı alınması gerekmediğini, kaldı ki toptan satış durumunun da mevcut olmadığını, davacının muvazaa iddiasına yönelik bir delil ibraz edemediğini, davacının ileri sürdüğü İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/385 esas sayılı dosyasında davacının da sanık olarak yargılandığını, İstanbul C.

Başsavcılığının 2021/81919 soruşturma sayılı dosyasının derdest olup müvekkili hakkında verilmiş bir karar bulunmadığını, vergi suçu raporuna istinaden vergi dairesince tesis edilen işlemin iptali için İstanbul 11. Vergi Mahkemesinin 2020/2902 esas sayılı dosyasında verilen kararın istinaf aşamasında olduğunu, davacı hakkında FETÖ üyeliği nedeniyle açılan davada mahkumiyet kararı verildiğini, ayrıca davacının talep ettiği faiz türü hatalı olup uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporu ve tapu kaydından; ... şirketine ait iken 05/12/2018 tarihinde davalı tarafından satılan Üsküdar İlçesi, ... Ada, ... Parsel ... Blok Kat:...

No: ... sayılı taşınmazın karşılığında şirkete 6.900.000-TL ödendiği, oysa bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere satış tarihindeki piyasa değerinin 11.815.215-TL olduğu, aradaki 4.915.215-TL'nin şirketin zararı olduğunun anlaşıldığı, davaya konu taşınmazın piyasa değeri ile satış değeri arasındaki farkın, kabul edilebilir bir ticari indirim veya acil satış değerine etkisinin olamayacağı, davalının bu denli bir farkla düşük bedelle sattığı taşınmaz nedeniyle şirkete zarar verdiği ve bunun davalının sorumluluğunu gerektirdiği,

taşınmazın satışı ile şirket zararı oluştuğu, satış anındaki gerçek zararın tespiti ve tahsili gerektiği, taşınmazın sonradan değer kazanması veya kaybetmesinin şirket zararı olarak değerlendirilemeyeceği, ancak zarar tarihinden itibaren faiz istenebileceği, faizle karşılanmayan bir zarar var ise bu zarar davalıya yansıtılabilirse bunun ayrı bir talep konusu olduğu,

bu nedenle satış tarihindeki rayiç değer ile alınan bedel arasındaki zarara hükmetmek gerektiği, taşınmazın satıldığı 05/12/2018 tarihindeki piyasa rayiç değeri ile şirkete ödenen 6.900.000-TL arasındaki farkın şirket zararı olarak tespit edildiği ve satış tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte ödenmesine karar vermek gerektiği, davanın kısmen kabul edilmesi ve hükmedilen tazminatın şirkete ödenecek olması nazara alındığında, TTK'nın 555/2. maddesi uyarınca davalıya yükletilemeyen yargı giderleri ile vekalet ücretinden şirketin sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,

4.915.215-TL'nin 05/12/2018 olan devir tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ... şirketine verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; dava konusu edilen taşınmazın şirketin malvarlığının %64’ünü teşkil ettiğini, şirketin önemli malvarlığı değerlerinin satış yoluyla devri için genel kuruldan yetki alınması gerektiğini, davalının dava konusu taşınmazın devri için şirket genel kurulundan yetki ve izin almadığını, bu nedenle satışı yok hükmünde olduğunu, taşınmazın devir tarihi itibariyle ... şirketinin bu taşınmazın satışını gerektirecek hiç bir nedeni bulunmadığını, davalı ...'in, şirketin satışı gerektirecek bir mali sıkıntısı bulunmamasına rağmen dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak devrederek parasını kendisine ait ... şirketine gönderdiğini,

yok hükmünde olan satış işlemi nedeniyle uğranılan zararın, işlem yapılmasaydı şirketin mal varlığı hangi durumda olacak idi ise ona göre tespit edilmesi gerektiğini, bunun ise dava tarihi itibari ile yoksun kalınan taşınmaz bedeli tutarında zarar olduğunu, bu nedenle dava tarihindeki taşınmaz bedeli üzerinden karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın değeri ... şirketinin malvarlığının %64 oranına denk gelmekte olup, şirketin kalan mal varlığı değerleri olan ve mal varlığının %36’sına denk gelen ofisleri de yakın tarihlerde bizzat kendisine devretmek suretiyle hukuka aykırı olarak elden çıkardığını,

dolayısıyla tek tek yapılan bu devir işlemleri sonucu şirkete ait tüm taşınmazların elden çıkarıldığını, şirketin 3 adet taşınmazının eski şirket ortağı ...’na devrine ilişkin olarak açtıkları İstanbul Anadolu 1. ATMnin 2018/1156 esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiğini, dava konusu olayda ise taşınmazın birden fazla kez el değiştirmiş olması nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açma imkânı kalmadığını, bu durumda taşınmazın dava tarihindeki piyasa rayiç fiyatının tespiti ile bu değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; mahkemece tanıklarını bildirmek üzere süre verilmeyerek ve tanık beyanı alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının adli yardım talebinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacının mahkemeyi yanıltarak kötü niyetli bir şekilde harç ve masraflardan kurtulma amacı taşıdığını, mahkeme tarafından 19.12.2022 tarihinde dava konusu taşınmaz üzerinde değil, davacının gösterdiği bir başka taşınmaz üzerinde keşif yapıldığını, bu nedenle düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaz ile keşif yapılan taşınmazın site içerisindeki konumları ve cephelerinin farklı olduğunu,

dava konusu taşınmazın boğaz manzarasının bulunup bulunmadığı dahi tespit edilmeden, başka bir taşınmazda keşif yapılarak oluşturulan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,taşınmazın mali bakımdan çok nitelikli bir kesime hitap etmesi nedeniyle satışının zor olduğunu, bu nedenle taşınmazın acil satış değerinin hesaplanarak dikkate alınması gerektiğini,şirketin borçları ve ödemelerinin bulunması nedeniyle dava konusu taşınmazın acil olarak satışı ile şirketin zor duruma düşmesinin engellendiğini,

zira şirketin 15.12.2017 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararına karşı davacı tarafından İstanbul 2. ATM’nin 2017/1111 esas sayılı dosyası ile iptal davası açıldığını, bu nedenle sermaye artırımı kararının fiilen uygulanmadığını, şirketin ortaklığının bulunduğu ...-...

Adi Ortaklığının Türkiye İhracat Kredi Bankasından kullandığı 2.000.000-USD tutarındaki kredinin şirketin payına düşen kısmının dava konusu dairenin satışı ile ödenebildiğini, yine şirketin %50 hisse sahibi olduğu ... firmasının ... projesindeki finansman yükümlülüğü bulunduğunu, taşınmazın satışından elde edilen para ile şirketin bir çok borcunun ödendiğini, bilirkişi raporunda belirlenen şirket hesabındaki 2.581.920,37-TL paranın taşınmazın satışından elde edilen kalan kısım olduğunu, bilirkişi raporunda da şirketin ödeme güçlüğü içerisinde olduğunun tespit edildiğini,

TTK'nın 555/2. maddesi uyarınca dava giderleriyle avukatlık ücretinin davalıya yükletilemediği hallerde, bu giderlerin davacı pay sahibiyle şirket arasında paylaştırılması gerektiğini, vekalet ücretinin doğmasına davacının kötü niyetli ıslahı sebep olduğundan, vekalet ücretinin tamamının dava dışı ... şirketinden alınmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

zira bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın rayiç bedelden 5.426.326,11-TL düşük bedelle satıldığı ve şirketin bu miktar tutarında zarara uğradığı tespit edilmesine rağmen davacının raporu dikkate almaksızın dava değerini 44.011.111,11-TL artırmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, dava dışı şirkete ait taşınmazın satışı nedeniyle şirketin uğradığı zararın yönetici sorumluluğuna dayalı olarak davalı yöneticiden tahsili istemine ilişkindir.Davacı tarafça; dava dışı ... şirketine ait olan dava konusu Üsküdar İlçesinde bulunan ... ada ... parsel ... blok ... kat ... no'lu bağımsız bölümün 05.12.2018 tarihinde herhangi bir genel kurul kararı alınmadan dava dışı kişiye muvazaalı olarak gerçek değerinin altında bir bedelle satışı yapılarak şirketin zarara uğrattığı ileri sürülerek, satış nedeniyle şirketin uğradığı zararın davalı yöneticiden tahsili talep edilmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda;

dava konusu taşınmazın satış bedeli ile satış tarihindeki piyasa rayiç değeri arasındaki fark oranında şirketin zarara uğratıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.

TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.

TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket, şirket ortakları ve alacaklıları şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir.

Dolaylı zarar olarak kabulü gereken hallerde ortakların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.Somut olayda; davacı ile davalının dava dışı ... şirketinin ortağı oldukları, satış tarihi itibariyle davalının şirketin yetkilisi olduğu, şirkete ait olan dava konusu Üsküdar İlçesi ...

Mahallesinde bulunan ... ada ... parsel ... blok ... kat ... no'lu bağımsız bölümün 05.12.2018 tarihinde, şirketçe satış konusunda alınmış bir genel kurul kararı olmaksızın, şirketi temsilen davalı vekili aracılığıyla 6.388.889-TL bedelle dava dışı 3. kişiye satışının yapıldığı anlaşılmaktadır.

İstanbul 1. ATM'nin 2018/1156 esas sayılı dosyasında aynı davacı tarafından aynı davalı ile diğer şirket ortağı ... aleyhine, şirkete ait 3 adet taşınmazın 22.12.2017 tarihinde ...'e muvazaalı olarak devredildiği ileri sürülerek tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılmış olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen hüküm, istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

İstanbul 9. ATM'nin 2017/1024 esas sayılı dosyasında aynı davacı tarafından aynı davalılar aleyhine davalıların dava dışı ... şirketine ait banka hesabında bulunan paranın usulsüz olarak ... şirketine aktarıldığı, şirketin ... şirketindeki hisselerinin satılarak satış bedelinin şirkete aktarılmadığı ileri sürülerek, oluşan zararın tazmini talep edilmiş olup, dosyada yargılama sürmektedir.

Aynı davacı tarafından şirketin feshi istemiyle İstanbul 12. ATM'nin 2017/1040 esas sayılı dosyasında açılan dava, Umman'da kurulan ... şirketi aracılığıyla şirketin içinin boşaltıldığı ileri sürülerek yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemiyle İstanbul 1. ATM'nin 2018/81 esas sayılı dosyasında açılan dava, kar payı alacağının tahsili istemiyle İstanbul 18. ATM'nin 2018/123 esas dosyasında açılan dava, şirketin ...'deki paylarının usulsüz olarak davalıya devri nedeniyle tazminat istemiyle İstanbul 12. ATM'nin 2018/157 esas sayılı dosyasında açılan dava,

yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemiyle İstanbul 12. ATM'nin 2018/1124 esas sayılı, İstanbul 3. ATM'nin 2017/1089 esas sayılı, İstanbul 4. ATM'nin 2019/402 esas sayılı dosyalarında açılan davalar ve şirketten olan alacağın tahsili istemiyle mahkemenin 2018/14 esas sayılı dosyasında açılan dava işbu 2017/1024 esas sayılı dava ile birleştirilmiş olup, birleştirilen davalardan İstanbul 18. ATM'nin 2018/123 esas dosyasında açılan dava ile mahkemenin 2018/14 esas sayılı dosyasında açılan dava mahkemece tefrik edilmiştir.

İstanbul 15. ATM'nin 2017/1057 esas sayılı dosyasında davacı tarafça, davalının şirkete yönetici olarak seçilmesine ve davalıya yapılan pay devrinin tesciline ilişkin kararların alındığı 17.10.2017 tarihli ortaklar kurulu kararlarının iptali istemiyle dava açılmış olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda söz konusu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, karar istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; keşif tarihinde dava konusu taşınmazın kapısının açılmaması nedeniyle aynı sitede bulunan ve dava konusu taşınmaz ile benzer alan ve özellik gösteren emsal dairenin ve taşınmazın mimari projesinin incelendiği, emsal taşınmaz satışları, taşınmazın durumu ve konumu ile TCMB konut fiyat endeksi gibi etkenlere göre taşınmazın satış tarihi olan 05/12/2018 tarihi itibariyle rayiç değerinin 11.815.215-TL olduğu, 05/12/2018 tarihi itibariyle şirketin toplam malvarlığının 8.934.711,13-TL olduğu, dava konusu taşınmazın şirketin mevcut malvarlığının %64'üne karşılık geldiği,

şirketin aktif toplamı 31/12/2018 tarihi itibariyle 58.025.778,82-TL olup 3.618.973,26-TL mevcut mal varlığının aktif toplamı içinde %06 olduğu, taşınmazın rayiç bedelden 5.426.326,11-TL düşük bedelle satılmış olması nedeniyle şirketin zarar ettiği kanısına varıldığı bildirilmiştir.TTK'nın 626. maddesinde "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür." denilmektedir.

6102 sayılı TTK'nın 408/2 maddesinde, anonim şirketin önemli miktarda mal varlığının satışı genel kurulun devredilmez yetkileri arasında düzenlenmiş olup, kanunun 644. maddesinde bu hükme atıf yapılmadığından, 408/2 madde hükmünün limited şirketlerde uygulanması mümkün değildir.

Ancak kanunun 643. maddesi yollamasıyla 538. maddesi uyarınca, şirket tasfiye aşamasında bile olsa, tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması, şirket genel kuruluna ait mutlak bir yetkidir. Söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması yokluk sebebidir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/8038 esas, 2022/4957 karar sayılı, Yargıtay HGK'nın 2023/976 esas 2025/98 karar sayılı ilamı).

Şirkete ait taşınmazın gerçek değerinden düşük bedelle satılmış olması, tek başına muvazaanın varlığını kabule yeterli değildir.

Eldeki davada tek bir taşınmaz satışı sonucu şirketin uğradığı zararın tazmini talep edilmiş olsa, davalının yukarıda özetlenen dava dosyalarına yansıyan eylemleri, taraflar arasında yaşanan ihtilaflar ve özellikle yok hükmünde olduğu tespit edilip kesinleşen genel kurul kararı ile yönetici olarak seçilmesinden sonra yaptığı işlemler kapsamında, şirkete ait diğer 3 taşınmazı şirket ortağı ...'na 22.12.2017 tarihinde devrettiği, bu devir işlemine yönelik olarak tapu iptali ve tescil istemiyle İstanbul 1. ATM'nin 2018/1156 esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın yetkisiz temsilci vasıtasıyla,

muvazaalı olarak satıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği de dikkate alındığında, davalının herhangi bir ortaklar kurulu kararı olmaksızın yapmış olduğu satış işlemlerinin tasfiyeye yol açacak ölçüde şirket aktiflerinin toptan satılması niteliğinde,dava dışı şirketi zarara uğratan işlem olduğunun kabulü gerekmektedir.

Davacı tarafça işbu davada taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil talebi bulunmamakla birlikte, toplanan tüm delillere göre davalının eyleminin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinin ve buna bağlı olarak satış nedeniyle şirketin uğramış olduğu zarardan sorumlu tutulmasının kabulü gerekmektedir.

Olayda dava dışı alıcı tarafından taşınmazın satış bedelinin şirkete ödendiği sabit olmasına göre, şirketin taşınmazın rayiç değeri ile satış bedeli arasındaki fark oranında zarara uğradığının kabulü gerekmekte olup, taşınmazın dava tarihindeki değerinin şirket zararı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, kapalı olması nedeniyle dava konusu taşınmaz keşif heyetince görülememiş olsa da, aynı sitede yer alan benzer özellikli bağımsız bölümün ve dava konusu taşınmazın mimari projesinin incelendiği, rayiç değer tespitinin de emsal taşınmaz satışları ile diğer etkenler gözetilerek yapıldığı dikkate alındığında, mahkemece söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usule aykırılık görülmemiştir.

Davalının dayandığı tanık delilini bildirmesi mahkemenin kararına bağlı olmadığı gibi, davanın niteliği dikkate alındığında, davalı tarafa tanık bildirmesi için süre verilmemiş olması da sonuca etkili görülmemiştir. Bu doğrultuda mahkemece taşınmazın rayiç değeri ile satış bedeli arasındaki fark oranında tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, taraf vekillerinin bu konuda ileri sürdükleri istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 341/1 maddesine göre; ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Eldeki davada mahkemece verilmiş olan adli yardım talebinin kabulüne ilişkin karar, istinafa tabi bir karar niteliğinde değildir. Bu nedenle davalı vekilinin bu konuda ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde değildir.

Yine TTK'nın 555/2 maddesi. "Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır." hükmünü haizdir. Bu hüküm ile pay sahibi uğradığı zarar karşısında hareketsiz kalan şirketin yerine davayı açacağı için, dava masrafları nedeniyle davadan vazgeçmesinin önlenmesi amaçlanmıştır.

Somut olayda da davacının davada kısmen haklılığına hükmedilmiş olması nedeniyle, reddedilen kısım bakımından davalıya yükletilemeyen avukatlık ücretinden dava dışı şirketin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından 269,85-TL peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 345,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 335.758,33-TL istinaf karar harcından 83.939,58-TL peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 251.818,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2023/2000, K. 2025/1151, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Talep Artırım
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkeme Kararı
  7. İstinaf Nedenleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2000
Karar No
2025/1151
Tarih
9 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/2021 K.2025/1013
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/2103 K.2025/1671
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2023/2177 K.2025/1127
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/2183 K.2025/1148
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2023/2184 K.2025/1196
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/2282 K.2025/1363

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.